Biraz Kitap

Bir Ceza Avukatının Anıları

23 Ocak 2018

Faruk Erem’in Bir Ceza Avukatının Anıları kitabının fotoğrafı

Kitabın yazarı Avukat Faruk Erem’in hukuk fakültelerinde öğrencilere söylenen meşhur bir lafı vardır:

“Suçluyu kazıyınız, altından insan çıkacaktır.”

İşte anılarını anlattığı kitapta bu insan hikayelerine yer veriyor.

Bir miktar tatsız anılar. Zira bir avukatın, özellikle de “ceza avukatının” pek tatlı hikayeleri bulunmayabilir.

Ceza davasında suçlayan tarafın da suçlanan tarafın da canı yanıyor, iki taraf da dertli, dolayısıyla bu taraflardan hangisinin avukatı olsanız tatlı bir hikaye dinlemeyeceğiniz açık.

Avukatı olduğu kişilerin yanı sıra hakimlerle ve savcılarla da anıları oluyor elbette.

Örneğin bir hakimden bahsediyor. Karşısında biri suçlu, diğeri suçsuz iki sanık var. Hakim suçsuz olanın suçlu olduğuna kanaat getirip idam cezasına hükmediyor. Yıllar sonra gerçekten suçlu olanla karşılaşıyor: “Hakim bey, o suçu ben işlemiştim.” diyor adam. Hakimi düşünün şimdi. Suçsuz bir insanın ölümüne karar vermiş.

İdam gerçekten korkunç bir uygulama. Olmaması gereken bir cezalandırma şekli. Neyse ki ülkemizde yok.

Bir İdam Mahkumunun Son Günü

Victor Hugo’nun Bir İdam Mahkumunun Son Günü kitabının fotoğrafı

Victor Hugo 1829 yılında yazdığı “Bir İdam Mahkumunun Son Günü” adlı eserinde idam cezasının kaldırılması gerektiğini savunur.

Bazı idam hikayeleri anlatır önsözde. Giyotinle onlarca defa denenmesine rağmen bir türlü kafası bedeninden ayrılamayan mahkumun acısı ve buna seyirci kalan hakimden bahseder örneğin. Bu hakime çok serzenişte bulunur: “Arabasının penceresinin arkasında bir adamın katledilişini izlerken ne yapıyordu?” diye sorar.

Victor Hugo kitabında bir idam mahkumunun son günlerini anlatır. İdam mahkumu annesini, karısını ve kızını düşünüyordur. Annesi hastadır, karısı delirmek üzeredir. Kendisi idam edildikten sonra onların ne yapacağını, bu durumda tek cezalandırılanın kendisi olmadığını düşünür.

İdam Cezasının Olduğu Yıllar

Faruk Erem’in kitabındaki anılar 1960-1970 yıllarında geçiyor. Ülkemizde idam cezasının olduğu dönemler. O da idam mahkumlarıyla karşılaşıyor. Onların ruh hallerinden (Victor Hugo kadar olmasa da) bahsediyor. Örneğin idam cezası almış bir mahkumun, cezasının infaz edileceği gün ortaya çıkan yeni bir delil nedeniyle idamından vazgeçilmesi, ancak mahkumun yaşadığı korku ve heyecandan ötürü felç kalması. Hadi buyurun. Kısa süre sonra ölüyor bu kişi. Faruk Erem de yapıştırıyor cevabı: Adalet ölüm kararı verdiyse o karar eninde sonunda infaz edilir.

Bir avukat olarak düşünüyorum müvekkilim için idam cezası verilmiş olmasını…
Ovv yoo düşünemedim.

Kitapta idamlıkların yanı sıra, kan davaları, hapiste intiharlar, cahillikten kaynaklanan suçlar… ve bunun gibi daha pek çok hikaye yer alıyor.

Mahkemenin bir hakim tarafını, bir de sanık tarafını anlatıyor yazar. Sanıkları oraya getiren hayat hikayelerinden bahsediyor. Genellikle fakir, sefil insanlar. Hakim tarafında da zaman zaman verdikleri yanlış kararlar.

Özellikle hukuk öğrencilerinin muhakkak okumasını tavsiye ettiğim bu kitabı, adalet sisteminin işleyişini, bu sistemdeki insanların hikayelerini merak edenler de ilgiyle okuyabilir.

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz