Başucumda Kitap

Korku

10 Mayıs 2018
Korku, Stefan Zweig


Korku | Stefan Zweig

Korku | Özet

Irena maddi durumu oldukça iyi olan
avukat eşe ve iki çocuğa sahip bir kadındır. Evliliklerinin sekiz yılı oldukça mutlu geçmiştir. Ancak sekiz yılın sonunda bu sahip oldukları ona çok sıradan gelmeye başlamış ve doyumsuz bir kadın haline dönüşmüştür.

Bir gün sıklıkla katıldıkları davetlerden birinde, piyanist olan Eduard ile tanışır. Hayatına sadece biraz hareket katmak isteyen Irena’nın başlarda Eduard ile ilişki yaşamak gibi bir niyeti yoktur. Ancak zamanla kendini dizginlenemeyen bir ilişkinin içinde bulur. Belirli aralıklarda Eduard’ın evinde buluşmaya başlarlar. Irena için vazgeçilmez olan Eduard değildir, bu ilişkideki heyecandır onun vazgeçemediği. Çünkü Irena Eduard’a ne duygusal, ne de fiziksel anlamda yakınlık hissetmiyordur.

Yine bir gün Irena sevgilisinin evinden çıkarken apartmanda bir kadınla karşılaşır. Kadın, onu, sevgilisini çalmakla suçlar. Irena ne yapacağını şaşırmış bir durumda kalakalmıştır. Yüzünü örten siyah tülden dolayı onu tanıyamayacağını da düşünerek kadını susturmak için eline bir miktar para sıkıştırarak oradan kaçarcasına uzaklaşır.

Artık Irena için her şey değişmiştir. Yaptığından dolayı suçluluk duymakta ve korkmaktadır. Sevgilisine bir mektup yazarak artık görüşmeyeceklerini bildirir. Ancak sevgilisinin son bir kez daha görüşmek istemesi üzerine bir pastanede buluşurlar. Eduard hayatında kimsenin olmadığını söyler ama Irena ona inanmamaktadır ve ilişkilerini noktalar.

Pastane çıkışında aynı kadın Irena’yı beklemektedir. Artık açık açık Irena’ya şantaj yapmaktadır.

Belirli aralıklarla şantajcı kadın Irena’nın evine adam göndererek para istemeye devam eder. Irena’da her seferinde buna boyun eğer. Şantaj başladığından beri evden çıkmamaya başlayan Irena başta kocası Fritz olmak üzere tüm ev halkının dikkati çeker.

Korkuları her geçen gün artan Irena’nın kocasının hareketlerinden dolayı da tedirginliği artmaktadır. Kocası Fritz sanki her şeyi biliyormuş ve Irena’ya itiraf ettirmek istiyormuş gibi davranıyordur.

Şantajcısı her seferinde daha çok para istemektedir. En son Irena’nın evine kendisi gelmiş ve yüklü bir para talep etmiştir. Irena bu parayı kimseye hissettirmeden veremeyeceği için nişan yüzüğünü rehin olarak şantajcı kadına verir. Bu gelişinde şantajcı kadının evde Irene’nın kocasıyla karşılaşması da Irena’yı çıkmaza doğru sürükler ve korkuları artar. Birkaç gün sonra kocası yüzüğünü sorar, ona yüzüğünü parlatmaya verdiğini söyleyen Irena bunun üzerine yüzüğünü geri almak için şantajcı kadını aramaya başlar ama hiçbir ize rastlamaz. Son bir umut sevgilisi Eduard’ın evine giderek kadını tekrar sorar. Eduard böyle bir kadını tanımadığı, böyle birinin hayatında hiç var olmadığı konusunda oldukça ısrarcıdır.

Irena’nın, gördüğü kabusların da etkisiyle, endişeleri artarak devam eder. Kocası Fritz’in tüm hareketlerinden sanki her şeyi bildiği ve itiraf ettirmek için çaba sarfettiği izlenimine kapılır. Bu yüzden korku ve pişmanlığı giderek artar. Tüm bu olanlar Irena’yı intihara sürükler.

Bir gün evden çıkar ve eczaneden intiharı için gerekli ilaçları alarak eve dönerken takip edildiği hissine kapılır. Onu takip edenin şantajcı kadın olduğunu düşünürken karşısında kocası Fritz’i görür. Eve giderler, Irena kriz geçirerek bayılır ve böylece hiç tahmin edilemeyen bir sonla gerçekler gün yüzüne çıkar.

Eşinin onu aldattığını başından beri bilen Fritz bu oyunu planlamıştır. Tuttuğu bir kadın tarafından eşine şantaj yaparak onu korkutmayı ve böylece ona ders vermeyi amaçlayarak böyle bir yola çıkmıştır ama Irena’nın intihar etmeyi düşüneceğini hiç hesaba katmamıştır. Tüm bu olayların sonunda ikisi de birbirini affetmiş ve hayatlarına kaldıkları yerden devam etmişlerdir.

Korku: Kitap Yorumu

Kelime anlamıyla korku; gerçek bir tehlikenin ya da tehlike olasılığının, düşüncesinin uyandırdığı kaygı duygusu anlamına geliyor. Çok tanıdık olan bu duyguyu hepimiz çok iyi biliyoruz. Sebeplerimiz farklı olsa da hissettiklerimiz hep tanıdık.

Bana göre Stefan Zweig kitapları arasında, okuduklarım içinde, en iyi kitabı, bu duyguyu eşsiz bir şekilde anlattığı Korku.

Aslında yolunda giden bir evliliği olan Irena’nın, kendisini boşlukta hissettiği zamanda bir piyanistle aşk yaşamasıyla başlar hikaye. Piyanistin eski kız arkadaşı bu ilişkiyi öğrenerek Irena’ya şantaj yapmaya başlar. Ve bundan sonrası Irena’nın ruh hali ve kendisiyle hesaplaşmasını konu alıyor. Hikaye her ne kadar basit görünse de işleniş biçimiyle sizi kendine hayran bırakıyor. Okurken hissettiklerinizle çoğu zaman nefesiniz kesiliyor, tüm duygu geçişlerini Irena ile beraber yaşıyorsunuz.

Sorgu

Kitapta sorgulanacak iki konu var bence. Bunlardan biri Irena’nın evliliğindeki durağanlıktan sıkıldığı için başvurduğu yol. Aldatmak ya da aldatılmak her ne sebeple olursa olsun affedilecek bir durum değildir bana göre, kimsenin de bunu doğru bir davranış olarak göreceğini sanmıyorum.

Evet her zaman her şey yolunda gitmeyebilir. Bu tür sıkıntıların başında da her zaman evlilikteki tekdüzelikten şikayet edilir. Evli çiftlerin birbirlerinden her gün yeni bir aksiyon beklemesi de yanlış olur tabi 😉

Bir süre sonra istemeden de olsa hayatınız rutinleşiyor. Hele bir de eşlerin ikisi de çalışıyorsa enerji maalesef eve gelene kadar düşüyor. Tabi ki bu hiçbir şey yapmayacağınız, sürekli rutine devam edeceğiniz anlamına gelmemeli.

Arada eşlerin birbirine sevgilerini belli etmelerinin gerekliliğinden bahsetmiyorum bile. Çünkü insanlar değerli hissedilmeyi her zaman hak eder.

Eğer hala gitmiyorsa ilişki, evlilik kadar ayrılıklarda anlaşılabilir olmalı ki böyle yollara başvurulmasın.

İkinci sorgulanması gereken konu ise Irena’nın kocasının başvurduğu yöntem. Eşinin yaptığı hatanın bedelini ona korkular yaşatarak ödetmeye çalışan bir eşin bunun sonucunda eline ne geçecek çok da anlayabilmiş değilim. İntikamsa eğer işlenmek istenen, bence en yanlış seçimlerden. Zaten kitabın sonunda evliliklerine kaldıkları yerden devam ediyorlar. Madem devam edilebilecekti evliliğe bu sadece ders alsın diye yapılmış bir yol muydu?

Kişiye göre değişmekle beraber intikam hırsı insana her zaman yanlış yaptırır bence.

Son olarak Stefan Zweig’ın kitaptaki en can alıcı sözüyle bitirmek istiyorum bu haftaki yorumumu.

“Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza bellidir. Ağırda olsa hafifte, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkütücülüğü kadar kötü değildir”.

Stefan Zweig Hakkında:

Stefan Zweig, 28 Kasım 1881 tarihinde Avusturya, Viyana’da dünyaya gelmiştir. Varlıklı bir ailenin oğlu olan Zweig’in ciddi bir eğitim hayatı olmuştur. İngilizce, Latince, Yunanca, Fransızca gibi dilleri konuşabilen Zweig’in edebiyata olan ilgisi lise çağlarında şiir yazmaya başlamasıyla kendisini göstermiştir.

İki evlilik yapan Zweig, ilk eşiyle Salzburgda yaşamıştır. İkinci eşiyle İngiltere’de yaşayan Zweig burada İngiliz vatandaşlığına geçmiştir. Daha sonra Brezilya’ya yerleşen yazar 61 yaşında iken 22 Mart 1942’de eşiyle birlikte zehir içerek intihar etmiştir.

Zweig, lirik şiirler, trajedi ve dram türünde sahne eserleri, özellikle biyografi alanında önemli eserler ortaya koymuştur.

Türkçeye Çevrilen Eserleri

1970 – Yürek Çöküntüsü
1985 – Dünün Dünyası
1986 – Bir Kadının Yirmi Dört Saati
1991 – Yarının Tarihi
1991 – Kendileri ile Savaşanlar (1. Cilt)
1991 – Üç Büyük Usta: Balzac, Dickens, Dostoyevski (2. Cilt)
1991 – Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar: Casanova, Stendhal, Tolstoy (3. Cilt)
1992 – Lyon’da Düğün
1995 – Yıldızın Parladığı Anlar
1995 – Karışık Duygular
1997 – Satranç
1997 – Günlükler
1998 – Değişim Rüzgârı
1998 – Calvin’e Karşı Castellio ya da Köleliğe Karşı Özgür Düşünce
1999 – Fouche, Bir Politikacının Portresi
2000 – Tehlikeli Merhamet
2000 – Amok Koşucusu
2002 – Balzac, Bir Yaşam Öyküsü
2002 – Magellan
2003 – Freud ve Öğretisi
2004 – Yakıcı Sır
2005 – Ruh Yoluyla Tedavi
2007 – Mektuplaşmalar
2008 – Buluşmalar

Keyifli okumalar.

Kübra Mısırlı Keskin

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz