Bir Doz Hukuk

Ev Alma, Komşu Al!

31 Ocak 2018

Komşu Kavgası

Başlıkta yer alan “Ev alma, komşu al!” atasözü, komşuluk ilişkisi için sarf edilmiş cümlelerden sadece biri. Bu ilişkinin ne kadar önemli olduğunu anlatan o kadar çok atasözü ve deyim var ki, her biri ayrı bir yazının konusu olur.

Bir zamanlar komşu olma…

Teknolojinin bu denli insan ilişkilerinin arasına girmediği, insanların birbirlerinin sohbetinden keyif aldığı zamanlarda söylenmiş, komşu olmanın aslında iki ayrı evde yaşasa da, kültür, dil, din farklılıklarına rağmen kendi ailenden farksız görüldüğü günlerden kalma sözler. Her işin elbirliği ile yapıldığı, yeni bir şey alınınca ilk komşunun davet edildiği, bir şey pişirdiğinde annelerin bir tabak da komşuya yolladığı günlerden.

Rezidans Komşuluğu

Gelin görün ki günümüz rezidans yaşantısında anlattığım sıcaklığı bulmak pek de kolay olmuyor. Koca koca binalarda binlerce insan bir arada yaşarken, bırakın bir tabak yemek götürmeyi, yanında oturanın kim olduğunu bile bilmeden yaşayıp gidiyor. İnsanların, yaşam kalitelerinin artacağı inancıyla o güzelim muhitlerini terk edip şehrin ücralarına kurulmuş, çirkin, soğuk, çarpık yapılara taşınması ne kadar da anlamsız değil mi?

Yeni nesil kentleşmenin algısının olumsuz etkileri ne yazık ki insan ilişkilerine de bir tokat gibi çarpıyor. Geçmişte sosyalleşmenin belki de en çok yaşandığı komşuluk olgusu da böylece günden güne yitip gidiyor. Hukuki açıdan olduğu kadar toplumsal anlamda da insanların birbirlerine olan tahammüllerinin azalmasına ve tanışmamanın verdiği fütursuzlukla saygı çizgilerinin aşılmasına neden oluyor.

Gecenin bir vakti çekiç sesiyle uyanabiliyorsunuz mesela. Ya da kokoş üst komşunuzun topuklu ayakkabılarıyla evin içinde geziyor olması pek de umurunda değil gibi. Ya o balkondan aşağıya silkelenen masa örtüleri yok mu? Camdan aşağı atılan sigara izmaritleri, bangır bangır açılan müzikler, gerekli gereksiz masa-sandalye itmeler çekmeler… Saymakla bitmez.

İşte hukuk da bakmış ki komşuluk denen şey günden güne bambaşka bir hal alıyor, ortaya çıkan uyuşmazlıklar için bir takım düzenlemelerin zorunlu olduğuna kanaat getirmiş.

Komşuluk hukukuna dair düzenlemeler Türk Medeni Kanunu ve Kat Mülkiyeti Kanunu’nda beraberce ele alınmış bir vaziyettedir. Mevzuatımızda yer alan düzenlemelere göre komşuların birbirlerini olumsuz şekilde etkileyecek davranışlardan kaçınma yükümlülüğü bulunmaktır. Kişiler bir arada yaşarken taşkınlık yapmamak, gürültüden kaçınmak, bahçe ve diğer ortak alanları doğru kullanmak ve bunları kirletmemek, oturmakta olduğu konutu amacı dışında ticari bir alan olarak kullanmamak, kumar, fuhuş gibi uygunsuz ve suç teşkil eden işler için kullanmamak vb. yükümlülüklere sahiptirler.

Komşuluk Hukuku

Özellikle belirtmek gerekir ki, komşuluk hukukundan kaynaklanan hakların ileri sürülebilmesi için illaki oturulan taşınmaz ya da konutun sahibi olmak şart değildir. Söz konusu taşınmazı fiilen kullanan kişiler de, örneğin kiracı veya oturma hakkı sahipleri, söz konusu taleplerde bulunabilmektedir.

Hukuki açıdan komşuluk ilişkisinden kaynaklanan yükümlülükler tek taraflı değil, karşılıklıdır. Yani oturulan taşınmazdan dolayı size tanınmış olan hakları ve yetkileri kullanırken komşularınıza zarar vermemek, onların malını ve canını tehlikeye düşürmemekle mükellefsiniz.

İnsanların hukuken komşu olarak değerlendirilmesinde illaki altlı-üstlü veya bitişik yaşama zorunluluğu yoktur. Ya da yakınlık, uzaklık gibi mesafe kriterleri komşu olup olmama noktasında kıstas olarak değerlendirilmez. Bu açıdan taşkınlık ve zarar verici eylemin ulaştığı ve etkilediği tüm taşınmaz sahipleri, olumsuz fiili gerçekleştirene komşudur.

Komşuluk Kanunu

Anlattığımız yükümlülükleri yerine getirmeyen komşulara karşı hak sahipleri Sulh Hukuk Mahkemesine başvurabilir ve dava açabilirler. Burada Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yer alan ilginç bir hükümden bahsetmek istiyorum. Bahsettiğimiz kanunun 25. maddesi kapsamında, eğer kat maliklerinden biri kendisine düşen borç ve yükümlülükleri yerine getirmemek suretiyle diğer komşularının haklarını çekilmez derecede ihmal ediyorsa, hâkim, davalı komşunun taşınmazını davacılara devredebilme yetkisine sahiptir.

Görüldüğü üzere bir arada yaşama olgusu çekilmez bir hal aldıysa; davacı komşular, arsa payları oranında taşınmazın bedelini ödemek şartıyla adeta kendilerine rahatsızlık veren komşularının evini satın alma yetkisine sahip olabilmektedirler.

Bana kalırsa mühim olan metrekareleri büyük, havuzlu, fitnesslı, tenis kortlu sitelerde oturmaktansa, orada oturmanın getirdiği medeni olma duygusuna sahip olmaktır. Birlikte yaşamayı bilmedikten sonra hukuki tabanda da sorunların gün yüzüne çıkması kaçınılmaz olacak ve rezidanslarda bulunması umut edilen huzur ve sukün da ortadan kalkacaktır.

Av. Ecem Bacaz

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz