Başucumda Kitap

Bora’nın Kitabı

30 Ağustos 2018
Bora’nın Kitabı | Ayşe Kulin


Bora’nın Kitabı | Ayşe Kulin

Bora’nın Kitabı | Özet

Hikaye İlhami’nin polise ölüm olayı ile ilgili ifade vermesiyle başlar. Polis İlhami’den ölen kişiyle ilişkisini anlatmasını ister, İlhami polis memuruna her şeyi anlatamaz. Ama bizlere her şeyi anlatmayı çok istediğini söylemesiyle giriş yapar kitap.

İlhami bir yayınevi sahibidir. Bora’da bu yayınevinde çalışmaktadır. İlhami’nin bir kitap işi için Karadeniz’e gitmesi gerekir ve Bora’da onunla beraber gider. İlhami ve Bora çok içtikleri bir gece Bora’nın ilk hamlesi ile yakınlaşırlar. Bu olay İlhami’yi oldukça etkiler. İstanbul’a döndüklerinde bu ilişkileri devam eder.

İlhami evli ve bir kız babasıdır. Kızı kardeşinin ölümünden sonra ailesinden ayrılarak yurtdışına okumaya gitmiştir. Ama artık toparlanmaya başladığını düşündüğü ailesinin yanına daha sık gelmeye başlar. Bu gelişlerinden birinde babasının işyerine yaptığı ziyarette Bora’yı görür ve ondan etkilenir. Bora’yı etkilemek de için babasının işyerinde staj yapmaya başlar.

Bu sırada Bora bir arkadaşının kitap yazdığını ve bunu yayınlamak istediğini anlatır İlhami’ye. İlhami kitabı okuduğunda bunu yazanın Bora olduğunu ve bunun onun hayatı olduğunu Bora’ya hissettirmese de anlar. Ama İlhami bunu bir zamanlar ilişki yaşadığı ve aynı zamanda yayınevinin ortağı olan Handan’dan gizler. Kitabı hayali bir isim üzerinden yayınlarlar.

Bir gün Bora yolda çocukluk arkadaşı Recep’le karşılaşır. Ama onu tanımamazlıktan gelir. Hatta öyle ki tanınmamak için saçlarını bile kazıtır. Daha sonra arkadaşına bu yaptığından pişman olup, onu İstanbul’da aramaya başlar ve bulur. Karşılaştıkları gün neden öyle yaptığını anlatmaya çalışır. Beraber geçirdikleri birkaç günde de eski Bedrettin şimdi ki Bora tüm hayatını ve kimliğini neden değiştirdiğini en yakın arkadaşı Recep’e anlatmaya başlar. Bu anlattıklarını kimse bilmez çok sevdiği kan kardeşinden başka, hayatının aşkı, ona “Işık” adını verdiği sevgilisi İlhami bile.

Bora’nın Kitabı | Kitap Yorumu

Gizli Anların Yolcusundan sonra serinin ikinci kitabı olarak yayınlanan Bora’nın Kitabı tek kelimeyle sarsıcıydı.

Bora kendi ağzından anlatıyor ruhsal ve bedensel mücadelesini, dışlanmanın korkusunu, geçmişinden kurtulamayışını, vicdanını ve yasak aşkını… Kim bilir ne kadar zordur insanın adı dahil tüm geçmişini silmesi… Zaten şöyle diyor Bora da kitabın bir yerinde;

”Yoruldum! Önce gerçeğimi kendime kabul ettirirken yoruldum! Sonra gizlerken… Daha sonra yüzleşirken… Kendim olmaya hakkım olduğunu anladığımda… Kendimle barışırken… Gerçeğimi başkalarına kabul ettirmeye çalışırken… Benim gibi binlerce, on binlerce insanın var olduğunu öğrenirken… Yoruldum!”

Bora yemek yapmayı sevdiği için ve ev işlerinde her zaman annesine yardım ettiği için, toplumun alıştığı erkek modeline uymuyordu babasının gözünde. Bu yüzden de hiç onun sevgisini hissetmedi arkasında. Belki de başına gelenlerde en büyük pay bu eksiklikti kim bilir…

Doğduğu yerde ve kültürde kadının değersizliği de kitapta can acıtan detaylardan bir diğeri. Yıllar sonra kan kardeşi Recep’e anlatırken eski Bedri yeni Bora’yı aslında kendiyle yüzleşti.

Çocukluğunun travmaları hiç bırakmadı peşini Bora’nın ve anladı sonunda vatanımız çocukluğumuzdu.

Kitabı okuduğunuzda burada değinemediğim birçok ayrıntıyla karşılaşacaksınız. Kitabın gizemini çok bozmamak adına bu kısımları detaylandırmadım.

Bu kitap görmezden gelinemeyecek birçok konuyu ele almış aslında. Sadece iki erkeğin yaşadığı yasak aşk gibi görünse de konusu daha birçok kanayan yara var kitapta. Okudukça daha da içinizi acıtacak birçok ayrıntı. Bu hafta ki yorumumu da yine kitaptan birkaç alıntıyla bitirmek istiyorum:

Bora’nın Kitabı | Alıntılar

• Senden güçlü bir şey var. Adı Kader!

• Hayatın gerçekleri hayallerimizle örtüşemiyordu bir türlü!

• Sahnenin ortasına zorla itilmiş, rolünü bir türlü beceremeyen oyuncular gibiydik.

• Gün gelir, genç kadınlar ya ölü bulunur ya da intihar ederlerdi. Önce derin bir sessizlik olurdu. Kimse bir şey söylemez, sormaz, sanki bilmek istemezdi ölüm nedenini. Sonra zaman içinde bir fısıldaşma başlardı. kadınlar çeşme başlarında, evlerinin önünde, imecelerde kulaktan kulağa fısıl fısıl anlatır, sesler giderek yükselir, anaların eteğinde oynayan çocukların da kulağına gelir, ağızdan ağıza, kadından kadına, çocuktan çocuğa, kulaktan kulağa yayılır, kahvelere iner, tarlalara düşer, bir mırıltı gibi başlar, çığlık halini alırdı. An gelir herkes bilirdi. İşte o herkesin bildiği an, ibret zamanıydı! Gözdağı zamanıydı! Kızlara, kadınlara erkeklerin “Sözümüzden çıkarsanız işte böyle olursunuz. Gebermekle kalmaz, dile de düşersiniz, ölünüz bile hayretmez,” deme zamanı!

• Sırdaş olmak kadar önemliydi birlikte suskun ya da birlikte durgun olabilmek. Bizim gibi derdi bol, yükü ağır çocukların düşünceye daldığında, birinin ötekine, sürekli neyin var, canın neye sıkılıyor, bir şeye mi gücendin diye sormaması! Birbirini sürekli eğlendirmeye, hoş eylemeye çalışmaması!

• Erkeklik esastı coğrafyamızda! Birbirimize erkek sözü verirdik! Erkeklere yakışan oyunlar oynardık! Erkekliğin bu denli vurgulandığı ortamda, erkek gibi davranmak için elimden geleni yapardım.

• İnsanlardan kaçsam hasretlerim, günahlarımdan kaçsam vicdanım beni bir köşede yakalayıveriyor. O halde, ya bir kuş gibi uçmak açık maviye doğru ya da bir balık gibi süzülmek lacivertin kalbine…

Yazar Hakkında

Ayşe Kulin, 1941 yılında İstanbul‘da Beyazıt’ta doğmuştur. İlkokulu Ankara‘da okudu. İlkokul bitince İstanbul’da Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünde yatılı olarak 7 sene okudu. 1961 yılında mezun oldu. Bu arada yazar olmaya karar verdi.

Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı.

Kitapları

– Güneşe Dön Yüzünü, (öykü)
– Bir Tatlı Huzur, (biyografi)
– Adı: Aylin, (biyografik roman)
– Geniş Zamanlar, (öykü)
– Foto Sabah Resimleri, (öykü)
– Sevdalinka, (roman)
– Füreya, (biyografik roman)
– Köprü, (roman)
– Nefes Nefese, (roman)
– İçimde Kızıl Bir Gül Gibi, (deneme)
– Babama, (otobiyografi)
– Kardelenler, (araştırma)
– Gece Sesleri, (roman)
– Bir Gün, (roman)
– Bir Varmış Bir Yokmuş, (öykü)
– Veda (roman)
– Sit Nene`nin Masalları, (çocuk kitabı)
– Umut, (roman)
– Taş Duvar Açık Pencere, (derleme)
– Türkan, (biyografik roman)
– Hayat – Dürbünümde Kırk Sene (1941-1964), (biyografik roman)
– Hüzün – Dürbünümden Kırk Sene (1964-1983), (biyografik roman)
– Gizli Anların Yolcusu, (roman)
– Bora’nın Kitabı, (roman)
– Dönüş, (roman)
-Handan (roman)
-Hayal (roman)
-Tutsak Güneş (roman)
-Kördüğüm (roman)
-Sessiz Öyküler (öykü)
– Kanadı Kırık Kuşlar (roman)

Keyifli okumalar.

Kübra Mısırlı Keskin

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Özge Can 30 Ağustos 2018 at 23:53

    Ayşe Kulin’in birbirinin devamı ve aynı zamanda birbirinden bağımsız birer roman yaratırkenki edebi başarısından etkilendiğim bir roman serisi Bora’nın Kitabı. Senin yorumunla da yeniden tüm seriyi gözden geçirmek istedim.
     
    “Vatanımız çocukluğumuzdu” tümcenden yeni bir roman yazılır, harikasın Kübram.
     
    Emeğine sağlık 💙

  • Cevapla Kübra Mısırlı Keskin 31 Ağustos 2018 at 00:07

    Canım senin gibi iyi bir okuyucudan bu yorumları duymak nasıl güzel anlatamam 🙏🏻 Teşekkürler Özgem ❤️

  • Cevap Yaz