Cebimdekiler

Erkek Güç, Kadın Estetik

8 Şubat 2019

Erkek Güç, Kadın Estetik
Yazdıklarım ilk başta ters gelebilir. Yazıp yazmamakta çok kararsız kaldım ama bize dayatılan, dizilerdeki kadın ve erkek misyonunu yazmadan geçemedim. Bizler artık kadınlığı ve erkekliği birbirine karıştırmaya başladık. Bakıyorsunuz kadınlar erkek, erkekler de kadınsı olmaya başladı. Hiç değişmeyen, ama unuttuğumuz net bir şey var o da erkek güç, kadın estetik. Bunları unuttuğumuz için oluyor ne oluyorsa.

Bahsetmek istediğim kesinlikle kadın hakları ya da insan hakları değil. Öz kimliğimiz, erkek ve kadın olmamız. Unuttuğumuz kimliklerimizi hatırlatmak. Kimlik karmaşası yaşıyor bu iki beden de. Kadınlar evde yardım bekler erkekten, erkek kadının bütün işleri yapmasını bekler. Hep bir beklenti içinde akıp gider hayat böylece. Oysa insanları değerli kılan çekiciliklerinin ve albenilerinin yüksek olmasıdır. Bu durum kadın ve erkeğe göre değişir.

Bir erkek güçlendikçe çekiciliği artar; bir kadının estetiği arttıkça albenisi artar.

Modern dünyanın bize unutturduğu kimliklerimiz yüzünden sıkışıp kalıyoruz. İlişkiler bozuluyor, evlilikler bitiyor acımasızca. Kendimiz olamadığımız için mutsuz ediliyoruz farkına varmadan.

Erkeğin güçlü olması gerekir derken, kas gücünden bahsetmediğimi anlatayım hemen. Erkek sadece somut değil aynı zamanda soyut güçtür. Bir olay karşısında dik durabilen, herkesin ağladığı yerde bilinç açıklığıyla olaya müdahale edebilen; kadına karşı merhametli ama yanlışa karşı net olması erkeği çekici kılıyor. Erkeğin kazancının yüksek olmasından ziyade her koşulda para kazanabiliyor olma marifetinin yüksek olması daha etkileyici. Bir kadın her şeyini kaybetse dahi yerine yeniden koyabilme marifeti olan erkeği tercih eder. Ne kadar zor durumda kalsa dahi erkeğinin onun arkasında olacağını bilmek kadını mutlu eder. Dışarıda güçlü ama kendisine nazik bir erkek, kadının gözünde karizmatiktir.

Bir yere gidileceği zaman “Şimdi ne yapalım?” derseniz yandınız beyler. Bunu sormadan kadının nelerden hoşlandığını tahmin ederek teklif götüren erkek çekicidir. Kadınların bir kısmı ben her şeyi tek başıma yaparım dese de pek inanmayın beyler. Çünkü kadının yaratılışında erkeğin gücünü hissetmek zevk verir. Güç kadında ise, erkeğe zaten ihtiyaç duymaz. Bu da ilişkinin bitmesi anlamına gelir. Ta ki kendisinden güçlü olanı bulana kadar kadın aramaya devam eder. Bunun tam zıttı olarak da erkekler bu kadar güçlü kadın istemez. İster gibi görünür ama, aynı çatı altına girdiklerinde, kadın kadınlık yapsın yani estetik olsun isterler. Estetikliği cinsellikle karıştırmayalım bu arada (fakat bu da önemli konu sapmasın diye burayı kısa kesiyorum.)

İki güç yan yana gelince çatışma başlar öyle değil mi?

Kadın, evde yemeğinden, güler yüzünden sorumludur. Çünkü bir bakın evde kadın mutsuzsa evin içi buzdolabından farksızdır. Eğer kadın evindeki işleri yük olarak görüyorsa kadınsı bedellerini gerçekleştirmiyorsa o ilişkinin yürümesi gerçekten zor. Demiyorum ki kadına evde hiç yardım etme, et tabii zevkle arada jestler yap; ama kadına da diyorum ki bu asıl senin görevin. Evini, ilişkini sahiplen. Kadına da demiyorum ki erkeğin yapması gereken yerde sen onun işini üstlen. Herkes yapması gerekeni iyi bilecek mirim. Yani erkeğin kadını anlaması için ansiklopediler okumasına gerek yok. Erkek güç, kadın da estetik.

Bize dayatılan dizi film değil ki hayatımız. Modern erkek karısına yardım eder, hediyelere boğar. Hey gidi dünyanın gerçeği bu değil hanımlar, değil mi? Beyler, kadının gözündeki asıl erkeği anlatmaya çalıştım. Sıra sizde. Kadın olmak da kolay değil, erkek olmakta. Çünkü bize kimliklerimiz dışında, yaratılışımıza ters misyonlar yüklenmeye çalışılıyor. Aman dikkat, caanıııım ilişkiler boşa gitmesin.

Oysa insanları değerli kılan çekiciliklerinin ve albenilerinin yüksek olmasıdır. Bu durum kadın ve erkeğe göre değişir. Bir erkek güçlendikçe çekiciliği artar; bir kadının estetiği arttıkça albenisi artar. Modern dünyanın bize unutturduğu kimliklerimiz yüzünden sıkışıp kalıyoruz. İlişkiler bozuluyor, evlilikler bitiyor acımasızca. Kendimiz olamadığımız için mutsuz ediliyoruz farkına varmadan.

Ahu Kınay Zabun

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

28 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 8 Şubat 2019 at 13:06

    Açıkcası ben pek katılmıyorum. Ama zaten sen yazıya başlarken bu tarz geri dönüşlere hazır olduğunu belirtmişsin bebek 😉
     
    Bahsettiğin rollerin, doğamız gereği değil yıllarca egemen olan erkek normlarının dayatmaları sonucunda oluştuğuna inanıyorum. Bu bahsettiğin rollere bürünülürse toplum tarafından kabul ve takdir görür müyüz? Elbette görürüz. Binlerce yıllık normları bir kaç on yılda yıkmak kolay değil elbette. Kabul görürüz de mutlu olur muyuz, onu sorgulamak lazım.
     
    Dizilerde sunulanla pek ilgilenmiyorum açıkcası. Benim için önemli olan gücümden korkmayacak adam. “Hepsi korkar,” tezin de geçerli olabilir. Ama benim derdim korkmamayı öğrenmeleri. Korkuyorlar diye kabul ede ede 21. yy’a geldik. Bu kafayla mümkünse bir yıl daha geçirmesinler…
     
    Erkeğin ev hayatında “yardım” tenezzülünde bulunmasını değil, yükü eşit paylaşmasını bekliyorum. Nasıl ki kadın dışarda çalışarak ekonomik ihtiyacın yarısını karşılıyorsa erkek de evde aynı oranda sorumluluk alacak.
     
    Diyeceksin ki; “Didemcim bu ve benzeri eşitlikçi düşüncelerini dile getirdin de ne oldu?” Ne olacak, boşandım 😂 Fakat ben dava insanıyım; tek bir muharebeyi kaybetmenin savaşı kaybetmek olmadığını biliyorum.
     
    “Kendimiz olamadığımız için mutsuz ediliyoruz farkına varmadan,” yazmışsın son cümlende. Tam da bu aslında; ben kendimi gerçekleştirmek istiyorum, başkalarının beklentilerini değil. Biçilen rolleri kabul etmiyor, kendi senaryomu yazıyorum…

  • Cevapla Burçin Sarı 8 Şubat 2019 at 13:32

    Didem Hanım sizi destekliyorum. Duruşunuzu kutluyorum. Biçilmiş rollere uyma zorunlulugu olmamalı bence de. Rollerin karışması konusunda şunu söylemek isterim… Kadın zerafet, naiflik ve de estetiktir elbette. Bu bağlamda el attığı her yerde bunun izlerini bırakır. Erkek, kararlılık, ketumluk ve de güçtür. Evet! Ama toplumda rollerin ve yerlerin bu özelliklere bakılarak gösterilmesine karşı verilen mücadelenin daha çok başındayken yeniden aynı noktaya gelemeyiz.

    Kadının doğasında da güç vardır. Anadolu kadınının üstün ferasetlerini biliriz. Erkek gücünü kadın üstünde bir zafer gibi degil de bir ekibin iki ortağından biri gibi kullanmalıdır.
     
    Yazın, satırların bizleri de şevke getiriyor.
     
    Teşekkürler cnm.

  • Cevapla Beril Erem 8 Şubat 2019 at 14:01

    Ben de hayretle okudum bu yazıyı Ahu. Ama sonra dedim ki; belki de Ahu dizilerde gördüğü bazı çarpık ilişki motiflerini hicvediyordur.
     
    Benim de Didem’e koşut fikirlerim var.
     
    Mesela, modern dünyanın bize kimliklerimizi unutturduğunu değil tam tersine bize yeni kimlikler, yetkinlikler kazandırarak bizi zenginleştirdiğini düşünüyorum.
     
    Öte yandan yazında bahsettiğin, bir olay karşısında dik durabilme becerisi, para kazanma becerisi, zorluklara bilinç açıklığıyla müdahale etmek, merhametli olmak, nazik olmak, güler yüzlü olmak… Bunlar tek bir cinsin değil, tüm insanlığın edinmesi gereken beceri ve özellikler.
     
    Yemek yapma, çocuklara bakma, hatta çamaşır ve bulaşıkları yıkamak da kadının atanacağı görevler değil, hayatı paylaşmak üzere yola çıkmış iki bireyin ortak akılla paylaşacakları sorumluluklar. Aynı şekilde faturaların ödenmesi, ampül değişimi, arabanın servise götürülmesi de öyle…
     
    Erkek ve kadına dayatılan tüm bu totaliter unsurların bizi özgürleştirmek yerine daha da zincirlediğini ve hareket alanlarımızı kısıtladığını düşünüyorum. Evlilikler ya da ilşkiler kadın ya da erkek görevlerini yapmadığı için değil, bu bahsettiğim ortak akılda buluşma becerisini gösteremedikleri için bitiyor.
     
    Ayrıca insanları değerli kılanın albeni ve çekicilik olduğunu düşünmek çok ama çok sığ bir düşünce değil mi?
     
    Tek özelliği güzel/yakışıklı ve çekici olan birine sırf bu sebeplerden ötürü değer vermek en başta insanın kendine yaptığı hakarettir.

  • Cevapla Didem Elif 8 Şubat 2019 at 14:26

    Pazar günü yayına girecek bu haftaki öykümde kadın ve erkek üzerinden gittim. Ne yalan söyleyeyim biraz kategorize ve karakterize ettim onları. Sevgili Ahu yazıyı yazma dürtüne yani çıkış noktana katılmakla beraber vardığın yere katılamıyorum ben de malesef. Özellikle senin dediğin anlamda bir kadın rolünün bana dayatıldığı; erkek gücünün “hazır ol, rahat” şeklinde bana sunulduğu bir ilişkiden yeni çıkmış biri olarak oldukça karşısında duruyorum sözlerinin. Hele bir erkeğin ev işlerinde birlikte olduğu kadından daha becerikli olduğu halde sırf bu işleri kadın yapmalı kafasıyla ondan beklemesini benim artık yüreğim kaldırmıyor.
     
    Eş tanımını kavrayamıyoruz bence. Öykümde de dile getirdiğim gibi evet erkek ilişkiyi yönetmeli diye düşünüyorum. Direksiyonun başında olması gerektiğini vurgularken onda güç olmalı diye düşünmemiştim senin aksine. Güç kelimesi insanın egosunu bence şişiriyor ve sağlam bir karakteri yoksa kişinin kötüye kullanıma çok açık. Ki bunun yüzyıllardır sıkıntılarını yaşamıyor muyuz? Kadının da duygusal ve fiziksel doğasındaki muhteşemliğin estetik gibi bir kavramla anlatılması bir süs bitkisi gibi algılanmasına yol açar ki bu da hepimizi yanlış yola sürükler.
     
    Dediğim gibi çıkış noktanı anlıyorum ve ona katılıyorum ama vardığın yer bir kadın olarak beni mutlu etmedi. Senin tabirinle söylemem gerekirse bu konuya daha estetik bir yorum getirmeni dilerdim.
     
    Sevgilerimle…

  • Cevapla Ahu Kınay Zabun 8 Şubat 2019 at 16:24

    Öncelikle hepinize tepkilerinizi dile getirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Bu tepkilerin bayanlardan değil beylerden olmasını isterdim.
     
    Sığ düşünceden oldukça uzak bir insanım. Yazımda dikkat edilerek okunması gereken noktalardan ziyade, belli kalıplara tepki vermişsiniz. Asıl olan bu toplumdaki erkeklerin çoğunda, yukarıda belirttiğim özelliklerinin olmaması ve her şeyi kadına yüklemeleriydi. Kadın ve erkeği et olarak yani cinsel bir obje gibi değerlendirilmediğim dikkatinizden kaçmış sanırım.
     
    Albeni ya da güç yakışıklılık, güzellikle ilgili olan kavramlar değil. Bu kadar basit düşünmeyeceğimi anlamış olmanızı isterdim. Sizlerin düşündüğünün aksine bu yazı kadını degil, erkeği yeriyor.
     
    Erkeklerimiz artık kadına inanılmaz bir yük yüklemiş durumda. Erkeklere yapması gerekenleri hatırlatmak amacım, “kadına değer vermezseniz kadınlık kalmayacak,” demek istiyorum.
     
    Kadın şöyle muhteşem, kadınlara şunu bunu yapıyorsunuz, desem bu yazı istediğim tepkiyi almazdı. Farklı bir üslup kullanarak sizlerin tepkisini çekmekten mutluluk duydum. Biz yani kadınların değerini bilmeyen beyler uyansın istiyorum. Güzel tepkileriniz için tekrar teşekkürler.

  • Cevapla Umut Varcan 8 Şubat 2019 at 17:59

    Bir erkek birey olarak şu ana kadar fikirlerine önem verdiğim tek kişi Annemdir. (Aile içinde!)
     
    Peki neden?
     
    Boşuna dememişler; “Her erkeğin arkasında başarılı bir kadın vardır,” diye.
    Evet ben, her ne kadar vücutsal ve yaratılış gereği güçlü olsam dahi beyinsel ve fikirsel gücümü onun sayesinde kuvvetli tutabiliyorum. Ve ileride biriyle hayatımı birleştirdiğimde de bu gerçek hiçbir zaman değişmeyecek.
     
    Yazınıza bu yorumumu uyarlamak gerekirse, bir erkeğin aslında bir kadına bu fikir ile değer verdiğinde aslında ortadan çıkıcak gücü vurgulamak… Sadece…

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 8 Şubat 2019 at 18:13

      Sevgili Umut oldukça genç olduğunu tahmin ediyorum. Öncelikle değer verip sitemizde yorumunu paylaştığın için çok teşekkür ederim. Söyleyeceklerimi senden daha fazla hayat tecrübesine sahip bir büyüğünden nacizane tavsiyeler olarak alacağını ümit ediyorum.
       
      Öncelikle lütfen evlediğinde annen de dahil kararları senin adına başkalarının vermesine izin verme. Bugün toplumumuzdaki evliliklerin başarısızlığında hayatını birleştiren iki kişiye müdahale eden üçüncü kişilerin rolü büyük.
       
      İkinci olarak da “Her başarılı erkeğin arkasında güçlü bir kadın vardır,” sözü kadınları tam da arkada bırakmayı hedefleyen bir sözdür. İltifat edildiği hissini uyandırmasına rağmen, kadının görevinin kendini gerçekleştirmesi değil, arkasına geçtiği erkeğin kendini gerçekleştirmesine destek olması gerektiğini anlatır. Senin bu cümleyi son derece içten ve iyi niyetle kullandığına eminim, ben sadece arkasındaki gerçek fikri göstermek istedim.
       
      Sevgiler

  • Cevapla Konuşan Adam 8 Şubat 2019 at 18:38

    Kim dinliyor ki? Toplumun değişmesi gerekiyor. Ama zaten toplum değişti ve bugünü yaşıyor. Eski olanlar eskide kalıyor. Eski hayatta yaşayan eskiyi özlüyor. Yeniler de eskiyi sorgulamıyor. Böylece sürüp gidiyor her şey…

  • Cevapla Hilal 8 Şubat 2019 at 20:12

    Bu yazınızla herkesin sesi olmuşsunuz, öncelikle teşekkür ve tebrik ediyorum sizi. Günümüzün en büyük sorunu insanlar bunu o kadar normalleştirdi ki birilerinin artık bunları söylemesi gerekiyordu. Kadın ve erkeğin rolleri değişti; batılı hayata özenmeye başladık, kim ve ne olduğumuzu unutarak, görsellikleri yarıştıracak hale geldik. Ben de bir sosyoloji öğrencisi olarak bu konuların ciddiyetinin farkındayım, çağa ayak uydurmak adında olmadığımız kimliklere büründük 😊 Yazınız -tekrar söyleme gereği duyuyorum- çok güzel 😊🙏

    • Cevapla Ahu Kınay Zabun 8 Şubat 2019 at 20:16

      Çok teşekkür ediyorum ne demek istediğimi çok güzel özetlemişsiniz. Yazım okunduğunda ilk algının yanlış anlaşılacağını biliyordum. Fakat siz yorumunuzla ne anlatmak istediğimi çok güzel özetlemişsiniz. Teşekkürler…

    • Cevapla Beril Erem 8 Şubat 2019 at 23:03

      Yorum yapmayacaktım ama “herkesin sesi olmuşsunuz” kısmına beni de dahil ettiğiniz için mecburen yanıt hakkım doğdu!
       
      Çünkü hayır! Bu benim sesim değil! Kadın ve erkeğin rolleri değişmedi, bu yanlış bir algı ve gerçeklikten uzak.
       
      Hayır, “Kadın daha fazla sorumluluk almaya başladı,” doğru yaklaşım olacak.
       
      Kadının daha özgür ve hayatın içinde olduğu batıya özlem yanlış ama kadının eve hapsedildiği, ikinci sınıf vatandaş olarak algılandığı Orta Doğu’ya özenti normal mi? Cumhuriyet bile bu ülkedeki aydınların batıya özenmesiyle(!) hayata geçmiştir bu ülkede.
       
      Çağa ayak uydurmak kisvesi(!) altında olmadığımız kimliklere büründük???? Bürünmeseydiniz! Ben bürünmedim mesela. Bir şeye bürünmeden de çağa ayak uydurulabiliyor çok güzel.
       
      Ayrıca günümüzün en büyük sorunu maalesef kendine dayatılanlarla yetinen, asalak, sorgulamayı beceremeyen, vizyonsuz bir yeni nesildir! Çok şükür onlar da azınlıktadır.

      • Cevapla Ahu Kınay Zabun 8 Şubat 2019 at 23:22

        Anlayamadığım tek sey yazımda bir erkeğin nasıl olmasi gerektiğini, kadına nasil davranmasi gerektiği uzerinde dururken kadini nasil ikinci sinif vatandaşa çevirdiğimi düşünebildiniz. Bence önyargılı davraniyorsunuz. Ne demek istedigimi anlamamakta ısrar ediyorsunuz. Ortadoğu ozentisi ne demek bunlar ağır suçlamalar. Ben Cumhuriyet ışığında Atatürkçü bir kadın olarak yazdıklarınızı kabul edemiyorum. Lutfen yazımı tekrar okuyarak ne denek istediğimi anlamaya çalışın. Saygılar

        • Cevapla Beril Erem 9 Şubat 2019 at 00:12

          Peki anlaşılmayan noktayı tekrar izah edeyim:
           
          Bir fikri ortaya koyarken metaforlardan yararlanabiliriz, direkt konuya girebiliriz ya da parodist bir dille olayı hicvedebiliriz,.. vs… vs
           
          Ama, “Ben aslında şöyle demek istemiştim,” deyip anlatmak istediğin konuyu hiç söze dökmeyip “Hadi bakalım ben ne anlatmak istedim aslında?” demek olmaz. Yanlış.
           
          Ayrıca sen yazında hiç de öyle erkek şöyle olmalı, kadına böyle davranmalı minvalinde bir yazı ele almamışsın. Tam tersine kadın, kadınlık vazifelerini !!! yerine getirmeyi unuttu artık minvalinde bir yazı ele almışsın. İnsan albenisi varsa eğer değerliymiş! Ciddi misin ya!?
           
          Ayrıca hiç önyargılı davranıyorum çünkü bire bir ne yazıldıysa ona cevap veriyorum.
           
          Şöyle:
           
          “Kadınlar evde yardım bekler erkekten, erkek kadının bütün işleri yapmasını bekler. Hep bir beklenti içinde akıp gider hayat böylece. Oysa insanları değerli kılan çekiciliklerinin ve albenilerinin yüksek olmasıdır. Bu durum kadın ve erkeğe göre değişir.”
           
          “Bir erkek güçlendikçe çekiciliği artar; bir kadının estetiği arttıkça albenisi artar.”
           
          “Bir kadın her şeyini kaybetse dahi yerine yeniden koyabilme marifeti olan erkeği tercih eder. Ne kadar zor durumda kalsa dahi erkeğinin onun arkasında olacağını bilmek kadını mutlu eder. Dışarıda güçlü ama kendisine nazik bir erkek, kadının gözünde karizmatiktir.”
          Bir yere gidileceği zaman “Şimdi ne yapalım?” derseniz yandınız beyler. Bunu sormadan kadının nelerden hoşlandığını tahmin ederek teklif götüren erkek çekicidir. Kadınların bir kısmı ben her şeyi tek başıma yaparım dese de pek inanmayın beyler. Çünkü kadının yaratılışında erkeğin gücünü hissetmek zevk verir.”

           
          “Güç kadında ise, erkeğe zaten ihtiyaç duymaz. Bu da ilişkinin bitmesi anlamına gelir. Ta ki kendisinden güçlü olanı bulana kadar kadın aramaya devam eder.”
           
          “Kadın, evde yemeğinden, güler yüzünden sorumludur.”
           
          “Demiyorum ki kadına evde hiç yardım etme, et tabii zevkle arada jestler yap; ama kadına da diyorum ki bu asıl senin görevin.”
           
          “Oysa insanları değerli kılan çekiciliklerinin ve albenilerinin yüksek olmasıdır. Bu durum kadın ve erkeğe göre değişir. Bir erkek güçlendikçe çekiciliği artar; bir kadının estetiği arttıkça albenisi artar.”
           
          Bunlar senin yazının neredeyse %80’i! Kusura bakma ama hiç bu cümlelerde “erkekler şöyle olmalı, kadınlara böyle davranmalı” anlamında bir cümle göremiyorum.
           
          Yani demem o ki Ahu, burada yazdığın şey ciddi ciddi kadınları aşağılayan, küçülten talihsiz bir yazı olmuş.

          • Ahu Kınay Zabun 9 Şubat 2019 at 00:19

            Ben ne yazdığımı neyi ifade ettigimi cok iyi biliyorum. Ifadelerinizin sertliği sizin konuyu ne kadar algiladiginizla ilgili. Ben yazimin arkasındayım. Kesinlikle cocuk gibi kendimi savunacak degilim. Eleştiri hakaret boyutuna geçmemeli seviyenizi lutfen bozmayin. Siz eleştirmiyor adap bilmiyor asagiliyorsunuz. Düşüncelerimin sonuna kadar arkasindayim. Kadınları ezip geçtiğimi soyleyecek en ufak bir çıkarım yok cümlelerimde.

          • Didem Elif 9 Şubat 2019 at 00:34

            Sevgili Ahu,
             
            Kaleme aldığın yazının çıkış noktasını anladığımı ve katıldığımı belirtmiştim. Fakat fikrini savunmak adına ortaya koyduğun argümanlar bence hiç olmamış. Böyle bir konuya giren bir kişinin arkasında sağlam duracağı argümanları olmalı. “Beni anlamadınız ya ben ona yanıyorum,” gibisinden bir cevap böylesine önemli bir konuda bana göre kaçak dövüşmekten başka bir şey değil.
             
            Günümüzde kadın ve erkek adına kimlik karmaşasının olduğuna ben de katılıyorum. Dolayısıyla kendi anlatım bozukluğuna senin metnin üzerinden küçük bir örnek vererek sana anlatmaya çalışacağım.
             
            “Erkeğin kazancının yüksek olmasından ziyade her koşulda para kazanabiliyor olma marifetinin yüksek olması daha etkileyici. Bir kadın her şeyini kaybetse dahi yerine yeniden koyabilme marifeti olan erkeği tercih eder.”
             
            Bu fikre benim katılmam mümkün değil. Katılmayı bırak realitesi hiç yok. En azından ben böyle tek bir kadın bile tanımıyorum. Maddiyata değer veren kadın canına okuyor her şeyini kaybeden adamın. Maddiyata değer vermeyen kadınsa farklı bir tepki gösteriyor ki böyle bir bakış açısına sahip olan kadının derdi zaten gidenlerde olmadığından yerine yenisini koymuş mu koymamış mı bu konuda marifetli mi çok da önemsemiyor.
             
            Bunun gibi çok fazla anlatım bozukluğu var benim için bu yazıda. Neyi savunmaya çalıştığını gerçekten anlıyorum. Bunu ilk yorumumda da belirtmiştim. Ama argümanlarını doğru bulmuyorum. “Bir erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer,” der gibi bir yazı olmuş. Güç kelimesine özellikle çok takıldım. Ki fotoğrafı yorumlarsam bu fotoğrafta güçlü görünen kadın. Erkekse basbayağı aciz duruyor. Ki kadının estetikliğini ve cinselliğini çoğu zaman güç olarak kullanmasını hatırlatmaya gerek var mı bilmiyorum.
             
            Herkesin bir yaradılışı, bir doğası var. Herkesin güçlü ve zayıf yanları var. Herkesin içinde kadın ve erkek beyni ve hormonları var. Herkesin içindeki bu özelliklerin de oranları farklı. İnsanların karşısındaki kişinin kim olduğunu tanımasıdır aslolan.
             
            Negatif ve pozitif yorumlara verdiğin cevaplardan anlıyorum ki savunduğun davada kullandığın kelimeleri gerçekten bilinçlice seçmemişsin. Yazını tekrar okudum; erkeklere, “kadına değer verin,” dediğini iddia eden anlatımı ise ben kesinlikle bulamadım yazında.

          • Ahu Kınay Zabun 9 Şubat 2019 at 00:48

            Erkekler kadina karşı nasil davranmasi gerektigini bilmiyor. Kadinlara kas gücüyle ya da sozel güç kullaniyorlar. Bu durumda benim anlattiklarim tamamen erkeklerin nasıl olmasi gerektiği. Bir kadın ancak siz bu sekilde olursanız sizi cekici bulur. Tipiniz iyi olsa da, cebiniz dolu olsa da bunlar olmadığı takdirde bir işe yaramiyorsunuz diyorum erkeklere. Şimdi diyeceksiniz ki yine kaçak dövüşüyorsun hayır bunu yapmıyorum. Ben ne kadar anlatmaya çalışsam da bu konudaki önyargıyı yıkamayacağımı bildigim icin artık susmayi tercih ediyorum. Belki de sizin kadar tecrübeli değilim ifade etmekte. Saygılar

          • Didem Elif 9 Şubat 2019 at 01:05

            İyi niyetini ve gelmek istediğin yeri anlıyorum ama bunu gerçekten ifade edememiş olduğunu yanlış yere çekilecek örnekler verdiğini düşünüyorum. Sevgiler saygılar

          • Ahu Kınay Zabun 9 Şubat 2019 at 01:38

            Sevgiler Elif. Güzel bir münazara oldu aslında. Teşekkürler o güzel yüreğindekileri benimle paylaştığın için 😉

  • Cevapla Tolum 8 Şubat 2019 at 22:56

    Cidden çok uzun bir yazı kaleme almışsınız fakat toplumsal bir yaraya değinmişsiniz. İnsanlar kültürel kimliklerinin farkında degil sadece sözleri ile davranışlarına yansımayan biçimlerde fikir ve görüş sahibiler, bakınız bizim yüce önderimiz, peygamberimizin hayatı bizim örnek yaşantı orada aile ilişkisinin nasıl olması gerektigini kadının yerini, erkegin yerini inanın çoğu kimse bilmiyor sadece okuyup geçiyor işine gelen tarafı alıyor yazınız için teşekkür ederim böyle güzel konulara değinen yazılarınızın devamını beklerim.

    • Cevapla Beril Erem 9 Şubat 2019 at 00:57

      İfadelerim sert mi? Ama sizin yazdıklarınız üzerinden yorum yaptım halbuki. Adap bilmiyorsunuz şeklindeki yorumunuzu da asıl ben -kendi yazınızda baştan belirttiğinizin aksine- karşıt fikirlere açık olmadığınız şeklinde yorumluyorum. Yoksa ben kendi yorumlarımda dediğim gibi sizin bire bir kendi cümleleriniz üzerinden karşıt fikirlerimi savundum.
       
      Şimdi bir önceki yorumda belki şunu belirtmeliydim.
       
      Ben sizin bir kere yazınızda benim algıladığım(!) ama kusura bakmayın yani; sizin de dile getirdiğiniz fikirleri savunduğunuzu düşünmüyorum. İstediğiniz kadar yazdıklarımın arkasındayım deyin.
       
      Ama ne oluyor biliyor musunuz? Bakın yazar kimliği ile bir fikri ele almak çok ciddi bir iştir ki; bence siz de bugüne kadar gerçekten harika yazılar yazdınız. Ama bugün olan neydi? Gerçekten? İnanılmaz şaşırdım ben okuyunca.
       
      Siz Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenisiniz. Bilirsiniz. Metnin iki boyutu vardır. Birincisi yazarın boyutu. İkincisi okuyanın. Oysa gerçek olan hep okuyanın boyutudur. Çünkü metni yorumlayacak olan odur. Yani ben ne okuyorsam onu yorumlarım ki; hakikaten bu yazıda benim anladığım metnin dışında bir alt metin yok. Bunu siz de bence gayet iyi biliyorsunuz.

  • Cevapla Anıl 9 Şubat 2019 at 00:13

    Yazdıklarınız dediğiniz gibi başta ters geliyor. Çünkü kadın ve erkek doğalarının gereği yapılarından dolayı birbiri ile tamamen zıt denilebilir. Bu yüzden evliliklerin bitmemesi için bir taraf bazen susmayı bilmeli. Dedem ve babaannem hala kavga eder. Bir taraf bağırırken diğer taraf her zaman susuyor ve bunu evliliklerinin sırrı olarak görüyorum.

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 9 Şubat 2019 at 01:27

    Ahu Hanım merhaba,
     
    Günümüzde, özellikle ülkemizde cinsel seçimlerimizi özgürce birbirimizi ötekileştirmeden yaşamaya başladığımızı düşünmek istiyorum. Ne kadar güzel ki erkekler evlerinde annelerine veya hayat arkadaşlarına veya eşlerine yardımcı olmaya başladı. Biz anneler oğullarımıza ağlamanın güçsüzlük değil tam tersine normal bir güdü olduğunu öğrettik, kızlarımıza da bunu anlattık. Ne mutlu ki ülkemiz estetik alanında oldukça başarılı ve gözlemim insanlar estetiği seksapalitelerini arttırmak ya da kabullenemediğimiz yaşlanmayı durdurmak için kullanıyor. Dizi konusuna ise hiç girmeyelim oradaki hayatlara özenen zavallı nesil ile başımız maaalesef oldukça dertte.
     
    Sevgiler

    • Cevapla Ahu Kınay Zabun 9 Şubat 2019 at 01:37

      Sevgiler Ilgın Hanım

  • Cevapla Hande S. Sinan 9 Şubat 2019 at 09:03

    Merhabalar Ahu
     
    Yazını okudum ama kafam oldukça karıştı; birbirine zıt fikirler uçuşmuş gibi geldi.
     
    “Bize kimliklerimiz dışında, yaratılışımıza ters misyonlar yüklenmeye çalışılıyor.” Sözünü baz almak isterim ki aslında tek bu cümle sanki ana tema gibi geldi bana. İyi ki sosyoloji öğreniyorum dedirttin bana çünkü “toplumsal cinsiyet” ile “cinsel kimlik”, “toplumsal statü” ve “toplumsal rol” kavramlarının pek çok kimsenin farkında olmadığını yazını okuyunca tekrar anladım. Ama tabii bu konuda pek çok kimsenin kafası karışık ve asıl dava yıllardır bunun üzerine; yani kadınız diye eve kapatılmamalıyız düşüncesinin altında “kadınız, toplumun bir parçasıyız ve erkeklerle başta hukuksal alan olmak üzere pek çok alanda eşitiz” düşüncesi yatar ki “toplumsal cinsiyet” kavramını özetler.
     
    Anladığım kadarıyla sen yazının başında belirttiğin gibi dizilerden esinlenmişsin ve sanıyorum dizilerde dayatılan bir takım roller misal “erkeğin kadına evde yardımcı olması ve onu çiçeklere boğması” gibi örnekleri gerçek hayatla pek de bağdaştıramamışsın ki buna katılıyorum ve evet en eğitimli erkek bile dediğin gibi davranmıyor; bu gerçeği yazmışsın, ben yazını okuyunca öyle hissettim. Hele hele şu an gelinen noktada…
     
    Diğer yandan olması gereken bu mu yani ideal olan “evde görevi eşit paylaşabilmek” mi? Bence evet. Yanlız bu da kadına göre değişir “Aman eve karışmasın ben hallederim” diyerek domestik her şeyi üstlenen ve hatta bununla gurur duyan kadınlar da var.
     
    Evet gerçekleri yansıtmaya çalıştığını düşünüyorum ama kadınların büyük kısmı da bu görüşün yıkılması gerektiğini düşünüyor çünkü yıllarca bunun için uğraştılar. Misal 8 Mart olayı aslında sonu, hakları verilmeyen kadın işçilerin yanarak ölmesine kadar giden bir haksızlığa karşı koyma sürecidir ki aslında kadın olarak çalışalım veya çalışmayalım o kadınlara çok şey borçluyuz. Mesela bu günün bile cılkı çıktı, çiçek böceğe ve hediyeye indirgendi. Halbuki çok anlamlı bir gün ama kafalarda değersizleştirildi. Değeri hediyeye indirgendi.
     
    Şimdi yüzyıllardır erkek egemen bir toplumda yaşadığımızı da unutmamalıyız. Biz kadınlar kendimizce çok güçlüyüz ama bunun öncelikle kendimiz farkında olmalıyız.
     
    Yazında katıldığım bazı yerler var: “Erkek sadece somut değil aynı zamanda soyut güçtür. Bir olay karşısında dik durabilen, herkesin ağladığı yerde bilinç açıklığıyla olaya müdahale edebilen; kadına karşı merhametli ama yanlışa karşı net olması erkeği çekici kılıyor.” Bu görevleri eğer erkek başarıyorsa çok hoş ama erkeği geç insan (kadın ve erkek) başarabiliyorsa harika çünkü soğukkanlı olamayan çok erkek de var; tamamen yetiştirmeye bağlı ama sen de toplumsal bir rolden bahsetmişsin o anlamda geçerli bir “tanımlama” veya “beklenti” diyeyim. Ama buna karşılık kadın panik anlarda “ağlayan, mantıklı karar veremeyen bir yaratık” fikri de (sen yazmadın karşıt fikir olarak örnekliyorum) bazen son derece geçersiz. Yine dönüp dolaşıp huy, eğitim ve yetiştirmeye geliyor konu.
     
    “Kadınların bir kısmı ben her şeyi tek başıma yaparım dese de pek inanmayın beyler. Çünkü kadının yaratılışında erkeğin gücünü hissetmek zevk verir. Güç kadında ise, erkeğe zaten ihtiyaç duymaz. Bu da ilişkinin bitmesi anlamına gelir” ilk cümle her iki cins için de geçerli bence ama kadın için daha çok geçerli olduğunu düşünüyorum. Kadın fazla analitik ve sezgisel; iş hayatında çoğu zaman erkeklerin daha uzun süreli olmasının sebeplerinden biri de kadının hormonal yaradılışının duygusal gelgitlere sebep vermesiyle gerilimden daha fazla etkilenmesi ve bunun onun rahatsız etmesi ama “güçlü” kadınlar bile bir eşe ihtiyaç duyuyor çünkü hayat paylaşımla daha kolay, anlamlı ve güzel. Yani paylaşmayı istememek güçlü olmak demek değil bence. Eşlerin birlikte mücadelesi hayatı daha çekilir kılıyor bu bir gerçek. Yani erkeği gücünden keyif alıyoruz ama o gücü de onlara biz vermiyor muyuz? Biz aslında başkasına değer ve izin verdiğimiz kadar güçlüler; kadınlar olarak bunu unutmayalım.
     
    Kendimden örnek vereyim. 4,5 yıl evvel aktif iş hayatından ayrıldım ve evdeyim. Ev hanımlığı asla bana göre değil “toplum bana bu rolü biçmiş ama ben bu görevi sevmiyorum” grne de fonksiyonel olarak üstlendiğim bir görev. Neden? Buna bir görev paylaşımı gözüyle bakıyoruz biz. Ama eşim mantıklı ve sevgi dolu bir erkek dolayısıyla bana bu konuda baskı yapmıyor aslında; ben de bu görevi icra ediyorum. Bunun bir görev paylaşımı olduğu konusunda mutabıkız ve bu bana “koymuyor” ama “kadın olarak değerimi de belirlemiyor”. Seviyor muyum? Pek değil; ev estetik mi? Hayır 🙈
     
    Ben estetik miyim? Hayır çünkü estetik ile ev işi birlikte yürümüyor 😂 Sadece fonksiyonelim bu anlamda; bu benim yaradılıştan gelen görevim mi? Hayır! Eşimi mutlu görmeyi seviyor muyum? Evet! Eşim bana çiçek alır mı? Hayır çünkü “çiçek dalında güzeldir, alma” derim. Yeri geldiğinde eşimin bana verdiği projeleri yaptım mı? Evet hatta evde fazla mesai bile yaptım ama ev işine ne oldu mesela yani diğer “kadınlık görevim” aksadı; aksayacak, aksamalı çünkü insanım yetişemem. Eşim laf etti mi? Çok ender ama ben ne yaptım “ölecek halim yok beyefendi” dedim. Yani “ay evdeki görevler aksadı tüh tüh vah. Ah” yapmadım ama yapan kadınlar var.
     
    Kadınlar türlü türlü. Birbirimize benzemiyoruz; doğamız gizemli ve anlaşılmaz; çoğu zaman birbirimizi dahi anlamıyoruz; kaldı ki erkekler bizi anlayacak, çiçek getirecek vb… Evet bu anlamda yazında gerçekçi yanlar var ama tam olarak düşünceni ortaya koyamadığını düşündürttü bana.
     
    Aslında bu küçük örneklerden vurgulamak istediğim roller aileye, kişilere ve deneyime göre değişir. Toplum da bireylerden oluştuğuna göre bizdeki değişim toplumu değiştirir. Bir tek kadını bile değerinin “ev işi yapmakla veya başarılı bir iş kadını olmakla da” yani geleneksel veya modern toplumun veya dizilerin ona biçtiği hiç bir rolle eşit olmadığına ve tek başına varlığının bile yeterli ve çok değerli olduğuna ikna etmeliyiz; toplum anca böyle ilerler.
    Konuyu bu şekilde ortaya koyman ve okuyana bu konuyu sorgulama fırsatı vermen harika olmuş.
     
    Teşekkürler

  • Cevapla Atakan Balcı 9 Şubat 2019 at 10:15

    Merhaba! Bu konuda savunduğunuz görüşün söylenmesi ve tartışılması gerekiyordu. Bu yüzden teşekkür ederim.
     
    Biz Türkler, son bir kaç yüzyılın bize dayattığı cinsiyet normlarını yıkarak batılılaşmıyoruz, özleşiyoruz. Araplaşma etkilerinden arınıyoruz. Cinsiyet eşitliği, dünyaya Türkler ve akraba uluslar tarafından armağan edilen bir kavramdır. Örneğin, Türkçe ve akrabası olan tüm Ural-Altay dilleri, dünyadaki diğer tüm dillerde neredeyse var olan cinsiyetçiliği barındırmamasıyla ayrılır.
     
    Eski yabancı tarih kayıtlarına baktığınızda, savaşlarda gördükleri Türk erkeklerinin, o dönemde diğer uluslarda var olmayan bir biçimde, saçlarının çok uzun olduğu, bazı erkeklerin tek kulağında, bazı Türk erkeklerinin iki kulağında birden küpe olduğunu söylediklerini görürsünüz.
     
    Hatta bir çoğuna çok ilginç gelebilecek bir tarihsel bilgi vereyim. Topuklu ayakkabı Türk icadıdır. Harzemşah Türklerince icad edilmiştir FAKAT KADINLAR için değil.
     
    Teşekkürler

    • Cevapla Hande S. Sinan 9 Şubat 2019 at 10:52

      Harika bir katkı ve yorum olmuş teşekkürler

      • Cevapla Atakan Balcı 9 Şubat 2019 at 14:06

        Ben teşekkür ederim, eşitlik bizim kültür özümüz ve önemli. 😊

  • Cevapla Renkli Blog Sayfam 12 Şubat 2019 at 23:00

    Size katılıyorum. Ne yazık ki insanlığımız da bir moda akımına doğru akıp gidiyor.
    Kadın mı, erkek mi diye çok çok bakıp düşündüğüm insanlar görüyorum karşımda. Kimi kadın var erkeğinin altında ezilmiş ama onun görevini üstlenen. Kimi erkek de var ki o mu evin anası belli olmayan. Kimlikler karıştı, düzen bozuldu…

  • Cevap Yaz