Hâlâ

Yakın

27 Ocak 2019

Yakın

Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum. Neden bir şeyler söylemek istediğime dair de bir fikrim yok ayrıca. Yakın bulduklarıma bir not bırakmak arzusundayım belki. Biraz önce bir intihar girişiminde bulundum sonuçta. Zihnim ve kalbim arasında yaşadığım korkunç git-gellerden sonra nihayet o öldürücü son darbeyi vurdum kendime. Tüm korkularıma rağmen artık asla eskisi gibi olamayacağım o adımı attım. Onu aradım. Evet onu aramak benim için bir intihar girişimiydi.

Telefona cevap vermedi. Bu lanet yüzyılın teknolojisi kahrolsun, onu aradığımı biliyor artık. Ben de aradığımı gördüğünü biliyorum. Onu unutamadığımı tamamen anladı ve şimdi ipim onun elinde.

İşi benden daha zor biliyorum. Boynuma kendi elimle doladığım bu urganı ya çekecek ya da kurtaracak beni. Fazla acı çektirmese bari.

Sonuç ne olursa olsun. Pişman değilim. Kendimi kandırdığım eski hayatıma devam edemeyecektim bundan böyle zaten. Sayılı nefeslerimin kaldığı bu yaşamda her seferinde keşkeli bir hayat yaşamak yerine, geçmişin yükünden kurtulacağım bir yolum olsun istedim.

Duvar

Gerçek, sade, sıcak bir ömür. İyi bir kahve içer gibi, anların geçişinin ardından damağında kalan o tadı her şeyde almak istiyorum bundan böyle. Yaşamak istiyorum. Hissettiğim şeyi sonuna kadar yaşamak.

Yaşam öyle bir şey ki attığın her adımda sana karşılık veriyor. İnsanlarla olduğu gibi tek taraflı ilerlemiyor ilişkin. Sen ona doğru yürüdükçe o da sana doğru yürüyor. Başkalarında çarptığın gibi onun duvarlarına çarpmıyorsun. Sahici olan her duygu karşılığını görüyor onun içinde. İstediğin yerden gelmese de niyetin illa cevap buluyor.

Yol

Birine ulaşmak için bir yol seçiyorsun. Kendince bir bahane. Geçmişte birlikte baktığın bir köpek pekala gündemin olabilir mesela.

Seçtiğin yolda attığın adım karşılık bulmuyorsa ya karşında sahici biri yok. Dünyanın büyük çoğunluğu gibi sen de sanal bir alemin içindesin. Ya da daha kötüsü, onun gerçekliği sen değilsin.

Şimdi böyle rahat anlatıyorum ama intihar etmeyi göze almış bir insanın umarsızlığı var üstümde de ondan. Yoksa hiç kolay olmadı onu aramak. Benim için buna karar vermek hiç ama hiç kolay değildi.

Telefonu açsa ne cevap vereceğimi bilmiyordum. Planlamamıştım. İyi kurgulanmış cümlelerim yoktu elimde. Sonuçta daha önce hiç birlikte bir köpek de bakmamıştık.

Sıcak

Her şey dünyanın çok ünlü mağazalarının bulunduğu sokakta yürürken, bir vitrinin camına sırf dekor olsun diye iliştirilmiş o yün yumağını görmemle başladı.

Benim yün yumağıyla ne işim olur normalde? Ama takılı kaldım gördüğüm anda. O soğuk fırtınalı gecede, kalçasını bedenime yapıştırarak oturduğu kanepede benim için ördüğü atkıyı hatırladım. El örgüsü atkıları takmayı sevmediğimi söylediğim halde inatla örmeye devam ediyordu.

Camın arkasında duran beyaz bir yumak görüntüsü ile bedenime dayandırdığı kalçasını birdenbire hissedivermiştim yeniden. Sokağın ortasında deli soğukta beklerken, vitrin camına yansıyan kendi görüntümü fark edinceye kadar, bir kanepede yanyana sıcaklar içinde onunla birlikte oturuyorduk sanki. Daha fazla örmesine izin vermeyip, sıkıca kavradığı şişleri aniden elinden aldığım, kalçasından kavrayarak onu tamamen kendi bedenime çekip öpmeye başladığım o an ne kadar yakın bir manzaraydı.

Yakın

Eve nasıl vardım hiç bilmiyorum. Nasıl sokaklarda kaybolmadan zihnim yolu buldu şaşırıyorum şu an. Varlığını aklımdan çıkaramıyordum. Onu öpmeye başladığımda, kollarıyla sımsıkı sarılarak kendini bana bırakışının hatırası bedenimi deli bir özleme boğmuştu. Telefona çektiğim içinde yumağın olduğu vitrin görüntüsüne saatlerce bakarak onu arayıp aramamayı düşündüm.

Yapmamalıydım biliyorum. Aramamalıydım onu. İkimizi de böyle zor bir duruma sokmamalıydım. Bu ilişkinin bitmesine bu kadar çanak tutmuş biri olarak hakkım yoktu bunu yapmaya. Çocuklarıyla geçirdiği hayatına böyle birdenbire dalmaya çalışmak yerine kalbimin sesini tekrar susturmalıydım. Ak düşmüş saçlarının arasında parmaklarımı gezdirdiğimi hayal etmemeli, kızımın yarınki düğünü için gideceğim uzak şehrin valizini hazırlamalıydım. Olmadı, başaramadım. Şimdi elimde telefon bu intiharın nasıl sonuçlanacağını bekliyorum.

Didem Elif

Ek: Sen ve Ben ekibiyle paylaştığım bir şarkıyı onlar çok sevince, bu öyküye yakışacağını düşünerek burada da paylaşmak istedim. Dilerim siz de onlar kadar seversiniz. Klipte, geçen hafta bulunduğum Venedik’ten sahnelerin olması tesadüfün dik alası olmalı bu arada. Yakın adlı öykünün fikir tohumları Venedik’te yüreğime atılmıştı. Keyifli dinlemeler… 👉🏻 Merkür Retrosu, Güler Özince

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

10 Yorum

  • Cevapla Ahmet Yonca 27 Ocak 2019 at 12:02

    Bir intihar yazısını yazarken insan ne hisseder? Bunu ben ilk kitabımda yaşamıştım. Baş kahramanımıza ntihar ettirdiğimde bunu düşünerek, tasarlayarak içinde olduğum o his, bende ciddi bir kaygı yaratmıştı. Hele ki o son vedayı yaparken, uğruna öldüğümüz neden, kişi ve ya şey… Ona son not düşmek kadar acısı yoktu. Muhtemelen böyle bir yazıyı yazan biri daha önce intiharı mutlaka düşünmüş, tasarlamış veya böyle bir ihtimalin eşiğine gelmiştir… Sonuç ne olursa olsun, yaşıyoruz ve saliselik bir hayatın öyle de böyle de sonuna geleceğiz…
     
    Nice güzel paylaşımlara ❣️

    • Cevapla Didem Elif 27 Ocak 2019 at 12:40

      Öncelikle Ahmet çok teşekkür ederim her seferinde kıymetli duygularını paylaştığın için. İnsan emek verdiğinde ve karşılığında iyi ya da kötü bir yanıt aldığında mutlu oluyor. Senin artık aramızda olmamana rağmen iyi niyetle bize verdiğin desteğe saygı duyuyorum.
       
      Öykümle ilgili söylediklerine gelince; bu öyküdeki intihar, algıladığımız gibi bedensel bir ölümü anlatmıyor aslında. Ölümün bir form değiştirme olduğuna inanan birisi olarak nefes aldığımız bu bedenin içinde defalarca öldüğümüzü düşünüyorum. Bazen başkaları zorla öldürüyor olduğumuz kişiyi. Bazen de çaresizce kendimiz intihar ediyoruz.
       
      Geçen haftaki Uzak adlı öykümde fiziksel intihar isteğine daha yakın duyguda olan bir karakter betimlemiştim. Burada ise iliklerine kadar duygusunu yaşamak isteyen bir karakterin gururunu öldürmesini işlemeye çalıştım.
       
      Genel anlamda intihar eğilimim hiç olmadı. En kötü günümde bile beni gülümsetmek ve yaşamın içine çekmek çok kolaydır. Pozitifliğim hatta birlikte olduğum insanlara bazen fazla gelir. Yeter yaa bırak acı çekmek istiyorum demişlikleri vardır. 🤩
       
      Ataol Behramoğlu’nun dediği gibi hayatın bize verilmiş bir armağan olduğunu düşünüyorum. İntihar etme duygusunu anlayabiliyorum ve yargılamıyorum. Ama bence insan intiharı aklının ucundan bile geçirmemeli, o şiirdeki gibi yaşamdan kaçmadan hakkını vererek sonuna kadar yaşamalı…

      • Cevapla Didem Elif 27 Ocak 2019 at 14:02

        Şiiri hatırlayınca burada da paylaşayım.
         
        Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var
         
        Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
        Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
        Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
        Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği
         
        İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
        Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
        Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
        Kopmaz kökler salmaktır oraya
         
        Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
        Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
        Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
        Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin
         
        İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
        Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
         
        İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
        Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına
         
        Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
        Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
        Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
        Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın
         
        Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
        Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
        Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
        Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı
         
        Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
        Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
        Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
        Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
         
        Ataol Behramoğlu

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 28 Ocak 2019 at 15:14

    Gururunu öldürmek… Bir çeşit intihar kesinlikle.
     
    Gene başarılı metaforlarla zenginleştirilmiş harika bir öykü. Yüreğine sağlık Elifcim. Özellikle bir önceki öykün Uzak ile başlıklar aracılığı ile yaptığın göndermeyi çok sevdim 👌🏻

    • Cevapla Didem Elif 28 Ocak 2019 at 15:23

      Canımcım sen de olmasan intihar edeceğim. 😂😂😂 Şaka şaka. Öyle tepkiler geliyor ki hala, bayağı ürkütmüşüm insanları. Anlaşılmak gibisi yok, çok teşekkür ederim. 🙏💛😘

  • Cevapla Ahmet Yonca 28 Ocak 2019 at 18:52

    Öykün kadar uzun ve güzel bir yorum olmuş 🙂 Öncelikle müteşekkirim. Ben Tabi ki burada sizin yaptığınız işi destekliyor ve seviyorum. Burada henüz yazı yazmaya başlamadan önce de tanımadan yorumluyordum. Yazma fikri sonra oluştu. Ki gerçekten yazan herkes çok değerli. Çok iyi kalemler. Ekip olabilecek en iyi ekip. Ben bu kadar kaliteli kadro başka yerde görmedim henüz. Üstelik bir alış veriş dahi söz konusu değil. Sonracığıma, sizleri kişisel olarak ayrı ayrı seviyorum. Sözlü bile olsa değer verişinizi iliklerime kadar hissettim, ara vermek isteyişime kızmadan, pazartesilerini doldurarak beni gerçekten onurlandırdınız.
     
    Yazıya gelince, açıklamanı okuyunca daha da güzelleşti hikaye. Bir daha okudum. Sonsuz hikayelerinizi okuyabilmek dileğiyle….
     
    Sevgiyle…

  • Cevapla Merve Çevik 28 Ocak 2019 at 18:59

    “Seçtiğin yolda attığın adım karşılık bulmuyorsa ya karşında sahici biri yok. Dünyanın büyük çoğunluğu gibi sen de sanal bir alemin içindesin. Ya da daha kötüsü, onun gerçekliği sen değilsin.”
     
    Bu söz herşeyi fazlasıyla anlatıyor bence..
     
    Kalemine ve yüreğine sağlık 🙏🏻😊

    • Cevapla Didem Elif 28 Ocak 2019 at 19:36

      💛💛💛 Yazdığım cümlenin altının çizilmesi pek keyifli geldi. Çok teşekkür ederim. Merhaba yeniden. 🙏💌

  • Cevapla Atakan Balcı 29 Ocak 2019 at 21:47

    “Onu aramak benim için bir intihar girişimiydi.” Yine de arıyor, defalarca ölüyor insan.
     
    Teşekkürler!…

  • Cevap Yaz