Cadı Kazanı

Kaltak

4 Şubat 2019

Kaltak“Kaltak, herşeyi yapabileceğini, her yediği halttan leke almadan kurtulabileceğini sanıyor. Özgür, bağımsız kadın ayaklarında. Saklamayınca ahlaksızlık olmuyor sanki!!! Kim ne düşünür umrumda değil.”

Zihninden geçen ve sinirlerini bozan düşüncelerin iz düşümünü yüzünde belli edecek mimik vermemeye çalışarak karşısında oturan yakın arkadaşını gülümseyerek dinliyor, arada nasihat kılıfında iki okkalı eleştiri savuruyordu. Sezin’in değişen yüz ifadesinden sözlerinin tam da gerektiği yerden acıttığını anlıyor, böyle anlarda tenkitlerinin mahiyetinin onu korumak olduğunu eklemeyi ihmal etmiyordu en içten haliyle.

“Her ahlaksızlığı anlatmak sanki marifet? Ya da her önüne gelenle yatmak matah bir davranış sanki? Bak bak nasıl keyifle anlatıyor? Ben senin keyfine tuz ruhu dökmeyi bilirim…”

⁃ Şekerim sen de şu işi bir paraya çeviremedin. Köşe olurdun valla şimdiye.

Gamze sözlerinin ardından attığı şuh kahkahalar eşliğinde Sezin’in yüzünün renkten renge girişini keyifle izledi. Bu kadar kibar yollu “orospu” demeyi ve bunu espiri kisvesi altına sokmayı başardığı için kendi zekasını taktir etti. Daha önce de bir iki kere aynı şekilde Sezin’e takılmış, darbenin etkisinin hiçbir zaman azalmadığını fark etmişti.

“İnsanlar devamlı bir riyakarlık içindeymiş. Öyle yaşıyorlarmış da böyle gösteriyorlarmış. Kimse kendini görmüyor, karşısındakinin açığını yakalamaya çalışıyormuş. Kendisi hiçbir şeyi gizlemiyormuş.

Bıktım bunları dinlemekten. Kuş beyinli! Millet sanki keyfinden saklıyor. Paran varsa ne halt yaşıyorsan göğsünü gere gere anlatırsın tabi. Kimsenin zenginin ahlâkına baktığı yok. Ama eğer paran yoksa, hanımefendinin o çok banâl ve riyakarca bulduğu, sözde ahlâkını parlatırıp durursun!”

Sezin son sevgilisinden bahsetiyordu.

Gamze’nin içindeki kontrol edemediği öfke, kendi zihnindeki monologdan sıyrılıp, yeni bir kinaye ile kelimelere döküldü.

⁃ Yani diyorsun ki son sevgilin de gene çulsuz. Kuzum nereden buluyorsun bunları anlamıyorum. Hiç kendi kıymetini bilmiyorsun. Bulamadın şöyle katamaranlı bir sevgili, sayende biz de lüks bir yatta mavi yolculuk falan yapalım ama nerdeee…

Sezin yeni gelen cümlelere bozulduysa da gülümseyen bir ifadeyle cevapladı.

⁃ Güzelim, bu yaştan sonra katamaranlıları ben bulamam. Sen gençsin, o görev sende.

⁃ Aa a! Ben evliyim hayatım. Bekar olan sensin.

⁃ Bunun daha önce seni durdurduğunu görmedim…

Didem Çelebi Özkan

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

17 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 4 Şubat 2019 at 14:30

    İlk yorumu kendi kendime yapayım 😉 Hikayeye not düşmek gibi de düşünebilir bu.
     
    Kadınların dost olamayacağına asla inanmadım. Bunun aksini düşünmek için çocukluğumdan bugüne kadar -tek bir kırıcı olay yaşamadan- getirdiğim kadın dostlarıma bakmam yeterli. Fakat elbette bu paylaştığım öyküde olduğu gibi arkadaşlıklar da var. Ben sadece çoğunluğu temsil ettiklerine inanmıyorum.
     
    Herkese keyifli okumalar dilerim…

  • Cevapla Didem Elif 4 Şubat 2019 at 14:46

    Daha okumadan “Kaltak” kelimesini görünce acayip keyiflendim. Benim için çok özel kelimedir. 😂
     
    Yıllar evvel katıldığım bir edebiyat eğitiminde yazdığım bir öyküde erkek karakter cümlesinin içinde “Kaltak” kelimesini kullanıyordu. Çok da ünlü bir yazar olan eğitmenimiz erkek ağzıyla öykü yazmama çok sinirlenmişti.
     
    Neresi olmamış diye sorduğumda, erkekler Kaltak kelimesini kullanmaz demişti bana. Bu bana saçma geldiği için kadına; “Size katılmıyorum ama diyelim ki dediğiniz doğru, öyleyse belki de böyle bir kelime kullanan bir erkeğin daha kadınların olduğu bir ortamda yetiştiğine dair bilgi veriyor olabilir böyle bir cümle kullanması,” dememle daha da sinirlenerek, “Benimle bu konuyu tartışacak mısın?” diyerek sözümü ağzıma tıkamıştı. Meşhur sabırlı gülümsememle gözlerinin içine bakarak, “Hayır tartışmayacağım,” demiştim.
     
    Bu olayı daha sonra babama anlattığımda, babam “Vay kaltak karı,” diye espri yapmıştı. 😂
     
    Bir anda bütün bu hikaye yeniden canlandı ister istemez öykünün adını görürce. O gün bu gündür kaltak kelimesini kullanamam zaar. 😂
     
    Öyküye gelince o eğitimci kadın yazarla yaşadığım diyaloğa çok da örtüştüğüm bir öykü olmuş. Ne demek istediğimi iyi anladın sanıyorum.
     
    Sevgiler…

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 4 Şubat 2019 at 16:09

      Aslında ne kadar mantıklı bir açıklama yapmışsın; “Belki de kadınların çok olduğu bir ortamda yetişti.” Klişelere bağlı olan eğitmenler insanların hayal gücünü de kısıtlıyor. Hep aynı şekilde konuşan, aynı normlarda oluşturulmuş karakterler…
       
      Şimdi o öykünü merak ettim. Kitabında yer almıyordu sanırım. Duruyorsa yayınlasak mı 😉

      • Cevapla Didem Elif 4 Şubat 2019 at 16:36

        Öyküm kitabımda var ama sonradan hikayeyi bayağı değiştirdiğimden kaltak kelimesine ihtiyacım kalmamıştı 😍

        • Cevapla Didem Çelebi Özkan 4 Şubat 2019 at 16:38

          Ahh anladım. Peki o zaman. Yeni öykülerle devam 😉

    • Cevapla Ilgın Cenkçiler 5 Şubat 2019 at 07:27

      Dilimizde veya kültürümüzde hıımmmm bu kelimeleri erkekler bunları kadınlar kullanır diye bir ayrım mı varmış 🙃 Evet, yıllar önceki eğitmeninize karşı geliyorum 🤗🦋

      • Cevapla Didem Elif 5 Şubat 2019 at 10:48

        Evet di mi ne kadar saçma. Teşekkür ederim 🙋‍♀️😘

  • Cevapla Seda Çağlayan 4 Şubat 2019 at 23:35

    Ben de hiç inanmadım senin gibi ama bu tip kadınlardan öyle çok var ki aslında, bizim çevremizde bizden dolayı barınamıyorlar. Bu kadar da kendi kıymetimizi bilelim canım artık 🙂
     
    Eline sağlık Didemcim.

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 5 Şubat 2019 at 00:35

      İnsanlar kendi derin arzularını başkalarının yaşamasına seyirci kalmaktan hoşlanmıyor. Hele de yakından izlemek daha dayanılmaz olsa gerek 😉 Kendilerini gerçekleştirmek üzere harekete geçecek cesaretleri ya da imkanları olmayan bu kişiler, isteklerinin başkaları tarafından kolayca yaşandığını gördüğünde bu insanlardan ölesiyle nefret ediyorlar. Bu noktada bence önemli olan bu kişilerin içtenlik kisvesiyle örttükleri nefretlerini algılayabilip, kendini koruyabilmek sanırım…
       
      Hayattaki en büyük şansımın dostlarım olduğunu söylerim hep. Ama elbette 42 yıllık ömrümde maskeleri çabuk fark edemediğim insanlara da denk geldim… Bunun illa kadın olmasına gerek yok… Kendiyle barışık olmayan, kendini gerçekleştirememiş herkes, sendeki iç huzurdan nefret edecektir 😉

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 5 Şubat 2019 at 07:29

    Son cümle 🌟 🌟🌟

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 5 Şubat 2019 at 07:38

      🙃😘😘

  • Cevapla Beril Erem 5 Şubat 2019 at 10:38

    Veee Sezin vurdu gol oldu 😅
     
    Ah ah! Biz kadınlar! diyeceğim de bu ikiyüzlülük erkeklerde de var. Elbette bizdeki kurnaz taşlamaları bulamazsın ama ne yapalım bu da onların laneti olsun 😁
     
    Çok güzel hicvetmişsin canım benim bu ikiyüzlü ahlâk kumkumalığını 👏👏👏

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 5 Şubat 2019 at 13:22

      Ahahahahahaha “..bizdeki kurnaz taşlamaları bulamazsın..” süperdi 🤣👌🏻
       
      Üstat beğenmene çok sevindim. Öperim kocaman 😘

  • Cevapla Atakan Balcı 6 Şubat 2019 at 13:03

    Bazı insanlara dürüstlük ağır gelir ve masumiyeti hep yanlış yerde ararlar yazık ki. İnsan sever, sevdiğiyle sevişir ve bu o kadar masum bir davranıştır ki? Güzel anlatılmış burada ikiyüzlü ahlak şövalyelerinin iç yüzü…

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 6 Şubat 2019 at 13:13

      Canım benim beğenmene çok sevindim. Yorum da harikaydı. Çok teşekkür ederim.

  • Cevapla Sinem Çelebi 7 Şubat 2019 at 23:59

    Her zamanki gibi son satırda okuru vuran bir hikaye. Kalemine sağlık ablacım.
     
    Dostluklara gelince sen ve ben uzun yıllara dayanan oldukça sağlam dostluklar kurduk. Bu yazıdaki gibilerle hiç karşılaşmamayı dilerim…
     
    İnsanların içindeki kıskançlık duygusu karşısındakinden çok kendini yiyip bitiren bir hastalık bence. İyileşmelerini temenni ederim…

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 8 Şubat 2019 at 00:09

      Canııımmmm benim, beğenmene çok sevindim.
       
      Biz şanslı çocuklardık, şanslı genç kızlar olduk, şimdi de dostlarımız açısından oldukça şanslı kadınlarız 🙏🏻

    Cevap Yaz