Bursa Yurt İçi Gezi

Bursa’nın Balıkçı Köyü Gölyazı

17 Ağustos 2017

[Fotoğraf : Abit Kullebi Arşivi ]

Şehirlerin ruhu olduğuna inandım her zaman… Kimi şehir kaba, kimisi naif, kimi dişiyken kimisi erk, kimisi ulu, kimisi ise kirli… Tüm bu kavramlar zihnimde uzar gider şehirlere dair.

Bursa’nın düşüncemdeki iz düşümüyse ‘Erdem’ ve ‘Gizem’ dolu bir şehir olduğudur. Şaşırtmaz asla Bursa beni. Daha doğrusu şaşırtmalarına şaşırmam… İşte Sen ve Ben’de de bu şehir üzerine hayretle karışık hayranlığa düşüşlerimi anlatmak istiyorum.

O zaman ilk hikaye; dinlenmek ve biraz sakinleşmek için huzur aradığım o günde başlasın…

Eski adıyla Apollonia, yeni adıyla Gölyazı köyünde aldım soluğu, huzur arayışım nihayetinde. Bursa-Balıkesir yolu üzerinde Uluabat Gölü kıyısında bir balıkçı köyü Gölyazı.

Göl sularının çekildiği, yarım adayı saran sur ve yolların net göründüğü bir günde, ışık tanrısı Apollon’un adıyla anılan bu kasabayla ilk tanışmamız gerçekleşmişti. Hayatın burada son derece telaşsız ve huzurla akışı karşısında seyre dalmıştım kasabayı ve sakinlerini…

Bu keyifli seyir sırasında balıkçıların hale götürülmek üzere yükleme yaptıkları yerden geçerken gözüm kasadaki balıklara, daha doğrusu tatlı su balıkları arasındaki deniz balıklarına takıldı. Balıklardan anlayan biri olmama rağmen gene de endişeyle;

– Bunlar deniz balığı değil mi?

diye sorduğum soruya kirli sakallı ve ağzındaki sigarayı çıkarmadan konuşan bir balıkçıdan cevap geldi.

– Evet! Onlar denizden gelmiş.
– Denizden?
– He! Kanaldan gelmişler.
– Kanaldan?
– Göl denize bağlanır. Kanaldan gelmişler işte.

İşte yine şaşırmıştım ama şaşırdığıma şaşırmadım elbette 😉

Sonrasında araştırdım ve bölgenin bir zamanlar ticari bir liman olduğunu öğrendim. Efes kayıtlarında Apollonia’nın deniz ticareti yapan güçlü bir ekonomiye sahip, denize kanalla bağlanan bir liman şehri olduğu geçiyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi 2004’te kanalla ilgili bir proje geliştirmek istemiş, yıl 2017 olduğuna göre projenin gerçekleşmediği ortada. “Keşke gerçekleşseydi.” diye düşünmekten kendimi alamadım. Hayal edin lütfen; Tuna Nehri, Nil Nehri gibi bir çok emsali olan bir kanal yolculuğu. İstanbul’dan ya da Mudanya’dan nehir gemileriyle Gölyazı’ya bir yolculuk düşünün. Hele bir de gemi yandan çarklı olursa değmeyin keyfimize…

 
[Fotoğraflar : Abit Kullebi Arşivi ]

Güzelliklere dair umut hep bizimle olsun…

Haftaya görüşmek üzere

Hakan Özdemir

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 17 Ağustos 2017 at 14:45

    Yorucu ikna turlarının ardından sevgili dostum seni burada, Sen ve Ben ailesi içinde görmek inanılmaz güzel. Umarım bizlerle çıktığın bu yolculuk hepimize olduğu kadar sana da keyif verir.
     
    Gelecek her yazıyı merakla bekliyor olacağım 😉

  • Cevapla Ali Ballı 17 Ağustos 2017 at 16:10

    Yazı ve özellikle fotoğraflar çok güzel..Aramıza hoşgeldiniz 👍👍👏👏

  • Cevapla Fatma Çakmak 17 Ağustos 2017 at 16:29

    Bazen bildiğin bilgileri farklı bir gözden, farklı bir bakıştan duyarsın ve aslında ne kadar şaşırtıcı, ne kadar değerli bir durum olduğunun o an farkına varırsın. Tam da bu yazıda bunu hissettim, aslında ne kadar özel bir yere sahibiz. Keşke Proje gercekleşmiş olsaymış ki umarım ileride olur…
     
    Hakancım harika bilgilendirici bir yazı kutlarım. Devam yazılarını merakla bekleyeceğiz.

  • Cevapla Nedret İpekler 17 Ağustos 2017 at 21:31

    Güzelim Gölyazı senin anlatımla daha bir güzel oldu…devamını bekliyoruz…

  • Cevapla Nihan DEVECİ 18 Ağustos 2017 at 01:19

    Aramıza hoşgeldiniz. Kaleminize sağlık .

  • Cevapla Murad İpekler 18 Ağustos 2017 at 16:51

    Sevgili Dostum, Dostluğuna doyamadığım kardeşim.
     
    Sen de beni şaşırtmadın; harika ve kendine özgü üslubunla kaleme aldigin bu ilk yazınla. Az insan tanıdım herşeye kabiliyeti olan. Sen de bunlardan birisin. Yaşamak, ama keyifli yaşamak ve güzel anılar biriktirebilmek…. Ayrıca bunları aktarabilme kabiliyetine de hayran oldum yine. Yeni yazılarını paylaşmanı dört gözle bekliyor olacağım. Sevgiler.

  • Cevap Yaz