Martan'ın Sepeti

Zaman

8 Aralık 2018

zaman

Ağzıma kadar doluyum, içine zaman tıkılmış, basılmış ne kadar asım takım varsa taşımaktan dikişleri sökülecek valiz gibiyim. En iyisi zaman gelmeden minareden at beni. Dur,dur, dur! Ya da durma! Koş!!! İn aşağıya ama sakın tutma beni. Ben kendimi tutarım. Tutamazsam da nasılsa minareden düşerken içimi boşaltır, zaman ve mekandan ari bir trombolin alıştırması yapar, tıkıştırılanların üstünden zıplarım.

Gelip geçenler karşısında çaresiz zaman mağdurlarının en bilindik şikayeti sanki yukarıdaki sözler öyle değil mi?

Zamanın, insanın içini ve çevresini doldurmasına kimse karşı değildir, yoksa gökkubbe altında nasıl adına zaman denen bu uslanmaz hırsıza katlanabilirdik?

Günler, zamana yazılmış hikâyelerle yüreği örerken, var olmayı da yok olmayı da, geçen zamanı önümüze ya da arkamıza alarak yaşamayı da seçen bizleriz. Peki yüreğin ve beynin son günlerde sıkça duyduğumuz gb, mb ve rem iflasları ve yetersizliklerinin üstesinden nasıl gelelim? Kendimize nasıl format atalım?

Eski fotoğraflara, eski anılara, eski dostlara, eski filmlere, eski kitapların yanlarına alınan minik notlara, birlikte yürüdüklerinizin yüreklerinden nasılsa bir yol bulup gözlerine vuran ışığa takılalım. Hepsinde bir zamanlar var olan bizi hatırlayıp, şimdiki bizle dost kılalım. Eminim bu nane ruhu gibi hoş bir rayiha bırakacak gönlümüzde.

Zamanın gizlice bizden çaldıklarını ya da bize kattıklarını bir yana bırakıp, zihinde mekansal olarak nasıl bir imge oluşturduğuna bakmak gerek belki de zamanla arayı düzeltebilmek için.

Bir çok dilde örneğin İngilizce, Almanca ve İspanyolca’da “gelecek” kelime kökü olarak ileriyi işaret ederken bambaşka bir kültürde Peru’da yerliler okuduğum bir makaleye göre gelecek zamanı arkada, geçmiş zamanı ise önde ifade eden kelimeler kullanıyorlar. Geçmişi bildiğimiz ve geleceği bilme olanağımızın sınırlı olması nedeniyle oldukça mantıklı görünse de zaman kavramıyla haşır neşir olmuş Papaz Augustin “Zamanı sorarsanız bilmiyorum, sormazsanız biliyorum” diye buyurmuş.

Sözün özü; her şey gibi zaman ya da biz geçip giderken asıl önemli olanın geçip gidenlerin hınzırlığı ya da gizlice çaldıklarının hesabını tutmak yerine, belki de günü gelene kadar ortaya saçılıp ziyan olmasın diye yine gizlice bize kattıklarıyla sabır ve sukûn bulmak yaralı derimize derman olacaktır kim bilir…

Zeynep Mete

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Ahmet Yonca 9 Aralık 2018 at 05:18

    Ah Zaman
    Çalıyorsun bizden zaman zaman
    Birazcık bırakıyorsun umutlarımızın kasesine yarın
    Yaşatıyormuşsun gibi aman amannn
     
    En sevdiğim temalardan biri zaman. Sadece yaşayan varlıkların hayatında olan bu görünmeyen eylem, bizi sadece bitiriyor…

    O kader güzel yazmışsınız ki, o sözleri okurken bal tadı aldım.

    Emeğinize sağlık

  • Cevapla Zeynep Mete 10 Aralık 2018 at 01:19

    Teşekkür ederim, yorum için sizin de emeğimize sağlık.

  • Cevap Yaz