Satır Arası

“An”larda Mutlu Olmak

8 Şubat 2019

“An”lar
Günümüzde bazı kavramların önemi o kadar çok söyleniyor, o kadar çok vurgulanıyor ki, adeta kavram dillere pelesenk oluyor. Böyle oldukça da anlamını yitiriyor kavram; havası kaçmış, renkli uçan bir balon gibi sönüyor, içi boşalıyor.

“Anı Yaşamak” da bu kavramlardan biri bana göre. O kadar çok uzman bu konudan bahsediyor ki, hayatta önümüze sürekli çıkan bir söz oldu. Peki içi dolu dolu düşününce nedir “Anı yaşamak”? Gerçekten yapabildiğimiz bir şey midir?

Anı Yaşamak-Anda Kalmak

İnsanoğlu için anı yaşamak çok önemlidir ve aslında kavramın satır aralarına hakim olunca, az bile bahsediliyor bu konudan ama söylendiği ve sanıldığı kadar kolay değildir uygulaması. Bu zoru en iyi başarabilenler çocuklardır çünkü “an”ları yaşabilen, her “an”ın tadını çıkarabilen, ya da tatsız “an”ların acısını yaşaması gerektiği gibi yaşayabilenler sadece çocuklardır.

Büyüdükçe vazgeçiyoruz güzel olan her olaya hakkını vererek hatta bazen kahkahalarla katıla katıla gülmekten ya da canımız her acıdığında, her hayal kırıklığında etrafımızdakilere aldırmadan ağlamaktan.

Peki, Neden Vazgeçiyoruz?

Bunun aslında kendimize bile söyleyemediğimiz nedeni ölümü bilmektir. Büyüdükçe, ölümle tanıştıkça, ölümlü olduğumuzu anladıkça “an”lar biz farkına varmadan önemini yitiriyor.

Ölümü ve ölümlülüğü anladıktan sonra, takınacağımız tavır tamamen hayatı yorumlamamızla ilgili.

“Nasıl olsa ölümlü dünya, vur patlasın çal oynasın, işi-gücü boşver, yarına bir şey bırakacağım da ne olacak”

da diyebiliriz;

“Nasıl olsa öleceğim, gezsem ne olur, gezmesem ne olur; alsam ne olur, almasam ne olur; giyinsem, güzel olsam ne olur, olmasam ne olur”

da diyebiliriz.

Bunlar kişisel tercihlerdir, seçilebilir ancak bu tavırlarda atlanan bir durum vardır. Biz ölümlü olsak da öleceğimiz ana kadar ölümsüz kalacak olan duygularımız vardır. Bu tavırların her ikisi de duygularımızı, dolayısı ile ruhumuzu kötü etkiler. İlk tavır, sorumsuzluktan dolayı hayatın anlamını kaybetmeye götürür insanı, ikinci tavır her şeye ilgisizlikten hayatın anlamını kaybettirir. Yani her ikisinin sonucu da depresyondur.

“An”larda Mutlu Olmak

Evet, insan ölümlü, hayat zor ama önemli olan bu zorluklarla dünyada mutlu olabilmek. Mutlu olmak için de gerçekten “an”ları yaşamak gerek.

“Üniversiteye girince rahatlayacağım.”
“Şu işi de bi’ alsam tamam,”
“Şuradan şu parayı kazanınca ohh diyeceğim.”
“Çocukları bir büyüteyim de sonra rahat olur.”
“Emekli olayım da hayatın tadını çıkarayım.”

Gibi cümleleri ne kadar çok kuruyoruz hayatta! İşte “an”ları böyle kaçırıyoruz.

Mutlu olmak için o işi yapmayı, bu kadar para kazanmayı, emekli olmayı, çocukları büyütmeyi vs vs’leri beklemeyelim. Bu sonuçlara götürecek yollarda da mutluluklar çok. Tadını çıkaralım. Acılar yok mu bu “an”ların içerisinde! Elbette var, o acıları da yaşanması gerektiği gibi yaşayacağız, onlardan da öğreneceğiz, onlarla güçleneceğiz.

Hayatın her “an”ı yaşamaya değer. Sadece sözde değil, özde de kaçırmadan yaşayabileceğimiz günlere, “an”lara…

Sevgiler,
Nalan Erpolat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 8 Şubat 2019 at 13:00

    “Carpe diem, quam minimum credula postero.”
     
    “Günü yaşa, yarına olabildiğince az güven.”
     
    Lise yıllarında duyduğum ve anında bayıldığım bu deyiş aslında ondan da öncesinden beri benim mottommuş da haberim yokmuş 🙃
     
    Gene o yıllarda bu motto üzerine kurulu, hepimizin seyrettiği ve favori filmlerimiz arasına giren Ölü Ozanlar Derneği’nden bir şiir ekleyeyim bu harika yazıya:
     
    “Vakit varken tomurcukları topla,
    zaman hala uçup gidiyor
    ve bugün gülümseyen bu çiçek,
    yarın ölüyor olabilir.”

     
    Orjinali:
     
      
”Gather ye rosebuds while ye may,
    
old time is still a-flying
and
    this same flower that smiles to-day 

    to-morrow will be dying.”

     
    – Robert Herrick, 1591 – 1674

  • Cevapla Nalan Erpolat 8 Şubat 2019 at 16:07

    Harika filmden, harika bir söz….😘

  • Cevapla Pınar Sude Genç 9 Şubat 2019 at 22:31

    Yazı çok güzel, emeğine sağlık. Aslında tam da yazılması gereken önemli bir konu. Ben anı yaşamayı pek bilmediğimi, hep gelecek odaklı yaşadığımı fark ettim geçenlerde. Hayallerim hep gelecek ile ilgili, yakın zamanlı değil. Planlarım yakın zamanlı değil… Önüme bir hedef koyuyorum mesela ama hedefim 4 yıl sonrası için. Oysa ki hedefimi küçük tutup her ay için uğraşsam, belki de o 4. yıl daha rahat olacağım. Aslında ben fark etmedim, bir tanıdığım söyledi ben de hak verdim. Şimdilerde buna çabalıyorum. Anı yaşamaya. 🙂
     
    Sevgiler

  • Cevap Yaz