Biraz Kitap

Homo Deus & Gelecek Algısı

20 Mart 2018

Homo Deus & Gelecek Algısı

Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi

Yazar, bundan önceki kitabı Hayvanlardan Tanrılara Sapiens‘te ilk insandan bugüne olan süreci anlatmıştı. Avcı toplayıcılıktan tarım toplumuna geçiş kısmı özellikle sarsıcıydı.

Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi kitabında ise geleceği anlatıyor.

Gelecek Neler Getirecek?

Geçmiş yüzyıllardan farklı olarak artık açlıktan çok obezlikle, savaşlar yüzünden ölmekten çok, intiharlarla karşı karşıyayız.

“İnsanlığın yeni hedefi ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık olacak gibi duruyor” diyor yazar.

2100, 2200 yılında insanların ölümü yeneceğine inanan uzmanlar varmış.

Yazar, bunun için daha fazla zamana gerek olduğunu söylüyor. Başlangıç için ortalama yaşam süresini iki katına çıkarmak gibi mütevazı hedefler koymak gerektiğini belirtiyor. Neden olmasın?

“20. yüzyılda ortalama yaşam süresini kırktan yetmişe yükselttik; demek ki 21. yüzyılda yüz elliye çıkarabiliriz.”

Gelecek ve Mutluluk

Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi‘nde mutlulukla ilgili çeşitli filozofların görüşlerine yer verilmiş.

Mutluluğunun bireysel bir arayış olduğunu söyleyen Epikür ve mutluluğu kolektif bir proje olarak düşünen modern düşünürlerden bahsedilmiş.

Hükümet planları, ekonomik kaynaklar ve bilimsel araştırmalar mutluluk arayışında etkili gerçekten de.

Bilime göre ise mutluluğumuz biyokimyasal sistemimiz tarafından belirleniyor.

Gelecek ve Yapay Zekalar

Gelecekte genetik kodlar, biyokimyasal dengeler değişecek ve hatta yeni uzuvlar gelişecek. Bu dönemde artık insanların bir çeşit tanrılaştığı döneme girilecek.

Bu değişiklik içine girmeyen insanlar gereksizleşecek.

Süper zeki olan türün sıradan insanlara nasıl davranacağını ise, bugün hayvanlara nasıl davrandığımıza bakarak anlayabiliriz.

Ve kimse bu gidişatı durduramayacak.

Tıpkı Sapiens’i okuyanların bileceği gibi, avcı toplayıcılıktan tarım toplumuna geçişin durdurulamaması gibi.

Yapay zekalar ilerleyince bugünkü bazı meslekler de ortadan kalkacak. Örneğin, banka memurluğu, sigortacılık, kasiyerlik, garsonluk, fırıncılık, şoförlük, barmenlik, arşivcilik, marangozluk…

Peki sıradan insanlar ne yapacak?

Gelecek Tanrısı

Tüm bu süreç içinde tanrı, din, ruh, özgür irade, ahlak, toplumsal sistemler gibi kavram ve inançların da sorgulanacağını anlatıyor yazar.

Bilimsel gelişmeler hayata bunca yenilikler katacak, genetik müdahalelerle bir bebeğin hangi özelliklerle doğacağı belirlenebilecek, yüz yıldan fazla yaşamanın söz konusu olduğu bir hayatta evliliklerin ömür boyu sürmesi beklentisi olmayacak… vb.

Bu durumda insanlar inanmayı bırakacak mı?

Tanrı mefhumu zaten bilimsel yayınlar tarafından ciddiye alınmıyor. Ruhun varlığını destekleyen bir kanıt da bulunamıyor. Belki zihin bile yoktur.

Gelecek ve Hayatın Anlamı

Hayatın anlamını da sorgulamış yazar. O anlamı biz kendimiz veriyoruz, diye cevaplamış.

Çarpıcı bir örnek vermiş:

“Bacağını kaybeden sakat bir asker, ‘Bacağımı kendisinden başka kimseye hizmet etmeyen siyasetçilere inanacak kadar aptal olduğum için kaybettim,’ diye itiraf edeceğine, ‘ulusun bekası için kendimi feda ettim’ diyerek kendini telkin etmeyi tercih eder. Istıraba anlam verdiği için bir fanteziyle yaşamak gerçeklikten çok daha kolaydır.”

Gelecek ve Kişisel Veriler

Kişisel verilerimizi ortaya serdiğimiz bir dönemdeyiz. Yazara göre bu verileri toplayanlar ne yapacaklarını henüz tam bilmiyorlar. Ama ileride bunlar işe yarar olabilir.

“Kendinizi bilmek istiyorsanız, zamanınızı felsefe, meditasyon ya da psikanalizle harcamak yerine sistematik olarak biyometrik verilerinizi toplamalı ve kim olduğunuzu, ne yapmanız gerektiğini söyleyebilmesi için algoritmaların verilerinizi analiz etmesine izin vermelisiniz.”

Kişisel verilerimiz bilgisayarlarda, telefonlarımızda yer alıyor zaten. Sistem bize araştırdığımız konularla ilgili, artık araştırmayı bıraksak bile yeni veriler sunuyor.

Belki ileride işimizi, eşimizi hatta bizim yerimize hangi partiye oy vermemiz gerektiğini bile söyleyebilir.

Veri dini diye adlandırıyor bunu. Dataizm de denebilir.

Yapılan bir deney göstermiş ki, Internet üzerindeki algoritmalar fikirlerinizi ve isteklerinizi eşinizden ve hatta bizzat kendinizden bile daha iyi tanıyabilir.

Bu çerçevede Angelina Jolie’yi anlatıyor. Yaptırdığı testler neticesinde meme kanserine yakalanması çok büyük olasılık olan Angelina Jolie, memelerini aldırdı.

Ancak bunun öncesi ve sonrasında yaptırdığı testler son derece pahalı.

Yazar, bu testlerin herkesin yaptırabileceği bir düzeye ineceği gün gelse bile bu defa yine sadece zenginlerin yaptırabileceği daha gelişmiş testlerin ortaya çıkacağını anlatıyor.

Fakirlerin hayatı yine zor.

Gelecek ve Gereksizler

Yazar, Gereksizler diye yeni bir ırktan bahsediyor.

”Kişisel olarak hiçbir insanın gereksiz olduğunu düşünmüyorum tabii. Bu terimi, sistemin bakış açısı olduğu için kullanıyorum. 20. yüzyılın sonuna dek insan, özellikle ekonomik ve askeri olarak sistem için gerekliydi. Devletler, savaşa döndürmek ve fabrikalarda çalıştırmak için insana ihtiyaç duyardı. Peki insanlar artık sisteme faydalı değilse ne olacak?”

Bu konudaki röportajın ayrıntılarını şuradan okuyabilirsiniz:

http://www.diken.com.tr/homo-sapiensin-yazari-harari-gereksizler-diye-yeni-bir-sinif-doguyor/

Yazarın bir arkadaşı bu ürkütücü manzara karşısında: “Umarım o vakitten önce bu dünyadan göçmüş olurum.” demiş.

Açıkçası ben de öyle düşünüyorum.

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz

Girne Antik Liman
Girne Antik Liman
Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan