Bursa ve Ben

Doğru Ne?

28 Ocak 2019
Doğru Ne?
Kimin Doğrusu Doğru?

Çoğunluğun kabulünü “doğru” olarak görenler, dünyanın tepsi gibi düz değil yuvarlak olduğunu, ayrıca evrenin merkezi olmadığını tersine güneş merkezli bir sistemin bir parçası olduğunu söyleyen Galileo’yu ölüm cezasına çarptırdı.

Bir fikri büyük bir kitlenin savunması onu doğru değil egemen görüş kılar.

Peki ya egemen görüş yanlışsa? O zaman gene de kitleye uyup yanlışı doğru olarak hazmetmeli mi yoksa kendi doğrun uğruna her türlü dışlanmayı ya da bazı durumlarda cezalandırılmayı kabul mü etmeli?

Dogmalar her gün yıkılır ve yanlışlığı kanıtlanırken akla başvurmak bence en mantıklı yol. Fakat ahlâksal yargılar için akıl yeterli mi? “Doğru ve Yanlış”ın bir de “İyi ve Kötü” bağlamı var. Oysa doğrular gibi iyiler de her dönem değişiyor. Burada da genel kabuller söz konusu. Salt doğru ya da salt iyi doğada yok çünkü. Bizler kurguluyor, bu kavramların içine belli anlamlar yüklüyoruz.

“Bizler kurguluyoruz ahlâksal yargıları,” dedim ama bu “Biz”i yüzyıllar boyunca toplumun bir kesimi oluşturdu. Erkekler… Tarihi istedikleri gibi yazdılar, dinde kadını günahın baş kahramanı ilan ettiler (Mitolojide Pandora miti, Yaradılış öyküsünde Havva’nın rölü gibi gibi…), hukukta yerimiz hep onlardan sonraydı, eğitim desen 21. yy’da hâlâ “Kızlar Okula” gibi sosyal projelere ihtiyaç duyuyoruz…

Bu durumda, taraflı oluşturulmuş doğrular ve iyiler beni ne kadar bağlamalı? Cevap veriyorum: Umrum olmaz….

19 yy’dan bu yana süregelen kadın hareketleri sayesinde artık ben bu cümleyi kurabiliyorum:

“Sizin doğrularınız umrumda değil.”

Ve bu yaptırımlar altında yaşamak da zorunda değilim.

Nereden çıktı bu günün konusu anlatayım.

Dün gece Instagram sayfamın Doğrudan Mesaj bölümünden, kadın bir takipçim harika bir mesaj yolladı. Bazen o kadar güzel cümlelerle bana sesleniyorlar ki ne zaman bir şeylere inancımı yitirsem koşup yeni bir can veriyorlar gibi hissediyorum. Keyifle okuduğum uzunca mesajının bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.

“… paylaşımların o kadar keyif veriyor ki anlatamam. Kitaplar, kıyafetler vs bunlar değil. Senden bana gelen başka bir enerji var. Hiçbir kalıba girmeyen bir özgürlük duygusu…”

Ömrü boyunca özgürlüğünün peşinden koşan biri olarak bu cümleler ne kadar kıymetli benim için bilemezsiniz.

Benim için özgürlük toplumsal dogmalara bağlı kalmadan, kendi doğrularınla yaşayabilmek oldu her zaman. Bunun anlaşılabilmesi, hatta ilham veriyor olması harika bir duygu.

Sevgili Instagram takipçim satırlarını şu şekilde bitirmiş;

“Senin her paylaşımında kendi kendime ‘Daha özgür kıl kendini kızım,” diyorum…”

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

24 Yorum

  • Cevapla Ahu Kınay Zabun 28 Ocak 2019 at 18:42

    Taraflı doğrular ve iyiler… Kime göre, neye göre? Bu düşünce kalıpları yüzünden düşünce gücümüz alınmış elimizden. Bağnazlığın adı oluvermiş günümüzde.
     
    İşte senin Instagram sayfan da bunların tam tersi, özgürlüğün ruhunu yansıtıyor. Senin kıyafetin ya da evin değil olay. Ruhunun yansıması insanı çekiyor. Ben buna kalite diyorum. Sevgili editörüme yağcılık yapmıyorum 🙈 Kalitenin zerafetle buluşma noktası 😘😘😘

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 30 Ocak 2019 at 12:47

      Canıııımmmm benim, ne kadar mutlu oldum senin kadar zevkli ve estetik gözü olan bir kadından bunları duyduğum için. Çooookkk teşekkür ederim 🤗❤️

  • Cevapla Merve Çevik 28 Ocak 2019 at 18:56

    Böyle bir yazıyı okumalıymışım ki bunu da sen gerçekleştirdin. Bu aralar sen dahil birkaç yazar arkadaşımın yazılarında adeta kendimi buldum hatta sorguladım.
     
    Kalemine ve yüreğine sağlık ❤️🙏🏻

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 30 Ocak 2019 at 12:49

      Beğenmene çok sevindim güzellik 😘😘

  • Cevapla İrem Savaş 28 Ocak 2019 at 19:04

    Merhabaa;
     
    Didem Ablacım birçok kişinin sesi olmuşsun bence. Çok keyif aldım ve doğrusu kendimden çok şey buldum…
     
    İnsanların doğruları ile yaşamadığımız sürece saygılı ve hoşgörü yüklü bir toplum olacağımızı da düşünüyorum ayrıca!
     
    Kalemine sağlık 💪🏾

    • Cevapla Didem Elif 28 Ocak 2019 at 20:53

      Kendin olabilmek özgürlük bence. Senin varoluş şeklin beni de ilhamlandırıyor çok güzeldi 🙏💛😍

      • Cevapla Didem Çelebi Özkan 30 Ocak 2019 at 12:53

        Canikommm benim;
         
        biz seninle birbirimizi ruhsal anlamda oldukça besliyoruz. Farklılıklarımız diğerine başka bir perspektif sunuyor diye düşünüyorum 🤗❤️

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 30 Ocak 2019 at 12:50

      Takdirle her adımını izlediğim, genç nesle umutla bakmamı sağlayan sevgili İrem, çok teşekkür ederim güzel sözlerin için 😘😘😘

  • Cevapla Seda Çağlayan 28 Ocak 2019 at 22:23

    Bütün meselemiz bu değil mi zaten, özgür yaşamak. Sadece sokakta dilediğin gibi yürüyebilmek olsaydı keşke özgürlüğün tanımı. Biz onun üzerini tamamlamak için mücadele ediyoruz, hem kendimiz hem de elimizin değebildiği her insan için, kadın erkek ayırmadan. Arada pozitif ayrımcılık yapılıyor olabilir, o da bu ülke şartlarında olmak zorunda zaten. Bir kez daha ailelerimiz bizi böyle yetiştirdiği için onlara teşekkür etmek geldi şu an içimden.
     
    Eline sağlık Didemcim.
     
    Sevgiler

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 30 Ocak 2019 at 12:56

      Sedacım, ne kadar güzel bir yorum. Özellikle vurguladığın son cümleyi çok sevdim. Güçlü kadınlar olmamızın ailelerimizin eseri olduğuna ben de katılıyorum.
       
      Bir Amazon’dan diğerine sevgiler 🤗❤️

  • Cevapla Sinem Çelebi 28 Ocak 2019 at 23:38

    Kalemine sağlık ablacım 💕 Her zamanki gibi inandığının sonuna kadar arkasında duran, özgür ve bilinçli bir kadının kelimelerini okudum ☘️

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 30 Ocak 2019 at 12:58

      Kuzummmm benim, em büyük destekçim. Ne olursa olsun arkamda duran harika kadın, iyi ki varsın. Seni çooookkk seviyorum ❤️❤️❤️

  • Cevapla Aysel Ballıkaya 29 Ocak 2019 at 17:00

    Bir kalem bu kadar güzel yazıp yorumluyorsa hep yazmalı değil mi? Daha çok, daha çok… Okumak keyif ve ilham veriyorsa biz de daha çok okuyalım değil mi 😊

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 30 Ocak 2019 at 13:00

      Çok mutlu ettiniz Aysel Hanım beni yorumunuzla. Beğenmenize çok sevindim.
       
      Sevgiler

  • Cevapla Konuloji 29 Ocak 2019 at 18:29

    konulojiden selamlarrrr ^_^

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 30 Ocak 2019 at 13:00

      Bizden de selamlar olsun o zaman 😉

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 29 Ocak 2019 at 20:19

    Sen doğrunu yaşarken veya savunurken her zaman karşı tarafa da aynı özgürlüğü verirsin 🤗💜

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 30 Ocak 2019 at 13:01

      Yaaa bi’ tanem benim; bunu görebildiğin için seni ayrıca seviyorummmm. Canım arkadaşım, iyi ki varsın ❤️❤️❤️

  • Cevapla Atakan Balcı 30 Ocak 2019 at 18:03

    Toplum bakışıyla “kural tanımaz” kabul edilebilen Nietzsche’nın kendi doğasına yakınlaşmışlığını yadsıyıp onu kötü sayan sözde aydın sığ bireylerin, Nietzsche’nın kamçılanan atın boynuna sarılıp ağlamasını açıklayamaması gibi..
     
    Teşekkürler Didem

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Şubat 2019 at 03:03

      Vaowww Nietzsche en sevdiğim filozoflardan; bir şekilde ben ya da yazdığım yazı onu hatırlattıysa ne mutlu bana.
       
      Sevgiler Atakancım

  • Cevapla Zeynep Mete 30 Ocak 2019 at 21:58

    Sevgili Didem;
     
    Yazıların, paylaşımların ve elbette bakış açındaki yalınlık ve cesaret her şeyden kıymetli. Ayrıca sıklıkla kendim ve çevremden izler bulduğum yazıların, doğru yerde olduğumu hissettirdiği için de teşekkür ediyorum.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Şubat 2019 at 03:07

      Öncelikle burada olduğun, öykülerini paylaşacak mecra olarak bizi seçtiğin için ben çoooook mutluyum, onu bir belirteyim 😉 Yazılarımı beğenmen, seninki gibi kuvvetli bir kalemden gelen bu yorum, elbette beni inanılmaz mutlu eder.
       
      Seni kocaman öpüyorum 😘

  • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 2 Şubat 2019 at 00:05

    Kadını belli kalıplara sokanların başında kadınlar geliyor maalesef. Kendinde olmayanları onda gördükleri zaman ona kalıpları hatırlatıp engel olmaya çalışıyorlar. Çoğunlukta oldukları için özgür kadının üzerinde baskı kurmaya çalışıyorlar. Özgür kadın önce aldırış etmiyor. Sonra kendisinin tek olduğunu görüp kendini sorguluyor; “Acaba ben mi yanlış yapıyorum?” diye. Onlara benzemeye çalışıyor önce tek kalmamak adına. Sonra mutlu olamıyor bir türlü. Onu mutlu eden tek şey kendisi gibi olmak çünkü. Ne olursa olsun kendisi gibi olmak ve kendi istediği gibi yaşamak hayatını… Ruhu kaldıramıyor bu durumu daha fazla. Ve özgür kadın herkese rest çekip istediği gibi yaşıyor hayatını. Sonrasında ne mi oluyor? Onun bu dik duruşunu kıskanan fakat içten içe onu alkışlayan bir sürü kadının özendiği özgür kadın olmaya devam ediyor :))) Süper bir yazıydı 🙂

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Şubat 2019 at 03:16

      Bizi neden çok seviyorum biliyor musun güzellik? Bu dergide; “Kadının en büyük düşmanı gene bir kadındır,” tezini yerle bir ettiğimiz için. Sizler gibi güçlü, akıllı, yetkin kadınlarla bir arada, birbirimiz destekleyerek yol almaktan gurur duyuyorum. Aferin bize 😉😘😘😘

    Cevap Yaz