Gırgırına

Ortaokul & Lise

4 Şubat 2019

Ortaokul & Lise | Gırgırına | Cem Albayrakoğlu
Ortaokul, lise bir de askerlik hikâyeleri bitmez ya bende de anlat anlat sonu gelmez bu dönemlere ait anılar. Bu pazartesinin konusu da bunlardan biri olan lise yıllarından.

Lisede ne çektiysem hep adaşımdan çektim.

Bizim lise çetesindeki kadro şu şekildeydi; 2 Barış, 2 Cem ardından da gruba sonradan katılan Yılmaz. Biraz yemek tarifi gibi oldu, kusura bakmayın artık 😉

Tamam ben de çok yaramazdım o yıllarda kabul ediyorum ama hani bazen hiç suçun yoktur ama adın çıkmıştır, gidersin bok yoluna ya bugün anlatacağım hikayeler de öyle işte…

Pazartesi sabahı -daha bismillah hafta yeni başlıyor- tüm sevimliliğimle ve en prezantabl halimle bindim servise ve tuttum okulun yolunu.

Pazartesi olduğu için malum tören var, ben de manitayla törende yan yana, karizma o biçim, duruyorum. İstiklal Marşı bitti, müdür iyi haftalar konuşması yaptı, ardından da “Cem Albayrakoğlu odamda bekliyorum,” demez mi? Hayırdır sanki bensiz haftaya başlayamıyor…

Bu arada adaşım olan Cem -nasıl sinsi belli değil- “Allah Allah ne oldu?” falan diyor. Dedim “Hayırlısı” ama azcık da Yusuf Yusuf’um…

Neyse gittim odasına, daha girer girmez;

“Seni bu okuldan attıracağım, disipline verdim!” falan saydırıyor.

“Hocam hayırdır, bu ne öfke, bu ne celal?” diyeceğim ama adamın motor soğumuyor. Yahu daha haftanın ilk günü; ne ara, ne yaptım?..

Müdür bir es verince araya girdim hemen; “Hocam sorun nedir?”

“Sen nasıl nöbetçi hocanın olduğu serviste sigara içersin? Ki hocan seni defalarca uyarmış.”

Bendeki pişkinlik; “Yani hoca olmasa sigara içebilir miyiz?” 😀😀 Kafaya bak yaa…

“Hocam ben sigara içmedim.”

“Yalan söyleme.”

“Vallahi içmedim.”

“Servisteki hocan mı yalan söylüyor?”

“Hocayı çağıralım yüzleşelim.”

Bu teklifte bulunabiliyorum çünkü suçsuzum.

Hocayı çağırdı Müdür Bey. Gelen hoca direkt; “Bu öğrenci değil, başka bir Cem’di” demez mi? Müdür Beyin suratı görmeniz lazım…

Servisteki hoca; “Moda servisiyle gelen Cem,” deyince hemen araya girdim; “Hocam onun soyadı Paşık, benimki Albayrakoğlu.”

“Git çağır onu.”

“Peki.”

Çıktım müdürün odasından. Adaşımın sınıfına gittim, kapıyı çaldım. Paşık beni görünce, o surat var ya bi’ anda kırmızı, sonra mor, sonra artık ne renk varsa… Bana kaş göz ediyor, “Yakarsın beni,” der gibi. Sınıf hocasının da derdi başka; “Dersi kaynatacaksınız değil mi?” diye soruyor. Artık okulda nasıl bir itibarımız varsa 🤔 “Yok,” dedim “Müdür Bey çağırıyor.”

Koridorda müdürün odasına giderken, Cem’den çıkan ilk cümle; “Sattın beni di mi?”

Satmak mı?! 😳 Adını soran nöbetçi hocaya benim adımı veriyor, sonra “O ben değildim,” dediğim için bir de tavır yiyorum, hayy ben böyle işin amk…

*Ara not geçeyim, bu AMK’yi kim kısalttıysa sevdim onu 😀

Müdürün odasına gidene kadar Cem nasıl sövüyor bana, sanırsın ben sigara içtim de onun adını verdim. Biraz daha söylense inanacağım o kadar yani.

Girdik müdürün odasına, servisteki hoca da orada. Hoca direkt dedi ki; “Evet, bu o çocuk.” Bu sefer müdür adaşa saydırmaya başladı.

Müdür bir adaşa bir bana saydırdı da saydırdı. Biraz sakinleşince de attı odadan bizi. Cem hâlâ pişkin pişkin; “Beni neden söylüyorsun?” diye söyleniyor. Hey Allah’ım yaa..

Biter mi Cem’le olan hikayeler 🙃

Ortaokuldayız.

Ufuk’tu galiba hocamızın adı net hatırlayamıyorum, öğrenci pasosu için; “Alın su formları, bilgilerinizi doldurun,” demişti. Ben kendi formumu doldurup vermiştim.

Takip eden derse hoca suratı oldukça asık girdi. Belli bir sıkıntı var. Bir kaç dakika içinde aldı sazı eline, başladı ortaya giydirmeye.

“Bazı öğrenciler var, kendini bilmez, utanmadan alay eder gibi form doldurmuşlar.”

“Onlar hiç aile terbiyesi almamış,” falan devam ediyor ama ben hiiiiç üstüme alınmıyorum.

Derken “Cem Paşık ve Cem Albayrakoglu sizler!” demez mi?

“Ulan, gene ne oldu?!” diye düşünürken “Paşık, kalk ayağa!” dedi. Paşık -her zaman yaptığı gibi- nasıl aptala yatıyor; “Hocam ne oldu ki?”

Hoca demez mi; “Oğlum sen Tokyo’da mı doğdun ki doğum yerine Tokyo yazıyorsun? Serseri misiniz siz?” diye bağırırken bana da; “Sen de kalk ayağa. Ya sen Cem? Stockholm demişsin!! Nereden buluyorsunuz bunları?” demesin mi?

“Hocam,” diyorum dinlemiyor. Hâlâ bağırıyor ama bir şeyi atlıyor, ben gerçekten orada doğdum…

Hocayı ikna edene kadar canım çıktı. Ardından hocadaki tepki; “Bu Cemler bir alem.”

Yoo ben alem falan değilim. Neyse işte bizim Paşık fazla fırlamaydı. Daha ne hikayeler var ama başka pazartesiye artık 😉

Seviyorum Cem oğlum seni. İyi ki yaşamışız, iyi ki varsın…

Kalın sağlıcakla…

Gırgırına,
Cem Albayrakoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

3 Yorum

  • Cevapla Ilgın Cenkçiler 4 Şubat 2019 at 14:25

    Müdürün suratını mı aslında ben seninkini merak ettim 🙃 Zevkten 😄😄😄

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 4 Şubat 2019 at 16:11

    Yemin ederim Hababam Sınıfı tadında bir yazı olmuş. Çok sevdim 👌🏻

  • Cevapla Verda Ovadya 4 Şubat 2019 at 21:28

    Tokyo ve Stockholm süpermişşşş. Çok güldüm 😃😃 Valla ne güzel okuldu, bizim okul yaaa. Çok isterdim o günlere dönebilmeyi… Mümkünse sınavsız versiyonu ile 😉

  • Cevap Yaz