Başucumda Kitap

Ben Malala

28 Şubat 2019

Ben Malala | Malala Yusufzay ve Chrıstına Lamb


Ben Malala | Malala Yusufzay ve Christina Lamb

Ben Malala | Konu

Malala Yusufzay, 1997 yılında Svat vadisinde bir Peştu kızı olarak üç çocuklu bir ailenin en büyüğü olarak dünyaya gelmiştir. Erkek evladın doğumunun silahlar atılarak kutlandığı, kız çocuklarının ise hayattaki rollerinin sadece yemek pişirmek ve çocuk doğurmak olduğu topraklarda doğmuş olduğu için ailesini kimse tebrik etmemiştir. Ancak babası bunu umursamamış ve bazı arkadaşlarından (sadece erkek çocukları doğduğunda yapılan bir adet olan) bebeğin beşiğine kuru meyveler ve şekerler atmalarını istemiştir.

Babası Malala’ya bu ismini Peştu tarihinde ki Malalai’den esinlenerek vermiştir. Malalai İngilizlerle yapılan savaş sırasında, cephede yaralılara yardım eden diğer kadınlardanmış. Ancak askerlerin geri çekildiğini duyduğunda onlara hitap ederek cesaretlendirmiş ve geri dönmelerini sağlayarak savaşı kazanmalarına yardımcı olmuş. Ancak Malalai orada vurularak ölmüş.

Diğer ailelerin aksine Malana’nın babası Ziyauddin Yusufzay kızını özgür olarak büyütmüştür. Babasının en büyük hayali kız çocuklarının da okuyacağı bir okul açmaktır. Elinde avucunda ne varsa bu hayal için harcamıştır. Zaten zorluklarla geçinmekte olduğu bir hayat yaşamaktadır. Bu hayalini türlü zorluklarla karşılaşsa da başarmış ama bu süreçte okulun hem müdürü, hem öğretmeni hem de hademesi olmuştur. Başlarda ortağıyla beraber kapı kapı dolaşıp öğrenci kayıt etmeye çalışsalar da pek başarılı olamamışlardır. 3 erkek öğrenci ile eğitime başlamışlar ama zamanla Ziyauddin Yusufzay’ın, Huşhal isimli okulu, kız öğrencilere de eğitim verdiği bir okul haline gelmiştir.

Okulun kızlara da eğitim vermesinden rahatsız olanlar okulun kapanması için uğraşırlar ama yapılan görüşmelerde okula kız ve erkeklerin farklı kapılardan girmeleri şeklinde karara bağlanır. Ama bu karar da bir süre geçerli olabilmiştir maalesef.

Radyo Molla adında bir radyo kurulur. Bu radyoda daha çok kadınların yapmaması gereken şeyler hakkında yayınlar yapılmaya başlanır. Ve bir süre sonra söylenenler, emirler şeklinde dillendirilmeye başlanır. Okullarda kız çocuklarının eğitiminin sonlandırılması, kadınların tek başına (yani yanlarında bir erkek olmadan) dışarı çıkmamaları gerektiği gibi söylemlerde bulunulur. Müzik yasaklanır.
Sonunda kız çocuklarının okula gitmesi de Taliban tarafından yasaklanır.

Bu günlerde Ziyauddin Yusufzay’a bir radyo muhabiri arkadaşından, Taliban baskısı altında yaşamın nasıl olduğuyla ilgili günlük yazacak bir kadın öğretmen ya da öğrenci aradıklarını söyler. Malala neden bunu kendisinin yapmadığını sorar babasına. Ve böylece Gül Makai rumuzu ile yazmaya başlar. Yazdığı günlükler düzenli olarak yayınlanır. Ayrıca bir belgeselde de boy gösterir Malala.

Gelen baskılar işe yarar ve kızların dördüncü sınıfa kadar okula gitmelerine izin verilir. Bazı çocuklar yaşlarını daha küçük göstererek okula tekrar gitmeye başlarlar, aslında beşinci sınıfa giden Malala’da bunlardan biridir.

Tüm bunların etkisiyle Malala’yı öldürme kararı alırlar ve bir gün okul yolunda, serviste kafasından vurulur. Malala hayata tutunmayı başarır ve eğitim için verdiği mücadelesine devam eder. 2014 yılında da Nobel Barış Ödülüne layık görülür.

Ben Malala | Yorum

Eğitim hakkı… Yemek, içmek kadar olağan ve gerekli olan bir hak. Bu hakkı alırken cinsiyetin belirleyici olabileceği hiç aklınıza gelir miydi?

Evdeki tüm düzenin sadece kadın olduğumuz için bizlerin göreviymiş gibi addedilmesi, çocukların eğitiminin sadece annenin göreviymiş gibi görülmesi gerçekten kaygı verici. Eşitliğe inanan ve böyle yaşamayı ilke edilmiş insanlar olarak kız çocuklarının gördüğü bu ayrımcılığı kabul edemiyoruz.

Kitabın bir yerinde “Evde yumurta varsa erkekler yer, kızlara verilmez” diyor Malala. Çocuklar arasında yapılan bu ayrımcılıkları anlayabilmek benim açımdan mümkün değil. Biliyorum ki şu an bu yazıyı okuyan sizler de en az benim kadar şaşkınsınız bu okuduklarınız karşısında.

İnsan olarak geldiğim bu dünyada kimliğimi cinsiyetim değil, karakterim belirler. Ki bence kadın ve erkek birçok konuda da aynı fikirde olabilirler. Cinsiyetimi belirlemek benim elimde değil, bu bana bahşedilmiş bir armağan. Ama fikirlerimi olgunlaştırmak ve kendimi geliştirip yetiştirmek benim elimde.

Aynı sıraları paylaştığım bir erkek arkadaşımla her hangi bir konu üzerinden tartışıp farklı bakış açılarımızı birbirimize sunabilmenin ne kadar büyük bir nimet olduğunu bu kitabı okuyunca bir kez daha anladım.

Kendimizi ifade edebilen kadınlar olarak toplumda aldığımız yerde, bize destek olan herkese şükranlarımı sunmak istiyorum buradan. İnanın bunun ne kadar büyük bir nimet olduğunu bu tarz kitapları okuyunca daha net anlıyoruz.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken çok önce okuduğum bu kitabı sizlerle paylaşmak istedim. Eğitim hakkını savunabilmek için bile nasıl bir çaba verildiğini gördüğümüzde ne kadar şanslı olduğumuzun farkına varıyoruz. Bundan yıllar önce kadına önem veren, sahip çıkan bir lidere sahip olduğumuz ve tüm bu hakları kazanabildiğimiz için.

İster evde ister iş hayatında çalışan, emek veren olsun, her kadın büyük bir özveride bulunmaktadır. Kimseden pozitif bir ayrımcılık da beklemiyoruz. Aynı şartlarda yaşayalım yeter.

Eşit haklara sahip olduğumuz, yemeği, temizliği beraber yapabildiğimiz ve tüm bunları yaparken yani hayatı paylaşırken zevk alabildiğimiz hayat arkadaşına sahip olmak nasıl güzel bir temenni değil mi? O zaman evli olanlar için eşlerin bu yöne doğru gitmeleri, bekarların ise evliliklerini bu temeller üzerine atabilmeleri için iyi dileklerde bulunayım.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun.

Yazar Hakkında

12 Temmuz 1997’de Pakistan’da doğdu. 2014 yılında yani henüz 17 yaşındayken de Nobel Barış Ödülü’nü aldı. Dünyanın en genç Nobel Barış Ödülü sahibi olan Malala, ödülden kazandığı bir milyon dolarlık ödülünü de Pakistan’da bir okul yaptırmak için bağışladı.

Keyifli okumalar.

Kübra Mısırlı Keskin

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

8 Yorum

  • Cevapla Demet Günce 28 Şubat 2019 at 17:54

    Sevgili Kübra,
    yazılarını ve kitap yorumlarını çok beğenerek okuyorum. Düşündüren, eleştirel cümlelerin yorumladığın kitaba olan merakımı arttırıyor.
     
    Kaleminine sağlık…

  • Cevapla Kübra Mısırlı Keskin 28 Şubat 2019 at 19:25

    Sevgili Demetcim; güzel yorumların için çok teşekkür 🙏🏻 Böyle güzel yorumlar duymak yazma isteğimi her geçen gün daha da arttırıyor 🥰

  • Cevapla İrem Savaş 2 Mart 2019 at 04:28

    Bu tür kitaplar hep ilgimi çeker, özellikle biyografik bölümler. Yaklaşan önemli güne de yer vermiş olmanız ve bunu anlamına uygun bir kitap yorumuyla harmanlamanız beni çok etkiledi.
     
    Kaleminize sağlık, Kübra Hanıım! ☘️

    • Cevapla Kübra Mısırlı Keskin 4 Mart 2019 at 09:01

      Güzel yorumların için çok teşekkürler İremcim. Kadın olmanın verdiği haklı gururun yanında zorluğuna da değinmek istedim bu özel gün yaklaşırken.
       
      Sevgiler.

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 2 Mart 2019 at 19:31

    Kübracım ne kadar isabetli bir seçim olmuş 8 Mart haftası için. Kız çocukları öncelikle eğitim hakkına sahip olacak ki, diğer haklarının ne olduğunu ve bunları talep etmeyi bilebilsin.
     
    Harika bir kitap, harika bir yorum. Önce yüreğine, sonra kalemine sağlık canım.

  • Cevapla Kübra Mısırlı Keskin 4 Mart 2019 at 09:23

    Çok teşekkürler Didemcim; umarım eşit olduğumuz bir dünyamız olur ve her kız çocuğu dilediği eğitimi görür.
     
    Sevgiler canım.

  • Cevapla Hülya Erarslan 4 Mart 2019 at 10:48

    8 Mart haftası ile ilgili olarak benim de aklıma bu kitaptan bahsetmek gelmişti. Sonra başka bir taneden bahsetmeye karar verdim 🙂
     
    Bu kitap kadınların hayatının zorluğunu, özellikle Orta Doğu coğrafyasında ne kadar zor olduğunu çok açık ortaya koyuyor.
     
    Bununla ilgili daha önce bahsettiğiniz “Bin Muhteşem Güneş” de bu ayarda, bu zorluğu gösteren nitelikte.
     
    Bu kitaplar yüzünden Pakistan ve Afganistan’dan tiksiniyorum.

  • Cevapla Kübra Mısırlı Keskin 4 Mart 2019 at 11:47

    Özellikle bu tarz kitapları seçmemdeki neden, kadına yüklenenlerin ne kadar acımasızca olduğunu göstermek ve bu coğrafyada kadın olmanın zorluğundan bahsederek farkındalık yaratabilmek.
     
    Sizin de bu kitaptan bahsetmeyi düşünmeniz kitabın gerçekten okunması gerektiğinin bir işareti bence Hülya Hanım 🙂
     
    Sevgiler.

  • Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan