Bursa ve Ben

Bitmeyen Kavga

13 Kasım 2017

İnsanlar sahte hesaplarla bana yorum yapmaktan vazgeçmediği sürece, ben de bu yorumları ne kadar zavallı bulduğumla ilgili yazmaktan asla bıkmayacağım sanırım. O kadar sığ ve hadsiz ki bazı yorumlar, kendi isimleriyle paylaşamayacaklarından hep sahte hesaplarla; fotoğrafsız ve isimsiz profillerle ancak yazdıklarının arkasında durabiliyorlar. Dünyada inanılmaz etkiler yaratmış Nietzsche gibi bir filozoftan yaptığım alıntıya, “Kocan böyle sözler yazmana kızmıyor mu?” diyecek kadar cahil üstelik bir kısmı da…

Şimdi ben bu insanlara neyi, nereden başlayıp anlatayım. Söz mü yeter, sabır mı?

Siliyorum, ardından da engelliyorum. Bu sefer de eleştiriye tahammülsüz oluyorum. Kendi adıyla sanıyla yazamayan bu insanların, tamamen ‘BEN’ olarak var olmaya cüret ettiğim bir ortamda hayalet benlikleriyle beni yargılamaya kalkıyor olması da tabi inanılmaz komik.

Önceleri silmedim bu tarz yorumları. Satırlarca bıkmadan, usanmadan cevap verdim, anlattım. “Ellerin çok çirkin.” yazan bir kıza, bir insanın fiziksel görünüşü hakkında bu tarz sözler beyan etmenin eleştiri değil hakaret olduğunu anlatmaya çalıştım. Ona göre eleştiri olan bu sözlerin ardından bunun için ne yapmam gerektiğini de sordum tabi, çünkü öğrenmek istiyordum bu kızcağımızın yaptığı harika yorum, beni nasıl daha iyi yapacaktı. Sanırım gidip ellerime estetik yaptırmalıyım küçük hanım beğensin diye.

Çok üzülüyorum çünkü bunu ünlü insanlara çok daha fazla yapıyorlar. Çirkinsin diye başlayıp, sonu gelmez hakaretler. Ne zaman bu kadar kaba olmak normalleşti? Allah’ım tövbe, bir de çirkinsin yazanın kendi tipini görün. Kimseyi görünüşüyle yargılamak bana düşmez ama karşısındaki kadına ne kadar çirkin olduğunu yazan birinin neye benzediğini insan merak ediyor. Girip baktığımda da hep aynı tablo…

İşte yorumları silmeyerek, azimle anlatmaya çalışarak biraz olsun utanacaklarını sandım. Ama nafile bir uğraş. Seçtikleri hayatta kendilerine bir şey katmaya çalışmak yerine başkalarının huzurundan çalarak mutlu olmayı hedef seçmiş bu insanlara kişilik kazandırmaya ayıracak tek bir dakikam yok artık. Fazla mı sert sözlerim? Bıktığımdan olabilir belki. Ama bıkmaktan daha da kötüsü üzülüyorum. Bana yazdıkları saçmalıklar yüzünden de değil, bu şekilde yaşadıkları için onlar adına üzülüyorum.

Hiçbir zaman başkaları ne der, diye düşünerek hareket etmedim. Bu hayatımın mottosu falan olduğundan da değil. Gerçekten umrumda olmadı kitlenin fikri. Kendi aklıma ve doğrularıma inandım ve bu yolda yürürken kimseyi dinleyip, zamanımı boşa harcamaya, bana verileni yönetmesi için başka insanların fikrini kendiminkinden üstün görmeye hiç kalkışmadım.

“Kocan kızmıyor mu” sözünü birlikte inceleyelim mi? Bu kadını ne kadar güçsüz ve hayatına sahip olamayan bir varlık gibi gösteriyor, görebiliyor musunuz?

Bir kocam yok ama olduğu dönemde de, varoluşumu ifade ederken her hangi birinin onayına bağlı değildim. Özgür bir birey olabildiğim ve başkalarının normlarına göre değil kendi kararlarıma göre yaşadığımdan ömrünce böyle bir denetime tabi olmadım. Anlayamadıkları da bu sanırım. Bir kadının bu kadar özgür, bu kadar bağımsız olmasına katlanamıyorlar çünkü kendi özgürlüklerine sahip değiller. Bunun için yani bağımsızlıkları için uğraşacaklarına da başka bir kadının özgürlüğünü kendi kısıtlı yaşamlarına denk bir noktaya getirmeye çalışmak daha kolay geliyor.

Tabi bir de okuyan, bilen, her gün gelişen bireyler var. Aralarında kendine muhafazakar bir yaşam şeklini seçenler bile fotoğraflarımı beğenip, altına hoş bir kaç cümle yazabiliyor. Tam da inanmak istediğim toplum işte bu. Farklılıklarımızla güzel olduğumuzu bilip, müdahale etmeden ve ettirmeden, kendi seçimlerini yaşayan güçlü bireyler. Bunu yapamıyorsanız bir seçeneğiniz daha var. Defalarca tekrarladım. Bir daha söyleyeyim. Takip etmeyin. Katlanamıyorsanız bana, bırakın. Bu sosyal medyada verebileceğiniz en güçlü tepki.

Ben sizin gibi yaşamak zorunda değilim. Aynı şekilde siz de benim gibi. Bikinili fotoğraflarım var evet. Çünkü bu benim gerçeğim. Denize bikiniyle giriyorum 😂 Ve hayatımın her anını paylaştığım sayfamda bu fotoğraflara denk gelebilirsiniz. Denizde buyum çünkü. Kışın, salonun ortasında bikiniyle pozumu görürseniz, bu biraz tuhaf olabilir ama kumsalda neyle geziyorsam onu görüyorsunuz. 21. yy’da sahilde bikinili bir kadın fotoğrafına katlanamıyorsanız bu da inanın benim sorunum değil. Erkekler o muhteşem bira göbekleriyle poz poz fotoğraf paylaşabiliyor ve bu normal. Ben paylaşınca “cık cık çok ayıp”. Aslında ben şişman, göbekli bir kadın olsam, gene sorun olmayacak ama değilim işte, bu yüzden beni örtmeniz şart. Erkekleri tahrik edebilir, kadınları da kıskandırabilir. O yüzden ne yapalım, ahlakla vuralım Didem’i. Yok canım, ahlak dediğiniz benim için üzerimdeki kıyafetlerden çok öte bir şey. Ben kimseden çalmıyorum, kimseye fiziksel bir zarar vermiyorum, kötülük yapmıyorum. Sadece hayatımı inandığım şekilde yaşıyorum. Bu yüzden üç beş cahilin beni böyle vurmaya çalışmasına güler geçerken onlar için de sadece üzülürüm.

Ben değişime inanıyorum. Toplumu değiştirmeye. Sizler kadın bedeniyle uğraşmaya devam ettiğiniz, onu bir tabu gibi göstermeyi sürdürdüğünüz sürece, bu toplum daha çok kadın ve namus cinayeti görür…

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Sinem Biber 13 Kasım 2017 at 14:29

    Malesef sosyal medyada bu tarz hakaretler ve davranış biçimleri cok yaygın. Hayatınızı bu yorumlara gore şekillendirirseniz, herhalde depresyona girersiniz. O yuzden en guzeli silin ve kulak asmayın! Biz sizi hayranlikla takip ediyoruz 😊

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 13 Kasım 2017 at 15:28

      Canım benim, seviyorum Sinem(s) ikilisini ve güzel yorumlarını… Benim akıllı kardeşlerim ❤️❤️ Çok özlendin bu arada bil 😘😘😘

  • Cevapla Zeynep Kırker 13 Kasım 2017 at 15:25

    Kadın değişmezse toplum değişmez. Erkeği büyüten, eğiten kadın. Kızmakta çok haklısın, ancak kendini yıpratmaya değmez, bu kafalar değişmez. Beyin ölümü gerçekleşmiş bir çok insan dolaşıyor etrafta.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 13 Kasım 2017 at 16:48

      Yaaa Zeynep Abla çok güldüm son cümleye ve de bayıldım da 👍🏼 Kullanırım ben bundan sonra yazılarımda bu tanımlamayı, ‘beyin ölümü gerçekleşmiş ama etrafta dolanan insanlar’ 👌🏼
       
      Sevgiler canımcım ❤️❤️

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 13 Kasım 2017 at 22:28

    Toplum içinde var olamayan, sönük bireylerin var olma çabaları.. Bunu yaparken seçtikleri üslüp ve tarz ise en kötüsü…

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 14 Kasım 2017 at 01:41

      Yürekten katılıyorum bi’ tanecim. Zaten toplum içindeki kendi varlığından mutlu, kendini gerçekleştirmeyi hedef seçmiş biri, başka insanların yaşamlarıyla uğraşmak ya da onları yargılamak yerine, kendi döngüsünü tamamlamayı hedefler. Bunun dışındaki varoluşların ne acı ki yaşam israfından başka bir şey olmadığını düşünsem de, onların da vardır bir misyonu bu döngüde; farelerin yılların besin zincirinde yer alması gibi, vardır onların da bu ısırgan otu yaşamlarının bir maksadı…

  • Cevapla Sinem Çelebi 14 Kasım 2017 at 10:24

    Güzellsen kıskanılır, hem güzel hem akıllı ve bir de başarılıysan, malesef ki hemcinslerin tarafından aşağıya çekilmek, başarının yanında gelen küçük uğraşlar olur bizim gibi kadınlar için…
     
    Sen ve senin gibi düşünen tüm kadınlar adına; devam etmeliyiz, yılmamalıyız diyorum. En azından bizler yetiştireceğimiz çocuklar ile bu toplumu değiştirebiliriz. Benim hala inancım var!!!

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 14 Kasım 2017 at 13:28

      Kendinden farklı olanı yargılamak yerine, karşıtıyla uyumlu olarak yaşamayı başaran bir nesil. İşte bunu hayal etmek bile güzel.
       
      Seni çoookkkk seviyorum kardeşlerin en biriciği 🤗❤️

    Cevap Yaz