Kırmızı

1.Tekil Şahıs | Kendime Doğru

14 Kasım 2018

*Yazarın Notu: Bu yazıyı “Chopin Spring Waltz (Mariage d’Amour) / Paul De Seneville” dinleyerek okumanız tavsiye olunur. YouTube linki için tıklayabilirsiniz.

1.Tekil Şahıs | Yolculuk Ömür Boyu
İlkokulda tanıştığım 1 kavramdı 1. Tekil Şahıs

Bana ait 1 eylemi anlatmama yardımcı olan cümlenin 1 yerinde, yüklemi tamamlamak için vardı.

Diğer tekil ve çoğul şahıslardan pek farklı görünmezdi gözüme.

Yıllar içinde hayatımda özel 1 yer de edinmemişti kendine.

Onu özelleştirmek için ben de pek fazla çaba sarf etmemiştim belki de.

İnsan denen canlı, diğer canlılardan oldukça farklı.

Ruh, beden ve zihinden meydana gelen muhteşem 1 mekanizma olduğu halde, dünyaya gelirken yanında 1 kullanma kılavuzu getirmediğinden, sürekli 1 devinim, bitmeyen 1 öğrenme halinde. Bu öğrenme halinin en güçlü ve kalıcı şekli de, genelde doğal akışındakinden ziyade, kendi seçimlerinin dışında, hayatın onun önüne bıraktığı tecrübeler içinde.

Herşey yolunda giderken 1 duvara çarptığında, ayağı 1 taşa takılıp düştüğünde, 1 geçitte sıkıştığında, 1 fırtınanın ortasında kaldığında öğreniyor ve evriliyor en fazla. Bundan sebeptir ki; onu öldürmeyen şey, onu güçlendirmekten ziyade, ona öğretiyor çokça.

Böyle olması gerekir mi?

Bundan daha emin, kolay ve sahici 1 formül yok mudur 1.tekil şahsı idrak etmek için?
Bu coğrafyada, biraz zor gibi.
Nerden mi biliyorum?
Kendimden tabi ki 😉

1. Tekil Şahsı, dilbilgisi sınırlarımın dışına taşımam, hayat hikayemde epey zamanımı aldı.
1 bilim insanı yahut 1 sadekar gibi çalışmam gerektiğine karar verdiğimde kendi üzerimde, yaşım 40’a varmıştı.

35’te de bu konuda 1 girişimim olmuştu ama o deneyimim o kadar amatörceydi ki, Gaudi’nin görkemli rengârenk evlerinden birini tasarlamayı hayal ederken, Laz müteahhitlerin üzeri koyu kahve mozaikten kilim desenli ince uzun binalarından birini dağın başında boş 1 araziye dikmiş gibi görünmekteydim 🙈

Okul yıllarımda ürkütücü not kaygılarım nedeniyle, kendisiyle son derece mesafeli olduğum “bilim”, bu noktada devreye girdi. Ve bana usulca;

“1 çözüm yolu bulmak istiyorsan formül üretmelisin, formül üretmek istiyorsan konunun ne olduğunu en ince ayrıntısına kadar tespit etmelisin. Bu tespit için en başa, ama ennnnnn başa gitmelisin. Çünkü; ortasından, ucundan, köşesinden, kıyısından üretilmez çözümler..” dedi.

Söylediği kulağıma ilk başta çok mantıklı geldi. Üzerine uzun uzun düşündüğümde fark ettim ki, bu aslında biraz da dünyanın merkezine seyahat etmek gibiydi. Konunun özü çekirdekteydi. Ve çekirdek, benim yalnız olduğum 1 yerdi. Ama ben yalnız olamazdım ki. Hayatımda hiç yalnız olmamıştım ki. Kalabalık 1 ailenin içinde doğmuştum. Okul, iş, sosyal hayatıma bakıyordum, hep yanımda birilerini görüyordum. 27 yaşıma kadar ailemle yaşamıştım, (bizim jenerasyon için devrim niteliğinde 1 hareketti zira aileden ayrı 1 evde yaşıyor olmak evlenmeden evvel.) Sonra evlenmiş. Sonra kızım gelmiş. Sonra boşanmış. Sonra yeni 1 hayat kurgulamış. Tüm o 40 yıla ait kurgunun içinde yalnız 1 gün, 1 gece geçirmemiştim. Bu aslında oldukça sevindiriciydi. Çünkü 24 saatimi paylaştığım herkes sevdiklerimdi.

“E peki o zaman konu neydi? Çözüme falan da gerek yoktu. Bilim sana da çok teşekkür ederim, çok da vaktini aldım ama ben böyle güzelim. Dostlar, aile, arkadaşlar, kızım, hısım, akraba.. Daha ne olsun? Belamı mı arıyorum yaaaaa? Bundan iyisi Şam’da kayısı yahut hakiki Tunus hurması.. 😉 ” dememin üzerinden 3 gün batımı geçmişti ki hiç beklemediğim yerden esen 1 rüzgarla 1 ayaz vurdu, bahçemdeki bütün meyve ağaçlarım darma duman oldu. Uzunca 1 müddet baktım öyle boş gözlerle bahçeye, içimde Hindistan’ da tren raylarının kenarında bekleyen kutsal 1 varlık hissiyle JJ ..

Ve bu defa hayat usulca kulağıma fısıldadı, “Hazır mısın? Seninle 1 yolculuğa çıkacağız. Süresi belirsiz. Varacağımız yer sürpriz. Farklı iklimlerden geçeceğiz. Yanımızda kimseyi götürmeyeceğiz. Yalnız 2miz.”

“Ama ben yalnız olmayı sevmiyorum. Yalnız olmaktan korkuyorum. Hiç yalnız olmadım daha evvel.. Hem nereye gidiyoruz, ben gelmeyeceğim.” dedim.

Kocaman 1 kahkaha attı bu sözüm üzerine ve ekledi, “Korkacak 1 şey yok inan, hatta seni temin ederim; neden daha önce bu yolculuğa çıkmamışım diyeceksin. Hadi için rahat etsin, varacağımız yeri de söyleyeyim.. Varacağımız yer kendinsin ve ben kendiyle tanışıp da mutlu olmayan kimseyi görmedim…”

Devamı: 1.Tekil Şahıs | Yolculuk Ömür Boyu

Nurdan Yılmaztürk

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Didem Elif 14 Kasım 2018 at 12:00

    Ama siz hep benim gözlerimi dolduracak mısınız hiç beklemediğim anlarda böyle…
    Chopin Spring Waltz çalışırken kulaklıkla her gün mutlaka dinlerim. Bugün daha dinlemeye başlamamıştım. Yazınızla başlamış oldum.
     
    Yolculuğunuza evet yalnız çıkıyorsunuz ama yine de yalnız olmadığınızı biliniz istedim.
    Bu arada haddimi aşacağım ama köşenizin adı Karmen olmalıymış. Kırmızı anlamına gelir. Lakin bir Karmen’in doğuşuna tanıklık ediyor gibi hissettim de kendimi. Carmen’in hikayesini daha farklı yazmak için belki. Paylaşmadan edemedim. Kusura bakmayın.
     
    Sevgilerimle…

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 18 Kasım 2018 at 17:13

      sevgili didem, sen çok büyük 1 kalpsin..
       
      Carmen, şahane müzik, şahane hikaye. Hiç düşünmemiştim böyle. Şahane fikir. 🙂 🙂 Mutlaka kullanacağım güzel 1 sürprizde 🙂

      • Cevapla Didem Elif 19 Kasım 2018 at 00:41

        🙏🙏🙏 şahane süprizlere bayılırım… 😍😘🙋

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 20 Aralık 2018 at 02:59

    Sevgili Nurdan 🌟
     
    Ne güzel yazmışsın, ne kadar büyük bir anlam yüklemişsin “dünyaya gelirken 1 kullanma klavuzu getirmiyoruz” derken 🦋

  • Cevap Yaz