Biraz Kitap

21. Yüzyıl için 21 Ders

23 Ekim 2018

21. Yüzyıl için 21 Ders | Yuval Noah Harari


21. Yüzyıl için 21 Ders | Yuval Noah Harari

Yuval Noah Harari’nin Hayvanlardan Tanrılara Sapiens ve Homo Deus kitaplarından çok etkilemiş, oldukça ufuk açıcı bulmuştum. O yüzden yazarın bu kitabını da büyük bir şevkle aldım ve keyifle okuyup bitirdim.

21. Yüzyıl İçin 21 Ders

21. Yüzyıl meselelerini 21 başlık altında değerlendirmiş yazar: uyanış, iş, özgürlük, eşitlik, topluluk, medeniyet, milliyetçilik, din, göç, terörizm, savaş, alçakgönüllülük, tanrı, laiklik, cehalet, adalet, hakikat sonrası, bilimkurgu, eğitim, anlam, meditasyon.

Biraz Can Sıkıcı Ama Doğru

Kitabın ilk sayfalarındaki şu sözler biraz can sıkıcı:

“2018’de yaşayan alelade bir vatandaş kendini gitgide daha işe yaramaz hissediyor.”

İşin kötüsü bugün kendini işe yarar bir işte geliştirsen ve uzman olsan bile bundan 10-20 yıl sonra o işe hala gerek olup olmayacağı belli değil.

Teknolojinin son derece hızlı bir şekilde geliştiğini ve 2050 yılında neler olacağını bugünden söylemenin pek mümkün olmadığını anlatıyor yazar.

Yapay zekalar olacak, evet.

Ancak bu yapay zekaları geliştiren insan gücü de bir noktaya kadar gerekli olacak. Ama belki daha da ilerleyen yıllarda bu insan gücüne de gerek kalmayacak, işte o insanlar o zaman ne yapacak?

Burada akıl sağlığını korumanın öneminden bahsediyor yazar. Yeni teknolojiye uyum sağlamak ve öyle bir dünyada yeni tanıştığın iş kolu hakkında eğitim almak için harcadığın zaman içerisinde o iş kolu da eskiyebilir.

Buradan da eğitime bağlıyor konuyu. Mevcut eğitim sistemlerinin öğrencileri sınıfta toplayıp bilgi vermek üzerine kurulu olduğunu, halbuki zaten sürekli bilgiye maruz kaldığımızı, asıl önemli olanın hangi bilginin doğru hangisinin yanlış, hangisinin gerekli hangisinin gereksiz olduğunu kavramayı sağlayacak bir eğitimin verilmesi gerektiği.

Bizim Yerimize Karar Verecek Algoritmalar

Sık sık Facebook ve benzeri Internet sosyal medya mecralarının verilerimizi topladığını anlatan yazar, bu veriler kullanılarak oluşturulacak algoritmalardan bahsetiyor. Öyle ki bizi bizden daha iyi tanıyan bu algoritmik sistem sayesinde hangi okulda okuyacağımın, hangi mesleği yapmam gerektiğinin, kiminle evleneceğimin cevabını alabilir, böylece yanlış karar vermeden hayatımı sürdürebilirim.

Bu durum aslında insan olarak bizlerin kendimizi tanımak gibi kağıt üzerinde kolay gibi gözüken fakat aslında hiç de öyle olmayan bir kabiliyetten yoksun olduğumuzu gösteriyor.

Ben aslında kimim?

Beynimiz çocukluğumuzdan beri önce bizi yetiştiren anne-baba, ardından devlet politikaları çerçevesinde gelişen eğitim sistemi ve şimdilerde medya etkisi ile şekilleniyor. Bunların içinde ben kendimi, asıl öz benliğimi nasıl bulabilirim?

Bulamayacağım ve benim beyin nöronlarımdan, duygu durumumdan nelerin bana iyi geldiğini, nelerin kötü geldiğini anlayan algoritmalara başvuracağım.

Tanrı, Din ve Kurmaca

Böyle bir yaşamda Tanrı’ya yer olmayacağı kanaatindeyim ben.

Yazar da Tanrı ve din konularının zaten kurmaca olduğunu söylüyor. Bu kurmacalar hem insanlar kendilerini iyi hissetsin hem de topluluklar varlığını sürdürebilsin diye var.

“Peki insanlar neden bu kurmacalara inanıyor? Anlatıları, bu tür anlatıların doğruluklarını sorgulayıp teyit etmek için gerekli zihinsel ve duygusal bağımsızlığı kazanmadan önce anne babalarından, öğretmenlerinden, komşularından ve toplumun genelinden duyuyorlar. Zihinleri olgunlaştığında anlatıya o kadar yatırım yapmış oluyorlar ki akıllarını, anlatıdan şüphe etmek yerine anlatıyı akla, mantığa uygun hale getirmek için kullanmaları çok muhtemel.”

Otonom Arabalar

Yapay zeka demişken insansız, otonom arabalar bahsi var.

Bu arabalar konusunda şöyle bir soru ortaya atıyor yazar:

“Diyelim ki top peşinde koşturan iki çocuk bir otonom arabanın önüne atlıyor. Arabanın algoritması şimşek hızıyla yaptığı hesaplamalar sonucunda bu iki çocuğa çarpmamanın tek yolunun ters şeride direksiyon kırıp yaklaşan kamyona çarpma riskini göze almak olduğu sonucuna varıyor. Algoritma çarpışma gerçekleşirse arkada mışıl mışıl uyuyan araç sahibinin ölme ihtimalinin yüzde 70 olduğunu hesaplıyor. Bu algoritmanın ne yapması gerekir?”

📌 Filozofların tartıştığı vagon problemlerine benziyor bu konu. Daha önce yorumladığım Felsefenin Kısa Tarihi adlı kitapta bu konuyu tartışan filozofları ve tartışma konusunu bulabilirsiniz.

İşte bu otonom araçlara bu tür durumlarda alması gereken kararın ne olduğunu programlamak için filozoflara ihtiyaç olacağını belirtiyor yazar.

Yani ilerleyen yıllarda araba alırken bugünkü gibi marka, model, düz-otomatik vites… vb durumlar yerine yukarıdaki gibi muhtemel sorunlarda nasıl hareket edeceğinin programlandığına bakacağız.

Yukarıda soruya yazarın cevabı şu:

“İnsan sürücülerin yerini almaları için algoritmaların kusursuz olmasına gerek yok. İnsanlardan iyi olmaları yeterli. İnsan sürücülerin her yıl bir milyondan fazla kişinin canını aldığı düşünülürse, bu pek de zor değil.”

Hayatın Anlamı

Hayatın anlamı ile ilgili bir bölüm var “21. Yüzyıl için 21 Ders”te. Diyor ki tüm mesele aşk:

“Birine gerçekten aşıksanız hayatın anlamını kafaya takmazsınız. Peki ya aşık değilseniz? O zaman hayatınızın amacını bilirsiniz: gerçek aşkı bulmak.”

Meditasyon

Meditasyonun önemi ile bitiyor 21. Yüzyıl için 21 Ders:

“Algoritmalar bizim yerimize karar vermeye başlamadan evvel kendi zihinlerimizi anlamamız hayrımıza olacaktır.”

Saygılarımla,
Hülya Erarslan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz