Bursa ve Ben

Zamanla Acı Hiç Azalmıyor

1 Ocak 2018

O zamanlar otuzlu yaşlarımızın ortalarındaydık ikimiz de. Ortak bir arkadaşımız babasını kaybetmiş, biz de cami ve mezarlığın ardından evdeki mevlüte katılmak üzere cenaze evine gitmiştik. Babamı bir kaç sene önce kaybettiğimden arkadaşımın halini gördükçe çaresizlik ruhuma işkence ediyor ama çektiği acıyı bildiğimden sessizce oturuyordum köşemde. Boş lafın, o günlerde insanı daha çok sinirlendirdiğini biliyordum çünkü. Yemek servisi, getir götüre yardım ediyor ama çenemi açmamaya dikkat ediyordum. Başka da birşey gelmiyor zaten insanın elinden; göz göze gelinen anlardaki ‘anlıyorum’ bakışı ve birlikte ağlamak haricinde. Yaşanacak acıyı, yüreğinden çekip alamayacağımı, tüm o duyguların canını yaka yaka arkadaşımın üzerinden akmak zorunda olduğunu çok iyi biliyordum.

Ben tüm bu hisler içindeyken, hayatında yakın bir akrabasını dahi kaybetmemiş ama acı hakkında bilmediği olmadığını sanan, birlikte gelmek durumunda kaldığım hanım ablamız aldı sazı eline, başladı söylev vermeye:

”Allah ölüm acısını dağlara vermiş, taşıyamayıp yıkılmış. Nehirlere vermiş, ağlamaktan kurumuş. Rüzgarlara vermiş, esmiş esmiş tükenmiş. En sonunda hepsi dile gelerek, “Al bu acıyı, dayanamıyoruz.” diye Allah’a yalvarmışlar. Allah ölüm acısını onlardan almış, biz insanlara vermiş. İnsanoğlu arsızmış. Çabuk unuturmuş, çabuk alışırmış. Dağları yıkan, nehirleri kurutan, rüzgarları tüketen ölüm acısı insanı tüketmemiş. İnsan acının ilk haliyle kavrulmuş, kavrulmuş, ama zamanla alışmış.“

Teselli mi, hakaret mi belli olmayan bu sözler karşısında gözlerim dehşetle açılmış, içimden kadını kolundan yakaladığım gibi dışarı fırlatmak geçerken, esir aldığı bir kaç kişiyle o kadar keyifle ve kabilenin ihtiyarı edasıyla konuşuyordu ki elbette aklımdan geçeni yapmayı değil kendimi oradan çıkarmayı başarabildim.

Babamı kaybettiğimde beni en çıldırttan sözlerin başında ;

”Zaman herşeyin ilacı, göreceksin geçecek.”

ve benzerleri geliyordu. Bu hissettiğim acı bir gün nasıl geçebilirdi? Nasıl babamın yokluğuna alışabilirdim? Onu bir daha hiç göremeyeceğimi bilerek, hissettiğim özlem nasıl canımı acıtmazdı? Hem ben nasıl bir evlattım ki babamın ölümüne alışacaktım?

Bu ‘dağlar’, ‘nehirler’, ‘zaman’, ‘geçecek’ gibi dahiyane ve empati yoksunu tesellileri verenler, hayatlarında tek kayıp yaşamamış ama hariçten gazel okumaya bayılan tiplerdir. Oysa bir de anne veya babasını kaybetmiş olanların verdiği teselliler vardır. Başından kayıp geçen herkes, tek tek, aşağı yukarı aynı cümleyi kurar:

”Arkadaşım bu acı hiç geçmeyecek. Babanı her andığında, her düşündüğünde aynı kuvvetle geri gelecek. Sen sadece o acıyla yaşamayı öğreneceksin. Allah yardımcın olsun.”

Ve işte bu cümleler bana gerçek teselliyi veren sözlerdi. Babamı unutmam mümkün değildi çünkü, ya da ölümüne alışmam, ama evet belki bir gün bu acıyla yaşamayı öğrenebilirdim.

Yıllar geçti ve ben bu satırları yazarken hala ağlıyorum çünkü onu çok özlüyorum. Geçen zaman duygularınızı köreltmiyor, sadece yıkmayan her acının yaptığı gibi kuvvetlendiriyor, ağrı eşiğinizi yükseltiyor. Emin olun acı hâlâ aynı dozda, azalmadı…

Bu yüzden ölümün ardından yakınlarına tek bir cümle kurarım;

”Size bu acıyla baş edebilecek güç dilerim.”

Eğer arkadaşımsa ve anne ya da babasını kaybetmiş ise ona da bu acının hiç geçmeyeceğini anlatır ve onunla ağlarım artık birlikte olamayacağımız müteveffanın ardından. Gerisi saçmalıktır çünkü, hadsizlik ve kendini bilmezliktir bence. Öyle dağlar, nehirler saçmalamak için önce yaşanmışlık gerekir ya da en azından böyle büyük büyük laflarla tarif ettiğin acıyı biraz olsun tatmış olmak.

Nereden çıktı şimdi bu kasvetli yazı, diyorsunuzdur. Arada böyle özlem vuruyor, ya da kızdığım hatıralar depreşiyor, içimde tutamıyorum. Yaşlanmak sanırım biraz da böyle bir şey; her anı sizinle hesaplaşmak istiyor.

Bir gün yazmayı başarabilirsem babamı anlatacağım size. Aslında, kırılmayın lütfen ama, size anlatmak için değil çocuklarıma dedelerini anlatan bir anı bırakmak için istiyorum o yazıyı. Fakat henüz o cümleleri yazabilecek kadar güçlü değilim. Sanırım biraz daha zamanı var…

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

10 Yorum

  • Cevapla Hacer Kalıntaş 1 Ocak 2018 at 19:14

    Tarifi mümkün olmayan özlemi çok güzel anlatmışsın Didem. Burnunun direği sızlamak deyimini bu acı ile tecrübe etmiş bir kişi olarak babamı kaybetmenin yıldönümünde denk geldi yazın. Sağol gözümde yas, burnumun direği sızlayarak okudum.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Ocak 2018 at 09:03

      Hacercim büyük kaybın için çok üzüldüm. Gidenlerin yeri dolmadığından bizler için en büyük dua geride kalan sevdiklerimize sağlıklı, uzun ömürler dilemek oluyor. Duygularını benimle paylaştığın için çok teşekkür ederim canım. Acılarımız ve çaresizliklerimiz o kadar ortak ki bazen aynı duyguları başkasında gördüğümüzde şaşırıyoruz. Kayıplarımızın ardından ayakta duracak gücümüzün eksilmemesini dilerim…
       
      Sevgiler canım

  • Cevapla Hande Sönmezerler Sinan 2 Ocak 2018 at 21:19

    Canım yazını okurken hissettim acını. Allah sabır versin. Diğer yandan ahkam kesenlere ben de çok kızıyorum ama densiz insanlar her yerde maalesef.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 3 Ocak 2018 at 01:35

      Canım benim, sen zaten beni çocukluğumuzdan beri en derin hissedebilenlerin başında geldin hep. Seni çookkk seviyorum güzellik.
       
      İnsanların bu patavatsızlıklarının nedeninin ise empati yoksunluğu olduğunu düşünüyorum. Kimse karşısındakinin yerine koymuyor çünkü kendini. Biliyor musun, bir kaybın ardından fazla empati kurmakla bile suçlandım ben. Empatinin aşırısı nasıl oluyor, onu da bilmiyorum ya 🤔 Yapamayan için, yapabilen aşırı gözüküyor sanırım 😉 Neyse işte, “Bu kadar üzülürsen Allah senin de başına verir.” cümlesini duyduğumda insanların ne kadar duyarsızlaştığına bir kere daha karar vermiştim.
       
      Anlatmaya, birşeyler aktarmaya çalışıyorum. Ne kadar kişiye ulaşıyor sözlerim bilmiyorum ama ben denemekten vazgeçemem 🤓

  • Cevapla Sevgi Göksel 3 Ocak 2018 at 01:22

    Kayıp acısı hiç geçmiyor. İçin hep yanıyor, sadece o acıyla yaşamayı öğreniyorsun. Anne, babayı kaybetmek büyük acı ama ya benim gibi evlat kaybedenler… Bana da “başın sağolsun” dedikleri zaman çok ağır gelmişti; benim başım sağ olacağına kızım sağ olsaydı… Ben taziye için sadece sabır dilerim, baş sağlığı değil…

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 3 Ocak 2018 at 01:25

      Sevgi Teyzecim büyük acınızdan haberdardım fakat kendi cümlelerinizden bu derin yası okumak yüreğime bıçak saplanıyor gibi hissettirdi. Oysa acınızı tahmin etmek bile güç. Sadece bu acıda, belki de diğer çocuğunuz için, ayakta kalma gücünü ve sabrını kendinizde bulduğunuz için sizi kutlayabilirim. Size kocaman sarılıyor, sevgiyle öpüyorum ❤️

  • Cevapla Semra Süer 3 Ocak 2018 at 09:34

    Acı geçmiyor… Eşimi ve babamı kaybettim ben 3 ay arayla, yıllar oldu… Bazen dün gibi hersey, hatta o an gibi. Zaman her şeyin ilacı filan degil. Tamam yine yaşıyorsun, hayat devam ediyor ama sen tam ortasında degilsin artık. Kenarından, köşesinden tutunarak devam ediyorsun işte …

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 3 Ocak 2018 at 13:52

      Gelen tüm yorumları, bu büyük acıları gözlerim dolu dolu okuyorum. Semra Hanımcım, çok çok üzücü yaşadıklarınız. Anlatabilen, aktarabilen, ağlayabilen insanların aslında daha güçlü olduğunu düşünürüm. Tüm bunlar yaşanmamış gibi davranmak yerine, acıyla her seferinde aynı şiddetle karşı karşıya kalacak olmalarına rağmen, kayıplarını yâd eden insanların güçlü bireyler olduğunu düşünüyorum. Satırlarınızdan eminim ki siz de öylesiniz…

  • Cevapla Yasemin Manav 4 Ocak 2018 at 08:13

    Kaleminize sağlık. Babanızı anlatan yazı için gücünüzü bir an önce bulmanızı dilerim. Benim de yıllar geçti üzerinden ama kıyısından köşesinden anlatmaya kalksam, sonunu getiremiyorum. Boşa doluya konuşanlar için tek dileğim “senin başına geldiğinde sen öyle davranırsın”ı içimden geçirip, uzaklaşıyorum.
     
    Sevgiler

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 6 Ocak 2018 at 01:56

      Yasemincim öncelikle çok teşekkür ederim tüm içtenliğinle duygularını paylaştığın için. Gelen yorumlardan anladığım kadarıyla, kayıpla yüzleşen hepimiz ayrı ayrı savunma mekanizmaları oluşturmuşuz. Senin yöntemi de oldukça sevdim 😉 Keşke başlarına gelmeden anlayabilseler tabi ama çoğu insan ne yazık ki ancak tecrübeyle öğrenebiliyor 😞

    Cevap Yaz