Bursa ve Ben

Aziz ve Muhterem Stalker’larım…

17 Temmuz 2017

Stalker ne mi? Anlatayım benim biricik okurlarım. Stalker’ın aslında birebir çevirisi ‘İz Süren Avcı’. Fakat sevgili Amerikalılar bu kelimeyi, bir insanı takıntı haline getirip, 7/24 onun hayatıyla kafayı bozma durumu için de kullanıyor.

Bu takıntılı arkadaşlarımız için elbette sosyal medya, yeryüzüne inmiş bir cennet. Müfettiş Gadget modunda gezen bu insanların bazı özelliklerini sıralayayım sizin için.

Öncelikle hepsinin, kendilerini engelleyen veya arkadaşı olmayan kişileri takip etmek için sahte hesapları olduğundan emin olabilirsiniz. İkinci özellikleri ise, ne yaptığınızı kontrol etmeden sosyal medya kanallarınızdan en fazla bir kaç saat uzak durabilmeleridir. Sakın sadece fotoğraflarınıza bakıp geçtiklerini düşünmeyin. Fotoğrafların altındaki her yorumu sizden daha iyi bilir, öküzün altında buzağı aramaya bayılırlar. Hayatınızı bu kadar didik didik incelemelerinin sebebi sadece merak veya kıskançlık değildir. Sizi yargılayabilecek unsur avındadırlar temelde. Böylece sağda solda “Gördün mü şu fotoğrafını, şu yazısını?” diye güzelce sallamak için ihtiyaçları olan doneyi toplayabileceklerdir.

Sevgili stalkerlarıma tüm bu gördüklerinin bile yetmediği oluyor. Bu noktada evdeki yardımcımı sıkıştırıp akıllarında boşluk bırakan soruların cevaplarını arıyorlar ki bunun karşısında dehşetle irkilmiyor değilim.

Yaaa arkadaşlar zaten ne yaşıyorsam ortada daha neyi kasıyorsunuz?

Hayatımı her zaman gözler önünde, kimseden sakınmadan, ortada yaşadım. Üniversitede çok yakın bir arkadaşım bir gün; “Didem hiç sadece senin bildiğin, sana ait bir sırrın var mı?” diye sordu. Bu sorunun cevabı yirmi yaşında da, kırk yaşında da aynı: “Hayır, yok!”

Bu durum da nedense benden başka herkesi gerer. ‘Sebebini düşünüyorum ama anlayamıyorum bir türlü’ demeyeceğim çünkü sonunda buldum. Sırrınızın olmaması ya da bunları emanet ettiğiniz insanlar [benim durumumda herkes 😂] sizi hayata karşı daha korkusuz yapıyor. Kimsenin yargısından korkmadığınızda da korkulan siz oluyorsunuz.

“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış”ı ömrümün her döneminde yaşadım. İşin ilginci benim paylaştığım gerçekler kimsenin hayatını hedef alan gerçekler değil, bana ait olanı anlatıyorum, ama yaşadığımı yaşamama neden olanlar, konuşmamı istemez. “Kol kırılır yen içinde kalır.” en sevdikleri cümledir. Kırılan kol bana ait olunca, bunu talep etmek elbette basittir.

‘Var böyle tipler’ tadında insanları keşke hayatımdan söküp atabilsem ama bunlardan kurtulmak, ne yaparsanız yapın hiç de kolay değildir.

Ehh benim de sabrım bir yere kadar ama… Bu sevgili stalkerlarıma ufak bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Arkadaşlar siz benim milyon eğitimime en son bir yenisini daha ekleyerek, iki yılımı verdiğim son eğitimi hatırlıyor musun? Yaaa evet şimdi düştü değil mi jeton? Hani server yönetimi, hackerlık falan. Kendinizi koruduğunuzu sanarak benim hesaplarımı takip ediyorsunuz yaa, hah işte o koruma bende işe yaramıyor. IP numaralarınızla beraber kullandığınız tüm o hesap adlarının yanında, benim profillerimde geçirdiğiniz saatler de dahil, liste halinde sunmayı planlıyorum herkesin ismini bir sonraki yazımda, nasıl fikir?

Aziz ve Muhterem Stalkerlarım, fotoğraflarıma bakmazsanız, yazdıklarımı okumaktan vazgeçerseniz, kısaca gerçekten ben umrunuzda olmadığımda, siz de huzura ereceksiniz arkadaşım. Gidin hayatınızı yaşayın. Size ne benim ne yazdığımdan? Her yazıyı üstüneze alınıp durmayın.

Ömrümce kimseyi takıntı haline getirmedim, hayatlarını merak etmedim. Benim ilgilendiğim tek bir yaşam var, o da kendiminki. Tüm derdim bu ömrü olabildiğince mutlu, aydınlanmış ve tamamlanmış olarak bitirmek. Siz stalkerlarımın hayatı beni zerre ilgilendirmiyor ya da beni ne şekilde tanımladığınız veya tanıtmaya çalıştığınızla ilgilenmiyorum. Gerçek beni görmek isteyen görür, sizin sözlerinize değer verip, sizlerin yargısıyla değerlendiren de benim için satranç tahtasındaki piyondur en fazla. Yalnız dikkat edin, bu önemsiz olarak gördüğünüz piyonlardan birini ilk yatayınıza getirip vezir yapmayayım ve sizi devirmesinler.

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Nihan Deveci 17 Temmuz 2017 at 18:43

    Didemciğim hiç duymamışım ”stalker” tanımlamasını. Bilgilendirmen iyi oldu; bilgi dağarcığıma yeni bir terim aldım. Ah bu insanlar…

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 17 Temmuz 2017 at 19:26

      Canım benim, işte internet terimleri de benim işim 😉 Bi’ de bu tarz insanlarla sıkça muhattap olmak zorunda kalınca sonunda insanı bu konuda yazmaya kadar itiyor süreç. Seni ve tüm aileyi kocaman öpüyor, yorumun için çok teşekkür ediyorum canım 🤗❤️

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 20 Temmuz 2017 at 10:24

    Senin samimiyetinde, sıcaklığında biz etrafında seni sevenler o kadar güzel harmanlandık ki…
     
    Bu arada Nihancığımın da yorumuna katılmıyor değilim, bende yeni öğrendim😚💜💜

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 20 Temmuz 2017 at 12:10

      Bi’tanem benim, sevdiklerimle beraber Sen ve Ben’i kurmuş olmak inanılmaz büyük bir keyif. Her yazar ruhuyla, zihniyle kendini adıyor Sen ve Ben’e. Bana da minnet duymaktan öte birşey kalmıyor. Çok seviyorum sizi 🙏🏼❤️

  • Cevapla Elçin Aksoy Hacıbaba 20 Temmuz 2017 at 14:15

    Bu tür kişilere ‘Stalker’ demek onların bulunduğu mevcut durumu bence yumuşatıyor. Kişilik sorunu olarak tanımlasak daha iyi olur:) işleri zor..
     
    ‘Bir gün bir yerde, kaçınılmaz biçimde,
    karşı karşıya geleceksin kendinle
    ve o, başlıbaşına,
    ya hayatının en mutlu günü olacak
    ya da en acı günü.’
    PABLO NERUDA

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 20 Temmuz 2017 at 15:32

      Canım benim harika bir şairden alıntı yapmışsın. Ve ne kadar da uygun olmuş 😉 O zaman ikimizin de çok sevdiği Nazım’a yazdığı şiirin bir bölümünü ekleyeyim ben de; dursun o da burada. Neruda’ya ve Nazım’a saygı kuşağı gibi oldu ama olsun artık 😂😘😘
       
      Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun ne yapacağız şimdi
      Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar bulabilecek miyiz bir daha?
      Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun ne yapacağız?
      Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı, ateşle suyun birleştiği
      Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
      Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler kazandırdın bana
      Denizden esen acı rüzgar katsaydı önüne onları
      Bulutlar gibi yaprak gibi uçarlar
      Düşerlerdi orada, uzakta,
      Yaşarken kendine seçtiğin
      Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa

    Cevap Yaz