Başucumda Kitap

Tek ve Tek Başına Türkan

17 Ocak 2019

Tek ve Tek Başına Türkan | Ayşe Kulin


Tek ve Tek Başına Türkan | Ayşe Kulin

Tek ve Tek Başına Türkan | Konu

Kitap Türkan Saylan’ın son dönemini anlatmasıyla başlar. Hastalığının en zor zamanlarında, Kandilli Kız Lisesinde beraber okuduğu ve hiç bağlarını koparmadığı arkadaşı Gökşin’in getirdiği mektuplarla destekleyerek hayatını anlatır. 1949 yılında başlayan mektuplaşma son yıllarına doğru azalsa da hiç kesilmeden devam eder.

Türkan liseyi bitirdikten sonra hayatta en çok yapmak istediği meslek olan doktorluk için İstanbul Tıp Fakültesine girer. Üniversitede derslerine giren asistana aşık olur ve okulu bitirmeden ilk eşi olan Atilla ile evlenir.

1958 yılında staj yaparken Bakırköy Akıl Hastanesi’ni ziyaretinde ilk defa cüzzam hastalarını görür ve sarsılır. Kendi deyimiyle de “Doktorluk hayatımın hangi maceraya doğru akması gerektiğine kesin kararı o gün verdim,” der.

Yine aynı yıl ilk çocuğu Çağlayan’ı dünyaya getirir ve hamileyken veremle mücadele eder. İkinci hamileliğinde de maalesef aynı hastalıkla ama bu sefer verem mikrobu omuriliğine sıçramış şekilde daha meşakkatli olarak bir buçuk sene savaşır.

Bu dönemde Türkan başka bir sorunla daha savaşmak zorundadır. Kocası hamileliği ve hastalığı nedeniyle yarım kalan üniversite tahsilini tamamlamasını istemiyordur. Uzun kavgalar sonucunda tahsilini tamamlar Türkan. Ama ihtisasını da yapmakta kararlıdır. Kadının yeri evidir diye düşünen kocası Atilla’dan bu sebeplerle boşanır. Doktora için bir yıl Londra’da çocuklarıyla beraber yaşar ve orada mesleği adına çok büyük ilerlemeler kaydeder.

Arkadaşlarıyla çıktığı mavi yolculuk sırasında ünlü bir heykeltraş olan Cevdet ile tanışır. Ve kimse onaylamasa da evlenir. Ama aşırı kıskançlık ve kadının yeri evinin mutfağıdır mantığıyla yaşayan kocasıyla çok fazla evli kalamaz Türkan.

İhtisasını bile cüzzam hastalarını gördükten sonra nerede yapması gerektiğine karar veren Türkan 1976 yılında Cüzzamla Savaş Derneğini kurulmasında rol oynar. İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı öncülüğünde kurulan Lepra Araştırma ve Uygulama Merkezine müdür olur. Tüm bunların yanında üniversitede Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığını da üstlenir.

Kız çocukları başta olmak üzere binlerce çocuğun okullu olmasını sağlayan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğini kurar.

Yakalandığı kanserle mücadele etmeye başlar ve gördüğü kemoterapi tedavisini bırakarak 2009 yılında aramızdan ayrılır.

Tek ve Tek Başına Türkan | Yorum

Azmin ve insan sevgisinin nasıl bir şey olduğunun açık kanıtıdır Türkan Saylan. Kendi hayatını her zaman ikinci planda bırakarak cüzzamı tedavi etmeye kendini adamış. Kaç kişi yapar böyle bir fedakarlığı tartışılır.

Düşünsenize hasta olduğunuz için sizi tecrit ediyorlar, yemeklerinizi bile size dokunmadan veriyorlar, her ortamda sizi yok sayıyorlar. Hastalığın dış görünüşünüzde yaptığı tahribattan dolayı herkes size acıyarak bakıyor. Ve bir gün bir kadın çıkıyor, herkesin dokunmaktan bile korktuğu insanlara sarılıyor onlarla dokunarak temas kuruyor. Yüzlerce insanı bu hastalıktan kurtarmakla kalmayıp onları iş sahibi yaparak hayatlarına da dokunuyor.

“Yapım böyle, hep kendimden önce başkalarını düşündüm. İşten aşka vaktim olmadı. Olamadı”

Kendi hayatını anlatırken bu cümleleri kuruyor. Kimsenin gitmeye cesaret edemediği yerlerde cüzzam taramaları yaparak insanlara şifa dağıtabilen koca yürekli bir kadın.

Tüm bunlara rağmen bir kadındı Türkan Saylan. Aşık olmayı isteyen duygusal bir kadın.

Mektuplarından bir tanesinde arkadaşı Gökşin onun bu duygusallığı için; “Hayır sen ne Ali’ye ne Veli’ye aşıksın,” diye yazmıştı. “Sen aşık olma haline aşıksın Türkan!”

Yine kitabın başka bir yerinde; “Ben sevilmeye inanılmaz açtım. Güzel sözler duymaya, sevgiyle dokunulmaya, hayran olunmaya, takdir edilmeye ne kadar çok ihtiyacım varmış meğer..!” diye dile getiriyor aşka olan özlemini.

Eşlerinden istediği ilgiyi ve desteği hiç görememiş Türkan Saylan. Her ne kadar iki eşi de okumuş ve kariyer sahibi insanlar da olsalar toplumdaki kadın algısı maalesef onlarda da aynı. Kadının yeri evidir zihniyeti evliliklerini temelden sarsmış. Ve tabi ki kıskançlık da bu bitişlerdeki diğer temel sebeplerden olmuş.

Bazen kadınların “ama beni sevdiği için bana karışıyor” algısı kıskanmayı mazur göstermeye çalışıyor. Bence asla böyle değil. Kıskanılmak sizin sınırlarınızı yok sayıyorsa bu size yapılan en büyük haksızlıktır.

İnsanlar evlenecekleri insanları hayat arkadaşı olarak yani hayatlarının en özel anlarını paylaştıkları insanlar olarak seçerler. Ama işler istenildiği gibi gitmediğinde eşler birbirini insanların yanında küçük düşürmeye çalışarak onlara zarar verebiliyor. Ne kadar güçlü bir kadın olursanız olun bu sizi hırpalar. İşte Türkan Saylan’ın özellikle ikinci eşiyle yaşadıkları bunlardı. Tüm bu olanlara rağmen iki eşiyle de dostça ayrılmayı başarabilmiş olması takdir edilesi bir durum.

Özellikle kız çocuklarının okumasına çok büyük destekler vermiştir ki bu nedenle sadece iki oğlunun değil tüm okuttuğu kız çocuklarının annesi olmuştur Türkan Saylan. Bir kadının kendi ayakları üzerinde durabilmesinin önemini her platformda dile getiren bir insan olarak Türkan Saylan’ın bu yönü beni en çok etkileyen tarafıdır.

Cinsiyet ayrımcılığını maalesef ki çok yaşayan bir toplumuz ama zamanla kadınların hayatın içinde var olmaları arttıkça bu algı da yok olacaktır. Bunu sağlayan koca yürekli insanlar var olduğu sürece erkeklerin bizlerden üstünlüğünün olmadığını, eşitliğimizi daha iyi dile getirebileceğimizi düşünüyorum.

Gerçek hayat hikayelerini okumayı seviyorsanız “Tek ve Tek Başına Türkan”ı okuma listenize almalısınız diye düşünüyorum.

Yazar Hakkında

Ayşe Kulin, 1941 yılında İstanbul, Beyazıt’ta doğmuştur. İlkokulu Ankara‘da okudu. Ardından İstanbul’da Arnavutköy Amerikan Kız Koleji Edebiyat bölümünde yatılı olarak 7 sene okudu. 1961 yılında mezun oldu. Bu arada yazar olmaya karar verdi.

​Çeşitli gazete ve dergilerde editör ve muhabir olarak çalıştı.

Kitapları:
– Güneşe Dön Yüzünü, (öykü)
– Bir Tatlı Huzur, (biyografi)
– Adı: Aylin, (biyografik roman)
– Geniş Zamanlar, (öykü)
– Foto Sabah Resimleri, (öykü)
– Sevdalinka, (roman)
– Füreya, (biyografik roman)
– Köprü, (roman)
– Nefes Nefese, (roman)
– İçimde Kızıl Bir Gül Gibi, (deneme)
– Babama, (otobiyografi)
– Kardelenler, (araştırma)
– Gece Sesleri, (roman)
– Bir Gün, (roman)
– Bir Varmış Bir Yokmuş, (öykü)
– Veda (roman)
– Sit Nene`nin Masalları, (çocuk kitabı)
– Umut, (roman)
– Taş Duvar Açık Pencere, (derleme)
– Türkan, (biyografik roman)
– Hayat – Dürbünümde Kırk Sene (1941-1964), (biyografik roman)
– Hüzün – Dürbünümden Kırk Sene (1964-1983), (biyografik roman)
– Gizli Anların Yolcusu, (roman)
– Bora’nın Kitabı, (roman)
– Dönüş, (roman)
-Handan (roman)
-Hayal (roman)
-Tutsak Güneş (roman)
-Kördüğüm (roman)
-Sessiz Öyküler (öykü)
– Kanadı Kırık Kuşlar (roman)

Keyifli okumalar,
Kübra Mısırlı Keskin

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

6 Yorum

  • Cevapla Ahmet Yonca 17 Ocak 2019 at 17:15

    Ben 20 yaşlarındaydım vefat ettiğinde. Bir yanda dindar kesimin sertçe eleştirdiği, bir yanda ona sevgi dolu bakış atan insanları görüyordum. O kadar güzel özet geçmişsin ki, tüm hayatını bir çırpıda tanımış oldum. Çok teşekkür ederim. Güzeldi…

    • Cevapla Kübra Mısırlı Keskin 17 Ocak 2019 at 18:16

      Teşekkür ederim 🙏🏻🙏🏻

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 17 Ocak 2019 at 17:55

    Gerçekten muazzam bir kadın. Ben de almalıyım okuma listeme bu kitabı. Tanıttığın için çok teşekkürler Kübracım.

    • Cevapla Kübra Mısırlı Keskin 17 Ocak 2019 at 18:17

      Teşekkürler Didemcim 🙏🏻🙏🏻

  • Cevapla Özge Can 17 Ocak 2019 at 18:54

    Ülkede her kadının yaşamı bir kitap olacak türden hikayeler barındırıyor. Fakat Türkan SAYLAN apayrı bir kadın. Kadınlığından, hatta bazen anneliğinden bile vazgeçip kendini insanlığa adamış, ardında nice kadına yol gösterici olacak emanetler bırakmıştır. Son zamanlarındaki yaşatılan örgütlü kötülüğü hiç unutamayacağım. Işıklar içinde uyusun, ardında bıraktığı yolunu aydınlattığı insanlar hep gülen gözlerini anımsayacaktır.
     
    Kalemine, fikrine sağlık Kübram, güç alacağımız nadir kadınlardan birini anmamızı sağladın 💙

  • Cevapla Kübra Mısırlı Keskin 17 Ocak 2019 at 20:14

    Teşekkürler Özgemm 🙏🏻🙏🏻

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan