Gönül Köşesi

Git… Uzaklaş… Unut…

28 Ekim 2017

Sabır ne derin bir kelime… Kime sorsak, bir çok defa susup susup sabretmiş… Dayanıklı olmak, beklemek zor… Beceren kazanıyor ama… Hele hele kafası çalışıp kötülüğün nasıl misliyle karşılığını verebileceğini bilmeye rağmen  susmak, dayanmaya çalışmak, beklemek  en zoru… Gene de hırsa kapılmak yerine, vicdanına kulak verip doğru olanı seçerek sabretsen de, bir süre sonra bu ‘sabırlar’ ruhunu da vücudunu da yoruyor. Bir şeyler yapmalı zoru kolaylaştırmalı…

Bazı günler hayata  bomba gibi ‘günaydın’ desem de, bazılarında tıpkı bu gün ki gibi ölüyorum ağrıdan. Neren mi ağrıyor ahh ahhh… Eşime sorarsanız bir iyi günüm yok da :)) Vallahi haklı da ama öldürmez fakat süründürür cinsten benimki. Boyun düzleşmesi ve  şu adele romatizması  ki fibromiyalji diyorlar kendilerine, yoruyor cidden. Yıllar önce gittim doktora ‘mr’lar, tetkitler falan, geçtim doktorun karşısına, o anlattı ben dinledim… Çok hassas hep içine atan bir tipim ya, doktora göre yüzümle değil kalbimle gülmeliymişim… Ben öyle değil desem de, doktorum net… Bu ağrılar ona delalet zira… Çok ısrar edince peki deyip çıktım ordan, bir tuhaf oldum, üzülmeyecekmişim fazla, gerilmek falan  yok sırta, feci ağrı yapıyormuş. Hatta bir arkadaşımı ve eşimi arayıp gülerek anlattım onlara da, mümkün mü canım gerilmemek… Durumu ciddiye almak hiç işime gelmedi  o gün… Fizyolojik bir sebebi daha kolay kabul edecektim..  belki de buna üzülmüştüm…

Kafaya takılan, gerginlik yapan herşey bir süre sonra vücudumuzda ufak sinyallerle kendini gösteriyor aslında, yaşta ufak ufak yolu dönmeye başladıysa, toplamalar, çıkarmalar fazlalıklar, eksikler hepsi vücütta  ağrı sızı… Ben  o doktora gitmedim bir daha ilaç falan da almadım hala ağrıyor sırtım, günü geçirip masaj falan atlatıyorum…

Yıllar önce ufak bir panik atak yaşamıştım; kontrol senden çıkıyor, hakikaten panik feci bir şey, hatırladıkça içim daralıyor. Bu olayın ardından hemen doktora gittim ki elzem olayların dışında pek gitmem, hep ötelerim… Kalp dahiliye falan bir baktırayım neymiş o gün beni darmadağın eden o olay diye. Kalpte bişey yok, tansiyon stabil, eeee hocam dedim doktora psikiyatri yolları gözüküyor bana sanırım. Hiç önyargım yok ama antidepresansız mücadele edebildiğim kadar ettim o güne kadar. Yürüdüm, yeşili, maviyi, çocukları seyrettim, dayandım, çok büyük sıkıntım da yok şükür. insanların övgüyle bahsettikleri o ilaçları içmek istemedim hiç. Yaşıyoruz ve işimiz bu yaşamak… Doktorum tanıyor beni karşısına aldı ve şöyle dedi… “Senin bunu atlatabileceğini düşünüyorum çok sıkılmışsın biraz uzaklaş eminim iyi gelecek”. Ben de öyle düşünüyordum aslında yok bir şey geçecek. “Peki” dedim doktoruma “hocam neden böyle oldu?” gülemsedi, sen çok kötü insanlarla yanyana kalmışsın… git… uzaklaş… unut…

O gün sabırla ilgili bazı şeyleri abarttığımı,  tozları halının altına süpürdüğümü, yanımda olmasını istemediğim beni mutsuz eden herkese, ruhumu sıkan her ortama tahammül etmek zorunda olmadığımı anladım… Hayat zaten zor; beni sevenler, benim sevdiklerim güzel sofralar, şarkılar, yazılar, şiirler tecrübeler, sağlık olsun, aşk olsun, dedim bundan sonra.

Formül şu;
git…uzaklaş…unut…

Tebdil-i mekanda ferahlık kesinlikle var!!! Nereye gitsek, acıları yanımıza alsak da… Dönmeden valizden çıkarıp, orada bırakıp hafiflemeli, rahatlamalı… Ki hayatın yükü omuzlara sırta ağrı; mükemmellik, kontrol manyaklığı panik atak yapmasın… Akışa teslim olsun ruhumuz dilerim… Zor oluyor evet hiç kolay değil… ama işimiz bu yaşamak… Unutan kazanır….

GİT… UZAKLAŞ… UNUT…

Bu yazının şarkısı:
Gidiyorum Bu Şehirden, Sezen Aksu
Youtube linki için tıklayın.

Gönül Verim

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz