Yurt İçi Gezi

Türkiye’nin Toscanası

23 Ağustos 2017

Huzurlu sokakları, tertemiz havası, sayısız koyları, üzüm bağları ile İzmir’e sadece 30 km uzaklıkta yer alan Urla.

Dingin bir tatil geçirmek, doğal ürünler tatmak, tarihi bir mekanda konaklamak ve bağlarda dolaşıp tadım yapmak için uzaklara gitmeye gerek yok. Çok yakınınızda Urla’ da hepsini bulabilirsiniz.

İrili ufaklı 12 adası, 40 km’lik sahil şeridiyle denize girebilmek için sayısız koya sahiptir. Ben plaj olarak Karantina Adası bölgesinde yer alan Kum Deniz Plajı‘na gittim. Belediyenin halk plajı var. Şezlong, şemsiye, gölgelik yerler, yeme-içme mekanı mevcut. Denizin dibi kum ve temiz. Yüzerken karşınıza Karantina Adası’nı alıyorsunuz. Gayet güzel denize adımımı attım yürüyorum yürüyorum su aynı seviyede. Güvenlik şeridine geldim aynı. Kendimi Güliver Cüceler Ülkesi’nde eserinde hissettim. Kıyıdan çok uzaktayım ama dev gibiyim 😉 Sonunda normal yüzüş seviyesi derinliğine ulaştım. İçerisine girilemeyen Karantina Adası’na yüzerek rahatça gidilebilir.


 

Karantina Adası demişken oradan da kısaca bahsedelim. Karantina Adası’nda bulunan Klazomen (Urla) Tahaffuzhanesi 19. yüzyılın başından itibaren ölümcül hastalıkların Osmanlı topraklarına girişini önlemekte koruyucu görev üstlenmiştir. Ticaret ve yolcu gemileri için bulaşıcı hastalıkların görülmesi durumunda bu gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, hastaların iyileştirilmesi için kurulmuştur. Dünyada ABD’de Elisa Adası, Hırvatistan’da Dubrovnik’te ve Urla’da olmak üzere üç adet karantina adası bulunmaktadır. Günümüzde Urla Devlet Hastanesi’ne bağlı olan kurum gerekirse böyle bir durumla karşılaşılırsa kullanılmak üzere bekletilmektedir. Sağlık müzesi olması için girişimler yapılmaktadır.

Urla merkez mahalleleri, sokakları, evleri, insanlarıyla doğal ilçe havasını halen korumakta. Sokaklarında gezerken kapısının önünde oturmuş sohbet eden teyzelere ya da davullu zurnalı düğün yapanlara rastlıyorsunuz. Gittiğimde pazar günü bu tarz üç düğün alayı vardı. Merkezde sanat sokağını dolaşabilir; burada yer alan dükkan ve lokantalara uğrayabilirsiniz. Tarihi Malgaca (Arasta) Pazarı da buradadır. Malgaca adının eskiden burada kurulan pazarda sık kullanılan ‘mal kaça’ sorusundan kaynaklandığı söylenmektedir. Arasta da aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu yer anlamına gelmektedir. Malgaca Pazarı bugün de özgün dokusunu koruyarak kasapları, manavları, kahvesi…vb esnafıyla Urla’nın kalbinin attığı yerdir.

Urla Pazarı, pazar günü kurulmaktadır. Yöreye özgü bardacık inciri, üzüm, acur, enginar, kınalı bamya, kabak çiçeği ve diğer ürünleri pazarda bulabilirsiniz.

Merkezden az yol alıp İskele Meydanı’na geldiğinizde harika bir görsel sizi karşılıyor. Burada sabahları kahvaltı, sonrasında yemek yiyebileceğiniz balık lokantaları mevcut. Emeklilik yıllarının son zamanlarını Urla’da geçiren Tanju Okan’ın adının verildiği ve içerisinde heykelinin de bulunduğu park da burada. İskele Meydanı’nın bir arka sokağına geçtiğinizde Yorgo Seferis Otel ve Cafe yer almakta.Burası Nobel Edebiyat Ödülü’ne sahip Yunanlı şair ve diplomat Yorgo Seferis’in doğup büyüdüğü ev. Şu anda bir aile işletmesi olarak yaz-kış işletilmekte.

[Yorgo Seferis Otel & Cafe : Instagram Fotoğrafları]


 

Koç Müzesi’nden sonra Türkiye’nin ikinci sanayi müzesi olan Kösem Zeytinyağı Müzesi de ziyaret edilmesi gereken yerlenden. 18 dönüm içerisinde, 4500 metrekare kapalı alana sahip olan müzede dünyanın en geniş ezme taş modellerine sahip değişik çağlara ait on altı zeytinyağı işleği sergilenmekte. Agro turizm için önemli bir değer. Zeytini, üzümü, otları, sebze ve meyve çeşitleriyle Kuşçular Köyü’ndeki Uzbaş Arboretum – Bitki Müzesi de agro turizmde önemlidir.

Nisan ayının son haftasında yapılan Enginar Festivali’ne yoğun talep var. Bu yıl üçüncüsü yapılan festivali Urla Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi Mutfak Sanatları Bölümü ve Urla’ya gönül verenler birlikte düzenliyor. 2017 yılında 9 milyon baş enginar üreten Urla’nın sakız enginarının coğrafi işaret tescili için Türk Patent Enstitüsü’ne başvurusu yapıldı.

Antik çağlardan günümüze, bölge adını şarapçılıkla duyurmuş. Türkiye’de Mübadele’den sonra kan kaybeden sektör şimdi yeniden ayaklanmaya çalışıyor. Urla Karası ve Gaydura gibi yöreye özgü üzüm çeşitleriyle, yedi butik üretici, yaklaşık 150 hektar dikili bağ alanı, zeytin ve at çiftlikleriyle ‘Bağ Rotası’na sahip Urla. Rota Urla Şarapçılık, MMG Şarapçılık, Mozaik, Urlice, USCA, Limantepe ve Urla Bağevi’den oluşuyor. Verimli bağlarında Türk şarapçılık üzümlerinden Boğazkere, Bornova misketi, Foça karası, Sultaniye; Fransız şarapçılık üzümlerinden Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah, Chardonnay, Alicante Bouchet, Sangiovese, Nero D’ avola yetiştirilmekte. Duyduğum kadarıyla üretimde en büyük pay Urla Şarapçılık’ın. Bağ Yolu’nda yer alan yedi şarapevinden Limantepe hazırlık aşamasında, 2018’de açılacakmış.

Daha anlatılacak çok şey var. Sayılı satırlara sığdırmak zor. Kalemim yettiğince özetleyerek anlatmaya çalıştım. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Nihan Deveci

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 23 Ağustos 2017 at 09:38

    Hadi gidelim tüm ekip :)) Haftasonu boyunca bağları ve anlattığın tüm o harika yerleri gezer, bol bol da şarap içer, döneriz 😉😘😘

  • Cevapla Nihan 23 Ağustos 2017 at 12:32

    Evet. Birlikte de gidelim. Çok iyi olur.

  • Cevapla Dr. Sabahat Karakaşlılar 24 Ağustos 2017 at 12:17

    Haydi gidelim, vamonos ☀️🧀🍷☀️

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Ağustos 2017 at 12:25

      Okullar açılsın, herkes dönsün tatillerden, tüm organizasyonları yapalım ama önce şarapla başlayalım tabi 😜😜

  • Cevapla Sabahat Karakaşlılar 25 Ağustos 2017 at 13:36

    Barbekü, sorbe, şarap ve diğerleri 😍

  • Cevapla Nihan Deveci 28 Ağustos 2017 at 11:22

    👌

  • Cevap Yaz