Hâlâ

Akışına Bırakamazdı

13 Ocak 2019

Akışına Bırakamazdı

Uykudan uyandığında, sanki yatağın içinde başka biri daha varmış gibi kendi kendine sürtündü. Sağ eli hayalindeki bedeni okşarcasına çarşafta geziniyordu. Sol elinin parmaklarını kendi saçlarının arasına sokup sertçe geri çekti. Çarşafı okşamaktan uzaklaşıp bacaklarının arasına yönelmişti ki, birdenbire izleniyormuş hissine kapıldı. Ani bir şekilde kafasını yataktan kaldırıp cama baktı. Aynı hızla hareket eden bir gölgeyle buluştu gözleri. Gerçekten dışarda biri mi vardı yoksa cama yansıyan kendi gölgesi gözünü mü yanıltmıştı emin olmak istedi. Kafasını bedeniyle birlikte ileri geri sallamaya başladı. Camdaki karanlık dokunun da aynı hareketi yaptığını görünce rahatladı. Tuttuğu nefesi derin bir şekilde bırakarak yatağa attı kendini. Keyfi kaçmıştı. Dışarda kimse olmasa da o halde izlendiğinin düşüncesi bile yetmişti. Kalkıp perdeyi kapattı.

Kaç aydır bir kadına dokunmuyordu. Evli bir kadınla girdiği ilişkinin bedelini öyle ağır ödemişti ki, uzun zamandır yolda yürürken bile huzuru yoktu. Sokak ne kadar ıssız, boş olursa olsun, birinin her an ensesinden ona saldıracağı duygusuna kapılıyordu.

Kendi karısı onu aldattığında o hiç bir şey yapmamıştı oysa.

Bir sır gibi saklamıştı herkesten. Karısını kaybetmek istemeyecek kadar çok seviyordu çünkü. Neşe’ye ya da sevgilisine zarar vermeyi bir an bile düşünmemişti. Neşe kimseyi aldatacak biri değildi. Neden bunu yaptığını anlamaya çalışmak istemişti. “Aşık oldum,” demişti Neşe. Öyle büyük bir şefkatle sarmalamıştı ki başkasına aşık olmuş Neşe’yi, Neşe ondan kopamamıştı. Sevgilisini bırakıp, kendisini her koşulda seven bir adamla evliliğini sürdürmeye devam etmişti. Ama ışığı sönmüştü Neşe’nin. Bir hayaletten farksızdı evin içinde. Sevgi sandığı şey, bir tasma gibi dolanmıştı boynuna. Kerim ondan gitmesin diye alıkoyduğu, yanı başında duran ama kendinden milyarlarca kilometre uzakta olan; gururundan bile vazgeçecek kadar çok sevdiği karısından giderek nefret etmeye işte o zaman başlamıştı.

Günlerce evin içinde aynı pijamayla oturan, bakımsız, ruhsuz, ilgisiz bu kadından artık tiksiniyordu. Yataktayken Neşe ona sarılmak istese buz kaplıyordu her yanını. Bunu Neşe de hissediyordu. Karşılık bulmayan kollarını usulca çekerek kırılgan bir şekilde uzaklaşıyordu bir süre sonra. Aldattığını öğrendiğinde şefkatle affetmiş adam, onu aşkından vazgeçecek kadar sevmeye çalışan bu kadına sarılamıyordu bir türlü. Elinde değildi. Neşe’nin gerçekten sarıldığı kişinin kendisi mi yoksa hayatlarını mahveden o adam mı olduğunu düşünmekten kendini alıkoyamıyordu.

Sonra Pınar çıktı karşısına.

Hovarda, Neşe ile alakası olmayan bir kadındı bu. Dişiliğini ortalıkta bağıra bağıra yaşayan bir kadını çoğu erkek bağırtmak ister. Kerim o erkeklerden biri değildi oysa. O yüzden nasıl oldu da Pınar’ın yatak odasında buldu kendini hiç anlamıyordu. Üstelik salakça davranarak Pınar’ın kocasına yakalanmışlardı. Adam manyağın biriydi. Bir gün sokak arasında deli gibi dayak yemişti kaç kişi olduklarını bile anlamadığı birilerinden.

“Pınar’a dokunmanın bedelini ödeyeceksin,” demişti karnına en son tekmeyi atan adam. Kapıda kan içinde onu görünce korkudan yüreği ağzına gelen Neşe’nin hali, acılarını o an için dindirmişti sanki. Onun korktuğunu görmek hoşuna gitmişti. “Soyuldum,” dedi Neşe’nin panik içindeki gözlerine bakarak. Aylardır yalan söylemeye öyle alışmıştı ki. “Yüzüğümü bile aldılar.” İnandırıcı olmak için apartman girişindeki büyük saksının içine saklamıştı evlilik yüzüğünü. Sabah ilk iş kuyumcuya gidip bozduracaktı.

İnanmıştı Neşe.

O kısım kolaydı. Neşe ona her zaman inanırdı. Fakat bu manyak adamdan nasıl kurtulacaktı?

Kerim uykusu iyice kaçınca, giriş katında oturduğu üç katlı apartmanın balkonuna çıktı. Sardığı sigarasını yakarken, “Neşe’ye en başında her şeyi anlatmış olsaydım,” diye düşündü, “o zaman kurtulabilirdim belki.”

Oysa her şeyi Neşe’ye o manyak adam anlatmıştı. Kerim’in yalanları sayesinde; o gece yediği dayaklar Neşe’yi ikna etmesinin en iyi kanıtı olmuştu. Adamla konuşur konuşmaz hemen Kerim’le yüzleşmek istemişti. “Yüzüğün nerde?” diye sormuştu ilk olarak. O zaman bile Neşe’nin her şeyi bildiğini anlamamış olduğu için hayıflanıyordu Kerim. “Ne saçmalıyorsun, soyulduğumda onu da aldılar dedim ya.” “Bana artık hikaye anlatma Kerim. Ne yaptın yüzüğü?” Neşe’nin netliği karşısında yalanından dönmemek için daha gereksiz yalanlar sıraladı. “Her şeyi biliyorum,” dediğinde bile hala aldattığını itiraf etmek istemiyordu.

“Herif manyak Neşe. Beni döverek ne hale getirdiklerini gördün. Onun söylediklerine nasıl inanırsın? Para istiyor. Beni tehdit edi…”

Neşe’nin avazı çıktığı kadar “Yeteeeerr!” diye bağırmasıyla cümlesi yarım kalmıştı.

Dibine kadar dayanan sigarası, parmaklarının arasında iyice inceldiğinden elini yakmaya başladı. Yine de ağzına götürüp bir nefes daha alıp öyle söndürdü. Neşe aldatıldığını öğrendiği anda terk etmişti Kerim’i. Kerim en çok bunu kabul edemiyordu. Ceplerini yoklayarak telefonunu aradı. Evde bırakmıştı. Telaş içinde içeri girip telefonunu buldu. Onların tekrar biraraya gelme ihtimali onu mahvediyordu. Akışına bırakamazdı. Aklından çıkartamadığı şeyi bu kez yapacaktı. Karşı tarafta Neşe’nin aşığının sesini duyunca hemen söze girdi.

“Ben Kerim. Neşe’nin kocasıyım. Seninle konuşmamız lazım. Çok önemli.”

Didem Elif

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 13 Ocak 2019 at 22:11

    Veee işte merakla beklenen köşe ve ilk öykü 😍
     
    Öncelikle hayırlı olsun canım.
     
    Ben Editör ehliyetim sayesinde 😉 önden okuyabilmiş, bitirdiğimde de oldukça şaşırmış ve heyecanlanmıştım. Köşe yazılarından çok farklı bir üslup, hatta oldukça cesur bir Elif görmüştüm bu öyküde. Bundan sonra gelecekleri merakla bekliyorum canım.
     
    Sevgiler ❤️

    • Cevapla Didem Elif 13 Ocak 2019 at 22:49

      Teşekkür ederim canım. Evet aslında hikaye yazma duygumun yeniden canlanmış olması beni de heyecanlandırıyor. Sende bir yer bulması ise her zaman olduğu gibi inanılmaz motive edici. Hayata karşı da yazdıklarım kadar cesur olabilsem keşke. İster köşe yazısı olsun ister öykü, aslında ne yazacağım benim için de hep süprizlerle dolu. Nereye gideceğimi bildiğim zamanlarda bile vardığım yere hep hayret ediyorum. O yüzden ben de merakla bekliyorum neler çıkacak bu Elifcağızdan.
       
      Hayat bana gerçekten istediğimi verecek mi? Yoksa kendi gölgemde mi yaşayacağım yine kurgu öykülerde bilmiyorum. Ama Kaş’a artık sığamadığımı biliyorum…

  • Cevapla Beril Erem 14 Ocak 2019 at 12:05

    Tadı okuyanın usunda kalan güzel bir öykü olmuş Elif’cim 👏 Ben de “acaba sonra ne olmuştur?” diye düşünmeden edemedim. Çok beğendim 💞
     
    Sadakat sırsız bir ayna gibi, şeffaf olmalı. Neşe bu hikayede bana göre zoru yapıp, değişen duygularını anlatmış kocasına. Bu açıdan en azından gerçeğe olan sadakatini koruyor. Esaslı kadınmış valla!
     
    Seni öykü yazarken takip etmek çok keyifli olacak canım ☺️

    • Cevapla Didem Elif 14 Ocak 2019 at 17:41

      Teşekkür ederim canım. Senin beğenmen ayrıca mutlu etti beni. Hikaye, hayatı akışına bırakmayanların yönlendirdiği bir sona doğru gidiyor kanımca. Aşıklar kavuşamıyor. Kavuşmaması için her türlü yolu deneyecek bir karakter çizmeye çalıştım kısa bir anlatımla aslında.
       
      Haklısın gerçek olmak en büyük sadakat aslında öyle değil mi? Bana da hep öyle gelir. Çok teşekkür ederim yorumun için.
       
      Kalp kalp kalp…

  • Cevapla Cem Albayrakoğlu 14 Ocak 2019 at 20:54

    Selam
    İnan okurken ögle kaptırdım ki kendimi saydırmaya bile başladım çok tanıdık geldi hikaye okurken bir değişiğini yaşamış biri olarak

    • Cevapla Didem Elif 14 Ocak 2019 at 23:49

      Selam. Bu hikayenin tanıdık gelmesi senin adına iyi mi kötü mü bilemedim. 😊 Ama benim adıma sevindim. Teşekkür ederim. 🙋

    Cevap Yaz