Sentez

Yılın Sentezi

30 Aralık 2018

Yılın Sentezi
Ardından kapattığı kapının üzerindeki eline takıldı gözü. Sanki gençliğin son izleri silinmek üzere hazırlanır gibiydi. Tırnaklarında kan kırmızı ojeler, gören gözlere ve ruhuna canlılık hissi veriyordu. 100 yaşına da gelse vazgeçmeyecekti kırmızı ojeler, kızıl saçlar ve stilettolardan. Yaşamının kodları arasında vazgeçilmez üçlüydü bunlar, kendini dinç hissettiren, özgüvenini arşa çıkaran ve gelecekteki yaşların hasarlarını kamufle edecek sihriydi.

Hayatını rutinler içerisinde yaşayan Elif, kural tanımazlığına zıt, kendi kurallarına sıkı sıkıya bağlı, başkalarının da bu kurallara saygı göstermesi konusunda titiz davranırdı. Yılın her ayında yapmaktan asla vazgeçmeyeceği rutinleri vardı. Sosyal ilişkileri kurmakta kendini başarılı addeden Elif, aynı zamanda da bireysel yaşantısının sınırlarına kimsenin girmesine izin vermezdi. Toplulukla hareket etmekten keyif aldığı etkinlikler olduğu gibi, tek başına yapmaktan daha da keyif aldıkları da vardı.

Yoğun iş temposunun içinde yılların tecrübesi ile herhangi bir krize mahal vermeden sorunları hızlıca çözer, sosyal yaşamına iş hayatı krizlerini, entrikalarını taşımadan ruhunda yaralar açmadan geçiş yapardı. Yıllardır bir terapiste ihtiyaç duymadan kalbinde daima hissettiği tamamlık hissiyle yaşamını sürdürebiliyordu. Felsefe ile bağlandığı okuma alışkanlığına psikolojiyi de eklemesi ile, kendinin ve başkalarının sorumlu ya da sorumsuz davranışları analiz edebilir hale gelmişti. Tüm bu okumalara ek olarak sosyal yaşamında tanıdığı birbirinden farklı bir çok insanla kurduğu derin ilişkiler ağı da farklılık konusunda daha da tahammül edebilen, anlamak için sorgulayan beynini yeni donelerle besleyen bir alt yapı oluşturuyordu.

Zıtlıklar üstüne kurulu yaşamında dinginliğe erişebilmeyi başarabilmiş bir karakterdi Elif. Adı gibi dimdik durmuştu hayatta! Dik duruşundaki kararlılık ilişkilerinde ilk anlarda sancılı bir süreç geçirmesine sebep oluştursa da kabul görmeyi başarmıştı.
Yılın son ayı, Elif için hayatının başlangıcıydı. Yeni bir yıla hazırlanırken aynı zamanda yeni bir yaş almanın çelişkisinde tüm yılın sentezine ayırırdı bir gününü.

Bu gün yılın envanterini çıkartma günüydü.

Zihninde simgeleştirdiği bütünleştirdiği her şeyi programlayarak gününe uygun hale getirmişti. Bugünün ilk kuralı olan renk seçimiyle başlamıştı güne. Netliği, sonsuzluğu ve otoriteyi simgeleyen çivit mavisi elbisesi ve lacivert fuları ile bilinçaltına mesajını vererek başlamıştı güne. İş temposunda gününü tamamladıktan sonra yemeğini şehrin kalabalığı içindeki bir mekanda yemişti. Bir şişe kırmızı şarabını alıp eve döndüğündeyse, mavinin sonsuzluk huzurunda göz kırpan berjerine kurulup, yılın sentezi için kendini hazır hale getirmişti.

Bu yıl içinde okuduğu kitaplar ve yorumladığı deftere ulaştı. Niceliktense niteliğin öneminin bilincinde kaç kitap okuduğundan çok, okuduklarından ne öğrendiği kısmıyla ilgilendi. Her bir kitap için aldığı notları okudu. Bu yorumları okurken okuduğu her kitaba yeniden dokunmuş gibi hissetti kendini. Yazarlar ile kurduğu bağın içinde açılan yeni kapılardan geçip o dünyada onlarla kurduğu iletişimi anımsadı, Maksim Gorki’nin de dediği gibi; “Kitaplar kendinize ve başkalarına saygı duymayı öğretecek, yüreği ve aklı dünya ve insanlık sevgisiyle dolduracak.”

Edebi açıdan doyurucu bir yıl geçirdiğini düşündü. Takibe aldığı yazar söyleşilerinde, edebiyat sever dostlarıyla kurduğu okuma günlerinden aldığı notları da yeniden gözden geçirip yılın sentez defterinde edebiyat alanına gülümseyerek bir artı koydu.

Son 8 yılını birlikte geçirdiği trekking ve fotoğrafçılar kulübüyle katıldıkları yıllık tur ve fotoğraf çekim etkinliklerini taramaya geçti. Kulüp olarak bu yılı Doğu Karadeniz’e ayırmaya karar vermişlerdi. Planlarında 6 şehir varken 3 şehirde kalmışlardı bu yıl. Çektikleri fotoğraflar gayet başarılıydı fakat grup olarak içlerinden fark yaratan biri çıkmamış, daha iyisi için uğraşılması gerekenlerle ilgili fizibilite çıkartılması gerektiğini kaydetti sentez defterine.

Sanat kültür alanında verimsiz bir yıl olmuştu. Dilediği kadar konsere, tiyatroya, sinemaya, sergilere gidememişti. Bu etkinlikler yalnız katılmaktan keyif aldığı kendi alanıydı. Genel anlamda vasat bir yıldı. Ülkenin karanlık ruhu sanatı da baltalamıştı. Ayrı bir sızıydı bu kalbinde. Sanatını körelten toplumların gittikçe ruhlarının da köreleceğini bildiğinden hem kendi adına hem de ülkesine adına kocaman bir kayıp olarak kaydetti defterine.

Tarih gezileri yoktu bu yıl. Her yıl mart ayında katıldığı yurt dışı tarihi mekan gezisi, sağlık sorunları sebebiyle gerçekleşememişti. Birebir içinde olmak, dokuyu hissetmek gibi olmasa da en azından teselli olur diyerek hastane odasında tarih dergileri ve kitaplarla bu açığı kapatmaya çalışmıştı. Gelecek yılın ilk etkinliğini belirlemişti böylece!

Birkaç analizi de gerçekleştirdikten sonra, en sancılı alana geçebilmişti.

İnsanlar!

Hayatına yeni giren insanlar için bir değerlendirme yapmasının erken olduğunun farkında, her insan bir dünya görüşüyle önyargısız yeniliğin sihrine bırakmıştı kendini.

Hayatından çıkanlar kısmı boğazında yumru, içinde bir ateş, ruhunda ızdırap olarak bedenini ele geçirdi. İlk önce elleri, sonra bedeni sıtmaya tutulmuşçasına titremeye başladı. Yoga derslerinden öğrendiği nefes egzersizlerini yaparak vücudunu kontrol altına almaya çalıştı. Bu yıl her yıldan farklı olarak kendi koyduğu kuralı bozdu. Yılın sentez defterini tamamlamadan kapattı. Kayıpların yası için sığ kalacak birkaç anmayla geçiştiremeyeceğin farkında kuralların bozulduğu başka bir zamana bıraktı acısını.

Yılbaşı için hazırladığı yapay yılbaşı ağacının yanına kendi kadrajından çektiği anne ve babasının fotoğraf çerçevesini yerleştirdi. Kadehine şarap doldururken yine ellerine takıldı gözü, bu kez çok da dikkate almadı silinmeye başlayan izleri.

Bu yıl kaybettiklerinin fotoğrafları karşısında, geçmiş yılın sentezi içinde yarım kalmış halde bir gün erken başladı yeni yılı karşılamaya.

Özge Can

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 30 Aralık 2018 at 17:11

    Yaaa kuzum bayıldım 😍 Okuduklarımızda hep kendimizden bir şeyler ararız ya Elif‘de de işte öyle kendimden izler buldum ben de. Harikaydı. Yüreğine, kelimelerine sağlık 😘🤗❤️

    • Cevapla Özge Can 30 Aralık 2018 at 19:19

      Tanıdığım en harika kadınlardan birisin Didem’cim. Sana seni anımsatmaktan mutlu oldum 😊 Teşekkür ederim canım 😘

      • Cevapla Didem Çelebi Özkan 30 Aralık 2018 at 19:59

        Bi’ tanecim, bu kadar güzel bir söz karşısında ne diyeceğimi bilemedim 😍 Biz harika kadın ve erkeklerden oluşan bir ekibiz bence; ego ve kaprislerden arınmış, birlikte koşan bir ekip. Bizi çoookkk seviyorum ❤️❤️

        • Cevapla Özge Can 30 Aralık 2018 at 21:43

          Aynen canım 💙💙 yolumuz uzun olsun 😍

  • Cevapla Ahmet Yonca 31 Aralık 2018 at 05:37

    “Kayıpların yası için sığ kalacak birkaç anmayla geçiştiremeyeceğin farkında kuralların bozulduğu başka bir zamana bıraktı acısını.”
     
    Bu nasıl bir cümle? Nasıl dolu dolu, nasıl akla gelmiş, dizayn edilmiş bir cümle?
     
    İşte kalem böyle güçlü olunca, ben apışıp kalıyorum böyle noktalara. Muhteşem yazmışsın hocam. Bayıldım 🙏

    • Cevapla Özge Can 31 Aralık 2018 at 09:24

      Teşekkür ederim.

  • Cevapla Esat Öğütveren 31 Aralık 2018 at 09:09

    Elif gibi olmak iyi de, iki türü var gibi, kavak gibi yada telefon direği gibi olmak, Hangisi iyi, dürüst daha karar veremedim. Fırtına rüzgarında eğilip bükülüp ayakta kalmak mı, dimdik durup çekemeyeceği rüzgarı aldığında kırılan direk gibi mi olmalı. Direk daha dürüst ama ikinci şansı yok. Kavak yerine göre davranmakla hayatin gereğini yerine getirmekle yaşamına devam ediyor. Hangisi gibi bir Elif olmalı?

    • Cevapla Özge Can 31 Aralık 2018 at 09:22

      Dimdik olmak, kalabilmek için tüm fırtınalardan sağlam çıkmak gerekir. Kırılabilir, yerlere kapaklanabilir ama illaki yeniden ayağa kalkıp devam edebilmeli. Yaşam da bunun gerekliliğidir zaten. Tecrübe etmek ve her şeye rağmen ayakta kalmak!

    Cevap Yaz