Kırmızı

Dinle(n)meli..

2 Ocak 2019

*Yazarın Notu: Bu yazıyı, Shigeru Umebayashi – Farewell No. 1 dinleyerek okumanız tavsiye olunur. YouTube linki için tıklayabilirsiniz.

Dinle(n)meli..

Her yılın bilhassa son haftaları, bünyem önce fısıltı halinde, sonra daha yüksek sesle tekrar etmeye başlar aynı cümleyi kendi kendine, “dinle(n)melisin..”

Bu cümleyi 1 uyarı olarak idrak etmem, sesin en üst desibele ulaştığı ana denk gelir genelde.

1 sene içinde 1 kısmı kullanılmış yıllık iznin arasına serpiştirilmiş 3-5 günlük bayram tatillerinin haricinde rutin akışa baktığımda; işle ilgili dosyalar kapandıktan, faturalar ödendikten, ev derlenip toparlandıktan, çamaşırlar yıkanıp asıldıktan, evin alışverişi tamamlandıktan, veli toplantılarında bulunulduktan, aile, arkadaş, yakın çevreyle ilgi, alaka, sorular ve sorunlar hallolduktan, kısacası herşey ve herkes uykuya daldıktan sonraki zamanlarda, ruhu ve bedeni 1 nebze rölantiye alabildiğimde, şahane 1 rol kesici olan zihnim de tüm organlarıma, aslında halden hiç anlamayan, lakin çalışanından daha fazla performans elde etmek istediği için anlarmış gibi yapan 1 patron misali “bakın arkadaşlar hepiniz ne de güzel, yayıla, bayıla dinlenmektesiniz huzur içinde..” motivasyonunu göndermeyi ihmal etmediğinden, benim naif ruhum ve bedenim de her seferinde kanar bu en ihtiyacı olan güzel sözlere.

Kanar da, 1 yere kadar. Gün gelir, muhteşem 1 donanıma sahip olan insan denilen canlı da, sadece lafla, sözle, sazla, cazla, gazla çalışmadığını hatırlar 1 anda. Daha doğrusu, 1 makineden farksız olan işletim sistemi hatırlatır bunu ona.

Hani bilgisayarlara, ard arda binlerce dosya yüklemeye çalışıldığında bilgisayar yavaşlamaya başlar, herşeyi ağır ağır yapar, farenin taşıdığı imleç bile neredeyse rica minnet oradan oraya gider, hızlansın diye adeta varacağı noktaya 1 parça peynir bırakasın gelir ya, işte insan bünyesi de birebir aynı şekilde işliyor aslında.

Düşündüğümde fark ediyorum ki, milyonlarca role sahibiz yaşamımız boyunca.

Anne, baba, evlat, teyze, kardeş, arkadaş, yeğen, dayı, hala, çalışan, işveren, manav, kasap, satışçı, kütüphaneci, muhasebeci, jonglör, kuaför, yazar, öğrenci ve daha neler neler.

Rollerimizin ba(ğ)zıları sabit, değişmez, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Öyle ki bu rollerimizdeki performansımız ve sorumluluklarımız çokça genetik bağ esasına, vicdan hesabına dayalı. Rollerimizin ba(ğ)zıları süreli. Ba(ğ)zıları süre(k)siz. Bu rollerimizdeki performansımız ve sorumluluklarımız ise genelde o role dair ne kadar bilgili, cesaretli, yürekli, yüreksiz, mantıklı, mantıksız, istekli, hevessiz, gayretli, kifayetsiz olduğumuzla ilişkili.

Rollerin ismi, hissi değişiyor olsa da zaman ve duruma göre, ortak olan 2 yanları var;

1-Her rol bize mutlaka 1 şey öğretiyor.
2-Bu öğrenim süresince çokça emek ve zaman sarf ettiriyor.

Ve çoğu rol, insan denilen varlığın ne yazık ki kendisini unutmasına sebep oluyor.

“Kendini dinlemek..”

Halk arasında pek makbul sayılmayan 1 söylem olsa da, insanın, sahip olduğu tüm rolleri 1 kenara bırakıp sadece “insan olmak” rolüne istinaden kendine ait 1 köşeye çekilip, dışarıdaki tüm sesleri susturup; kalbinin pompaladığı kanın akışının, burnundan aldığı ve diyaframına yolladığı nefesinin, sol gözünün altında 1 zamandır kıpırdanan sinirlerinin, sağ kulağını boynuyla birleştiren kısımdaki kaslarının, avuç içlerini ıslatan ter bezlerinin, yani bizzat kendisinin sesine kulak vermesi gerekiyor, sık aralıklarla. Akabinde, seslerin ona söylediklerini anlamlandırmak suretiyle, unutulmaz 1 Hollywood yıldızı kadar yetenekli zihnini de ehlileştirerek, bu dinlemeyi 1 dinlenmeye dönüştürmeli, kalıbı olduğu ruhunun içinde.

Ve insan, ancak, biricik ve tek başına gönderildiği bu dünyadaki asli görevi olan; ona emanet edilmiş altın üçgeni (ruh-beden-zihin) koruma hülasasını da gerçekleştirmeyi böyle başarıyor sağlıklı 1 şekilde.

2019 için verdiğim, tutacağım 1 söz olsun bu benim de kendime.
Dinle(n)meli..
Bilhassa ve sıklıkla kendimi..

Nurdan Yılmaztürk

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Ocak 2019 at 07:54

    Yazından anladığım kadarıyla senin dinlenme zamanın gelmiş. Hatta belki de tüm o rollerden kısa süreliğine olsa da bir mola. Beraber bi’ Kaş’a mı gitsek acaba 😉 Benim de çığlık atmama az kaldı çünkü 🙈

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 9 Ocak 2019 at 15:16

      geldi de geçiyor bile bence de 🙂 🙂
      kaş, hem de kışın.. öyle çok isterim ki..
      elif’ e gideriz ne güzel.
      ruhumuz ferahlar, meis’e bakarız uzun uzun birlikte 🙂

  • Cevapla Ahmet Yonca 4 Ocak 2019 at 04:41

    Ahhh Nurdan. Şu dinlenmeli tavsiyesi ve içeriğindeki açıklamaların şu an tam benim evrem…5 Ocak 2019 tarihi benim için o kadar özel ki 16 ay aradan sonra “3 Hafta” tatil alabildim… Dediğin gibi dinlenmeli ve kendini dinlemeli…. Şu an bu yazı bana çok iyi geldi.

    • Cevapla Nurdan Yılmaztürk 9 Ocak 2019 at 15:18

      16 ay vallahi yazıyla bile uzun ara vermeden çalışmak için 🙂 🙂
      dinlen bol bol ve dinle kendini 🙂
      tatilinin, yeni kitabının tadını çıkar keyifle.
      hiçbir şey yapma hatta. bu bile farklı ve iyi geliyor insana 🙂

    Cevap Yaz