Bir Doz Hukuk

Tek Mi Taş? Taş Mı Tek?

25 Ekim 2017

Hangimiz Nil’in “Tek taşımı kendim aldım, tek başıma kendim taktım…” şarkısıyla coşmadık ki? “Sağ eller havaya, pırlantalar buraya” diye bağıra bağıra yüzük parmağımızı karşımızdakinin gözüne sokmadık? Neyse ki çoğumuz için şarkı boşa gitmedi de tek taşlar yerlerini buldu 😉

Tek taşlar yerini buldu bulmasına da, günümüzde evlilik dediğin saman alevi gibi. Şimdi pembe bulutların üzerinden yeryüzüne hızlı bir iniş yapıyoruz kızlar! Boşanmaların yüzde kırklık bir oranının evliliklerin ilk beş yılında olduğunu düşünürsek, maalesef ki tek taşların ömrünün çok da uzun olmadığını söylemek zorundayım.

Evliliğin sonlanmasının hukuki olarak pek çok sonucu olduğu gibi “ziynet eşyalar“ın akıbetinin ne olacağı da en çok merak edilen konular arasında. Yolunda gitmeyen bir evliliğin bir an önce sonlanması için anlaşmalı boşanmayı tercih eden taraflar, çoğu zaman maddi-manevi tazminat, hatta nafaka konusunda anlaşamaya varsalar bile, söz konusu ziynet eşyası ve takılan takılar olduğunda tabiri caizse “salon kimliklerinden” çıkıp “cennet mahallesi” karakterlerine bürünüyorlar 😉 Eee tahmin edersiniz bizde evlilikler sadece karı-koca arasında değil; kayınvalide var, görümce var, elti var. Hepsinin de söyleyecek bir çift lafı var elbet…

Uygulamada bakılırsa, her ne kadar kanunda ziynet eşyalarının iadesiyle ilgili açık bir düzenleme bulunmasa da Yargıtay tarafından kabul edilmiş yerleşik bir içtihat söz konusu. Yüksek mahkeme vermiş olduğu pek çok kararda evlenme dolayısıyla kadına armağan edilen ziynet eşyalarının, kim tarafından alınmış olursa olsun, ona bağışlanmış sayılacağını, onun kişisel malı niteliğini kazanacağını ve boşanma halinde geri verme yükümlülüğünün olmadığını belirtir.

Ziynet eşyası, elinden rızası dışı alınan eş bunların iadesi için dava açabilme imkânına sahiptir. Ancak davayı açan, ziynetlerin kendine ait olmasına rağmen karşı tarafta kaldığını ispat etmekle yükümlüdür. Yargıtay’ın 2013 tarihli ilginç kararında ise evi terk eden kadının, söz konusu ziynet eşyaların taşınabilir niteliği gereği, bunları önceden götürmesi ve saklaması mümkün olduğundan, rızası dışında elinden alındığı iddiasını kabul etmemiştir.

Velhasıl kelam, tek taşlıda tek taşsız da hayat zor. Bir zamanlar mutluluktan ayaklarını yerden kesen şey bir bakıyorsun ki duruşma salonunu gözyaşlarına boğmuş. O yüzden boşverin pırlantaları, altınları. Nil’in de dediği gibi; cebindeki kalsın sana, sol üst köşeden harca bana…

Av. Ecem Bacaz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz