Doğa Sporları

Gizli Çınarlar

28 Mayıs 2017

Ne kadarını görebiliyoruz? Sadece gördüğümüzü sanıyoruz. Okuduğumuz bir kitabın satır aralarında kaybolduğumuz zamanlarda, hayal etmeyi unutuyoruz. Hayat mücadelesi ve günlük rutinlerimizin esiri olmuşuz. Ya hayal edebildiğiniz her şey gerçeğe dönüşseydi …

Bazılarımızınsa huzur kokan mekanlara dair hayalleri vardır; göl kenarında balıkların zıplayışını seyretmek ya da kamp ateşinin yanında maşmelovların kızarırken çıkardıkları sesleri dinlemek gibi. Doğanın başlı başına kendi müziği ve huzur veren canlıları da eklendiğinde bu pastoral portrelere, hayalimiz hazırdır. Bu yazıyla bunu hayalden çıkarıp, gerçekleştirmenin ne kadar kolay olduğunu göstermek amacım sizlere. Huzur veren yerlerin şifrelerini dinlemeye hazır mısınız?

Bir çok heyecan verici spor faaliyetinde bulunduğum için içimdeki keşif duygusu; yeni yerler, yeni renkler bulma isteği her zaman ön planda oldu benim için. Hayal dünyamın perdelerini araladığım fakat tamamen tesadüflere dayalı bir keşfimden bahsetmek istiyorum size.

Birkaç yıl önce bir arkadaşımın tavsiyesi ve tarifi ile, şehrin uzak bir köşesine saklanmış bu bölgeye doğru yola çıktım. Arkadaşım, “Sanki bir ressam, bu ağaç buraya şu ağaç şuraya, bir de göl ekleyelim, eh olmuşken atları da bir köşeye koyalım, diyerek çizmiş, olağanüstü güzellikte bir manzara” olarak tanımlamıştı bana bölgeyi.

Bölgeye vardığımda karşılaştığım manzara ile büyülenmiştim. Sağlı sollu çınar ağaçlarının dizildiği uçsuz bucaksız bir yol düşünün. Mevsim son bahar olduğu için zemin, yeşil, sarı ve kahverenginin envai tonunda yapraklarla bezenmişti. Esen rüzgarla dökülen yapraklar usulca bana fısıldıyorlarmış hissine kapılmıştım. Anlatmak istediklerine kulak vermekten başka çare kalmamıştı benim için. Yol mu bana açılmıştı, ruhum mu yola bilemiyordum. Bu düş bahçesinde ilerleyişim bir gölün kollarını açıp beni karşılaması ve nutkum tutulmuş şekilde manzaranın karşısında, hayallerimin portresinin içinde, nefes almaksızın duraksamama neden oldu. Tüm bunlar yeterince büyüleyici değilmiş gibi, ağaçların arasında gördüğüm o eşsiz varlıklar kalbimin ritmini iyice hızlandırdı.

Bu varlıklar ne mi? Sanki doğadaki eksik renkleri tamamlamak için, geri kalan farklı tonları tamamlayan atlar. Burada ruhunuz sonsuz, sınırsız, doğayla yani gerçek özünüzle bir. Şimdi asıl soru, tüm bu güzelliklerin nasıl bırakılıp şehre geri dönüleceği.

Kah yürüyoruz birlikte, kah koşuyoruz. Bana karşı hissettiği güvenle, eşlik ediyor dinginliğime. Anı, doğayı, huzuru paylaşıyoruz. İnsan ve hayvan hiç birbirinden kopmamamışcasına. Dört nala koşuyoruz göl kenarında. Sonra bir çadır kuruyorum, sudan nasibini almamış toprak parçası üzerinde. Ateş lazım elbette, onu da alevlendirdiğimde artık daha bir keyifle manzaranın tadını çıkartıyorum. Gizem dolu sessizlikte sadece kulak verene açıyor doğa fısıltılarını…

Binicilikten en keyif aldığım bu masalımsı diyar, sizinle sırrımız olsun. Her şey aramızda…

Samet Sarıuşak

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz