Kaş ve Ben

Sen Değerlisin

11 Kasım 2018

Sen Değerlisin

Geçen haftadan da duyurduğum gibi bu başlığın altını önce kendim için, sonra da senin için doldurmaya çalışacağım. Ama buna başlamadan önce; dün yani 10 Kasım‘da, ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e hangi şekilde olursa olsun “Sen Değerlisin” diyebilmiş, bunu bir şekilde ifade edebilmiş, etmese de hissedebilmiş herkesi kucaklıyorum. Varlığının kıymetini her geçen gün daha iyi anlayıp; ona verdiğimiz değeri dayatma ile değil, severek isteyerek hissediyoruz ve göstermeye çalışıyoruz ya. Adının gölgesinde tek yürek olabiliyoruz ve fotoğrafını gün içinde binlerce kez gördüğümüzde bile bıkmadan sevgi doluyor ya içimize. Aslında bir ismi anarken bütün için verilmiş bir mücadeleye anlamını veriyoruz ya. Muhteşem güzel bir şey başarıyoruz. Dökülmüş kanlarını baştan helal ettiler bence ama yine de helal olsun bize.

Ben Değerliyim

Aslına bakarsanız ben varlığımın gerçek anlamıyla kıymetini bilmem gerektiğini 42. yaş günümde anca anladım. Daha 6 ay oldu yani. Ve ona hak ettiği değeri tam olarak hala verebildiğimi söyleyemem. Başkasını sevmeyi, başkası tarafından sevilmeyi o kadar önceliğime almışım ki; kendimi ön sıralara taşımak hiç kolay olmuyor. Ama en azından bunun için elimden geleni yapıyorum ve yapamadıklarım için artık eskisi gibi hırpalamıyorum kendimi. Sen Değerlisin cümlesinin altını neyle doldurursam doldurayım, bunu yaparken şevkatli olmam gerektiğini biliyorum şimdi. Tıpkı bir çocuğa gösterilen şevkat gibi. Çünkü biz ne kadar büyürsek büyüyelim, çocukluğumuz, filmi sürekli başa sarar gibi debelenip durur içimizde.

Geçen hafta Sen ve Ben sitesinin Facebook sayfasında Gönlün Var Mı? adlı yazımın paylaşıldığı alana, Sıla’dan bahseden bir yazı yazdığım için çok çirkin bir yorum aldım. İlginçti aslında. Tam da değerden bahsetmeye gönül koyduğumda bana ve yazdıklarıma değer vermeyen bir mesaj geliyordu. Normalde geri bildirimler benim için çok değerlidir. Eleştiri ne olursa olsun karşımdakini var saymak adına mutlaka cevap vermek isterim. Yazdıklarımdan hiç bir şey anlamayabilir karşımdaki eyvallah fakat burada bir yargılama vardı. Hatta hakaret içeriyordu. Ben de ilk defa cevap vermedim. Kendisi insan olarak varlığıyla hala benim için bir değer. Ama bana ve yazdıklarımı hiçe sayan bir üslup kullandığı için kendimden daha fazla değer vermeyecektim hayır. Bu sefer değil.

Sen Değerlisin

Kendi içimde değerime sahip çıkınca bana daha ilginç gelen bir şey oldu. Bir arkadaşım hatta ondan bu davranışı hiç ama hiç beklemediğim bir arkadaşım yazıma sahip çıktı. Yorum yazan kadına öyle güzel ve doğru bir cevap vermiş ki, inanın ben daha iyisini yazamazdım. Hayatının büyük bir çoğunluğunu kendini savunmada yaşamış biri olarak; kendini aklamaya ya da başka birini kirletmeye çalışmadan, yaşamın otomatik sana atadığı adalet düşkünü avukatların varlığıyla karşılaşmak pek keyifli oluyormuş meğer.

Çoğu yazımda olduğu gibi, sen ile başladığım bir yazıyı yine daha çok kendimle dolduruyorum değil mi? Yazarlar fotoğraf makinalarının objektifleri gibidir. Benim kalemim mikro yaklaşıyor hayata. Bütünün içindeki o minicik ince detayları çok seviyorum ben. Bütüne dair bilgi verdiğine inanıyorum. Yaşayan her bir insanın varlığına verdiğim değer de buradan geliyor.

Bir mutfağın duvarını kaplayan dolaplardan birinin kapağını tutan menteşenin en küçük vidası bile çıksa, o dolabın kapağı düşer. Hatta diğer vidalar sağlam durmasına rağmen zamanında o eksik vidanın yerini tamamlamazsanız, kapağı taşımaya çalışan menteşe bir süre sonra kırılır. Küçük bir vida deriz ama mutfağa girdiğimizde sağlam duran kapaklara değil de, kapağı olmayan boşluğa takılır gözümüz.

Her Birimiz Bir Bütünün Parçalarıyız

Bir gün bir bütün olarak biz olabilelim diye, şu an o kadar mikro ayarından bakıyorum ki hayata, ister istemez kendimi görebiliyorum sadece. Köşemin adını Kaş ve Ben koymamdan da belli değil mi bu? Yaşamda gördüğümüz tüm o çirkin boşlukların; her birimizin kendi vidalarını sağlamlaştırıp, kendini gerçekleştirmeye başladığında ancak kapanabileceğine inanıyorum.

O yüzden evet sırf bunun için bile benim için sen değerlisin. Şu an ne şekilde olursa olsun beni okuduğun için de müteşekkirim ama bu dünyadaki yerin, varlığın çok kıymetli. Bunu anlamanı istiyorum. Etrafına verdiğin enerjinin kıymetini; sadece senin için değil, bütün için de ne kadar önemli olduğunu gerçekten bil istiyorum. Bu yüzden de aslında boşluklarını kapatabilmen için aynalık etmeye çalışıyorum kendi hikayemle sana.

Çivisi çıkmış şu dünyada, bir gün senin vidanı takmaya yardımcı olabilirsem ne mutlu olacak çünkü bana. Hikaye senin hikayen. Kendine nasıl değer vereceğini bilemem. Gönlünde olana kulak vererek başlayabileceğini biliyorum ama. Şimdi öyleyse bir de şöyle sorayım. Hem senin için, hem benim için yani hepimiz için kendine hak ettiği değeri göstermeye var mısın?

Didem Elif

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Esat Öğütveren 11 Kasım 2018 at 17:22

    Atatürk’ü anarak başladığınız yazınızı da bir kaç yerde geriye ket vurarak okunanlara dahil ettim bu sabah daha yataktan çıkmadan. Büyüklük, onca gönülde yer edebilmek, bir asır öncesinden rehber, öğretmen olabilmek böyle bir hayatı yaşayabilmek gibi sonsuzluk tarafına yakınlardaki bir yerden bir menteşe vidasına ışık hızında gelmek gibi bir şeydi yazınız, üstelik anlam bütünlüğünü hiç kaçırmadan, bir kaç hayat istasyonunda mola vererek.
     
    Gençler ne anlar söylenenlerden bilmem ama siz benim 10 küsur yıl önümdesiniz, yaşça degil tabi, kendine değer vermenin farkındalığı yönünden. Boşuna değil eskilerin akıl yaşta değil başta, ya da çok yaşayan değil çok gezen bilir gibi lafları demek ki. Arıların, kelebeklerin karıncaların koloni hayatı gibi bir bütünlük, okyanusların millerce ötedeki yağmur ormanlarını beslemesi gibi bir ekolojik dengenin var olduğu dünyamızda akıntıya karşı yüzmek durumunda olan bir küçük balık olmak, ya da bir vida. Hangisi olacağımız bizim elimizde olan bir şey değil ama kullanışlı olmak elimizde. Saglam olmak elimizde. Gününüz gönlünüzden geçenle aynı olsun.

    • Cevapla Didem Elif 11 Kasım 2018 at 21:58

      Ne kadar değer buldu yazdıklarınız bende. Çok güzel ifade etmişsiniz. Çok teşekkür ederim. Akıl ne kadar ilerde olursa olsun emek olmadan yol alınmıyor. Umarım bildiğimi yapabilir hale de gelebilirim. 🙏🙏🙏

  • Cevapla Nurcan Doğan 11 Kasım 2018 at 19:22

    Ben sizi okurken kulağımda yumuşacık bir ses canlanıyor. Anlattıklarını ezber etmiş öğrenciler, çalışmadıkları bir yerden sorulduğunda bocalama içerisinde verecekleri cevabı bilememenin telaşını yaşarlar. Hayat dersinde çalışmadığınız ders, bilmediğiniz konu yok gibi duruyor. Sizde hayallerimdeki kendimi görüyorum. Ama benden size bir ipucu “sen değerlisin” diyen her insan muhakkak bir gün kendi değeriyle karşılaşır. Sevgiyle …

    • Cevapla Didem Elif 11 Kasım 2018 at 22:13

      Aslında tuhaftır, en çok yazarken duyuyorum ben de içimdeki o yumuşacık ses tonunu. Oysa yıllarca kendime karşı hiç de yumuşak bir iletişim dilim olmadı. Bilmediğim konu yok diyemem ama sınıfta bir kaç kez kalınca ister istemez bazı konuları öğrenmiş olabilirim. Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Bu arada son cümlenizin doğruluğuna inancım tam. 🙏🙏🙏

  • Cevapla Zeynep Mete 11 Kasım 2018 at 23:34

    Harika bir yazı olmuş; elinize, yüreğinize sağlık sevgili Elif…

    • Cevapla Didem Elif 12 Kasım 2018 at 10:34

      Çoook teşekkür ederim. İkimiz de bu hafta güzel bağlandık yüreğimize Zeynep Hanım. Sizin de varlığınıza sağlık…
       
      Sevgiler…

  • Cevapla Ahmet Yonca 20 Kasım 2018 at 09:37

    Psikoloji eğitimi alan insanlara birgün mesleğini icra ettiğinde karşısındaki ziyaretçisine ilk tavsiye olarak şunu söylemeleri istenir; “Önce Ben! diyeceksin. Ne zaman bir karar vermek zorunda kalırsan, ben, ben, ben, biz sen olarak düşün” denir… Bu evrende yaşayan yaşamayan herşey değerli. Güzel hatırlatmalarınız için teşekkür ederim… Severek okudum

    • Cevapla Didem Elif 20 Kasım 2018 at 18:37

      Çok teşekkür ederim değerli geri bildiriminiz için…

    Cevap Yaz