Yurt Dışı Gezi

Romanya & Transilvanya

29 Ekim 2017

2005’te Bükreş’e iş sebebiyle gitmiş ve Transilvania’ya gidemediğim için üzülmüştüm. Bu sefer nasip oldu. Gezimizi 2-3 Eylül 2016’da oğlum ile birlikte yaptık.

Oğlum ile haftasonu yaptığımız Transilvania (Sinaia’daki Peleş Şatosu, Bran Şatosu -Drakula’nın Şatosu-, Braşov, Bükreş) gezimizden fotoğraflarını da yazıma ekledim.

Ona her sene farklı şeyler öğretmek istiyorum, hatta gitmeden evvel vampir okulu serisini aldım. Çocuklar için yazılmış eğlenceli ve korkutmayan bir seri, tavsiye ederim. Oğlum biraz vampir edebiyatı ile tanışsın istedim. Tur esnasında rehberimizin anlattıklarından zaten vampirlerin sadece hikaye olduğunu ve korkmaması gerektiğini öğrendi bile.

Kara yolu ile gidilen turu, Gruppal.com sitesinden satın aldım.

Tur operatörü Mayak Tour, bu bölgede uzman olan bir şirketmiş. Ben memnun kaldım. Daha fazla vaktiniz var ise bizim gibi 1 gece kalmalı değil ama üç gece kalmalı daha geniş bir tur da varmış. O turda farklı şehirlerde kalınıyor ve Drakula’nın kalesi olarak yanlış resmedilen Corvine kalesi de ziyaret ediliyor ve tabii ki gezmek için daha fazla zaman oluyor.

Ben ilk gittiğimde Bükreş’teki parlamento binasını yarım günde gezmiştim ve köy evleri müzesine de gitmiştim. Onları da görmek lazım.
Gelelim bu seferki gezimize…

Tur servisimiz Kadıköy evlendirme dairesinin önünden kalktı; 14 kişilik uyumlu bir gruptuk. Rehberimiz ve eşi de Romanya’da yaşadıkları için heryeri ve tarihi iyi bilen kişilerdi. O yüzden çok şanslıydık.

Akşam 7’de hareket ettik ve sınırdan geçtik, sorunsuz ilerledik. Gece çok karanlıktı ama görebildiğim kadarıyla Bulgaristan oldukça yeşil bir ülke ve harika bir doğası var. Böyle yeşil ülkere bayılıyorum. Sabah 8 gibi de Romanya’ya ulaştık. Genelde sınırlardan geçerken bir polis araç içine gelip tek tek pasaportları topluyor ve sonra iade ediyor. Şanslıydık, işimiz çok hızlı ilerledi.

Bu arada tur rehberimizin anlattıklarını aldığım notlardan sizlere de anlatayım. Romanya 1922’de kurulmuş, bizim bildiğimiz adlarıyla Eflak ve Boğdan (Moldova) ve Erdel (Transilvanya) birleşmiş. Aslen bölgede Trak kabileleri yaşarmış ve burada kurulan en büyük Trak kabilesinin ismi Dachia; bir yerden tanıdık geliyor mu? 😉 Hepsi birleşerek Romanya’yı oluşturmuşlar.

Bükreş’te yaklaşık 2,5 milyon insan yaşıyor, Romanya’nın toplam nüfüsü ise 25 milyon kadar. Para birimi Lei.

Romence Latin kökenli bir dil. Rumeli kelimesi de buradan geliyor. Bölgemizde Yunanlılardan sonra en dindar halk, %75’i ortodoks ve kalanlar protestan, özellikle Luteryan ve Evanjelistler de var aralarında.

1910’dan beri petrol çıkarılıyor. Kendi ihtiyacı için %30’unu ayırıyor, Karadeniz’den çıkarılan doğalgazın da yine kendi ihtiyacı için %50’sini kullanıyorlar.

Romanya’nın ilk prensi Karol 1, Osmanlı’ya bağlı, iç işlerinde serbest ama vergi veriyor. Karol 1, zenginlerden toprak alıp köylülere veriyor. Eğitim reformu yapıyor ve 8 yıllık eğitimi zorunlu hale getiriyor. Demirağı yaptırıyor. Ve 1877’de Ruslara destek veriyor ve böylece Osmanlılar yeniliyor. 1878 Ayastefanos antlaşması ile Romanya bağımsız oluyor. Bu dönemde Prenslik iken Krallığa geçiş yapılıyor. Bir sonraki Kral Ferdinand, sonra Karol 2 ve sonra da bugün halen yaşayan Michail kral oluyorlar.

Bu gezide gördüğümüz şatoların tamamı kraliyet malı. 1945’te krallık yönetim şekli lağvediliyor. Çavuşeskular da bu şatoları müze statüsüne alıyorlar. 1996’da krala malları iade ediliyor ve devlet Kültür Bakanlığı vasıtasıyla bu yerlere kira ödüyor. Gezideki Bran Şatosu ve Peleş Kalesi da krala ait. Kral şu anda 94 yaşında. Oğlu yok ve 5 kızı var. Anayasada yapılan değişiklik ile 3. Kızı bundan sonraki Romanya kraliçesi olarak tahta geçecek.

Haftasonu ilk durağımız Sinaia, çok trafik var çünkü Romenler haftasonları dağa çıkmayı çok seviyorlarmış. Karol 1 burayı kayak merkezi yapmak istemiş ve kalacağımız otel olan Palace Hotel’i de kral yaptırmış.

Peleş Kalesi

[Fotoğraf: Hande Sönmezerler Sinan Arşivi]

1873’ten 1914’e kadar yapımı süren kale Karpat Dağlarının eteklerindeki Sinaia bölgesinde. Karol 1 tarafından yaptırılmış. Karol 1 burayı ilk gördüğünde manzarasından çok etkilenmiş ve kaleyi burada yaptırmaya karar vermiş. Gerçekten de muhteşem bir manzarası var. Sarayın diğer kısımları da (ahırlar, av köşkü vb) de sarayla birlikte yapılıyor. Bu bina dünyada ilk lokal olarak elektrik sağlanan kale.

Kral kendisine getirilen planları orijinal olmadıkları gerekçesiyle geri çeviriyor ve Alman Mimar Johannes Schultz ile daha Avrupalı stilde, İtalyan şıklığını da içeren Alman estetik bakış açısı ile harmanlanmış Rönesans etkileri barındıran bir tasarımı onaylıyor. Kraliçe Elizabeth’in günlüklerine bakarsak uluslararası bir grup insan çalışmış burada; İtalyanlar duvar ustası olmuşlar, Romanyalılar terasları yapmışlar, Almanlar ve Macarlar marangozluk işlrini yaparken Türkler de tuğlaları hazırlamışlar; Polonyalılar mühendislik hizmeti vermişler, Çekler duvar ve taş oyması yapmışlar; İngilizler ise tüm ölçümleri gerçekleştirmiş. Her türlü giyim tarzı ve 14 farklı dil varmış; şarkılar, tartışmalar, küfür, kavga ve gürültü…

Kalenin içi ise bambaşka bir güzellikte; oyma işleri tek kelimeyle harika ve çok gösterişli. İçeride farklı ülkere tahsis edilmiş ve o ülkelerin kendi zevklerine göre döşenen odalar var. Bunlardan biri de Türk odası. Diğer odalar içinde İtalyan, Fransız ve Fas tarzları da var.

Kraliçe Elizabeth ve Kral’ın, olan tek kızları maalesef çok erken yaşta ölüyor. Bundan sonra zaten karakter olarak çok uyumsuz olan Kral ve Kraliçe kopuk bir yaşam sürüyorlar. Kraliçe kendisini sanat ve edebiyata adıyor. Onun için düzenlenmiş bir kütüphane ve okuma odası var. Akustiği harika. Kraliçe duvarlara çok hoş resimler çizdiriyor. 4 farklı dilde kitaplar yazıyor. Yazar olarak ismi ise Carmen Silva.

Bran Kalesi

Nam-ı diğer Dracula’nun Şatosu.

Osmanlılara karşı savunma kalesi olarak 1438-1442 arasında yaptırılan kale aynı zamanda Transilvanya ve Wallachia arasında geçiş noktası olarak da kullanılmış. Kazıklı Voyvoda Vlad Tepeş burayı az da olsa kullanmış.

[Fotoğraf: Bran Kale İçi, Hande Sönmezerler Sinan Arşivi]

Bram stoker yani Dracula’nın yazarı, aslında Romanya’ya hiç gelmemiş. Hayalindeki romanı yaratırken ona anlatılan Bran Kalesinin tarifinden yola çıkmış. Dracula isminin anlamı ise Dragon Crusader Order (Ejderha Haçlı Kolu)’dan geliyor. Vlad ve babası bu kola mensuplarmış. Dracula ismi bundan doğmuş. Hatta genelde Dracula kalesi diyince akla gelen Bran kalesinin görseli yerine zaman zaman Peonari Kalesinin resmi de kullanılmış.

Braşov

Kara kilise, Alman topluluğu tarafından yaptırılmış ve Gotik stilli bir klise. Aynı zamanda bölgenin en önemli ve en geniş Lutheryan klisesi. 14. yy’da inşa edilmeye başlanmış, zamanla eklemeler ve düzenlemeler yapılmış. Braşov’da en görülmeye değer yerlerden biri.

Bir de tepeye çıkan teleferik var. Biz maalesef zamanımız yetmediği ve oğlum huysuzlandığı için çıkamadık. Ama giden diğer tur arkadaşlarımız güzel bir görüntü olduğunu söyledi.

Gitmeden seyredin:

Romanyada çekilmiş veya Romanya ile ilgili filmler :

Soğuk Dağ (Cold Mountain)
Bram Stoker’s Dracula
Dracula Untold
California Dreamin’

Hande Sönmezerler Sinan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz