Ayurvedik Yaşam

Yaşam Bilimi: Ayur+Veda

5 Şubat 2019

Ayurveda
Güney Hindistan’da 5000 yıl önce doğan Ayurveda, insanoğlunun doğa ile uyumlu yaşamasının, doğada şifa bulmasının anahtarıdır.

Sanskritçe bir kelimedir. Kelime anlamı:

Ayur: Hayat, Yaşam
Veda: Bilim, Bilgi

Yaşam bilimi, hayat bilgisi olarak tercüme edilir.

Bu yaşam biliminin merkezinde; evrenin ya da doğanın parçası olan insanoğlunun, doğa ile dengeli ve uyumlu yaşaması vardır.

Güney Hindistan’da tarım toplumuna ve yerleşik yaşama geçiş, Ayurveda’nın ortaya çıkışı ile aynı döneme denk gelir. Bu dönemde yaşayan rahip ve keşişler meditasyon yöntemi ile doğa ile dengelenmenin sırlarını bulmaya çalışmışlardır.

İsa’nın Kudüste 2.000, Ramses’in Luksor’da 3.000 yıl önce yaşadığını düşününce, 5.000 yıl önce yaşayan keşiş ya da rahipleri düşünmekte zorlanıyorum. Zaman kavramı burada zihnimin alamadığı bir sonsuzluğa dönüşüyor.

Peki geçen bu zaman içinde ne oldu?
Ayurveda hayatını nasıl devam ettirdi?

Ayurveda kelime anlamı ile hayatını devam ettirirken, modern dünyalı insanın ihtiyacına cevap veren bir tanıma daha kavuştu: beden, zihin, ruh dengelenmesi.

Bugün hepimizin bu tanıma daha çok ihtiyacı var. Hepimizin bedeni, zihni ve ruhu yorgun.

Bu tanım için “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” deyişinin kadim bilim hali diyebiliriz. Bize bedenimizi dengelemeden zihnin dengelemeyeceğini söyler. Eğer dengeli bir beden ve zihne sahipseniz ödül olarak ruhunuz da dengeli olacaktır. Kendini bütünsel olarak yani fizyolojik, anatomik ve psikolojik olarak dengelemiş bir birey, doğa ya da evren ile uyumlu yaşayacaktır. Bunun da tanımı bütünsel sağlıktır.

AyurvedaBedenini ve zihnini dengeleyen birey için ruh sağlığı ödül olarak gelir.

Buradaki dengenlemek kavramının hepimiz için zor olduğunu biliyorum. Ama bu Vedik bilim, insan bedenindeki tüm sistemleri (dolaşım, sindirim, boşaltım, solunum, sinir, endokrin, üreme ve lenf) ve bu sistemin sağlıklı olarak işlemesinin nasıl olacağını çözerek, gerekli formülleri yazılı belgeler, yani Vedalara kayıt etmiş ve günümüze kadar aktarmıştır. Bu formülleri uygulayan insanoğlu beden sağlığına kavuşurken, Ayurveda yazdığı spiritüel çözümlerle zihin sağlığına da ışık tutmuştur.

Günümüz koşullarında Ayurveda’yı şöyle tanımlıyorum:

Biz, tüm insanlar aslında doğa ile uyumlu şekilde yaşamak için hayata geliyoruz. Kalp ritmimiz, kan dolaşımımızın hızı, akışı, sindirim sistemimiz doğa ile uyumlu. Bu demek değil ki hepimiz bir makine gibi tek tipiz. Tabii ki herkesin bio ritmi farklı ama bu farklılık evren ile uyumlu olmadığımızı göstermiyor.

İnsanoğlunun doğasında beden enerjisini ve akışını doğa ile uyumlu hale getirmek, enerji tıkanıklıklarınızı açarak hayatın akışına uyum göstermek bulunmakta ve beden buna göre çalışmaktadır. Fakat şehir hayatı, doğal beslenmeden uzaklaşma, spor ve benzeri aktivitelerin hayatımızda yer almaması, teknoloji ve sosyal hayat değişiklikleri bedenimizin enerji akışında tıkanıklıklar ve zaman zaman da ters akışlar yaratıyor. Ayurveda bu enerji akışlarının beden üzerindeki etkilerini, düzeltilmesi için gerekli formülleri, doğadan alarak ortaya koymuş bir bilim dalı ve spiritüel yaşamın anahtarıdır.

Aklıma farklı sorular gelmiyor değil; her şey evrim geçirdi, değişti ve dönüştü. Yediklerimiz, içtiklerimiz, evlerimiz, işlerimiz, insanlar arasındaki ilişki yani hayatımıza dair her şey başkalaştı.
Nasıl oluyor da, 5.000 yıl önce, yaşam bilimi üzerine vedalara yazılan bilgiler bugün hâlâ geçerliliğini koruyabiliyor ve bize dengeli bir hayatın ışığını tutuyor?

İnanın bunun cevabını vermek kolay değil. Ama ben kendi hayatımdaki deneyimlerimle bilgilerin temelinin ve özünün geçerliliğini koruduğunu söyleyebilirim.

Hindistan

Hindistan verimli ve geniş toprakları, ticaret yolları ile Dünya’ya hükmetmek isteyen hükümdarların gözbebeği olmuştur. Roma Hükümdarı Büyük İskender’den, Kral Aşoka’ya, Gazneli Sultan Mahmut’tan, Moğol Hanı Babür’e sonrasında İngiliz sömürgesinden bağımsızlığını ilan edene kadar kendi içinde farklı kültürleri, dilleri ve dinleri barındıran kalabalık bir ülkedir.

Bu nedenle Ayurveda’nın değişmeden ve eksiksiz kalabilmesi çok da mümkün olmamıştır. Miras yolu ile ailelerden aktarılması ve bir kültür olması nedeni ile kendini korumayı başarmıştır.

140591721Hindistan’ın sömürge dönemlerinde Ayurveda kontrol altında tutulmaya çalışılmış, okulları, merkezleri kapatılmış ve modern tıp bilimleri empoze edilmiştir. Ancak Hindistan’ın bağımsızlığına kavuşmasından sonra tekrar Ayurveda gündeme gelmiş, okulları ve merkezleri açılmış, hak ettiği itibar geri verilmiştir.

Tıp bilimi olarak okutulmaya ve doktorları merkezlerde, hastanelerde hizmet vermeye devam etmektedir.

Hindistan’ın birçok yerinde aileler kendi ailelerinden miras kalan Ayurvedik yaşamları devam ettirmekte ve isteyenlere şifa dağıtmaktadır. Bir kültür ve miras olması Ayurveda’nın günlük hayatın içindeki yerini de arttırmaktadır.

Okuduğum kitapların birisinin önsözünde yazar Ayurveda ile tanışmasını şöyle anlatıyor: “Ayurveda eğitimim çok küçük yaşlarda, sekiz veya on yaşlarında, annemin hazırladığı güçlü bitkisel çaylar, maskeler, lapalarla başladı. Sonra büyükbabama ve büyük amcama, değerli taşlardan oksit, bitkilerden ilaç macun ve gençleştirici tonik yapımlarında yardım ettim.” Sekiz yaşında bir çocuğun yaşamın içinde bulduğu bu bilim daha sonrasında üniversitesini okuyarak, merkezlerde ihtiyacı olanlara ve kitap yazarak herkese şifa dağıtmaya kadar devam ediyor.

Bu hikâyeyi okuyunca güney Hindistan’da özellikle Kerala bölgesindeki merkezlerde, Ayurveda evlerinde gördüğüm eski kitaplar daha bir anlam kazandı.

Ayurveda | Yoga

Bu kadim bilim benim için farklı bir hayatın anahtarı oldu.

Bedenimi, zihnimi nasıl “dinleyeceğimi” öğreten bir yaşam biçimi kazandırdı. Eski bir tabirle şirazemi ölçtü, biçti. Kendim terzim olmamı sağladı.

Yani beni sardı sarmaladı, içine aldı.
Bütünsel sağlığıma kavuşmamı sağladı.

Tabii ki zaman zaman benim de dengelerimi kaybettiğim oluyor. Yoruluyorum, hastalanıyorum, üzülüyorum, fazla dinlenip üşengeç hale geçiyorum. Ama tekrar dengeye gelmem eskisinden daha kolay oluyor. Çünkü artık kendimi dinlemeyi öğrendim. Kendi ölçülerimi biliyorum. Bol gelen gömlekleri, dar gelen pantolonları daha kolay görebiliyorum.

Geçmişinin, topraklarının, isminin bir önemi yok. Size kendinizi hediye eden her bilgi ya da bilge aslında hayat bilgisi.

Size kendinizi hediye eden bilgi veya bilgelere sonsuz sevgi ve saygılarımla…

Ayurvedik hayatın yeni sayfalarında buluşuncaya kadar,
Dengede ve Mutlu Kalın.

Müge Murat

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 5 Şubat 2019 at 17:05

    Doğruyu söylemek gerekirse, sen yazmaya başlayana kadar Ayurveda hakkında pek bir şey bilmiyordum. Üniversite yıllarında, İlk Çağ Hint Felsefesinde Veda’ları okumuştum fakat aradan geçen 20 küsür yıldan sonra pek bir şey kalmamıştı zihnimde.
     
    Doğu mistisizmini yeniden seninle öğrenmek oldukça zevkli. Motomot bilgi yerine kişisel tecrübelerinle harmanladığın yazını çok sevdim Mügecim. Devamını merakla bekliyorum.

  • Cevapla Atakan Balcı 6 Şubat 2019 at 17:25

    Bireyin kendini tanıma yolculuğu ister istemez kişiyi doğaya ve kendi doğasına döndürüyor. Hindistan bu alanda köklü az sayıda ülkeden biri. Tanımak önemli.

  • Cevap Yaz