Bursa ve Ben

Depresyon İçinde Beş Yıl

4 Aralık 2017

Depresyon

Bir psikolog değilim, bu yüzden depresyon ile nasıl baş etmeniz gerektiğini bilmiyorum ama beş yıllık depresyon maratonundan nasıl çıktığımı sizinle paylaşabilirim. Evet evet beş yıl. Depresyon ile yaşamak için fazlasıyla uzun bir süre ve sonunda ne anladım, biliyor musunuz? Depresyona girmek hiçbir problemi çözmüyor, hiçbir işe de yaramıyor. Dünyada size ayrılan süreyi çalmaktan ibaret sadece.

Depresyon ne veya ne değil?

Öncelikle depresyonun; şımarıklık ya da kişinin kendisinin çözebileceği bir sorun olmadığının, beyni ve tüm vücudu etkileyen, kişiyi intihara kadar sürükleyebilecek ciddi bir hastalık olduğunun altını çizmek istiyorum. Dünya nüfusunun yüzde beşini etkileyen bu rahatsızlığın, daha çok kadınlarda görüldüğünün sanılmasının nedeni ise, kadınların psikolojik destek almaya erkelere oranla daha açık olması, erkeklerinse yardım istemekte daha çekingen davranıyor olmalarıdır.

Tedavisi oldukça zor olan bu hastalık hakkında yazmaya karar vermeden önce oldukça düşündüm. Yanlış bir yönlendirme yapmaktan korktuğum kadar, tedavi yöntemi sunmak gibi bir amacımın da söz konusu olmadığını belirtmek isterim. Sorunların paylaşılarak hafiflediğini düşünen biri olarak tek arzum sizinle tecrübelerimi paylaşmak.

Tüm bu depresyon süresince yaşadıklarımdan şunu anladım; depresyonu tedavi etmekten daha kolayı depresyona girmemeyi başarmak çünkü bir kere o derin dehlize düştüğünüzde tek hissettiğiniz çabaladıkça daha da gömüldüğünüz bir bataklıkta olduğunuz. Yani sizi mutsuz eden olaylar zinciri depresyon çıkmazına varmadan, zinciri ilk halkasından koparmak, sonra her halkası birbirinden daha da kuvvetlenmiş bu zincirden kurtulmaktan daha basit.

Şimdi geri dönüp baktığımda keşke o ilk halkayı fırlatıp atabilseydim diye düşünüyorum, ona sonu gelmez yeni halkalar eklemek yerine…

Ama işte olaylar başladığında bunun start çizginiz olduğunu ve yokuş aşağı hızla kayacağınızı bilemiyorsunuz. Çakılma gerçekleştiğinde ve yeniden ayağa kalkmayı başardığınızdaysa, yuvarlandığınız tepeyi tırmanırken her adımda, bir daha düşmeyeceğinize yemin ediyorsunuz. Yani en azından benim için öyle oldu.

Depresyon & Antidepresanlar

Beş yıl boyunca içtiğim antidepresanlar, sonunda bitki gibi yaşamama sebep olmuştu. Aslında bu ilaçların ne kadar tehlikeli olabileceğini biliyordum. Bu yüzden uzun süre direndim kullanmamak için fakat öyle bir gün geldi ki kendimi, bir psikiyatristin karşısında; “Aslında ne psikiyatriye, ne de ilaçlara inanmıyorum ama artık katlanamıyorum, hissetmek istemiyorum, ilaç yazmanızı istiyorum.” derken buldum. Yani bile bile lades. Hissetmenin, hissedilen acı da olsa, hiçbir şey hissetmemekten iyi olduğunu tabi bilmiyordum o zamanlar.

“Maşallah isterseniz reçetenizi de kendiniz yazın.” diye beni tersleyen psikiyatrist, seans sonunda istediğim ilaçları yazmıştı. Böylece beş yıl sürecek uyuşukluğum da başlamış oldu.

Unutkanlık

Bir noktadan sonra en basit şeyleri bile hatırlamakta zorlanıyordum. Bir gün kapı çalıp iki arkadaşımı sabah sabah karşımda görünce şoka girdim. Oysa daha iki gün önce ısrarla onları kahvaltıya çağırmıştım ama elbette hatırlamıyordum. Not almadığım taktirde hiçbir şeyi hatırlayamıyordum. Normalde çabuk sinirlenen biriyimdir ama üstüme yürüseler tepki veremiyordum. Reklamlara ağlayan ben, hıçkıra hıçkıra ağlamam gereken olaylarda dahi en fazla boş boş bakabiliyordum. Aklım, duygum herşeyim elimden gidiyordu. Sonunda nasıl bir güç geldi bilmiyorum ama

“Artık yeter, uyanma vakti.” .

diyebildim.

Bu kadar basitse daha önce yapsaydın, diye soruyorsunuzdur şimdi. Asla bu kadar basit değil. Depresyonun içinde kaybolan yaşamlar gördüm. Beni kurtaran neydi bilmiyorum. Nasıl bir kararlılık geldi, onu da bilmiyorum. Sadece artık bu şekilde yaşamak istemediğime karar verdim.

Elbette ilaçları bir günde bırakmadım. Öyle bir mucize söz konusu bile değil. Yavaş yavaş, dozu azaltarak bırakmak zorundasınız. Buna rağmen gene de bir sürü yan etkiyle boğuşuyorsunuz. Ama her gün zihnimdeki bulanıklıkların kalktığını hissediyordum. Sanki dünya daha net, daha keskin hatlara sahip oluyordu gün geçtikçe. Beni bu depresyon döneminde tanıyan bir arkadaşım, tamamen çıkabildiğimde; “Sen hiç de aptal değilmişsin.” dedi. Güleyim mi, ağlayayım mı bilemedim. Her zaman ortalamanın üzerinde bir zekaya sahip olduğumu düşünen ben, sonunda kendimi bir aptala dönüştürmeyi başarmıştım.

İşin ilginci herkesin ilaca başladığı bir dönem olan ‘boşanma’ sırasında ben ilaçlarımı bırakıyordum. Sanırım ilaçlar gibi, evliliğimin de beni yavaş yavaş öldürdüğüne karar vermiştim ve aynı anda ikisinden birden kurtulmak son beş yılda verdiğim en doğru karar oldu. Bu gün ilaçları bırakmamın ardından neredeyse iki sene geçti. Artık gerektiği yerde kızabiliyorum, ağlayabiliyorum, kahkalarla gülüyorum yani kısacası o bir zamanlar çok arzu ettiğim umursamama hissinin tam tersine her şeyi iliklerime kadar hissediyorum ve bunun için her gün şükran duyuyorum.

Depresyondan Kurtuluş Reçetesi

Şimdi benim psikiyatristimden istediğime benzer bir kurtuluş reçetesi soruyorsanız bana, ne yazık ki verebileceğim bir cevap yok. Kendim için dahi her zaman korkuyorum. O derin kuyulara bir daha düşmek istemiyorum. Ama işte artık bir avantajım var; düşmanı tanıyorum ve nasıl vuracağını, nasıl korunacağımı biliyorum…

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

7 Yorum

  • Cevapla Berna Yekeler 4 Aralık 2017 at 15:47

    Harikasın ablacım, cesur kalemine ve yureğine saglık 😘

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 4 Aralık 2017 at 15:54

      Sen de bi’ tanesin güzellik 🤗 Madem artık ülke sınırlarındasın, en yakın zamanda Bursa’ya bekleniyorsun çünkü çok özlendin 😘😘😘

  • Cevapla Hande Sönmezerler Sinan 5 Aralık 2017 at 08:05

    Ben aradaki farkı net görebiliyorum canım ve atlatmana çok sevindim. Seni tüm kalbimle tebrik ederim.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 7 Aralık 2017 at 11:29

      Canım arkadaşım her zaman yanımda olduğun ve sonsuz desteğin için çok teşekkürler.

  • Cevapla Elçin Aksoy Hacıbaba 7 Aralık 2017 at 13:20

    Bence yazmak senin ilacın. Hepimizin hayat ile kurduğu ilişki farklı ve doğal olarak bizi bağlayan dinamikler de. Ama senin motivasyonlarindan biri kesin yazmak. Daha çok yaz, sana iyi gelen, inan seni okuyan başkalarına da geliyor…

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 7 Aralık 2017 at 16:29

      Canım benim kesinlikle çok doğru bir tespit. Yazdığım anda o güne kadar bana huzur vermeyen her sıkıntı yüreğimden kalkarak sanki kelimelerle göğe uçup kayboluyor. Tıpkı balonları havaya bırakıp arkasından bakmak gibi, yok olmalarını seyretmek büyük keyif.
       
      İlk günden beri yazmam konusunda beni devamlı desteklediğin, zihnimi başka yönlere kaydırmam için verdiğin tüm desteğe sonsuz teşekkürler canım 🙏🏼❤️

  • Cevapla Emel Erem 7 Aralık 2017 at 21:34

    Canım benim, hep çok duyarlı bir insan oldun, bütün bunların üstesinden geldin ve yeniden yolunu çizdin, en önemlisi bunları paylaşacak yüreğe sahipsin. Kalemine sağlık Didemciğim, güzel günler yaşa bundan böyle 😍🙏🏻

  • Cevap Yaz