Gönül Köşesi

Yumurta Kapıya Dayanınca

21 Nisan 2018

Yumurta Kapıya Dayanınca

Her zaman böyle oldu; bekleyip geçer zannettim, geçmeyeceğini bilmeme rağmen. Yumurta kapıya dayanınca gittim diş doktoruna, tecrübesiz de değilim üstelik.

Ömrüm boyunca çekmedim başka bir şeyden, şu dişlerimden çektiğim kadar. Yıllar sonra geçen hafta oturdum o koltuğa yine. Ağladım. Hem de nasıl? Çocuk gibi 😔 Dayanılacak gibi değildi benim için. Öyle yamuldum ki hala toparlanamadım. Nasıl büyük bir korku ki bu, sonunda canınızın acıyacağını bilseniz bile öteleyip duruyorsunuz?! Ayakları geri geri gidiyor insanın, o koltuğa yaklaşınca.

Oysa herşey yolundayken yaptıracağınız rutin kontroller, bu hazin sonun değişmesi için yeterli oluyor çoğu zaman. İtiraf etmeliyim ki bilinçsiz bir hasta olduğumdan değil, ödüm patladığından yanaşmadım buna.

Ah bir de çocukluğumdan beri yaşadığım öğrenilmiş çaresizliklerim. Bu sefer farklı olur, teknoloji de değişti o kadar acımaz belki desem de inandıramadım kendimi bir türlü. Sonuç mu? Ağrı, sızı dolu günler, antibiyotik ve kuvvetli ağrı kesiciler, şişmiş bir yanak, devam eden tedavi, ve bir kez daha zamanında müdahale etmediğim için kendime kızan ben…

Hepimizin yoğurdu yiyişi farklı

Hepimizin iş güç yaparken kendimize belirlediğimiz motivasyonlarımız var. Kimi düzen tertip olmazsa asla çalışamıyor, kimi ille de aynı kupada içecek kahveyi, kimi masada, kimi yayılarak, kimi de benim gibi düzensizlik olarak düşünülen bir ortamın içinde bile kendi düzenini yaratarak çalışabiliyor. Hepimizin yoğurdu yiyişi farklı neticede.

Yumurta kapıya dayanınca

Benim asıl mevzum zaman meselesi. Kendimi bildim bileli son dakikacıyım ben. Yumurta kapıya dayanınca, kuyruğum sıkışınca anca harekete geçebiliyorum. Memnun muyum bu halimden, seviyor muyum bu huyumu? Asla!

Az daha dişimi kaybediyordum bu sebepten. Ağzımın gözümün şişmesi, o çektiğim acılar da cabası. Kendime kızdığım kadar kimseye kızmadım ben şu son dakikacılığım yüzünden. Yontabildiğim, düzeltebildiğim kadarını düzelttim tabi ama nafile tamamen değiştiremiyorum.

Çok yol aldım yıllar içinde aslında. Lisede, üniversitede son gece sabahlayarak çalıştığım zamanları, sayfalarca yazdığım notaları düşününce bu günlerim ne ki diyorum. Var var bayağı bir ilerleme var… 🙂

Son dakika motivasyonu

Çok ilginç, ne kadar şikayet edersek edelim, bazılarımız için işleri son dakikaya bırakmak, kısıtlı zamanda bir şeyleri halletmek inanılmaz bir motivasyon ve verimlilik sağlıyor.

Girdiğimiz üniversite sınavını ya da bunun gibi girdiğimiz diğer ciddi sınavları hatırlayın. Bütün bir senenin emeği iki saatlik sınavlarda ölçülüyor. Bu ölçümlerde bazıları çok çalışmış olsalar da o kısa zamanda telaştan, panikten olmayacak hatalar yapabiliyor.

Başarılı olan kişiler ise kısıtlı zamana rağmen motivasyonunu zirveye taşıyanlar.

Bir arkadaşım vardı lisede, bütün sene geniş geniş çalıştı. Herkeste bir panik; üniversite sınavına giriyoruz, ama bu arkadaşım pek bir rahat. Temeli hepimizden sağlam, biraz gayret etse neler yapar dediğimiz kişilerden. Sınava girmeye az bir zaman kala bir asıldı, gece gündüz çalıştı. O rahat, gevşek çocuk gitti, fişek gibi bir şeye dönüştü. Sınavda bir sene öncesinden, aylar öncesinden çalışmaya başlayanlara attığı fark inanılmazdı. Neticede hepimizin hayali olan bir okulu kazandı. Yöntem pek ideal görünmese de onu başarılı kılan şey diğerlerinden farklıydı. Herkesin becerebileceği bir şey değil elbette bu fakat depara kalkmak, o adrenalin ve motivasyon bu başarılı sonuca ulaştırmıştı arkadaşımı…

Kendime iyilik zamanı

Hayatım boyunca bir türlü anlamadığım insan tipi her konuda ideal olanı yapmaya çalışan, yapmayanları kınayan, ideal olabilmek için sürekli kendinden yiyen, ‘desinler’ diye istemediği zamanda, istemediği şeyleri yapmak zorunda hisseden, söylenecek bir kaç güzel söze, bir kaç alkışa varlığını onaylatmak peşinde olanlar. Standartların dışında yapılan her işe burun kıvıran ille de genel geçer doğruyu yapmamızı bekleyen, hayatın kurallarını kendilerinin belirlediğini sanan, yeren, ayıplayan, kusur bulan, eksik hissettiren insanlara inat, her insanın kendine özgü yapısını, farklılıklarını, becerilerini renklerini çok kıymetli buluyorum. Yanlışlarının farkına varıp, bedellerini ödeyip, onları düzeltmek için çabalamaktan güzel ne olabilir? Evet kendime bir iyilik yapıp sağlıkla ilgili işleri ötelemeyeceğim artık, bunun için uğraşacağım. Siz de öyle yapın mümkünse 😉 Bedeli çok sancılı oluyor bu ertelemenin 😔

Bunun yanında kendime ettiğim işkenceyi, şu son dakikacılığımı, o sıkı adrenalin duygusuyla yaptığım işleri geniş vakitlerde sakince yapmayı da deneyeceğim. Olmazsa depar atmaya devam 😝

Bu yazının şarkısı:
Pencereler Önünde, Zuhal Olcay
Youtube linki için tıklayın.

Gönül Verim

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz