Bursa

Pencere

24 Ağustos 2017

Osmanlı’dan günümüze Cumhuriyet dönemimize kadar, birçok sürgün ve başkaldırı hikayesi vardır tarihimizde. Bu hikayelerinin çoğu da Bursa şehrinden geçer… Aykırı ruhların durağı olmuştur Bursa bir şekilde; ölü ya da diri ağırlamıştır bu isyankar bedenleri! Cem Sultan gibi, Şehzade Mustafa gibi, Şeyh Bedrettin gibi, Divan şairi Baki gibi… Ve elbette değerli çağdaşlarımız Aziz Nesin, Orhan Kemal ve bu toprakların en özgün ressamı İbrahim Balaban gibi…

Benim için en önemlisi elbette Nazım Hikmet’in cezalı on yılının bu şehirde geçmesidir. Her zaman beni heyecanlandıran bir yanı vardır Bursa’daki günlerinin; Piraye ile buluştuğu otel, belli günlerde Kozahan’dan havlu işlemek için ip almaya gitmeleri ki peşine düşmüşmüşlüğüm vardır Kozahan’da Nazım’a dair izlerin, fakat sadece Kraliçe Elizabeth’den emareler buldum :)) Kimsenin Kraldan haberi yoktu anlayacağınız 😉

Ve cezaevi günlerinde yazdığı mektuplar, şiirler… Penceresinden Uludağ görünür Nazım’ın ve böylece yıllarca birbirine bakar iki dağ! Ve o pencere ki Nazım’dan yıllar sonra bir cesur adamın daha penceresi olacaktır; o mert yürek, Deniz Gezmiş’dir!

İşte o pencere aydınlığın içeriden dışarı doğru çıktığı bir pencere! Ne yazık ki günümüzde Bursa cezaevinin yerinde yeni binasıyla Adalet Sarayı var… Keşke en azından sadece o pencere kalsaydı, yıkılmasaydı! Adalet Sarayı’nın içinde adaletsizliğin bir anıtı olarak kalsaydı da gelecek nesillere ışığını aktarabilseydi…

Maalesef Nazım’ın çok sevdiğim “Bir Ayrılış Hikayesi”şiirinin sonu gibi oldu…

Bir kitap düştü yere..
Kapandı bir pencere..
Ayrıldılar.

Hakan Özdemir

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Ağustos 2017 at 10:00

    “Bursa’da cezaevi.
    Kapatmışlar bir devi.
    Ellerini ısıtsın,
    yüreğimin alevi…”
     
    Harika bir bakış açısı Hakancım, bayıldım yazına. Tebrikler canım 👏🏼👌🏼

  • Cevap Yaz