Bursa ve Ben

Köye Dönen Kadın,
İrem Çağıl

19 Mart 2018

Köye Dönen Kadın, İrem Çağıl

Bu gün size harika bir kadından bahsedeceğim. Birçok kişi gibi ben de İrem Çağıl ismini ve hikayesini, 2017 Eylül’ünde Ayşe Arman yazınca duydum.

İrem Çağıl ile ilk karşılaşma

Ayşe Arman, İrem’in 3,5 yaşındaki kızı Kiraz’la, Kuzey Avrupa’da 700 km yolu pedal çevirerek yapan bir kadın olduğunu anlatıyor, bu korkusuz, “yapamazsın, edemezsin”lere pabuç bırakmayan kadından övgüyle bahsediyordu yazısında. Eehh benim güçlü ve burnunun dikine giden kadınları ne kadar sevdiğimi artık herkes biliyor. Kızını bisikletinin arkasındaki römorka yerleştirip, onun ufacık dünya algısını bu geziyle ne kadar genişlettiğini düşündüğüm anda hayran olmuştum İrem’e de.

İrem Çağıl’ı hemen Instagram’dan takibe aldım: @iremcagil

Instagram’dan takip etmeye başladığımdaysa İrem’le ilgili başka birçok fenomenin daha olduğunu fark ettim.

Bu cesur kadın, eşi ve kızıyla şehir yaşamını terk etmiş, gittikleri köyde virane bir evi kiralayarak, elleriyle onarmış, bahçesini ekip biçmiş, doğaya dönük yaşamayı seçmişti. Tüm bunları da yüz bine yakın takipçisiyle, bütün doğallığıyla, saçını başını düzeltmeden kameraya gülümseyerek paylaşıyor Instagram hesabında.

Kızı Kiraz, neredeyse her mevsim toprağa çıplak ayakla basabilecek kadar sağlıklı, hayvanları, doğayı tanıyan, yanakları al al bir çocuk olarak büyüyor şimdi hepimizin gözleri önünde. Nazarlardan korunsun diyelim…

İrem Çağıl kim diye merak edip biraz araştırınca, daha birçok cesur karara imza attığını görünüyorsunuz.

Örneğin kızı Kiraz’ın doğum yöntemine karar verişi. Hastanede doğurmak istemeyen İrem, önce evde doğum yaptıracak doktor aramış ama güvenli olmadığı gerekçesi ve sorumluluk alamayacakları cevabıyla reddedilmiş doktorlar tarafından. Sonrasında ebe bulmaya çalışmış fakat o da artık ülkemizde olmadığından bu da seçenek dışı kalmış. Bunun üzerine çözümü Bali’de bularak; eşiyle birlikte, bu fiziksel olduğundan daha çok ruhani yolculuğu yapmışlar. Ve Kiraz Bali’de Lotus Doğum yöntemiyle dünyaya gelmiş. Bu yönteme göre bebek ve plasenta arasındaki bağ, kendiliğinden düşene kadar kesilmiyor.

İrem doğumla ilgili verdiği bir röportajda, Bali’de doğurmanın maliyetinin, Türkiye’de özel bir hastanede yapacağı doğuma denk geldiğini söylüyor. Bali’de dört ay kalmış, bu süre için bir ev kiralamış, gidiş/dönüş için uçak biletlerine para harcamış, doğuma ise hiç ödeme yapmamışlar. Bali’de yaşamanın İstanbul’da yaşamaktan ve doğurmaktan daha ucuza denk geldiğini söylüyor İrem Çağıl.

Sinek Sekiz Yayınevi

Köyde yaşayan İrem’in, köy hayatını idame etmekten ve kızını yetiştirmekten başka bir gayesi olmadığını düşünüyorsanız çok yanıldınız derim. Milano’da aldığı mimarlık eğitiminin ardından grafik tasarım okuyan İrem Çağıl, köyde yaşamayı tercih ediyor diye iş hayatından da vazgeçmemiş. Yaşadığı köye yakın bir kasabada yayınevi yönetiyor İrem. Bu yayınevinin en büyük özelliği ise doğa ve ekoloji temelli kitapları yayınlıyor olması. Yayıneviyle ilgili başka bir hoşluk, tüm çalışanları kadın Sinek Sekiz Yayınevi’nin. Bu denk gelen değil, bilinçli bir tercih 👏🏻👏🏻 Bu yayınevini daha yakından incelemek isterseniz web sitelerini ziyaret edebilirsiniz: Sinek Sekiz Yayınevi

İrem Çağıl’dan bahsetmeye neden karar verdim biliyor musunuz?

Bu kadının elbette benim yapacağım tanıtıma ihtiyacı yok, binlerce insana ulaşmış zaten. Ki ben de onlardan biriyim. İşte tam da onlardan biri olarak, takip ettiğim hesabında şahit olduğum bir olay, birkaç gün kafamı kurcaladı durdu.

Bazen yersiz ve hadsiz yorumlar alıyorum diye sinirleniyorum ya, yok artık yapmayacağım, sinirlenmeyeceğim. İrem’e bile neler yaptıklarını görünce, bazı insanların salt kötü ve anlamamak için direnen, gelişmeyi reddeden aptallar olduğunu kabul edip, susacağım. Susacağım diyorum ama işte gene yazıyor, gene sinirleniyorum 🙈 Hem de bana bile yapılmamış bir olaya.

İrem’i neden eleştirdiler biliyor musunuz en son?

Köyü o kadar çok paylaşıyormuş ki, en sonunda İrem’in bu paylaşımları biz takipçilerinde reklam algısı yaratarak, tası tarağı toplayıp masum köylülerin köyüne yerleşip orada göç patlamasına neden olup, güzelim köyü mahvedecekmişiz 😳

Yemin ederim bu senaryo gücüyle bence bunları düşünenler göç etsinler. Nereye mi? Hollywood’a canım, Hollywood’a. Dehaları harcanıyor burada…

Şimdi ben örneğin zevkle takip ediyorum İrem’i fakat yaşadığı hayat benim adapte olamayacağım, pek de becerebileceğim bir durum değil. Modernliğin zincirlerine bu kadar bağlıyken çok fazla kişinin de yapabileceğini sanmıyorum. Yani biz davulun sesini uzaktan seven bir kitleyiz. İrem böyle güzel güzel anlatıyor diye, döşeğimi sırtıma atıp, İrem’in köyüne yerleşecek değilim. Bu arada kadının yaşadığı köy de ülkenin diğer binlerce köyünden farksız. Niye illa o köy olacak diye tutturacağımızı düşündüklerini de anlamadım. Bu arada İrem de sanırım birgün başına bunların gelebileceğini düşünmüş olacak ki hiçbir zaman köyün adını ve yerini paylaşmadı. Akıllı kadın vesselam. Ama işte akıl, aptallıkla baş ederken çaresiz.

Gelmeyin Köyümüze Tutturması

Hatırlıyor musunuz bundan birkaç ay önce Nedir bu “İstanbullular Gelmesin” Teranesi? diye bir yazı yazmıştım. Yahu on yıllardır köylerden İstanbul’a akın yaşanıyor, ülkenin bütün dengesi bozuldu, yıllarca “Köyümüze Dönelim” propogandası yapıldı bu yüzden. Şimdi üç beş kişi, köye yerleşmeye kalkınca; “Biz şehirlileri istemiyoruz köyümüzde.” diye duvarlar. Akla zarar bir milletiz cidden.

Bak kardeşim; kadın dönmüş köye, dönmekle de kalmamış, hayata uyum sağlamış, hatta güzelleştirmiş yaşadığı evi, bahçeyi. Bırak ondan esinlenecek, cesareti de olan insanlar gelsin. Nedir bu ya? Kimse kimseyi beğenmiyor. Şehirli köylüyü, köylü şehirliği. Yazık…

Neden böyleler?

Dedim ya, düşünüp durdum; neden böyleler, niçin yermeyi, eleştirmeyi bu kadar seviyorlar, diye. Bulamıyorum bir cevap. Kıskançlık mı? Başkalarını mutlu hayatlarında dürtüp, huzursuz edince ancak mutlu olabilmek mi? Ya da belki de sadece kötüler. Bu kadar basit. Kötülük var ve işte hayatınızı ne kadar ondan uzak durmaya adasanız da gelip sizi bulunca yapacak da pek birşey yok. “Ya sabır” de İrem Çağıl…

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Kübra Mısırlı Keskin 19 Mart 2018 at 17:49

    Didemcim benim de yakından takip ettiğim bir kadın İrem Çağıl ve inan yaşadığı hayat göründüğü kadar kolay değil.
     
    Yaşadığım ilçenin bir köyünde oturuyor. İnsanın kendine dönmesi doğayla iç içe olması özellikle büyük şehirden yerleşen insanlar için oldukça riskli ama eğer bunun tadına varırsanız doğanın vazgeçilmez bir parçası oluyorsunuz.
     
    Bence İrem Çağıl, yaşamını güzel bir yönde ilerletmeyi başaranlardan 😊

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 19 Mart 2018 at 17:55

      Yaşamayı seçtiği hayatın hiç de kolay olmadığı o kadar ortada ki canım. Tam da bu sebeple, nasıl hepimizin bu hayata koştura koştura dalıp, insanların köylerini yağmalayacağımızı düşündüklerini anlamıyorum.
       
      İrem’i takip etmek, yaşamına şahit olmak inanılmaz bir keyif. Ama dağ adamlarını belgeselerde seyredip dağa yerleşmediğime göre, İrem yazıyor, paylaşıyor diye de köye yerleşmeyeceğim. Kadının üzerine boşuna gittiklerini düşünüyorum. Yaaa ayrıca yerleşsek ne olur? Belki ülke nüfusunun dağılımı biraz dengelenir.

  • Cevapla Emel Erem 21 Mart 2018 at 22:59

    Didemciğim sayende tanıdım an itibarıyla İrem’i. Haklısın canım kötülük var, var olmaya da devam edecek. Neden diye sormayı bırakalıysa epey zaman oldu. Şimdi Instagrama girip bakacağız bu kıza, merak ettim. Ben de @aynebilim’i takip ediyorum. Çok ilginç bir hikaye o da, belki biliyorsundur. Öpüyorum seni canım benim. Devam, harika yazıyorsun.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 27 Mart 2018 at 19:24

      Canım Emel Teyzecim, tükenmeyen sonsuz desteğiniz için çok teşekkür ederim. Sizi çok seviyorum ❤️

    Cevap Yaz