Ay Işığı Yolcusu

Sorunları Çözmek

22 Ocak 2019

Sorunları Çözmek

Sihirli bir formül gibi neredeyse, sorunları çözmek için gerektiğini düşündüğümüz; ama ben o sihirli formülü biliyorum.

Boş Ayna

Boş ayna simgesi, aydınlanma süreci ile ilgili, çok değerli bir simgedir ve sorunları çözmede çok sayıda kişinin gerçekliği atlayıp kendini “mükemmel” görmesini akla getiriyor, en azından sorunları çözme bağlamında düşününce.

Kendine aşık olan “Narsis”i düşünün. Bir gün bir su kıyısında kendi yansımasını görmüş, suda gördüğü güzelliğe aşık olmuş, kollarını açıp sevgilisini (!) kucaklamış. Tabii ki suya düşerek boğulmuş. Bir çoğumuzun yaptığı da bu. Kendi sözde mükemmelliğimize sarılıyoruz ve o mükemmellikte öylesine boğuluyoruz ki sorunları çözmek bir yana, sorunun kendisine dönüşüyoruz. Asıl büyük sorun zaten her yanımızı sarmışken, buna gerek var mı?

Sihir

Narsis’in durumu sihir değilse de, yol içerisinde mükemmelliğine (!) aşık olup bu mükemmellikte boğulmasa, gerçek sihire ulaşmanın bir yolunu bulmakta görünüşte küçük ama aslında çok büyük bir engeli aşmış olurdu.

Yaşam sihirlidir aslında, bu sihri gölgeleyen, sözde “gerçek” ve “gerçekçi” insanların kendilerini ve çevrelerini Satürn’deki dipsiz kuyu benzeri bir kuyunun var olmayan dibine çekmesidir. Hemen herkes bu sözler karşısında “Ahh bak, tam da öyle; ah bu insanlar dibe çekip duruyorlar beni de” benzeri bir yanıt verecektir ve emin olmalı ki yanılacaktır. Ehh, çelişiyor muyum şimdi ben peki? Söylediğim bu değil mi? Değil, kesinlikle değil.

Dolu Ayna

Masum olabilirsiniz ya da öyle olduğunuzu düşünürsünüz. İsteyerek, bilerek kimseye zarar vermemiş olabilirsiniz ya da öyle sanırsınız. Yine de yanılıyorsunuz. Sorun da bu zaten. Ben dürüstümdür, tanıyan herkes bilir; asla yalan söylemem, küfür etmem-edemem zaten. “Ahh ne büyük yalan” diyenler, işte aynaya bakmanız gereken noktadasınız. Diğerleri, yine de çok emin olmayın.

Tabii ki boş ayna olmak, çevreye karşı, olaylara-durumlara karşı farkındalıklı izleyici noktasında olabilmek çok değerli bir duruştur. Ama aynada kendi yansımasına bakmayanların “boş ayna” olduğu, “kamil” (Olgunlaşmış, aydınlanmış) olduğu-kemale erdiği, hatta kimi insanlarda neredeyse, böyle adlandırmasalar da uygulamada, “Buddha”laştığı, ilahi bir varlığa dönüştüğü düşüncesine kadar ulaşabilen bir algısal örtüler yığınının altında, yoktan ortaya çıkardığı sorunlar, insan kalabalıklarının yaşadığı sorunların başlangıcını oluşturuyor.

Empati-Gerçek

“Psiko-somatik ağrı” sözü geçtiğinde, “olur mu canım, yalan mı söylüyorum ben, ağrıyor işte” bilgisizliği geliyor usuma bu noktada. Ağrı tabii ki gerçek ve gerçek sorunlara neden oluyor. Ama kökenini yadsımak ağrıyı geçirmez ki?

Empati tabii ki önemli sorunları çözmede, boş ayna olmak da aydınlanma hedefi olarak çok değerli. Ancak aynadaki yansımanızı görmeden, önce kendinize bakmadan asla hiçbir sorunu çözemeyeceğiniz gibi; empatik noktaya da asla gerçekten ulaşamazsınız.

Unutmayın; önce dolu ayna!..

Atakan Balcı

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

9 Yorum

  • Cevapla Merve Çevik 22 Ocak 2019 at 11:17

    Mükemmel ! 👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻

    • Cevapla Atakan Balcı 24 Ocak 2019 at 21:44

      Çok teşekkür ederim!…

  • Cevapla Atakan Balcı 22 Ocak 2019 at 14:39

    Teşekkür ederim!… 🙂

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 22 Ocak 2019 at 15:25

    Gerçekliği kaybettik. Sanrılar içinde kendi haklılığı peşinde herkes. Gerçekten bazen kendimi çok yorgun hissediyorum.

    • Cevapla Atakan Balcı 24 Ocak 2019 at 21:43

      Evet, herkesin bu denli “haklı” olması hem çok yorucu hem de büyük bir yozlaşma göstergesi. Kimse kendi gerçekliğini irdelemiyor, göz ucuyla bile.
      Teşekkürler!…

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 22 Ocak 2019 at 23:37

    Ayna dolu olabilir ama bence insanın empati yönü yoksa ve bu sadece kişilere karşı değil bulunduğu ortama da empati kuramıyorsa, o ayna istediği kadar dolu olsun hiç işe yaramaz… ve insanı narsistliğe iter…

  • Cevapla Beril Erem 22 Ocak 2019 at 23:56

    Benlik, özben, arayış, kayboluş, yol, yolculuk, menzil… Hayatımız ya bunları anlamlandırmaya çalışmakla ya da düzeltmeye çalışmakla geçiyor. Ayna en çok kullandığımız metafor ve benim de en sevdiğim; bir de mağara var (daha çok tasavvufi metinlerde.)
     
    Yazınızı okuyunca aklıma ne geldi?
     
    Ayna; akis… Seni sana yansıtan… bütünle beraber sadece görmek istediğini de gösteren…
     
    Mağarada ise inisiyasyon örnekleri çoktur. İnisiye olan kişi aç kalır, acıları ve günahları ile yüzleşir. Kendi kendine konuşur. Kendi sesi (ki bazen kendi sesi değil de sanki ilahi bir varlığın sesi olarak tasavvur edilir)
    Ses de, aynı aynadaki akis gibi, kulakta, kalpte, beyinde yankılanır. Bütünü duyabileceğin gibi, sadece duymak istediğini de duyabilirsin.
     
    Öyleyse her zaman gördüğümüzden ve duyduğumuzdan fazlası olduğunu bilmenin idrakında olmak bizi kamil bir insan olma yolunda bir adım ileriye taşır diye düşünüyorum hocam 🤔

    • Cevapla Atakan Balcı 24 Ocak 2019 at 21:42

      Aynı şeyi söylüyoruz. “Boş ayna” olup aydınlanmak noktasını hedeflemeden önce “dolu ayna”ya bakmalı. Yani önce kendini görmeli aynada, değil mi? Kendini görmeyen, tam olarak görmeyen bir kişinin empati noktasına gerçek anlamda ulaşabilmesini ise olası görmüyorum. O yüzden insan önce aynada kendini bir görmeli, “kendini bil”meli.
      Teşekkür ederim!

    • Cevapla Atakan Balcı 24 Ocak 2019 at 21:48

      Kesinlikle katılıyorum. Söylediğinizin bir yönünü yalnızca ifade etmeye çalıştım ben burada. “Kendini tanımak”, “bilmek” önemli. PLaton’un mağara simgesi kadar, Boddhidharma’nın 6 yıl (?) boyunca meditasyon uyguladığı mağara geldi bir yandan da usuma. Hem dış dünyaya karşı gerçek bir tür mağaraya, hem de içimizdeki öznel ve simgesel mağaraya önem atfediyorum ben de.
       
      Teşekkür ederim!…

    Cevap Yaz