Yurt Dışı Gezi

Meksika: Cancun & Yucatan Bölgesi

14 Ekim 2017

Meksika 10’lu yaşlarımda hayalini kurduğum bir ülkeydi, tarihe ve arkeolojiye ilgi duyduğum için Chichen İtza benim için mutlaka görülmesi gereken bir noktaydı. Bundan dolayı fırsatını bulduğumuz anda eşimi de ikna ederek gitmek için hazırlıklara başladım.

Öncelikle TL’nin de devaluasyona uğraması sebebiyle tur fiyatları çok fazla olduğu için ve turlar hep bir koşuşturmaca içinde geçtiği için bu sefer seyahatimizi ben planladım. www.ekobilet.com’dan uçak biletimizi ve booking.com’dan da otelimizi araştırıp satın aldım.

Geçerli Amerika vizeniz varsa Meksika için tekrar vize almanıza gerek yok, yoksa elektronik vize alınıyor.

4 Eylül’de New York’a THY ile uçtuk, 5 Eylül’de ise Meksika Havayolları ile Cancun’a. İstanbul–Ny arası 11 saat NY-Cancun arası ise yaklaşık 4 saatlik bir uçuş.

Cancun havalimanında çıkışta bir sürü turizm bilgi masası bulunuyor. Bir sürü satışçı da sizi elinizden kolunuzdan tutup anlatmaya başlıyor. Sakin olun olayı akışına bırakın karlı çıkacaksınız.

Nereden biliyorum, çünkü internette bayağı araştırdım. Gittiğimizde tüm fiyatları ve tur çeşitlerini biliyordum dolayısıyla bilmiyormuşum gibi dinledim ve tam da öğrendiğim şekilde çıktı turlar. Üstelik internete de çok güvenemediğimden satın almadığımdan daha uygun fiyat dahi buldum.
Hemen o anda turlarımızı planladık ama firma ödemeyi tur sabahı alacağını belirttiği için bende güven oluşturdu. İlk günü otelimizde geçirip, ertesi gün Chichen Itza’ya gitmeye, ardından bir gün ara verip sonra da Xcaret turuna katılmaya karar verdik.

Chichen Itza Delux Turu

Bence mutlaka yapılması gereken bir tur.
Sabah söz verildiğimiz gibi saat 07:30 civarında otelimizden gelip aldılar, Flamingo Mall’daki masalara gittik ve ödememizi yaptıktan sonra otobüsümüze bindik. Düzenleyen firmanın adı Dreams Tours. Rehberlerimiz ise Juan Carlos ve Xavier idi. Özellikle Juan Carlos yol boyunca oldukça detaylı bir şekilde bölgeyi, yaşayış tarzını anlattı. Ayrıca da son derece esprili idi kimi yerde gülmekten kırıldık diyebilirim.

[Cathedral de San Servasio, Valladolid]

Chichen Itza’ya yarım saat mesafede Valladolid adında bir kasabaya uğradık. Burada Latin Amerika’nın en eski klisesi var. Maya şehrinin üzerine kurulmuş bu kasaba. Kasabada biraz vakit geçirdik. Bu arada otobüsümüzden inince iki öğrenci fotoğraflarımızı çekti. Çok sorgulamadık neden resmimizin çekildiğini, boyun eğdik. Bakalım ne çıkacak altından diye düşündük.

Valladolid’den sonra öğle yemeğini yiyeceğimiz yere ulaştık. Burada eski maya dilinde oğlumuzun adını gümüşe yazdırdık, eşim normalde hiç bir aksesuar kullanmaz, kendisi için böyle bir hatıra istedi.

Öğle yemeğimizi burada yedik. Sütlaç yedim! 😉 Türkiye’dekinden daha az şekerli.

Ardından da Chichen Itza’ya ulaştık. Burada rehberimiz bize biraz daha anlattı. Sonra serbest kalıp oranın tadını çıkardık.

Hayati bilgi: +50 güneş kremi, şemsiye ve soğuk su mutlaka yanınızda olsun.

Öncelikle hemen söyleyeyim; tek kelime ile muhteşem, iyi ki gitmişiz. Aslında bir güneş takvimi, Chichen Itza’daki ana piramidin 4 yününde 91’er basamak var, toplamda 364 günü temsil ediyor, en üstteki küçük ev ise 1 günü temsil ediyor. Konum olarak yıldızları izlemek için oldukça uygun bir yapı. Daha detaylı bilgileri rehberimiz anlattı. Mesela zaman eski Mayalara göre lineer değil spiral yani zaman döne döne üstüste eklenen bir kavram, hani tarih tekerrürden ibarettir diye, işte Mayalar diyor ki mesela 5 Eylül’de mutlu bir olay yaşadınız ve bunu bir yere not edin, bir sonraki 5 Eylül’e dikkat edin, olumlu enerjisi olacak hayatınızda diyorlar.

Chi (ağız), Hen (su kuyusu), It (büyücü) Zha (su) yani ‘su kuyusunun ağzındaki büyücünün suyu’ anlamına geliyor. 😉

[Ik-Kil Cenote]

Sonra turun önemli bir diğer ayağına gittik. Ik-Kil Cenote… Ohhh o nasıl güzel bir doğa öyle. Cenote’ler 66 milyon yıl kadar önce bir gök taşının Yucatan yarımadasına çarpması sonucu zaman içinde toprağın çökmesi ve yeraltı sularının buraya dolması ile oluşan kuyu gibi yapılar. Yucatan’da (Yukatan) çok fazla var hatta topografya haritalarında çember şeklinde oldukları görülmüş ve bundan sonra bilimadamları araştırmışlar ve göktaşı izine rastlamışlar. Hatta tartışmaya açık ama dinazorların sonunu getiren göktaşının bu olduğu söyleniyor. Ik kil en bilinenlerinden. Küçük bir alan ve herkes yüzmek istiyor. Kara balıklar var. Cesareti olan yuksekten atlıyor. Ben sakin sakin yüzmeyi tercih ettim hatta oldukça temkinli davranarak can yeleğı bile giydim. Tatlı su olduğu için yorulmak istemedim. Chichen Itza’daki sıcak ve yorucu günden sonra su oldukça rahatlatıcıydı.

Bu arada fotoğrafımız Xtabentun likör şişesine basılmış olarak bize geldi. Ödeme yaptık. Satın aldık. Xtabentun likörü biraz Rakı’yı anımsatıyor.

Turumuz bitti ama biz de bittik. Oldukça yorulduğumuzdan 2,5 saat otelimizde dinlendik.
Ertesi gün ise sahilde tembellik yaptık.

Xcaret Ekoloji parkı

Bu da en az Chichen Itza kadar yapılması şart olan bir gezi. Xcaret için yine aynı şekilde otelimizden alındık. Yine Dreams Tur güvencesiyle 😉 (Reklam kokan bir cümle farkındayım ama gerçekten çok memnun kaldım) 1 saat uzaktaki Xcaret’e gittik. Xcaret bir doğa parkı. Sırf yürüyerek gezmesi yaklaşık 1,5 -2 saat alıyor. Ufak bir hayvanat bahçesi var diyebiliriz. Bir akvaryum, yunuslarla yüzebileceğiniz bir alan, snorkel ile yüzebileceğiniz kapalı ufak bir koy, hamaklar, restoranlar, klise, mezarlık, küçük bir tapınak, gösteri alanları ve bir de yer yer açıkta, yer yer mağaralarda yüzebileceğiniz bir nehri var. Can yeleği zorunlu. Orada veriyorlar. Suda fotoğraf çekmek isterseniz mutlaka telefonunuza koruyucu bir kılıf alın. Veya satılan suya dayanıklı fotoğraf makinalarından satın alabilirsiniz dükkanlardan. Öğle yemeği açık büfeydi, yedikten sonra direkt yüzmeye gittik. Harikaydı. 600 metre kadar yüzdük. İyi ki can yeleği ve palet varmış, oldukça yorucu idi. Bir mağarada hele hiç ışık yoktu sadece halat vardı ama muhteşem bir deneyimdi.

[Fotoğraf: Hande Sönmezerler Arşivi]

Akşam ise Mexico Expectacular adlı bir gösteri var. Tüm Meksika tarihini anlatıyor. Hatta Chichen Itza’daki top alanındaki top oyununun nasıl oynandığını da gösterdiler. Şarkıcıların sesleri harikaydı, müzikler, danslar, kostümler tek kelime ile çok iyi düşünülmüş, tasarlanmış ve sahneye konulmuştu.

Ertesi gün yine otelimizde dinlendik. Tavsiyem bir gün gezin, bir gün dinlenin. Bize de satışçı tavsiye etmişti. 😉

Isla Mujeres (Kadınlar adası)

Playa Tortuga’ya otelimizin önünden otobüse binerek 15 dk sonra ulaştık. Oradan UltraMar adlı deniz otobüslerine biniliyor. Bizim şansımıza biraz aksamalar ve gecikmeler oldu. Ama canlı müzik eğlenceliydi. 20 dakika sonra adaya vardık. Deniz turkuvaz rengi hatta biraz da yeşile çalan bir renk. Adaya varınca bir golf arabası kiraladık tüm adayı 1,5 saat kadar dolaştık. Aslında adada çok fazla görülecek bir şey yok. Ancak örneğin dalış yapmak isterseniz veya denize girmek ya da yunuslarla yüzmek isterseniz merkezler var.

Bir ara sokakta bir İtalyan’ın işlettiği 4 masası olan bir restaurant keşfettik. Ismi Qbravo. Restaurantın sahibi, bizim Türk olduğumuzu Tayfun’un tşirtünden anladı. Sohbet ettik. Her sene yazları karavan ile Türkiyeye gelirmiş, çok severmiş ülkemizi. Kendisi söyledi. Öyle kompleksli tipler gibi sormadım Türkleri sever misin, diye. Dedi ki tekrar geleceğim Türkiye’ye. Mutlu olduk tabii, belki de seyahatimizin en tatlı anlarından biriydi İtalyanla sohbetimiz. Ara sokakta 4 masalık bir dükkan ama Quesedilla muhteşemdi. Limonata da öyle. Lezzetli ve uygun fiyatlı idi. Playa Norte’de herkesin yaptığı gibi denize girmek istedik ama duş göremeyince vazgeçtik.
Oldukça yorgun şekilde otelimize döndük.

Son gününmüzde ise otelimizin hemen yakınındaki Museo Maya’ya gittik. İki kısmı var: birinde çanak çömlekler, diğer kısımda ise Maya yerlilerinin günlük hayatını anlatan bölmeler var. Sonrasında yine yakınlardaki Playa Delfines’e gidip son günümüz şerefine fotoğraf çektik.

Cumartesi sabahı tam anlaştığımız gibi özel aracımız geldi ve bizi otelimizden aldı. VIP servis gibiydi. Sonrasında uçağımıza bindik ve önce NY’a sonra da Istanbul’a ulaştık.

Önemli Bilgi:

Meksikanın sinekleri çok fena!!! Keşke yanıma antihistaminik ilaç alsaymışım. Odanızın kapısı açılınca saniyesinde 5-6 sinek saldırıyor. Göz açıp kapayıncaya kadar ısırıldım. Hatta ilk ısırılmada sol kolumda öyle bir şişlik oluştu ki gözlerime inanamadım ve korktum. Yanımda ilaç almadığım için doktor çağırdık. Doktora çok yüklü bir para ödedim. Yaklaşık 400 USD kadar! Yapılan teşhis, iğne ve ilaç bedeli olarak. Neyse ki seyahat sigortam vardı. Büyük kısmını geri alabildim. Tavsiyem yanınızda ilaçlarınız olsun ve mutlaka seyahat sigortanızı yaptırın.

Bu arada Brezilya’da Zika virüsünün çıktığı döneme denk geldik biz. Ben ciddi ciddi bir kaç kez sinek saldırısına maruz kaldığımdan Türkiye’ye gelince test yaptırdım. Yeditepe Üniversite Hastanesinde bu konuda yetkili bir doktor buldum. Bu işlerle Türkiye’de üniversite hastaneleri ilgileniyor. Şimdi Zika normalde biraz sıtma gibi bir etkiye sahip FAKAT hamileyseniz doğacak çocuğunuz Mikrosefali (Microcephali) ile doğuyor. Dünya sağlık örgütü Brezilya ve diğer Latin Amerika ülkelerine giderken dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor. Lütfen seyahatinize karar verirken bunu göz önüne alın. (Hatta bir Amerika’lı tanıdığımda Amerika’da da benzer bir virüs olduğu konusunda uyardı)

Gitmeden evvel seyredin:
Frida, Bandidas, The Mariachi, Selena

Gitmeden Dinleyin:
Mexican Mariachi Music

Hande Sönmezerler Sinan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

1 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 14 Ekim 2017 at 20:54

    Her zaman hayattaki en büyük şansımın dostlarım olduğu söyler dururum. Sen ve Ben’in yazar kadrosunda işte bu harika çevremin desteği sonsuz oldu. Biraz önce kaç yıldır arkadaşız diye hesaplayayım istedim :)) Otuza yakın 😉 Seni ve yazılarını burada görmek benim için ne büyük mutluluk bilemezsin bi’tanecim. Sen ve Ben ailesine hoş geldin canım. Umarım bizlerle çıktığın bu yolculuk, bana olduğu kadar sana da keyif verir canım.
     
    Yazıya gelince, tıpkı senin gibi benim de görmeyi istediğim lokasyonlardan biriydi Meksika. Şimdi yazından ve harika anlatımından sonra daha çok arzu ediyorum gitmeyi 😉

  • Cevap Yaz