Kaş ve Ben

Her Şey Yolunda

9 Aralık 2018

Her Şey Yolunda

Evet bu haftanın konusu da bu. Her şey yolunda! Biliyor musun sevgili okuyucu, seninle beni aslında ilk kez bu kelimeler bir araya getirdi. Her seferinde buluşabiliyorsak bu köşede, yine bu kelimeler sayesinde. Benim için her şey yolunda gidiyorsa her hafta taahhüt ettiğim gibi yazabiliyorum ve senin için her şey yolunda gidiyorsa sen de okuyabiliyorsun.

Sıkıntılarımız var, içimizdeki en iyimizin bile sorunları var. Dağımız ne kadarsa karımız da o hesap yağıyor üstümüze. Ama hepimiz için aslında her şey yolunda. En azından benim inancıma göre böyle.

Her zaman her şey olması gerektiği gibi. Kendime sürekli söylediğim bir şey bu. İstediğim bir şey olmadığında, sevmediğim siyasi bir parti kazanırken bile öfkelenen çocuk yüreğime, sakince şefkatli bir ebeveyn gibi anlatıyorum bunu. Anda zaman zaman kaybolsam da bütünde tekamüle olan inancımı asla yitirmiyorum. Yine de bana sorulan en çok sevdiğim sorudur:

Her şey yolunda mı?

“Nasılsın? İyi misin?” diye sorulduğunda o kadar otomatik “İyiyim,” diyoruz ki; “Her şey yolunda mı?” cümlesini ben daha samimi buluyorum. Bu soru bize yöneldiğinde otomatikten çıkıp, ister istemez yüreğimize dönüp soruyoruz aynı soruyu çünkü. Uzun zamandır sesini duymadığımız çocuk, yüzümüzü ona çevirdiğimiz için gülümsüyor içerden bize. Isınmaya başlıyoruz o vakit. Tepemizdeki karlar bir nebze eriyor.

Ah ama kabul edelim iyi dayandım kendi özelimden bahsetmeden buraya kadar. Ama kendi üzerimden sana yine anlatmak istediğim bir şey var. Artık senli benli olmamıza da, bu duruma da alıştın diye düşünüyorum sevgili okuyucu. 😉

Geçen hafta kitabımın yayınlanmasının onaylanma sürecini anlatmıştım. Dosyamdaki eksikleri düzenlemem için bana verdikleri o gün, yine geçen haftaki yazımda bahsettiğim gibi İstanbul’daki son günümdü. Bir ay Datça’da olacaktım. Dosyamı düzenleyip, internetten en kısa sürede onlara yollayacaktım. Kitap da mümkün olan en kısa zamanda çıkacaktı. Böyle anlaşmıştık.

Toplantı Kalamış’ta olmuştu. Ertesi gün tatile çıkacağım için Bağdat Caddesi’nde Suadiye’de bir mağazada kıyafet değişimi yapmam gerekiyordu. Ayrıca kuzenimle Caddebostan’da bir yerde akşam yemeği için randevulaşmıştık.

Daha önce Şimdi Tutma Zamanı adlı yazımda ne kadar unutkan, avare bir tip olduğumdan bahsetmem boşuna değildi. Okumuş olanlar değişim yaptığım mağazada öykü dosyamı unutmuş olmama herhalde çok fazla şaşırmazlar. Hiç bir şeyi sahiplenmeyi beceremediğim gibi, basılması onaylanmış öykü dosyama da sahip çıkamamıştım tabi ki. Üstelik o an kafamdaki evrenin içinde nerelerde dolaşıyorsam artık, saatler sonra fark etmiştim bunu. Akşam yemeğinde kuzenime Faruk Duman’la yaptığımız görüşmeyi anlatırken, “Merak ettim göstersene dosyana neler yazmış?” dediğinde bakmıştım ki yanımda dosya falan yok.

Şaka Gibi

Evet hayat benim için çoğu zaman şaka gibi geçiyor. Benim dışımda pek gülen olmasa da bu böyle. Hemen mağazayı telefonla aradım. Arıyorum ama laf olsun diye arıyorum çünkü o an başka çarem yok. İstanbul’un Kadıköy yakasını bilenler anlarlar, o an Bağdat caddesinde öyle ters bir noktadayım ki, mağazaya taksiye atlayıp gitsem bayağı bir vaktimi alacak ve saat mağazanın kapanma saatini çoktan geçmiş. Aramam bile ne kadar aptalcayken, oraya gitme çabam çok anlamsız olacak.

Fakat kısmet bu ya telefon açılıyor. Karşımdaki kız mağazanın kapandığını, kendisinin de tam çıkmak üzere olduğunu söylüyor. Nerede unutmuş olabileceğimi tarif ediyorum. Biri almış olabilir mi korkusu, ilk kez o bekleyiş anında aklıma geliyor. Ne salağım, diye tam kendime kızmaya başlayacağım ki, neyse ki öykü dosyamın içinde olduğu zarf tarif ettiğim yerden çıkıyor. O arada kız tam olarak nerede olduğumu soruyor? “Aaa tamam ben de o tarafa geliyorum zaten, siz hiç bir yere ayrılmayın, ben size zarfınızı bırakırım,” diyor.

Gerçekten Şaka Gibi

Artık sesli gülebilirim. Üç yıl boyunca tabiri caizse ben dosyanın peşinden koşuyorum. Dosyaya yüklediğim anlamlardan tam vazgeçiyorum, dosyayı basmaya karar evren onu tıpış tıpış bana getiriyor. Sen de yaşamıyor musun böyle enteresan şeyler? Belki de şu an başına gelen tam da böyle bir şey mi? Belki de bu yazı bile; istediğin şeyi gerçekten bıraktığında onun sana zaten geleceğini anlatmak için yazılıyor olabilir mi?

Ne kadar sürekli kendimden bahsetsem de, yalnızlığı sevmediğimi ve sürekli seni de her şeyin içine çekmeye çalıştığımı artık anlamış olmalısın. Her şeyin yolunda olduğuna hep birlikte güvenelim istiyorum çünkü artık. Daha cesur adımlar atalım. Korkmayalım gönlümüzden geçene ulaşmak için başımıza geleceklerden. O zaman haftaya seninle birlikte yine bu köşede buluşup “Korkma” diyelim mi birlikte? Bence diyelim. Çünkü her ne kadar sana kendi yüreğimi bu kadar açarken çok cesur görünüyorsam da, aslında çok korkuyorum. Hepimizin de benzer korkuları olduğunu biliyorum.

Özgürlük mücadelesi vermiş bir milletin marşının başladığı gibi devam etsin, Kaş ve Ben’in sonuna yaklaşan hikayesinin bundan sonrası öyleyse. Korkma! desin.

Not: Bu hafta sürekli Athena’nın Ben Böyleyim adlı parçasını dinlemek geldi içimden. Burada bunu sizlerle paylaşmak isterim. Yazı bittikten sonra bu şarkı, belki sizin de kendi yolunuzda su gibi akmanıza katkı sağlarsa diye.

Sevgiler…
Didem Elif

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

12 Yorum

  • Cevapla Nimet Canbayraktar 9 Aralık 2018 at 11:56

    Harikasınız. Benim de birçok kez, “Hay Allah şimdi ne yapacağım?” dediğim zorluklar, problemler başıma gelmiştir ve de gelecektir kesin. Ama sonra, sanki bir mucize gibi bir şekilde işlerin yoluna girmesi beni hep şaşırtır ve inanın yaşam için güç verir. Ne güzel anlatmışsınız. Şimdiden kitabınız için şans diliyorum Okuru bol olsun inşallah. İyi günler. Datça’ya selamlar.

    • Cevapla Didem Elif 9 Aralık 2018 at 20:36

      Siz de harikasınız ne güzel oldu bunu paylaştığınız. Yalnız ben Kaş’ta yaşıyorum. Eskiden başıma gelmiş bir olaydı anlattığım. Datça’ya hep beraber selam gönderelim öyleyse. Sevgilerimle…

  • Cevapla Ahmet Yonca 9 Aralık 2018 at 15:45

    Elif, daha geçen gün aynı olayı yaşadım 😁😁 Çantamı Bursa’da bir dönercide unuttum, tam farkettiğimde gemiye binmiş, gidiyordum 🙂 Aradım, dönerci kapanmış. Gece 12… İçinde pasaport, kart, hayatım var kısacası. Neyse ki beni yine Bursalılar korudu 😁 Ertesi gün çantama kavuştum. Unutkanlıklar güzeldir ama böyle önemli işlerde değil 😁😁
     
    Ben de en az senin kadar gülüyorum hayata. Oysa bin bir eksiğimle…
    Duygulara tercüman oldun.
     
    Çok güzeldi.
     
    Sabırsızlıkla gelecek yazını bekliyorum.

    • Cevapla Didem Elif 9 Aralık 2018 at 20:38

      Unutkanlık hiç iyi bir şey değil elbette. İnsan bazen çok zor durumlar yaşayabiliyor. Hayata gülmen güzel. Takibin, desteğin çok anlamlı. Teşekkürler… 🙋

  • Cevapla Nurcan Doğan 9 Aralık 2018 at 17:06

    Sevgili Didem yazını büyük bir beğeni ile okudum. Beklentilerim olumlu karşılık bulduğu zaman bulduğu şeyle aşk yaşıyor. Yazınla aşk yaşadım ben. Beklediğimin üzerinde bir huzur duygusu sadece öyküyü kaybettiğini yazdığın yerde korkulu bir telaşa dönüştü ama çabucak ohh dedim. Ben aslında senin yazılarını okurken kendimi okur gibi oluyorum. Yüzünün güzelliği satırlarından bana bakarken sana sevgiyle göz kırpıyorum. Sevgilerimle 💐

    • Cevapla Didem Elif 9 Aralık 2018 at 20:49

      Nurcancım ikimizin hayattan beslenme şeklini ben de bazen çok benzer buluyorum. Kendini okur gibi hissetmene hiç şaşırmıyorum. Hatırlıyorsan ilk yazını okuduğumda duygusunu ne kadar kendime benzettiğimi söylemiştim sana. Sevgiyle yazıyorum her hafta ve bir aşk yaşıyorum her yazımda. Sana bunun geçmesi karşılık bulması çok değerli. Ben de kalpten sevgiler gönderiyorum sana. 😍😘

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 9 Aralık 2018 at 23:57

    Son yazılarını hep bir hüzünle okuyorum. Bitiş yaklaştıkça da bu duygunun şiddeti artıyor… Hani yeni bir ev, yeni bir araba alırsın ve onun için inanılmaz heyecanlı da olsan, geride bıraktığınla vedalaşırken içini bir hüzün kaplar ya, işte öyle hissediyorum Kaş ve Ben için.
     
    Biliyorum öykülerinde sesinin farklı bir tınısını duyacağız. Hatta editör olarak göz atabilme ayrıcalığını yakaladığımdan, ben ve diğer okurlarının o sese bayılacağımızın da oldukça net farkındayım. Fakat işte buradaki şahsi sesin susacak ya, onun burukluğu düşüyor içime.
     
    Sen bana aldırma. Varılacak yol ne kadar olağanüstü de olsa, geride bırakılanlarla vedalaşmak beni hep üzmüştür.
     
    Bugünkü yazın ise gene harika, olabildiğince içten ve tüm gerçekliği ile Didem Elif. Her satırını keyifle okudum canım.

    • Cevapla Didem Elif 10 Aralık 2018 at 01:15

      Kendimi gerçekleştirmek! Hayatım boyunca hep bunun için yazmak istedim. Nihayet kendimi gerçekleştiriyorum dediğim günler yaşıyorum. Ben Didem Elif burda oldum. Yeniden doğdum. Varlığınla öyle güzel buluştuk ki, şahsi sesimin nefes aldığım sürece hiç susmayacağı az sayıdaki insandan birisin hayatımda. Birbirimizi görmeden, dokunmadan, duymadan; kelimelerle böylesine yakın olmak, kalpte olmak. Bunu deneyimlemek çok eşsiz benim için. Hüznünün samimiyetini derinden hissediyorum. Dünya aleminde seni daha sık görebilmek dileğiyle seni kucaklıyorum. Kelimelerin her zamanki gibi sıcacık sarmaladı beni. Çok teşekkür ederim. 😘💛💕

  • Cevapla Ayşe Dikmen 10 Aralık 2018 at 04:26

    Didem Elif Hanım, önce kitabınızı bastırmak için epey uğraşmışsınız ama olmamış ya, farkında mısınız bilmem şimdi de dosya sizin peşinizden geliyor, siz onu bıraksanız da ☺️☺️☺️
     
    Derler ki; “Dünyanın peşinden çok koşarsan senden kaçar ama sen ondan kaçmaya başlarsan peşinden koşar.”
    Ben bu söze çok inanıyorum. Dilerim her şey gönlünüzce olur.
     
    Yazınızı zevkle okudum…

    • Cevapla Didem Elif 10 Aralık 2018 at 10:15

      Tam da bunu anlatmak istemiştim. Çok teşekkürler anlaşılmak çok güzel. Sevgilerimle.

  • Cevapla Zeynep Mete 20 Aralık 2018 at 20:51

    Sevgili Elif harika bir yazı. Umarım her şey hep yolunda ve gönlünce gider.
    &nbsp,
    Sevgilerimle…

    • Cevapla Didem Elif 21 Aralık 2018 at 21:24

      Çok teşekkür ederim. Tam da zamanında güzel bir hatırlatma mesajı gibi geldi yorumunuz. O yüzden pek anlamlı, pek kıymetli.
       
      Sevgilerimle…

    Cevap Yaz