Bursa ve Ben

Öfke ve Ben

15 Ekim 2018

öfke ve ben

Cuma günü Didem Elif’in son yazısı Öfkeni Sanata Çevir’i okuduktan sonra “Ne kadar doğru söylüyor. Kesinlikle daha sakin olmalıyım” benzeri birçok karar aldım. Hatta Elif’e de yazdım ne kadar sevdiğime dair son yazısını. Arkadaşımla öfke üzerine biraz sohbet ettikten sonra para çekmem gerektiğini hatırlayıp evden çıktım.

Arabayla evimden beş dakika uzaktaki Eker Meydan’a gittim. Özhan Market’in yanında ATM’ler vardır sıra sıra, bu civarda yaşayanlar bilir. Bankamatiklerin önünden ancak tek arabanın geçebileceği bir yol, marketin ve yan taraftaki restaurantların arkasından dolanarak gene meydana çıkar. Otopark çok dolu olduğunda bu yola girip marketin arka tarafındaki yükleme alanın oraya park ediyorum ben de bazen.

O gün de baktım park edecek yer gene yok, bankamatiklerin sokağına doğru çevirdim direksiyonu. Fakat daha ilk ATM’nin önünde, o daracık sokağın başında; kocaman, temizlikten ayna gibi parlayan, son model siyah bir Mercedes duruyordu.

Arkasında durdum.

Yolu bloke etmiş, geçişimi de engelliyor olmasına rağmen, kornaya falan basmadım. Park yeri problemini bildiğim için -medeni bir insan olarak- nasılsa iki dakikalık işlem, bekleyeyim diye düşündüm.

Bir iki dakika sonra bankamatiğin önünden yirmili yaşlarının sonunda ya da en fazla otuzların başında bir adam Mercedes’e doğru yöneldi. Bana attığı öldürücü bakışa geçmeden kendisini size biraz tarif etmek istiyorum.

Siyah kumaş pantolonunun üzerine çıkardığı beyaz gömleğinin darlığı midemde bir bulantıya neden oldu önce. Gömlek en az iki beden ufak. Olduğunu düşündüğü kaslarını ve o ayva göbeğini sergilemeye çalışmış sanırım bu seçimiyle. Saçlar öyle bir jölelenmiş ki tek bir asi tel kıpırdamıyor, güneşin altında kafasından aşağı zeytinyağı dökmüşsün gibi parlıyor ya o da ayrı. Sakala gelecek olursa, kirli sakalla Muhteşem Süleyman arasında bir yerlerde.

Karşımdaki bu zevk yoksununun sabırla arabasına binip gitmesini beklediğim sırada, elinin tersiyle “Çekilebilirsin zavallı köylü” işareti yaparak “Abla geri git!” dedi. Demedi aslında, emir verdi. Tanrım, sanki toprak ağasının önündeki zavallı bi’ çare köylüyüm ve ağa oğlunun, koşulsuz, her kaprisini yerine getirmekle yükümlüyüm.

Bu arada “Abla”yı kaçırmamışsınızdır diye umuyorum. Ben kaçırmadım. Abla, küçümser tavırlar, emir kipi…

Allahhhhh… Benim şalter attı tabi…

İnsan evladı, önce yolu kapattığı için özür diler, sonra biraz geri gitmemi rica eder, öyle değil mi? O kadar zor bir şey olmasa gerek kibarlık. Bu durumda ben de, sorun değil, der, çekilirdim arkasından.

Peki öyle mi yaptı?
Hayır.

Ben emirle hareket eder miyim?
Kesinlikle HAYIR.

Bir kükredim. Adamın suratındaki şoku görecektiniz…

Aynı onun bana yaptığı “Çekilebilirsin” işaretiyle “Ben geri gitmiyorum, sen ileri gideceksin” dedim. Demedim aslında, bağırdım 🙈

Hem kendine karşı gelinmesine, hem de bir kadından emir almaya alışık olmayan zat-ı muhterem bir an ne yapacağına karar veremedi.

Bu arada ben zıvanadan çoktan çıkmıştım. Bu noktadan sonra kendimi kontrol edebilme şansım hiç yoktur, denemem bile zaten. Sinir tüm yönetimi ele almış, Didem’den eser kalmamıştır.

O derece söyleniyordum ki adam arabasına mı binsin, gelip beni dövsün mü karar veremiyordu. Kadın olduğum için sanırım ikinci seçeneği erkekliğine yediremiyor ama ATM’lerin önündeki insanların bakışlarının altında onca azarı da yemeyi kabul edemiyordu. Tuttuğu kapı kolunu açmakla kapamak arasında gidip gelirken, bi’ durmadan bağıran bana bakıyor, bir de yanındaki adamın kendisini sakinleştirmeye çalışan sözlerine doğru çeviriyordu bakışlarını.

Sonunda benim geri gitmeyeceğimi anladığında, insan kalabalığına dönüp “Bu yol diğer taraftan çıkıyor mu?” diye sordu. Evet cevabını alınca, bana okkalı bir şeyler söyleyip bindi arabasına.

Ben de hala söylenerek ardından hareket ettim. Bu arada bankamatiğin önündeki insanlar yanlarından geçerken beni tebrik edip, şehir magandasının suçlu olduğu halde bana bağırmasına laf ettiler.

Bu iyi, güzel de…

Beyler keşke iki dakika önce ağzınızı açıp, o arabasıyla basıp gitmeden önce fikrinizi beyan etseydiniz…

Bunun toplumsal duyarsızlık olduğunu sanmıyorum. Paranın karşısındaki korku onları sus pus eden, biliyorum. Bu kör cahil, kaba, kendi istekleri doğrultusunda herkesi çiğneme hakkını kendinde gören zibidinin karşısında insanları susturan işte bu korku.

Eee ben biraz deliyim -tamam belki birazdan da fazla- sonunu düşünmeden hareket ederim haksızlık gördüğümde. Sevgili eski kocam, trafikte her kavga edip eve geldiğimde, “Birgün feci dayak yiyeceksin” der, ardından eklerdi şövalye ruhuyla; “Sakın benim de başıma bulaştırma.”

Nasıl başarmışım öyle değil mi, öfkemi sanata çevirmeyi? 🙈

Eve dönünce ellerim titreyerek Elif’e yazdım; “Beş dakika önce öfkemi kontrol edeceğime dair kendi kendime söz verip, ardından başıma gelen ilk olayda öfke patlaması yaşamayı başardığımdan, bende gerçekleşmeyeceği anlaşıldı, bu öfkeyi sanata dönüştürme durumunun.”

Canım arkadaşım muhteşem bir cevap yazdı;

“Sen bunu yazacaksın pazartesi ve işte o zaman sanata dönüşecek.”

İyi ki varsın canım 🤗😘

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Hande S. Sinan 15 Ekim 2018 at 20:44

    Canım haklısın ne diyim
    Ve tespitin çok doğru
    Herkes sus pus
    İnsanlar uğraşmak istemiyorlar
    Ne yazık
    Bu hale bu suspusluk getirdi zaten.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 15 Ekim 2018 at 21:10

      Ne ilginç değil mi; çoğunluk, güçlü azınlıktan korkuyor. Oysa bankamatikteki herkes tepki verseydi, ağzının payını alır, belki de bir daha böyle bir davranış sergilemeden önce 10 saniye olsun düşünmesi sağlanırdı 😉

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 15 Ekim 2018 at 22:05

    Bu konuda kendim ile resmen savaş veriyorum. Her defasında son noktamı bir tık olsun yükselttiğimi düşünürken geçenlerde o kadar gerildim ve öfkelendim ki sonunda karşı tarafa dil çıkarttım 🙈🙈🙈

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 15 Ekim 2018 at 22:32

      Yaaa kuzum resmen sesli güldüm 😁 Kibar arkadaşım benim, dil çıkartmış 😂 Millette el kol hareketleri, küfür desen gırla, canikom da dil çıkarmış. Seviyorum seni 🤗❤️❤️

  • Cevapla Didem Elif 16 Ekim 2018 at 13:14

    Canım benim. Kendinin farkında olup bunu samimice ortaya koyuşunu çok seviyorum.
     
    İyi niyetli insanların adaletsizlik karşısında verdiği tepki daha büyük oluyor genelde zaten.
     
    Karşına çıkan adam öfkeyi hak etmiş. Benim biraz da yazımda bahsettiğim o öfkeyi hak eden insana savuramayıp, yazındaki gibi susanların, sonra o öfkeyi başkasına bulaştırmaları biraz da.
     
    Bak gene bana yazı yazdıracak konu verdin. Başkasına öfke yerine ilham veren insan, öfkesini yüzde yüz sanata çeviriyor demektir benim gözümde canım benim. Sevgiyle öperim seni…

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 16 Ekim 2018 at 14:22

      Heyyyy süperrrr. Yeni yazıyı merakla bekliyorum canikom. 🤗❤️❤️

    Cevap Yaz