Kaş ve Ben

Aşk Sen Nelere Kadirsin

24 Kasım 2017

Son yıllarda büyük şehirlerden küçük sahil kasabalarına taşınmak isteyenlerin sayısı oldukça arttı. 2013 yılında İstanbul’dan Kaş’a yerleşmiş biri olarak, Bursa & Ben’de size bu günden itibaren küçük bir kasabada yaşamanın nasıl bir şey olduğunu kendi deneyimlerimden yola çıkarak anlatmaya çalışacağım.

Beş yıl önce ne zaman birine Kaş’ta yaşamaya başlayacağımı söylesem; “Kaş mı, orası da neresi?” gibi cevaplar alırdım. Fakat o günden bu güne çok şey değişti. Kaş’ı duymayanı neredeyse dövecekler artık. Yine de bir şeyi en baştan açıklığa kavuşturalım. “Antalya’ya çok gittim ama Kaş’ı görmedim.” diyenlere özellikle belirtme ihtiyacı duyuyorum; Antalya’yla hiç işimiz olmaz bizim. Tamam büyükşehir olarak Antalya’ya bağlıyız da, bence İstanbul’a bağlasalar daha iyi olurmuş. O derece yani. Bir kasaba düşünün ki, şehir merkezine uzaklığı 3 saat olsun. O da kendi arabanla. Bir de otobüse bindin mi dört saat, git babam git. Yol boyunca rahat iki film izlersin. Dile kolay. Yol da yol değil ki. Deniz manzaralı dönme dolap mübarek. Ben şahsen şehir merkezine indim mi üç gün kalmayı tercih ediyorum. Antalya’ya tatile giden adam Kaş’a niye gelsin? Zaten daha önce gelmiş olan bilir, Kaş kendine has doğasıyla, Antalya’dan bağımsız apayrı bir Cumhuriyet’tir.

Ben ilk kez 30 sene önce gelmiştim. Şu anda 41 olduğuma göre 11 yaşındaydım. Babamlarla çıktığımız tatilimizde Akdeniz sahillerini geze geze konaklıyorduk. Spontan olarak bulduğumuz herhangi bir otelde kalıyorduk. O zamanlar Kaş’ta o kadar az otel vardı ki boş yer bulamamış, burada yaşayan birinin evinde bir gece konaklamıştık. Ayrıca babamın en yakın arkadaşının Patara’da oteli vardı. Çocukları da benim en yakın arkadaşlarım olduğu için, bazı yazlar ailece onların otelinde tatil yapıyorduk. Ve halam Kalkan’da yazlık ev sahibi olunca, çocukluğumun ve genç kızlığımın en güzel yaz tatilleri bu bölgede geçti diyebilirim.

[2013 yazında Kaputaş Plajı’nda ben 😉]

Ne kadar aşık olduğum bir yer de olsa, Kaş’ta yaşamak önceden planladığım bir şey değildi. Her şeyden önce öyle büyükşehir yaşantısından bunalmış biri sayılmazdım. Ailem, en yakın arkadaşlarım, kedim benim için çok değerli ve önemliydi. Onlarsız yapamazdım. Peki nasıl oldu da böyle bir karar aldım?

Valla kuzen ziyareti ve tatil niyetiyle gelip karıkoca hastalığına tutuldum. Evet bildiğin gönül meselesi. Kısaca anlatmak gerekirse hayatım boyunca yüreğinin götürdüğü yere giden biri oldum. O da beni Kaş’a getirdi.

Siz de bundan böyle yüreğini Bursa & Ben’e açan bu İstanbul hasretlisini okumak isterseniz her cuma burada buluşalım.

Merak edenler için ufak bir Kaş galerisi oluşturdum 😉📷🎞

Kaş’tan sevgilerle…

Didem Elif

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 24 Kasım 2017 at 15:19

    Sevgili arkadaşım öncelikle beni kırmayıp Sen ve Ben’de yazmaya karar verdiğin için çok teşekkür ederim. Eskinin dost yüzlerinin yıllar sonra aynı projenin etrafında, aynı heyecanla yer alıyor olmasının keyfi büyük.
     
    Sen ve Ben ailesine hoş geldin güzellik ❤️

  • Cevapla Didem Elif 24 Kasım 2017 at 18:10

    Canım benim çok teşekkür ederim. Ben de aynı şekilde heyecanlı ve çok mutluyum. Hoş bulduk güzelim.

  • Cevap Yaz