Bursa Yurt İçi Gezi

Cumalıkızık’a Neden Gitmeliyiz?

8 Temmuz 2017

Popüler kültürün bize dayattığı dizileri, kaybolup giden değerimizi ortaya çıkarıp canlandırmaya yaradığı için takdir etmemiz gerekiyor bazen. Yıllar yıllar önce mesleğimi elime alıp memlekete (Bursa’ya) döndüğümde, meslek odamızın bir etkinliği aracılığı ile tanıştım Cumalıkızık’la. O güne kadar varlığından bile haberdar olmadığım; geçimini, Bursa’yı mı meşhur eden yoksa Bursa’nın mı meşhur ettiği tartışılacak olan kestaneden sağlamış, mevcudiyetini korumayı başarmış bu köyü ilk gördüğümde zamanda yolculuk hissi vermişti.

İlk adım attığım andan itibaren, kafam yukarda, hangi pencereye hangi cumbaya bakacağımı şaşırarak hayran hayran ve biraz da şaşkınlıkla bakınarak gezdiğim köy sokaklarında, gayri ihtiyari “Bursa”nın ufak tefek taşları” şarkı sözlerini mırıldanarak, annemin “gençliğimizde de topuklu ayakkabılarla ortadaki büyük taşlarda sekerek yürüdük” sözlerine uyumlu, ortadan geçen su yolunun çevresindeki büyük taşlarda sekerken bulmuştum kendimi.

Dünyanın en dar sokağı olduğu iddia edilen Cin aralığından geçerken ise isminden dolayı olsa gerek, bir miktar tedirgin olduğumu itiraf etmeliyim. Bir rivayete göre Kurtuluş savaşı zamanında Cumalıkızık köyünü basan Yunan askerleri tüm köylüyü camiye toplayıp camiyi yakmaya karar vermişler. Köylüler bir fırsat yakalayıp camiden kaçmışlar. Girdikleri sokakta, iki evin bittiği noktada bir aralık vardır. Ancak bir insanın geçebileceği büyüklükte olan aralık, sokak girişinden bakıldığında görülmemektedir. Bunu farkında olan köylüler, bu aralıktan geçmeyi başararak Türk askerlerinin olduğu tepeye ulaşmışlar. Yunan askerleri sokağın girişine köylülerin birdenbire yok olduğunu düşünerek “Bu insanların buradan kaçması imkansız. Bu olsa olsa cinlerin işidir.” demişler ve o günden bugüne buranın adı ‘Cin Aralığı’ olarak kalmış.

Ben gittiğimde popüler değildi Cumalıkızık. Yoktu öyle kahvaltı mekanları. Bir köy kahvesi vardı çay içip dinlenebileceğiniz. Öyle bir soluklanma sırasında öğrendim, Cumalıkızık’ta kestaneciliğin öldüğünü kahvedeki amcalardan. Hastalık gelmiş tüm ağaçlara, kesmek zorunda kalmışlar, yıllarca direndikleri otosansit tesisinin yapımı için satmak zorunda kalmışlar kestaneliklerini. O sırada başlamış krizleri. Biz de meslek odamız önderliğinde bu krizde yanlarında olabilmek adına oradaydık. Sonrası malum diziler, diziler ve popülarite.

Peki biz Cumalıkızık’a sadece dizilerin çekildiği mekanları görmek için mi gitmeliyiz? Bence cevap çok daha fazlası; Cumalıkızık’ta doğa var, tarih var, hayat var.

Cumalıkızık, Uludağ’ın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan bir yöre köyüdür. ”Kızık” ismini ve doğa güzelliğini işte bu konumundan alır.

Bursa’nın fethinden sonra, Orhan Bey zamanında vakıf köyü olarak kurulan ilk Osmanlı yerleşim bölgelerinden biridir. Geleneksel Osmanlı yerleşmelerinde gözlemlenen cami, köy kahvesi ve ulu çınar üçlemesinin oluşturduğu merkez, Cumalıkızık’ta da görülmektedir.

Topografyaya göre şekillenmiş organik sokak dokusunu oluşturan yapılar bölgenin karakteristik özelliklerine göre tasarlanmıştır. Dolayısı ile tarih, Osmanlı dönemi ilk konut dokusunu günümüze taşıyabilmesinden kaynaklanmaktadır.

Ve hayat. Evet Osmanlı’nın ilk yerleşimi, bugün İçlerinde yaşamların sürdüğü evleriyle adeta bir açık hava müzesidir.

İşte bu sebeptendir ki, tarihi, koruyabildiği doğal ve kültürel değerleriyle UNESCO dünya tarihi mirası listesinde 998 sıradan yerini almıştır. Bugün itibariyle listede bulunan Türkiye’deki 14 mirastan biridir.

“Okuduklarım yetmedi, giderken daha fazlasını bilmem gerek” diyenler için

http://www.bursakulturturizm.gov.tr/TR,70245/cumalikizik-evleri.html

tıklamasını tavsiye edebilirim.

Ha gitmişken Fatma Teyzenin ahududu reçelini, tarhanasını, Hatice Teyzenin renkli eriştelerini, muhteşem kokulu köy ekmeğini ve şehir hayatında özlediğiniz daha nice doğal lezzetleri evinize taşımayı ihmal etmeyin.

Seçil Heptaşkın

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 8 Temmuz 2017 at 12:59

    Canım benim, gene zevkle okudum yazdıklarını ve uzun zamandır gitmediğim Cumalıkızık’ı özlediğimi fark ettim okuduklarımın ardından. Sen ve Nihan’ın yazdığı her yazının sonrasında kendimi sokağa atıp, anlattığınız rotaya doğru ilerleme hissiyle baş başa kalıyorum 😉😘

  • Cevapla Seçil Heptaşkın 9 Temmuz 2017 at 14:21

    Canım benim ben de yazarken fark ediyorum ben de bıraktığı etkileri. Ama tek başına gitme bize de haber ver hep beraber gidelim. Hatta belki bir tur düzenlersin bu sayfa takipçilerinden senin gibi düşünenlere vesile olursun.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 11 Temmuz 2017 at 17:56

      Okurlarımızla beraber Cumalıkızık Turu, harika fikir canım. Muhakkak bu konuda bir çalışma yapalım. Sanırım Eylül sonu, Ekim başı havalar da serinlediğinde bu turu gerçekleştirebiliriz. Bu güzel fikir için çok teşekkürler canım. Sevgiler ❤️❤️

  • Cevapla Nihan Deveci 13 Temmuz 2017 at 09:31

    Kalemine sağlık Seçilciğim. Beraber gitme fikri harika. Gidelim. Sevgiler…

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 20 Temmuz 2017 at 19:17

    Gitme fikrine ben de bayıldım desem 😉 Bu arada zevk ile okuyorum yazdıklarını 😚🦋🦋

  • Cevapla Seçil Heptaşkın 20 Temmuz 2017 at 22:08

    Beğeni ve değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Bireysel gidip gezdiğimiz yerleri farklı yorumlar ile tekrar gezmek yeni özellikler kesfetmemize sebep oluyor. Birikimlerimizi paylaşacağımız şehir turları beni de çok heyecanlandırdı. Umarım gerçekleşir.
     
    Sevgiler

  • Cevap Yaz