Kaş ve Ben

Öfkeni Sanata Çevir

12 Ekim 2018

Öfkeni Sanata Çevir | Ne bu şiddet bu celal

Aslına bakarsanız yazımın başlığını “Ne Bu Şiddet Bu Celal?” koyacaktım. Çünkü bu hafta öfke üzerine yazmaya karar vermiştim. Fakat geçenlerde bana anlattığı bir sorunu sırasında bir arkadaşıma tavsiye ettiğim “Öfkeni sanata çevir,” sözüm çok hoşuma gitti ve fikrimi değiştirdim. Zaten ağzımdan bu söz çıktığı anda “ahanda bu!” dercesine kafamın bir yerinde sanki ampül yandı. Dolayısıyla yine öfkeden bahsedeceğim ama ana fikri daha başta verdim ki, başlığı görüp yazıyı okumayanların gözüne ilişir, ordan korteks kanalıyla beynine ulaşır da kulağına küpe olur belki diye.

Ben Bir Boğa Burcuyum

Burç meselesini bilemem ama hayvan olarak boğanın özelliklerini taşıyorum. Boğalar gibi ben de yavaşlığı severim. Hatta harekete geçme konusunda tam bir oturan boğa gibi tembelimdir diyebilirim. Oturduğum yerde dünyalar kadar fikir gelir aklıma. Ama gel gör ki o fikri hayata geçirmeye gelince, ki bu bir yurtdışı seyahati gibi cazip bir şey bile olabilir, kolumu kıpırdatasım gelmez.

Yurtdışına tatile gitmek örneği üzerinden gidersek; Barcelona’ya gitmeye karar verdim diyelim (Barcelona demişken bu eşsiz şehirle ilgili geçtiğimiz hafta dergimizde yayınlanan yazıyı okumanızı tavsiye ederim). Oteldi, uçaktı, tarihi ayarlamaktı, gezeceğin yerleri araştırmaktı derken ben bir türlü organize olup da o işi fiiliyata geçiremem.

Bilgisayar başında kırklanan biri olarak internetten her şeyi hallettim diyelim; uçak biletini alma aşamasında, sırf kredi kartının bilgilerini cüzdanımdan çıkartmam gerektiği için bile vazgeçebilirim. O derece yani. Benim yerime bütün bunları başkası yapacaksa seve seve gezme, yeme-içme kısımlarında kendisine eşlik edebilirim, onda hiç sıkıntım yok. 🙈😇😂

Ne Bu Şiddet Bu Celal?

Yalnız boğa güreşlerinden herkesin bildiği gibi, boğaların bir de azgın halleri vardır. Onu delirttin mi karşısındaki matadoru öldürecek kadar öfkeden deliye döner. Utanarak söyleyeceğim ki şahsen bu kısım da bana çok uyuyor. Zor öfkelenen biriyim. Yaşadığım gündelik aksaklıklar karşısında kolay kolay asabi tepkiler vermem. Hele trafikte yaşayacağım sıkıntılar beni asla sinirlendiremez. O yüzden yol vermedi diye el kol hareketiyle arabanın içinde öfke nöbetine giren insanları aklım pek almaz. Fakat gel gör ki bazı insanlar onların yaptıkları yanlış davranışlar karşısında negatif bir tepki göstermediğinizde üstünüze gelmeye devam ediyorlar.

İşte dananın kuyruğu o zaman kopuyor bende. Evlere şenlik bir insan oluyorum. Soluğum burnumdan mı çıkıyor, kıçımdan mı bilmiyorum o vakitlerde. İçinden bombalı tüfekler, ateşli oklar fırlatılmakta olduğundan ağzımdan çıkmadığı kesin.

Şimdi beni tanıyan insanların çoğuna bu satırları okuduğunda anlattıklarım çok uzak geliyor olabilir. Çünkü ben bu hale kolay kolay gelmem. Zaten buna maruz kalan insanın hala hayatımın bir parçası olması söz konusu olmadığından da çok yakın tanıyanlar dışında çevrem bu yönümü pek bilmez.

Yalnız son yıllarda toplumsal öfke seviyemizin yükseldiğini hepimiz gözlemliyoruz. Tahammül eşiğimiz gittikçe azaldı. Dolaylı olarak kendimi de eskisine göre daha sinirli ve agresif buluyorum. İster istemez bir şekilde iletişim halinde olduğunuz insanlar tarafından öfkeye maruz kalınca bu bulaşıcı bir hal alıyor çünkü. Tuttuğunuz ateşten topu bir bakıyorsunuz siz de başkalarına atıyorsunuz. En acıklısı da çocuğunuza fırlatmanız.

Öfkeni Sanata Çevir

Öfke bir duygu. Öncelikle bu duygu bize ne anlatıyor onu anlamak lazım elbette. Ama ben bu yazımda meselenin o kısmında değilim. Başkalarının canını yakmadan o ateşten topu elden çıkartmanın derdindeyim. Yani duyguyu sağlıklı boşaltmanın yolunu bulma çabasındayım. Öfkeni sanata çevir dediğim; müzikle uğraşmak olabilir, yazmak olabilir, resim yapmak olabilir, fotoğraf ya da video çekmek olabilir. Yaşın kaç olursa olsun bale yapmak bile olabilir. Gülmeyin, geçenlerde Kaş’ta yetişkinlere bale kursu açıldı.

Olur yani olmaz diye bir şey yok. Yeter ki bir başkasının canını yakmayın. Kendi duygunuzu o an anlamasanız da olur. Aklı selim hale gelince elbet ona da kafa yorarsınız. Zaten o kafaya geldiğinizde öfkelendiğiniz insanın da ne hissettiğini belki anlayabileceksiniz.

Öfke insana enerji veren bir şey. Tıpkı lolipop şekerlerinin çocuklara verdiği enerji gibi de sağlıksız. O negatif enerjiyi pozitif enerjiye dönüştürücü adaptör ise hepimizin içinde var. Sadece onu daha fazla kullanmayı hatırlayalım istiyorum. Belki her birimizden bir sanatçı çıkmaz ama en azından çevremize öfke yerine tebessümü bulaştırır hale gelebiliriz. Fena mı olur?

Didem Elif

Not: Bu yazıyı yazarken aklıma Sertap Erener’in “Şişt şişt sakin ol!” şarkısı geldi. Bu sabah tekrar dinleyince fark ettim ki, yıllanmış şarkının meğer ne kadar anlamlı sözleri varmış. Belki siz de dinlemek isterseniz diye onu da not olarak buraya bırakıyorum. Dileyen sevgiyle kullansın.

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

Yorum Bulunamadı

Cevap Yaz