Bursa ve Ben

Tatil Başladı…

12 Haziran 2017

Karneler de alındığına göre tatil resmi olarak başladı. Sanırım öğrenciyken ne kadar mutlu oluyorsam şimdi de okullar tatil olduğunda o kadar seviniyorum. Hâlâ kışın kar yağdığı geceler çocuklarımla beraber dua ediyorum çok yağsın ve okullar tatil olsun yarın, diye.

2016/2017 eğitim yılının son sabahında da çocukları uyandırdığımda, istemsizce şu sözler döküldü ağzımdan; “Harika, tüm yaz beraberiz. Gün içinde ayrılmayacağız artık.” Ahh evet ben biraz yapışık yaşıyorum çocuklarımla. Dokunma mesafesinde tutmayı seviyorum onları. Nil bazı sabahlar; “Okulda seni çok özlüyorum.” dediğinde dilimi ısırıyorum, “Ben de seni, keşke şu okul hiç olmasa” dememek için.

Sonunda beklediğim kavuşma gerçekleşti ve çocuklar ellerinde karneleri, çığlıklarla kapıdan içeri girdiler, erken çalan son zilin ardından öğlen eve geldiklerinde. Yüzlerindeki rahatlamayı, yaz tatilinin heyecanını ve bir yılı daha başarıyla tamamlamanın gururunu seyrettik bir an babalarıyla birlikte.

Ahh evet eski kocamla bu tarz günlerde çocukların anlarını birlikte paylaşmayı tercih ediyoruz. Yalnız bu konuda şunu özellikle belirtmek isterim ki seçtiğimiz bu yolun her boşanmış çift için en doğrusu ve ideali olduğu iddiasında asla değilim. Bizde bu model işe yarıyor fakat birbirini boğazlamak isteyen boşanmış bir çifti, çocuk için biraraya getirmek ne o çocuklara yarayacaktır ne de zavallı anne, babaya. Bu yüzden herkes kendisi için ve çocuğu için ideal modeli yaşamalı, dışarıdaki bilmiş seslere de kulaklarını tıkamalı çünkü çocuğunuz ve sizin için doğru olanı sizden daha iyi bilen başka kimse yok. Psikologlar hariç tabi. Bu cümleyi ekleyeyim de topa tutmasınlar sonra beni 🙃

Ne diyordum? Hımm okul, karne… Devam ediyorum günü anlatmaya. Demir ortaokul olduğu için elinde bir de Takdir Belgesi ile girdi eve. Açıkcası ne belge ne de karnedeki notlar ilgimi çekmiyor benim. Zaten tüm yıl öğretmenleriyle konuşarak gerçek durumunu öğreniyorum. Karne ise okulların Teog’da bir nebze kendi öğrencisini ileri taşımak için vermek zorunda olduğu notlar dizisi benim için sadece. Burada okulları suçlamak ise son derece anlamsız. Onları bunu yapmaya mecbur eden sistemde aramak gerekiyor hatayı.

Benim çocukluğumda eve Takdir Belgesiyle gelmek gurur kaynağıydı, bütün yıl ciddi emek harcadığınızın göstergesiydi. Karne notlarımızın ortalamasını alıp, belge almayı başarıp başaramayacağımızı hesaplardık. “Ahh iki puanla takdiri kaçırıyorum” cümleleri kurardık kendi aramızda. Bazen de öğretmenlere gidip yalvarırdık sözlü notumuzu yükseltmeleri için. Önemliydi, değerliydi açıkcası takdir almak, hem de çok.

Cuma günü oğlumun elinde belgeyi gördüğümde gülüp “Demir çerçeveletelim mi?” diye sordum. Kinaye yapıyordum tabi ama Demir espriyi bile anlamıyordu.

Oğlum espriyi kaçırıyor da, benim asıl çözemediğim bu belgeleri çocukların eline tutuşturup fotoğraflarını çeken, fotoğrafın altına da kızım/oğlum Takdir aldı diye sosyal medyada paylaşan gururlu ebeveynler. İşte onları omuzlarından tutup sarsmak istiyorum, buna inanıyor olamazsınız diye.

Çocuklarımızı desteklemek, başarılarını alkışlamak elbette çok değerli. Fakat onların başarısını gerçekten ölçmekle zerre ilgilenmeyen bir sistemi aslında alkışladıklarını söylemek isterdim tüm o anne/babalara.

Bu yaz çok da tatil gibi geçemeyecek aslında Demir için. Seneye sekizinci sınıf; yani o Teog çocuğu, ben de Teog annesi olacağım. Ne yaşayacağımızı biliyorum çünkü çok yakın çevremle süreci tecrübe etme şansım oldu. Ve biliyorum bu süreç son sene başlamadığı gibi okulların açılmasıyla da değil, yazdan başlayacak.

Çocuğumu bu hiç sevmediğim yarıştan çekmek gibi bir seçeneğim yok. Sisteme lanet edebilirim ama iyi eğitimin yolu o sistemin içinde başarılı olmaktan geçiyorsa, çarkları çevirmekten başka seçeneğim yok.

Elimde bu yaz tatilinin belki de yarısı kadar bir süre var, Demir’i mutlu etmek, keyifli zaman geçirmesini ve önümüzdeki zorlu sene için enerji depolamasını sağlamak için.

Yaz benim her zaman en sevdiğim mevsim oldu. Ağustos’ta doğan bir yaz çocuğu olduğumdan belki de hiç yetmez yaz mevsimin ayları. Diğer üç mevsim benim için tektir ve ne yazık ki dokuz ay sürüyordur, çok sevgili yazım ise sadece üç. Hayatımın dönüm noktaları da yazın oldu hep. Yazın evlendim, yazın doğdu çocuklarım, yazın boşandım 😜 Ve bu yaz kurdum bu harika web sitesini.

Bu sıcacık mevsimin hepimiz için olağanüstü geçmesini dilerim. Her anın keyfini çıkartıp dokuz aylık bekleme süreci için enerji toplayalım.

Güneş, hep bizimle olsun.

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 13 Haziran 2017 at 07:14

    Sen sadece Demir ve Nil’i kucaklamakla kalmıyorsun ki etrafında ki bütün çocukları kucaklıyorsun. Tatillerde Kerem size kamp kuruyor benim kocaman yürekli arkadaşım 💜

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 13 Haziran 2017 at 09:51

      Veee biz buna bayılıyoruz. Kerem’in bizimle olduğu her andan, çocuklar da ben de inanılmaz keyif alıyoruz. Doğdukları andan beri biraradalar ve benim yakışıklı Edis Hun’umu hepimiz çooookkkk seviyoruz. Şimdi Edis Hun nereden çıktı diye soranlar olacaktır okuduklarında. Kerem biraz büyüdüğünden beri onu bu şekilde çağrıyorum çünkü o tam bir küçük Edis Hun 😉

    Cevap Yaz