Ayurvedik Yaşam

5 Element

19 Şubat 2019

Ayurveda | 5 Element
İnsan doğası gereği midir bilemem ama hep var oluşunun nedenini sorgulamış ve kendine aitlik yaratacak gerekçeler bulmaya çalışmıştır.

Ayurveda’da hikaye 5.000 yıl önce Güney Hindistan’da başlar. Keşişler ya da rahipler, tarım toplumuna geçişle birlikte kendilerini ve hayatı sorgulamaya başlayarak evrene sığınmışlar ve bütünleşmenin sırrını şöyle açıklamışlar: “İnsanla doğa arasındaki temel ilişkiyi beş element kurar.”

Bu cümleyi yazmam 3 saniye sürdü, acaba o keşişlerin bunu keşfetmesi, 50 yüzyıl önce ne kadar zamanlarını aldı? Böyle düşününce yine zamanın belirsizliği içinde kaybolup gidiyorum.

Beş element Ayurveda’nın temelini oluşturur.

Bedeninizde bulunan bu beş element sizin anatominizi, psikolojinizi ve spiritüel yaşamanızı dengeleyen temel kavramlardır.

Nedir beş element?

– Uzay ya da boşluk
– Hava
– Ateş, sıcaklık, güneş
– Su
– Toprak

Burada uzay dışında şaşırtan bir element yok. Ama uzayın element olması ve sadece bulundukları kıtada, ülkede, bölgede ya da köyde bir hayat sürerken bunu keşfetmiş olmaları, bilgi yolculuğunda bir şaşırma daha yaratıyor.

Üstelikte hava ve boşluğu ayırt edecek bilgi ve tecrübeye sahip olmaları da cabası.

Boşluk

Boşluk; Vedik kitaplarda space veya ether olarak tanımlanır. Tüm elementleri içerir; hafif, yumuşak, ince bir yapısı vardır. Bedenimizde biz hissetmesek de ağzımızda, sindirim borumuzda ve akciğerimizde bulunur.

Boşluğun, doğada ve hayatımız içindeki en büyük fonksiyonu; sesi ileterek duymamızı sağlamaktır. Bu nedenle duyusu; SES, duyu organı kulaklardır.

Hepimizin zaman zaman içinde boşluk hissettiği olmuştur. Kaybettiklerinizin, kazandıklarınızın, hayalleriniz, umutlarınız, hayal kırıklıklarınız içinde boşluk oluşturuyorsa korkmayın! Evren boşlukları doldurmak üzere programlanmıştır. Bu boşluk kendi içinde yeni bir enerji oluşturacak ve sizi yeni bir yolculuğa çıkartacaktır. Yeter ki boşluğun size ulaştırdığı sese kulak verin.

Hava

Boşluğun hareket etmesi ile “Hava” elementi oluşur. Hava; soğuk, hafif, ince, hareketli, pürüzlü ve kurudur. Havayı bedenimizde en çok rüzgar ile hissederiz. Rüzgarın yüzümüze, tenimize değmesi bize doğanın gücünü hatırlatır ve yaşam enerjisi verir. İşte bu yüzden duyusu; dokunmak, duyu organı tenimizdir.

Hava; yaşamsal fonksiyonlarımızın temelini oluşturur. Nefes alıp vermemizi sağlayan akciğerimiz, oksijeni tüm bedenimize ulaştıran kalbimiz; havayı barındıran ana organlarımızdır. Bağırsaklarımızdaki gazlar hava içerirken, aynı zamanda uzuvlarımızın hareket etmesini yine hava sağlar.

Ateş

Havanın hareket özelliği, sürtünme kuvveti, ısı yani “Ateş” elementini yaratır. Ateş sıcak, kuru, keskin, hafif ve parlak özelliklere sahiptir. Dokunduğu her şeyi ve kendini dönüştürme özelliğine sahiptir. Bu nedenle bedenimizde dönüşümü sağlayan organlarda; bağırsaklarda, ısı düzenlemelerinde ve hücreler arası iletişimi sağlayan kimyasallarda (dopamin ve serotonin en bilinenleri) bulunur. Evrende ateş elementi güneştir, sıcak ve parlaktır. Parlak olmasından dolayı görmemizi sağlar ve duyu organı gözlerdir.

Su

Ateşin yoğunlaşması “Su” elementini oluşturur. Su; hareketli, akışkan, yumuşak ve öz kütlesi olan yani ağır bir elementtir. Doğadaki en güçlü elementlerden birisidir. Ateş gibi onun da kendini ve her şeyi değiştirme gücü vardır. Bedenimizin ve evrenin %70’i sudur, salatalığın ve karpuzun ise %90’ı. Biz besinlerin tatlarını tükürük bezlerimiz ve tükürük sıvısı ile alırız. Bu nedenle duyusu tatmak, duyu organı da dildir.

Toprak

Tabii ki son olarak; hayatın devamlılığını sağlayan, doğanın en verimli elementi “Toprak”.

Aslında toprak elementi bize doğada ve bedenimizde katı olan maddeleri ifade etmektedir. Bu nedenle bedenimizde kaslar, kemikler, kıkırdak, yağ dokuları, dişler, saçlar ve tırnaklar olarak kendini gösterir. Katı olmasından dolayı özellikleri; ağır, durağan, yoğun, kaba ve serttir. Toprak kokusu doğanın kokusudur, bu nedenle duyusu koklamak, duyu organı da burundur.

5 Element & İnsan

İnsanın doğanın bir parçası olmak, doğa ile uyum içinde yaşamak istemesinin sırrı, temel yapı taşında; yani beş elementte gizlidir. Beş element nasıl doğada birbiri içinde etkileşim halinde ise tüm duyu organlarımız, tüm yaşamsal fonksiyonlarımız da aynı şekilde etkileşim halindedir.

Hepimizin anatomisinde, fizyoloji ve psikolojisinde, kısaca insanın özünde bu beş element vardır. Birisinin olmaması söz konusu değildir. Bedeninizi yöneten elementler sizin temel yaşam fonksiyonlarınızı oluştururken, kendi içinde de dengelerini belirlerler. Burada sizin müdahele edebileceğiniz bir durum söz konusu değildir. Ama hayatın akışı içinde bulunduğunuz coğrafyanın iklimi, hayat koşulları, ananeleriniz, eğitiminiz, kültürünüz ve daha birçok dış etken ile doğal dengesinden çıkarlar. Böylece sizin için doğal süreçlerden çıkma, doğa ile dengeli yaşama konforundan uzaklaşma başlamış olur.

Ayurveda

Gün içinde kendinizi hiç dinlediniz mi?

Hareketli olduğunuz, yerinde duramadığınız hafif bir rehavetin çöktüğü, kendinizi koltuğunuza bıraktığınız saatlere dikkat ettiniz mi? Peki ya beden ısınızın arttığı ya da ellerinizin ayaklarınızın buz kestiği anlara dikkat ettiniz mi? Sindiriminizin sizinle konuştuğuna hiç şahit oldunuz mu?

Bu belirtiler bedeninizde artan ve azalan elementlerin etki alanlarıdır.

Hareketli olduğunuz saatlerde hava elementi, koltuğunuza yapıştığınız zamanlarda köklenme etkisi ile toprak, soğumalar hava, ısınmalar ise ateş elementinin etkisi ile oluşur. Fazlası zarar, azı karar gibi, bu durumların kendi süreleri dışına çıkması dengesizlik oluşturur. Bu dengesizlik bazen bedensel sağlığınızı, bazen ruhsal sağlığınızı, bazen de her ikisini de bozabilir.

Hemen aklınıza şöyle bir soru gelebilir: “O kadar basit mi hemen her şey o kadar hızlı mı bozulur?” Bunun mutlak doğrusu ya da tek bir cevabı yok. Zaman zaman evet, zaman zaman hayır olabilir.

Ama bedenimiz kendini dengeye getirmek için hep çabalar. Size verdiği sinyallerde “Bana şimdi bu iyi gelecek” der. Çok basit bir örnekle:

Güneşte yarım saat oturduktan sonra başınız dönmeye başladı, kendinizi halsiz hissettiğinde su içmek istersiniz ya da soğuk bir duşa girmek. Bedeniniz dengesizliği ile ilgili sinyaller göndermeye başlar ve kendi formülünü de size fısıldar. Kışın çorba içmek, baharda toprağa nüfus etmek, yazın serinletici meyveler doğanın kendini dengelemesidir aslında.

Ben de kendimi, kendi beden tipim olan ateşe göre dengelemeye özen gösteriyorum. Ama insan hep dengeli olacak diye de kendime eziyet etmiyorum. Zaman zaman beden sağlığım, zaman zaman ruh sağlığım dengesini bozacak ki yaşanmışlıklar anlam kazansın. Mutlaka her şeyin çaresi bulunur. Siz yeter ki içinizi iyi tutun.

Karanlıkta Diyalog MüzesiElementlerin gücünü yoğun hissettiğim bir atölyeyi paylaşmadan bitirmek istemiyorum:

Bundan yaklaşık 2 sene önce bir atölyeye katıldım. Gayrettepe’deki Karanlıkta Diyalog Müzesi‘nin bir müze deneyimi dışında özel olarak hazırladığı atölyelerdendi. Birbirinden bağımsız 15 kişiydik. Bize verilen görevleri yerine getirmemizi istediler. Buraya kadar bir sorun yok, ama odanın tamamen karanlık ve rehberlerinizin de görme engelli olduğunu söylesem işin cazibesin arttırmış olurum herhalde.

Dünyanın güneş tarafından aydınlatılmadığını ve tamamen karanlık olduğunu düşünsenize. O zaman gözlerinize hiç ihtiyacınız kalmıyor. Ateş elementi diğer organlarınızı yönetmek için enerji akışı sağlıyor. Zifiri karanlığın ötesi bir karanlıkta yön, yer, zaman kavramınız da kalmıyor. İşte orda tamamen bir boşlukta olduğunuzu hissediyorsunuz.

Bu mecazi bir boşluk değil, gerçekten fiziki olarak boşlukta olduğunuzu hissediyorsunuz. Kendinizi boşluk hissinden kurtarmak için etrafınızı daha fazla dinlemeye başlıyorsunuz. Etrafınıza dokunuyorsunuz ki nerede olduğunuzu ve etrafınızı algılayın. Tabii ki koklamak da beraberinde geliyor. Aynı anda boşuk, hava ve toprak elementini deneyimleyebileceğiniz başka bir aktivite, etkinlik, ders olamaz. Bu arada ateş elementi enerji akışı sağladığı için susuyorsunuz ve bir süre sonra ödevlerden birisi de mevcut çayı paylaşmak oluyor.

Bu atölyeden çıktığımda boşluk hissi bir süre daha devam etti. İşitme ve dokunma hislerim o kadar hassaslaşmıştı ki komik olacak am, evrimleştiğimi zannettim. Laf aramızda bu hayatın evrimleşmiş bir Müge’yi kaldırabileceğini sanmıyorum.

Bir sonraki yazıda
Ayurveda’nın farklı deneyimlerinde
buluşuncaya kadar
dengede ve mutlu kalın.

Sevgilerimle,
Müge Murat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Mehmet Gökcük 19 Şubat 2019 at 18:59

    Müthiş detaylarla dolu bu yazıyı okurken sık sık duraksadım… Kendi durumumu, bu beş elementin bendeki etkilerini düşündüm… Ve atölyeden iyi ki bahsetmişsiniz, gözlerimi bir süre kapatarak atölyede görevlerden birini uygulamaya çalışıyor olduğumu düşündüm…
     
    Farkında olmalıyız kendimizin
    Susadığımızda kuruyan ağzımız, dilimiz
    Hak etmediğimizi düşündüğümüz
    bir veda esnasında yanan midemiz,
    hızla veya çok ağır çarpan kalbimiz.
    Ve daha nice fiziksel, psikolojik uyarılar
     
    Dünyanın, doğanın ve varlığımızın, hislerimizin farkında olarak, bu beş elementi de dengeli bir şekilde taşıyabilmemiz dileğiyle…
     
    Bu güzel yazı için teşekkürler…
     
    Yüreğinize, kaleminize sağlık…

  • Cevapla Beril Erem 19 Şubat 2019 at 22:03

    Aslında hayat onu dinlediğimizde ve kendimizi doğanın akışına bıraktığımızda ne kadar basit. Ben şimdi bu yazıyı okuyunca kendimle ilgili bazı farkındalıklarım oluştu.
     
    Mesela, gün içinde hiç kendinizi dinlediniz mi diye soruyorsun ya? Ben hiç ama hiç yapmıyorum bunu ve fakat bedenimle zihnim öyle mükemmel bir düzen kurmuşlar ki; bu soruyu okuduğum anda zihnim bana ellerimin soğuduğunu fısıldayıverdi. ( Ve soğudu da..)
     
    Bir de “Karanlıkta Diyalog” un sunduğu deneyime koşut bir deneyimi, bundan yıllar evvel Blind isminde bir restoranda yaşamıştık Burak’la. Mekanda hiç ışık yoktu ve masanıza kadar görme engelli bir refakatçi tarafından götürülüyordunuz. Sonrası tamamen görme dışındaki diğer duyu organlarınıza kalmış. Aslında çok rahatsız edici, insanı huzursuz eden bir deneyim ilk başta çünkü dediğin gibi karanlıktan ziyade büyük bir boşlukta asılı kalmış gibi oluyor insan. Bütün uzamsal algınız yitip gidiyor. Ancak gerçekten farklı bir deneyim ve şimdi iyi ki yapmışız diyorum.

    ❤❤❤

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 20 Şubat 2019 at 13:14

    Ne güzel bir yazıydı. Bana 5 olmasa bile evrenin ana maddesini 4 elementte arayan Antik Çağ Yunan Bilgelerini anımsattı.
     
    Vücudun muazzam bir makine olduğuna inanıyorum ben de. Programlamayı başaranlar için saat dakikliğinde işleyen bir makine üstelik. Bu yüzden onu dinleyebilmek kesinlikle çok önemli…
     
    Canım benim kalemine, bilgine, aktarım gücüne sağlık 😘

  • Cevap Yaz