İçimdeki Sesler

Ağır Mevzular

12 Şubat 2019

Ağır Mevzular
İnsanın anlam arayışı ne zaman başlar sizce? Ani bir kayıp karşısında mı, ya da hevesinizin kursağınızda kaldığı gibi durumlarda mı karşınıza dikiliverir? Her insanın hissettiği bir duygu mudur bu hayatın “anlam” meselesi? Bu konuyu uzun zamandır deşiyorum ve anlamaya çalışıyorum.

Anlam

Benim anlam arayışım, çok sevdiğim birini ani bir şekilde kaybedişimle başladı aslında. Bu arayışın şiddeti; arayışımın başlama sebebi olan çok sevdiğim ve hayatımda yapmak istediklerimi beraber yapmayı hayal ettiğim kişi olunca, çok daha fazla oldu tabii.

Bu şiddet önce bir dibe vuruşla başladı; neden ve nasıl sorularıyla mücadele edip, cevap bulamadıkça daha çok dibe vurmakla devam etti. Hayata karşı o kadar savunmasız, o kadar güçsüz ve bir o kadar da hevessiz hissettiğim dönemlerdi ki o yıllar… İçimden hiçbir şey yapmak gelmediği, her şeyin anlamını yitirdiği, içi dolu olan her şeyin içinin birdenbire boşaldığı yıllar… Kendimi sorgulamaya başladığım, bu zamana kadar ne için mücadele ettiğimi, ne için çalıştığımı, ne için fedakarlıklarda bulunduğumu dibine kadar sorguladığım yıllar…

Sorularım sanki hiç bitmiyor, o sorular başka soruları doğuruyordu. Bu uzun ve yavaş geçen dönemi, bitkisel hayattaymışım gibi bir kanepenin üzerinde geçirdim diyebilirim. Umutsuzluğumun sebebi, kendimi tatmin edecek bir cevap bulamayışım ve hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını içten içe bilmemden kaynaklanıyordu aslında. Sizlere; ilk yazımda bahsettiğim felsefeci kimliğimin bu süreçte bana fayda mı sağladığı; yoksa işleri daha mı zorlaştırdığı konusunda pek emin değilim gerçekten.

Hayatı sorguladığım, anlamını bulmaya çalıştığım bu yıllarda; yolum çok sevdiğim değerli hocam Prof. Dr. Teoman Duralı ile kesişti. Kesişti dediğime bakmayın, ben buldum hocamı 😁 Bir gece Internet’te e- mail adresini gördüm. Benim derdimden anlasa anlasa bir tek o anlar dedim ve içimi ona döktüm. Aslına bakarsanız, sevgili hocamın e-mailimi okuyacağına, okuyup da cevap yazacağına pek de ümidim yoktu.

Felsefecilerin bir kısmının teknoloji ile pek arası yoktur. Bunu da teknolojinin getirisinden çok, götürüsü olduğuna inanmamıza bağlıyorum. Bu söylediğimle, online bir dergide yazıyor olmak ne yaman bir çelişkidir 🤦🏻‍♀️ Neyse, sevgili hocamın ertesi gün cevabını okurken; hissettiğim mutluluğu, heyecanı sizlere anlatamam. Sanki tüm sorularımı hocam bir bir bana cevaplayacaktı. Daha da önemlisi, bana beni anladığını hissettirecekti. Hayatta başınıza gelen her ne ise; onu kabullenme süreci var ya, işte benim o sürecimde yazdıkları ile bana çok destek oldu hocam.

İş Başa Düştü

Yaşamın anlamını ve o anlamın nerede olduğunu sorduğumda hocam;

“Üstümüze düşen ödevleri eksiksizce yerine getirmekte bulunur yaşamın anlamı. Bunu becerebilen insanın vicdanı rahat olur. Bilginle, becerinle kendini ve çevrendeki insanları yaşatacaksın. Yaşamak ve yaşatmak baş ödevin olacak. Bizler yaşayarak ve yaşatarak ölümün üstesinden gelebiliriz.”

demişti. Hocamın söyledikleri üzerine düşündükten sonra, beni ayakta tutacak “anlam” sorunumu çözecek bir şeyler bulmalıyım diyerek, işime dört elle sarıldım. Şimdi diyebilirsiniz ki; insan “anlam” sorununu işinde nasıl çözebilir?

Otizmli çocuklar ve aileleri için çalışıyor olmak, bu sorunumu büyük ölçüde çözdü diyebilirim. Çünkü yaptığım işin bir anlamı olmalıydı benim için. Bu özel çocuklara ve ailelerine yardımcı olabiliyorsam, onların hayatlarını bir nebze olsun kolaylaştırabiliyorsam, bu kendi içinde benim için çok anlam barındırıyordu. Nitekim uzun yıllardır aynı kurumda bu amaç için çalışıyor olmaktan dolayı çok mutluyum. Bu tabii ki; bana ikinci bir sorunu da beraberinde getirdi. Hayatımın boşalan yerinin tam ortasına işimi koyduğumda; işim olmadığında nerede bulacaktım bu anlamı? Bu da benim için ayrı bir soru, ama şimdilik kafamın içinde açık bir pencerede asılı duruyor. 😉

Yeri gelmişken söyleyeyim, “Hayatı Yeniden Anlamlandırmak” söyleşine katıldığımda katılımcıların çoğundan; işlerinden manevi olarak tatmin olamadıklarını, yaptıkları işte bir anlam bulamadıklarını duydum. Bana söyleşi süresince belki gıpta ile baktılar ama onlara; “Şöyle ya da böyle bakın, ben de buradayım ve sizler gibi bende bu anlamın peşindeyim,” dedim. İnsan tatminsiz bir varlık işte, hayatında bir şey olsa, başka bir şeyin peşinde oluyorsun.

O günün sonunda neler mi kattım kendime? Hayatın aslında bir anlamı olmadığını, o anlamı bizlerin yarattığını ve hayatımızda sadece “anlamlı an“ların olduğunu.

Haydi bakalım!
İş yine başa düştü.
Peki yaşadığım hangi “an”lar benim için anlam taşıyordu? Bunları bulmak ve sayısını arttırmak durumundayım artık.

Bu söyleşinin sonunda hatırladığım diğer güzel şeylerden biri de; birbirimizle aramızda bağ kuran şeyin yaralarımız olduğunu duymamdı. Birbirimize yaralarımızı, zayıflıklarımızı göstermeye başladığımızda aslında birbirimize yaklaşabiliyorduk. Bu o kadar kolay değildi tabii. İnanın, yaraların derinliği ne olursa olsun; zamanla üzeri kabuk bağlıyor, her hatırlayışta kanıyor, yine kabuk bağlıyor, ama iyileşmiyor.

Yaşadığımız acıların içinde saklı olan bir anlam var mı? Bu sorunun cevabını da halen arıyorum. Anlam sorunsalı ile ilgileniyorsanız, Viktor E.Franlin’in “İnsanın Anlam Arayışı” kitabını sizlere naçizane önerebilirim.

Şimdi sizlere kendime göre anlamlı bulduğum, onlar için çalıştığım otizmli çocuklar hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum. Neden mi? Çünkü farkındalık arttıkça, bu çocukları topluma kazandırabilme oranı da o kadar artıyor.

Otizm

Otizm, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan nörogelişimsel bir bozukluktur. Otizme neyin neden olduğu bilinmemekle birlikte; maalesef anne karnında da anlaşılamamaktadır. Ailenizde, çevrenizde aşağıda sıralayacağım belirtileri gösteren çocuklar var ise; ailelerin vakit kaybetmeden otizm konusunda uzman bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurmalarını öneririm.

* Göz teması kuramama,
* İsmi söylendiğinde bakmama,
* Konuşmada gerilik,
* Dönen nesnelere karşı aşırı ilgi duyma,
* Sallanmak, parmak uçlarında yürümek,
* Yaşıtlarının oyunlarına ilgi duymama,
* Takıntılı davranışlar,

Otizmin tek ilacı; erken yaşta sürekli ve yoğun özel eğitimdir. Bu çocuklar yoğun özel eğitimle pek çok şeyi başarabiliyorlar. Evet, belki hızlı öğrenemiyorlar ama öğrenebiliyorlar. Zaten neden herşey bu kadar hızlı olmak zorunda? Biraz yavaşladığımızda, durduğumuzda her şey çok farklı görünebilir bize. Herşeyin tadını almaya başlar, içlerinde barınan anlamı fark etmeye başlayabiliriz belki.

Sizleri;
“Hayatınız bunca stres ve zorluğa rağmen anlamlı mı?”
“Hayatınızda sizin için anlamlı anlar neler?”
gibi sorular ile başbaşa bırakıyor, bir sonraki yazımda içimden geçen sesleri, sözcükleri, paragrafları paylaşmayı diliyorum.

Demet Uncu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

10 Yorum

  • Cevapla Savaş Yıldırım 12 Şubat 2019 at 13:55

    Öncelikle sizi tebrik ediyorum. Hayatınızı anlamlandırma yolunu; dünyaya melek olarak gönderilmiş bu insanların hayatlarını kolaylaştırmak adına çabalamakla keşfetmeniz gerçekten çok değerli.

    • Cevapla Demet Uncu 12 Şubat 2019 at 14:20

      Savaş Bey, güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ediyorum, naçizane bir çaba benimkisi …

  • Cevapla Atakan Balcı 12 Şubat 2019 at 14:28

    Yararlı olmak, var oluşmak konusunda önemli ve iyi bir seçim. İnsanlık ideali aşkına teşekkür ediyorum.

    • Cevapla Demet Uncu 12 Şubat 2019 at 17:00

      Düşünceleriniz için çok teşekkür ederim Atakan Bey.

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 12 Şubat 2019 at 16:42

    Benim canım arkadaşım;
     
    Hayatın anlamını sorgulamaya ezelden beri zaten bayılırdın da yaşadıklarını yakından bilen biri olarak, o noktada bir neden aramamanın imkansız olduğunu çok iyi anlıyorum. Ne kadar “bittim” desen de o dönem için, tanıdığım güçlü kadınların başında geliyorsun. Önemli olan bitmek değil de sanırım yeniden var olabilmek, yeniden tutunabilmek hayata. Ve sen bunda çok da başarılı oldun.
     
    Senin için dileyebileceğim, hayattaki acı kotanın dolmuş olması.
     
    Teoman Hoca’nın adını yazıda okumak ise inanılmaz güzeldi. Hâlâ aynı kibar adam. Bilmiyordum aranızda geçen bu diyaloğu. Ne muazzam bir insan 🙏🏻 Yaa işte bu adamlar bizi yetiştirdi, ne şanslıydık 🙏🏻🙏🏻 Keşke onu da Atilla Hoca gibi siteye alabilsek. Bari Cengiz Hoca’yla Şafak Hoca’ya da ulaşıp kadroyu tamamlayayım 🙃🙃😝 Çotuksöken olmasın mümkünse, hâlâ korkuyorum kendisinden 🙈
     
    Veee yazı harikaydı 👌🏻 Ben yazmalısın derken, biliyordum sonucun bu olacağını 🙃
     
    Seni çooookkkk seviyorum ❤️

    • Cevapla Demet Uncu 12 Şubat 2019 at 16:59

      Didemciğim, yorumlarınla beni çok duygulandırdın. Yaşadıklarımı yakinen bilen biri olarak, ayrı şehirde hayatlarımıza devam etsek bile, dışarıdan böyle görünmek mutlu etti beni. Güçlü olmaya gelince özellikle tercih ettiğim bir şey değildi. Neyse sınavlar veriyoruz hepimiz, bu süreçte umarım doğru kararlar almışımdır.
       
      Hocalarımız konusunda, evet onlara laf söyletmeyiz. 🙂 İyi ki yollarımız onlarla kesişmiş. Yeniden güzel ve nazik yorumların için çok teşekkür ediyorum güzel arkadaşım. İyi ki varsın!
       
      Sevgilerimle

  • Cevapla Mehmet Gökcük 12 Şubat 2019 at 17:40

    Yaşadığınız bir çıkmazın ya da düştüğünüz büyük boşluğun sonrasında pes etmek yerine arayış içerisine girmeniz dahi güçlü bir yüreğe sahip olduğunuzun işaretidir… Siz, o aradığınız manaya götüren hocanıza ulaşmışsınız fakat bence o olmasaydı da bir başkası ya da başka bir olay o manaya kavuşmanızı sağlayacaktı… ‘Arayan bulur’ çünkü…
     
    İşe odaklanmak ve bu işin otizmle mücadele içeriğine sahip olması elbette büyük kazanımlar elde etmenize olanak sağlamış ve daha güçlü, daha sağlam adımlar atmanıza vesile olmuş…
     
    Kendinizle her daim barışık yaşamanız ve -gerektiğinde- aramaktan yorulmamanız dileğiyle…
     
    Kaleminize sağlık…

    • Cevapla Demet Uncu 12 Şubat 2019 at 20:14

      Mehmet Bey çok teşekkür ederim güzel yorumlarınız için. Belki de dediğiniz gibi Teoman Hoca bazı seyleri anlamamda ya da kabul etmemde vesile oldu bana. Bu buluşmada tesadüf degil zaten.
       
      Tekrar teşekkür ederim.

  • Cevapla Günay Aydın 12 Şubat 2019 at 17:47

    Ne güzel, akıcı bir yazıydı. Ve dolu dolu…
     
    Belki de her gün yeni bir şey öğrenmek, öğrenmeye açık ve istekli olmaktadır hayatın anlamı, kimbilir.
     
    Ama oğlumun tavsiyesiyle okuduğum “İnsanın Anlam Arayışı”nın bir okuruna daha rastlamaktan mutluluk duydugumu belirtmeliyim. Bu yetkin yazıyı okumaktan da…
     
    Nicelerine…
    Sevgiyle…

    • Cevapla Demet Uncu 12 Şubat 2019 at 20:12

      Çok çok teşekkür ederim güzel düşünceleriniz için. Evet belki de dediğiniz gibi anlamlı anlar yeni öğrendiğimiz her şeydir. Yazımı yetkin olarak görmeniz de ayrıca onurlandırdı. 😊

    Cevap Yaz