Bursa ve Ben

Elimizdeki Değişim

21 Ağustos 2017

“Tek bir ömrümüz var.” diye hepimiz uygun gördüğümüz her an paylaşıyoruz bu ezberlenmiş cümleyi. İyi de ne kadar uygulayabiliyoruz durmadan beyan ettiğimiz bu fikri? Farkındayız elbette, bize sunulanın sadece tek kullanım hakkı olduğunu. Hatta bu bilinç bizi kıskıvrak yakalıyor ama gene de akıntıya karşı yüzmek çok zor, öyle değil mi?

Hayat kendini keşfetmekle alakalı aslında. Tüm filozofların çağlar boyu anlatıp durduğu makro kozmos-mikro kozmosun felsefesini bilmesek de içimizde bir yerlerde hepimiz biliyoruz, kendimizi keşfettiğimizde tüm evrenin sırrını çözeceğimizi. Ama zor olan da bu öyle değil mi? Kendinle, arzularınla yüzleşmek, seni gerçekleştirmek…

Kendimizi gerçekleştiremediğimiz sürece de hep mutsuzluk, hep umutsuzluk…

Belli oyun kalıpları öğretilmiş bize. Oynamak zorundayız. Sevgili, dost, akraba, iş, tüm ilişkiler hep kuralına göre olmalı. Kural dışı oynayana ise hemen sarı, hatta kırmızı kartı gösterip saha dışına alıyoruz.

Herakleitos’un beni büyüleyen sözlerinden birini üniversite birinci sınıfta duyduğumda işte demiştim, ruhumdaki isyanı ve sorgulamayı anlayan biri. Ne mi bu söz?

“Ana baba sözünden çıkmayan benim yanıma gelmesin.”

Herakleitos deyince hemen hemen herkesin aklına “Değişmeyen tek şey değişimdir.” devamında da “Aynı nehirde iki kez yıkanamazsınız.” önermesi gelir. Benim ise üstte yazdığım cümle. Bu aslında değişimi mümkün kılan önermesidir. Otoriteden gelen her diktayı sorgusuz sualiz kabul eden insana tahammülü yoktur Herakleitos’un. Benim de yok 😉

Bizler anne ve babamız gibi düşünürsek değişim dolayısıyla gelişim mümkün mü sizce? Elbette değil.

Tüm hayatım sorgulamak ve isyanla geçti. Önüme konulanı kabul edemiyorum. Etmeyince de hep harp, hep bi’ baskıyla sindirmeye çalışma.

En komiği ne biliyor musunuz? Aptalı oynadığınızda herkes mutlu. Zeki kadınları aptalı oynamaya mecbur etmiyor musunuz ben ona kızıyorum asıl. Kulede kapalı prenses değilim ben. O saçları aşağı uzatıp elin adamını yukarı çekebiliyorsam o saçı keser, bir yere bağlar, kendim de inerim. Rapunzel de bilmiyor mu sizce bunu? Yapmayın lütfen!

Öyle bir çağdayız ki artık çok azımız kurtarılma hayalleri kuruyor. Sanırım bunda da en büyük etken kuleye kapalı, güçsüz kurbanı oynamaktan sıkılmış olmamız. Açıkcası ben, bana dikte edilen tüm rolleri elimin tersiyle itiyor ve içimdeki, sadece bana ait ses, ne diyorsa onu yapıyorum. Çoğunluğun hemfikir olduğu düşünceler doğru diye bir kural yok. Unutmayın ki o çoğunluk bir zamanlar dünyayı öküzün boynuzları üzerindeki bir tepside sanıyordu 😉

Önce biz değişeceğiz ki bize bu saçma rolleri yazanlar artık o rollerin karşılığı olmadığını gördükleri için bunları yazamasınlar… Değişmeye çalışırken de bizden önce buna cesareti olanları yargılamak yerine alkışlayabilirsek ne mutlu bize…

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

12 Yorum

  • Cevapla Burçak Birinci 21 Ağustos 2017 at 18:40

    Canım benim yine harika bir yazı olmuş. Kocaman öpüyorum 😘😘

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 21 Ağustos 2017 at 19:13

      Kendi güzel, ruhu ondan da güzel dostum, buradan verdiğin daimi destek haricinde tüm haftasonu boyunca arkadaşlığın ve çıktığım yolda motive eden sözlerin için çok çok teşekkür ederim. İyi ki varsın güzellik. Kilometrelerce öteden bile yeten can dost 🤗❤️🤗

  • Cevapla Fatma Çakmak 21 Ağustos 2017 at 22:34

    Rapunzel benzetmene bayıldım 👌🏻 Bence Rapunzeli’i yazan da biliyor bu gerçeği ama öyle kodluyor bizi, farkına varmadığımız bir çok kodlama gibi… Kurgulanmış insanlarız ne kadar isyankar olsak da, ne kadar farkındayız desek de, her daim genellenen doğrular ile, kirlenmiş beyinlerle yaşamı idame ediyoruz, ediyorum 🙄 En sevdiğim, en hayran olduğum özelliklerinden biri ‘olmaz’ denileni tüm olmazlara rağmen, inanarak, her şeye kulak tıkayarak, başarman ve her daim ilham olman bana… Yine harika bir yazı ve yine DİDEM ÇELEBİ ÖZKAN 🙏🏻👌🏻

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Ağustos 2017 at 12:28

      Bence sen ve ben, o kurguya devamlı çomak sokan kadınlardanız 😉

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 21 Ağustos 2017 at 22:56

    Ayyy sanki bana yazmışsın 😉 Rapunzel’e ben de bayıldım ve her zaman dediğim gibi cesareti olanları bir kere daha alkışlıyorum.
     
    Sevgilerimle 💜💜💜

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Ağustos 2017 at 12:30

      Aynen bebek, o saçları kesip, aşağı inme vakti çoktan geldi. Seni çoookkkk seviyorum 😘😘😘

  • Cevapla Nihan Deveci 22 Ağustos 2017 at 20:59

    Cok güzel bir yazı. Çok erken zamanda olmasa da bana biçilen rollerde yer almamayı, kendi istediğimi yapmayı öğrendim. Herkese tavsiye ederim. Sevgiler Didemciğim 🙋😘

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Ağustos 2017 at 12:31

      İnsanın kendine verebileceği en güzel hediyeyi varmişsin canım. Tebrik ederim 😘😘

  • Cevapla Dr. Sabahat Karakaşlılar 24 Ağustos 2017 at 12:11

    Kalemine sağlık sevgili Didem. Bizler önce kendimizin farkına varacağız, ayaklarımız yere sağlam basacak, sağlıklı çocuklar yetiştireceğiz ve böylece sürüp gideceğiz…
     
    Sevgiler 😘

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Ağustos 2017 at 12:34

      Kesinlikle en önemlisi ardımızdan gelecek kuşaklar. Nasıl bir nesil olacakları bizlere bağlı. Sanırım, değişime cesaret edebilecek güce sahip, kendi arzularını gerçekleştirirken başkalarının özgürlüklerine saygı duyabilen çocuklar iyi bir başlangıç olurdu.

  • Cevapla Sinem Çelebi 29 Ağustos 2017 at 11:44

    Her zaman ki gibi gene muhteşem bir yazı… Her hafta, bu gün ne yazdı acaba heyecanı ile yazılarını beklemek, keşke bitmeseydi diye okumak 🙂

    Sen, ben ve bizim gibi kadınların güçleri bastırılamaz, sadece biz istediğimiz sürece gizlenebilirler 🙂

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 29 Ağustos 2017 at 11:48

      Vaowwwww bu nasıl güzel bir yorum. Sevgili küçük kardeşim bence yorum yapmayı bırakıp istediğim yazıları yazma zamanın gelmiş de geçiyor 😉 Ne dersin 🙃

    Cevap Yaz