Cebimdekiler

Pasif İyiden Aktif İyiye

1 Şubat 2019

Pasif iyi | Aktif iyi

Yıl 1985. Leman gözünü açtığında her bebek gibi iyi bir insan olarak dünyaya gelmişti. Ailesi kimsenin tavuğuna kışş demeyen bir yapıya sahipti. Leman da bu düşünce yapısının içinde büyümüş olduğu için yıllar onun da kişiliğini bu yönde oturtmuştu.

İyi bir ailenin iyi yetişmiş kızı Leman olmuştur artık. Fazla inişli çıkışlı bir hayatı yoktu. Minimal bir yaşamdı onunkisi. Arkadaşlarıyla iyi geçinen, iş yerinde sevilen, sakin bir insan işte. Melek gibi derler ya tam o türden. Bana sorarsanız Leman’ı “Zararı da yok faydası da yok,” diye değerlendirdiğim insan tipi.

Tam Bir Pasif İyi

Neden mi?

Zararı olmaz böyle insanların ama en büyük problem yararı da olmaz. Faydaya dönük bir şey yapmadığı için tek düze geliyor böyle insanlar bana. Daha önceki yazımda bahsetmiştim bundan (Kendini Bulmak). Hani her sorduğun soruya; “Aa evet, bence de öyle. Evet çok yakışmış. Kesinlikle haklısın,” diyenler var ya hem de tam tersini düşünürken. Ya da karşıdakinin yanlış yaptığını bildiği halde kırılır endişesiyle söylemeyenler, işte bizim Leman aynı bu tiplerden.

Pasif iyiler diye tamda bu tiplerden bahsetiyorum. Aktif iyi olabilmek için bir insanın fayda vermesi gerekmez mi? Doğaya bakın, evrene bakın her şey ama her şey faydaya yönelik bir sistem üzerine kurulu değil mi?

Hani bir yumurtayı düşünün doğru koşullarda saklandığında yumurtaya hiçbir şey olmaz, koşullar değiştiğinde yumurta bozulmaya başlar ve kırıldığı zaman o kötü koku yayılır, ancak o zaman anlarsın değiştiğini. İşte Leman da uygun koşullarda yetişmiş fakat kimsenin tavuğuna kışş demeyen bir ailenin üyesi olarak büyüdüğü için pasif iyi olarak kalmıştır. Bu içten içe bozulma, işte pasif iyilerin nasıl oluyor da zamanla bozulduğunu gösteriyor.

Çünkü pasif iyiler zamanla aktif kötüler olarak karşımıza çıkıyor.

Suya sabuna dokunmamak da bir kötülük değil midir? Sonra diyoruz ki neden herkes kötü. Aslında kötü kimse yok. Sadece pasif iyiler aktif duruma gelmediği için kötü görünüyor her şey.

Aktif iyi olabilmek için fayda sağlayan olmak gerekir.

Sadece oturduğun yerden böyle olmalı, hiç iyi bir şeyler olmuyor, biz gibi iyi niyetli düşünmüyor insanlar, anlamıyorum bu insanları neden böyle davranıyorlar demekle olmuyor bu iş. En basitinden sabah gördüğünüz birine günaydın demek, o insanın bir anda duygularını, düşüncelerini değiştirmeniz anlamına geliyor. O da bu etkiyle diğer insanlara bunu yaydığında zincirleme yayılacak olan mutluluğu sağlamış oluyoruz.

Bunları hepimiz söylüyoruz, problem uygulamıyoruz. Ama biz her şeyin en iyisini biliriz. Leman da öyle. İş yerinde bir arkadaşı fena halde sıkışmış. Yardıma ihtiyacı var bunu görüyor. Benim zaten işim başımdan aşkın diyerek kendi işine devam ediyor. Halbuki kahve içmeye gelince vakti var Leman’ın 🙂. Görüntüde Leman çok iyi çünkü kimseye zararı yoktu değil mi?

Zararı yok diye aktif iyi olabilir mi Lemancık? Tabi ki olamaz. Ama arkadaşlarıyla sohbette şöyle diyordu Leman; “Geçen gün işler o kadar yoğundu ki bir el uzatsaydı birileri çok iyi olacaktı.” Aynı durum şimdi arkadaşının başına gelmişti ama o bu durumu yaşadığı halde umursamadı bile. Sen uzatsaydın Lemancım elini karşılık beklemeden. Sonrası çorap söküğü gibi etki tepki olurdu.

Pasif iyi diyorum ya kendine gelince düşünce başka işte. Sen elini uzatma, o uzatmasın, bu uzatmasın sonra demeyin bu dünya nereye gidiyor böyle. Artık sen uyan, uyan ki etrafındakileri uyandır. Eğer sen etrafındakileri uyandırmıyorsan pasif iyisin demektir.

Kötülükle mücadele edersen aktif iyi olabilirsin.

Yardıma ihtiyacı olan arkadaşına kafanı çevirdiğinde senin içinde kendi egonla kavgan başlıyor. Yenmen gereken noktada tam orada Lemancım. Sen kendine zulm ediyorsun aslında. Çünkü, egon seni alıkoyuyor ve pasif iyiden aktif kötüye doğru yol alıyorsun farkında olmadan. Vicdanın aklını harekete geçirebilmeli ki aktif olabilesin. Aklın, ruhun, kalbin nerede?

Leman dahil, hepimiz “İyi bir insanız,” der dururuz. Sen, ben iyiysek bu kötü insanlar nerden çıkıyor? Bırakalım artık şu markalaşmış cümleleri. Pasif iyiden aktif iyiye yöneleceğimiz günler olsun.

Şu hayata ot gelip çöp gitmek de, beşer gelip insan gitmek de talep meselesi.

Ahu Kınay Zabun

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

21 Yorum

  • Cevapla Tolum 1 Şubat 2019 at 14:06

    Hocam inanın düşüncelerimi okumuşcasına yazmışsınız. Eve dünyadaki sessiz çogunluk yani pasif iyiler hiçbir şey olmamış gibi durdukça sanki her şey kötü gibi gözükmekte.
     
    Oysa bizim dinimiz, peygamberimiz “Haksızlık karşısında susan dil şeytandır,” diye ifade eder.
     
    Müsadenizle okudugum bir olayı anlatacağım:
     
    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Mikrobiyoloji Doktorası almış, başarılı bir bilim insanı olan ve şu anda NASA’da çalışan Dr. Neva Çiftçioğlu Banes’in başından geçen bir olayı, kendi kaleminden aktarıyorum:
     
    “İş ve eş geregi ABD Houston Teksas’ta yaşıyorum. Geçen hafta başımdan geçen ilginç ve gerçekten çok etkilendiğim olay, evime yakın bir postanede gerçekleşti.
     
    Yeni yıl hediyesi olarak internet aracılığıyla satın aldığım kol saati paketten camı çatlamış çıkınca, vakit kaybetmeden derhal iade formunu doldurup soluğu postanede aldım. Postaneye girdiğimde 20–25 kişi kuyrukta hizmet bekliyordu.
     
    Burada Noel de yaklaştığı için marketten bir ekmek bile alınsa mecburen onlarca insan arkasında sıraya dizilip _normalden çok daha uzun süre beklemek zorunda kalınıyor.
     
    Hizmet eden sayısı sadece 2 kişi olunca, hele bir de hizmet edenler işinden, canından bezmiş bir suratla ve isteksizliğin yansıdığı süratle iş görünce bekleme süresi sabırları zorlayacak düzeye tırmanıyor.
     
    Girdiğim kuyrukta arkama döndüğümde bir 30–35 kişinin daha geldiğini gördüm. “Neyse, en azından ortalardayım” diye sevinme payı çıkardım.
     
    Tam 40 dakika sonra sıra bana geldi. Paketi görevliye uzattım, “Adresler üzerinde yazılı” dedim. “Paketi neden bantla kapatmadınız?” diye sordu.
     
    Girişteki “Paket içeriğini görmek isteyebiliriz. Lütfen paketlerinizi açık bulundurunuz” uyarısını gösterdim.
     
    Sesini yükselterek sinirle “Kapıda ne yazdığını iyi biliyorum. Derhal paketinizi bantlayın” dedi.
     
    Sıradaki herkes artık bizi dinliyordu.
     
    Yanı başındaki bantı göstererek, “Rica etsem verebilir misiniz?” dedim.
     
    Yanıt yine aynı yüksek sesle geldi:
     
    “Hayır, o bant bana ait, müşteri kendi bantını kullanacak!”
     
    “Yanımda bant yok, sizin bant için para ödesem…” dediğim an görevli hanım sesini daha da yükseltti. 3 adım ötede, bir ayakkabı kutusu büyüklüğündeki, sadece paketleme servisleri için yapılmış 20 dolarlık bantı işaret ederek satın almamı istedi. “15 santimetrelik kutu için bana o bantı aldırmanız size mantıklı geliyor mu?” diye sordum. “Bantı al ve derhal sıranın sonuna geç!” diye bağırırken sinirden kıpkırmızı kesilmişti.
     
    Aynı hışımla kuyruktaki bir sonraki kişiyi (“Sıradaki” anlamına gelen) “Next!” diye çağırdı.
     
    İşte o an dondum kaldım.
    Çünkü sırada hiç kimse ilerlemedi.
     
    Sıranın başındaki beyefendi, “Şu kutuyu derhal bantlayın ve hanımefendinin işini bitirin önce,” dedi.
     
    Görevli öfkeyle bağırıyordu: “Anyone else… Next!” 30 kişi yerinden kıpırdamıyordu.
     
    İkinci görevliye de gitmiyorlardı.
    Hizmet durmuştu.
     
    Sıradan bir yaşlı bayan, “76 yaşındayım ve dizlerim ağrıyor, ama o bayanın paketini bantlayıp görevinizi yerine getirmediğiniz sürece buradan bir adım atmıyorum” dedi.
     
    Görevli elimden paketi sinirle çekip kutuyu benim söylediğim postane bantıyla yapıştırdıktan sonra ödememi alana kadar karmakarışık duygularla kalakalmıştım. Neredeyse ağlamak üzereydim. Sıraya dönüp “Thank you all” (Hepinize teşekkürler) diyebildim sadece…
     
    Gülümseyerek el salladılar.
     
    Dışarı çıkıp arabama oturunca kontağı çalıştırmadan bir süre park yerinde düşündüm.
     
    Herkesin işi gücü var.
     
    Nasıl oldu da tek bir kişi “Acelem var” diyerek sıranın önüne atlamadı?
     
    Nasıl oldu da onca kişi bir kişiye yapılan haksızlık için tepki gösterdi?
     
    O sırada benden hemen sonraki yaşlı beyefendi işini tamamlamış, dışarı çıkmıştı. Arabama yaklaştı, pencereyi açtım. Gülümseyerek kafamdan geçen soruları yanıtladı:
     
    “Size yapılan bu yanlış için üzgünüm. Doğada hayvanlar, ağaçlar ve hatta mikroplar birbirleriyle bağ içerisinde hareket ederken biz insanlar birbirimizden çok koptuk. Yanlış, anında tespit edilerek sineye çekilmeden, derhal toplu olarak tepki gösterilmez ise ‘normalleştirilir’. O hizmet eden bayan bir dahaki sefere yanlış yaparken iki kez düşünecek. Biz görevimizi yaptık…”
     
    http://www.tolum.site

    • Cevapla Didem Çelebi Özkan 1 Şubat 2019 at 14:43

      Dr. Neva Çiftçioğlu Banes‘in ilham verici anısını sitemizde paylaştığınız için çok teşekkürler. Keyifle okudum.

    • Cevapla Ahu Kınay Zabun 1 Şubat 2019 at 14:44

      Muhteşem çok teşekkür ediyorum. Yazıma değer kattınız. Çok mutluyum çünkü böyle yeniden canlanacağız hep beraber.
       
      Thank you all…

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 1 Şubat 2019 at 14:58

    Harika bir yazıydı Ahucum. Geçenlerde aynı şeyi düşünüyordum. Hepimiz kendimizi iyi, doğru sanıyor, kötüyü hep başkalarında arıyoruz. Eee herkes iyiyse gerçekten kim kötü 😉
     
    Düşündürücü olduğu kadar harekete geçmeye motive eden de bir yazı olmuş. Çok sevdim 👌🏻

    • Cevapla Ahu Kınay Zabun 1 Şubat 2019 at 19:47

      ❤❤❤❤

  • Cevapla Özge Can 1 Şubat 2019 at 16:21

    Bireysel yaşam alanlarına saygı duyalım derken, egosunun tutsağı narsist bireyler ordusuna dönüyoruz. Sanki ince bir çizgi ile ayrılmış gibi, kişisel alana müdahele ile iyiliğin yanında durmak için girdigimiz alan. Yaşam felsefesimizi yeniden gözden geçirmek, o ince çizgide durmamız gereken yeri belirlemek için yol gösterici, teşvik edici bir yazı olmuş.
     
    Fikrinize, yüreğinize sağlık.
     
    Sevgiler💙

    • Cevapla Ahu Kınay Zabun 1 Şubat 2019 at 19:42

      Güzel yorumunuz icin teşekkürler 🙏🙏

  • Cevapla Shoepera Türkiye Yüksek Ökçeler Kulübü 1 Şubat 2019 at 18:52

    Pasif iyi aktif iyi konulu değerlendirmenizi beğeniyle okudum.
    Bir minik ilave yapmak isterim sadece: Bazı insanlar aktif iyilikten o kadar çok zarar görmüş, o kadar yok sayılmış ya da incitilmiştir ki, bir savunma mekanizması olarak kişi kendini korumak için “kayıtsızlık ilkesi”ni benimsemiş de olabilir. İnsan psikolojisi çok karmaşık gerçekten. Değerli paylaşımınız için teşekkürler.

    • Cevapla Ahu Kınay Zabun 1 Şubat 2019 at 19:45

      Fazlasi zarar. Zaten bir dengede olmazsa butun bunlar dediğiniz gibi fazla vericilikten kendini çekiyor bir süre sonra insan. Önemli olan bütün bunları dengede yapıyor olabilmek. Güzel yorumunuz için teşekkürler ❤

  • Cevapla Bahriye Kınay 1 Şubat 2019 at 19:40

    Her yazında kendimle hesaplaşıyorum… Teşekkürler canım…

    • Cevapla Ahu Kınay Zabun 1 Şubat 2019 at 19:41

      Annem yaaaa çok tatlısın

    • Cevapla Burçin Sarı 2 Şubat 2019 at 07:31

      Süper anne-kız❣

  • Cevapla Burçin Sarı 2 Şubat 2019 at 07:41

    Beğenerek okudum Ahucuğum…
     
    Aklıma şu hadis-i şerif geldi:
     
    “Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalbinizle buğz ediniz.”
     
    Ne güzel değil mi? Bize öğütlüyor. Ama kaçımız buna uyuyoruz?
     
    Yukarıda anlatılan Nasa’da çalışan doktorun durumunu ve ona verilen desteği gözlerim yaşlı okudum. Aynını bizim toplumumuza da diliyorum.
     
    Teşekkürler canım yarattığın farkındalık için ♡♡♡

  • Cevapla Seda Özgün 2 Şubat 2019 at 12:48

    Ahu Hanım mükemmel bir yazı daha. İnsanları bir adım dahi olsa gerçek dünyaya çekmek. Düşünceleri doğru yönde düzenlemek, insanları gerçekten gerçek yaşamına yöneltmek ben bunları anlaya biliyorum tüm gerçekliğiyle kavrayabiliyorum. Tüm insanların da aslında bunu anlamasını ve daha yaşanılır ve bilinçli bir toplum oluşmasını istiyorum. Ama insanların yeterince anlamadığını, anlamak istemediklerini biliyorum. Bu acı veriyor.

    • Cevapla Ahu Kınay Zabun 2 Şubat 2019 at 15:34

      Pes etmeden devam 😊

  • Cevapla Esra Takım 2 Şubat 2019 at 21:14

    Aktif iyi olmak dileğiyle…

    • Cevapla Ahu Kınay Zabun 2 Şubat 2019 at 21:33

      🙏🙏🙏

  • Cevapla Kelebek Etkisi 3 Şubat 2019 at 01:07

    Etrafımızda o kadar pasif durmayı yeğleyen insan var ki bir anımı anlatayım:
     
    Avşa adasında tatildeydik. Gece gezmeye çıktık. Bir çocuk 9 yaşlarında bir kenarda ağlıyor, korkmuş deli gibi ağlıyor sadece. Eşime dedim “Neden ağlıyor bir soralım.” Dedi ki “Olmaz, dolandırıcı falandır bunlar. Yakınlarda babası falan vardır bize bir şey yaparlar.” Kolumdan çekti götürdü. Gidemedim ben; “Bu çocuğa sormazsam hayatım boyunca vicdan azabı çekerim,” dedim. Sorduk ailesiyle gezmeye çıkmış kaybolmuş. Kaldıkları yeri sorduk adını hatırlıyamadı, yeni gelmişler. Annesinin telefonunu bilip bilmediğini sorduk biliyormuş. Aradık kadın geldi hemen. O da teleşlanmış. Bize bir sürü dua etti. O çocuğa bakarak geçip giden bir sürü insan gördüm o gruba dahil olmak istemedim.
     
    Sussunlar bakalım nereye kadar…

    • Cevapla Ahu Kınay Zabun 3 Şubat 2019 at 16:01

      Harikasın işte budur 👏👍❤

  • Cevapla Serpil Gül 12 Şubat 2019 at 12:58

    Aynen bu insanlarla haşır neşiriz.
     
    Geçenlerde kahvaltı mekanında tahta sunum var diye şikayet edip yemeyen birine, işletme şefine söyle veya mail atıp uyar o zaman dedim. Bu kadar sorun edip söyleneceğine.. Hiç sesini çıkarmadı.
     
    Duygusunu belli etmeyen tepkisiz insanlardan nefret ederim.

  • Cevap Yaz