Dip

Adı Yasemin

1 Mart 2019

Adı Yasemin
Adı Yasemin. Esmerden daha açık, kumraldan daha koyu, boy kısanın biraz üstü, yaş desen “evde kalma” sınırında, özgüven sıfır, mesleği ise bankacılık. En çok duyduğu ses para sayma makinesi sesi. Kova burcu, yükseleni aslan, akşama kadar sandalyeye yaslan…

Dikkat ister veznede çalışmak, sinir bozar. Hele insanlarla uğraşmak çekilir dert değil. Yaşlı, kılları ağırmış zengin adamların paradan aldığı cesaretle asılmaları desen gırla. Müşteri memnuniyeti nedeniyle sesler kayıt altında ama duyan yok. Şikayet etmeye kalksa “Bu piç bunak, torunu yaşındayım, geldi bana sözle tacizde bulundu.” dese ya işinden olur ya da ayıplanır bilmem ne beyleri rencide ettiği için. Sade bir vatandaş bırak asılmaya yeltenmesini kendisinden on beş yaş küçük biriyle evlenmeye kalksa ne şerefsizliği kalır ne adiliği. Parası olan zengin adamın torunu yaşındaki kızlarla ilişki yaşaması, medyada pozlar vermesiyse normal. Para büyük güç ve arkasına saklanılacak kadar güvenilir.

Garip adamlar da var kendisiyle akran.

Şirinlikler ve sahte entelektüel tavırlarla kendi sahnelerini sergileyenler…

“Para yatıracağım.”
“Kimin adına?”
“Gölgelerin gücü adına.”

Hangi karikatür dergisinden okuduysa artık gelip bankada satmak herhangi bir işlem ücrete tabi değil.

Yasemin ılık bir bahar akşamı keman yayı sesi büyüsüyle, göçmen kuşlar şarkılarıyla ailesiyle İstanbul’a taşındı. Ne baharı, bildiğin karga leşi soğuğunda, kirli madde gazlarıyla… Elit sayılan büyük bir bankanın merkez binasında çalışmaya başladı.

Yaşlı babası ve annesiyle ilk zamanlar kentte yolculukları sakin derken hayatında sadece çalışmakla meşgul olan babasına bir şeyler oldu. Memur emeklisi beyefendi İlhan Bey’in kahvehane alışkanlığı oluştu. Çayına okey oynarken yüksek bonservisle yeşil sahalara transferi gerçekleşti. Millet emeklilik sendromu yaşar evden çıkmazken Yasemin’in babası evin yolunu unutur oldu. Kumar dalgalı denizdir, insanı çeker meçhul açıklara… Önce sigarasına oynamaya başladı, ardından rakamlar büyüdü. Ellisinden sonra koca çınar, batakhane kumarcılarına dudak uçuklatacak fiyakaya büründü. İyi bir haltmış sanıp pokeri öğrendi. Burası İstanbul piranalar seni ham yapar. Üç kişi alırlar makasa, verirsin emekli maaşını ne olduğunu anlamadan üç beş elde.

Yasemin ne yapsın? Babadır işte ne kadar kızabilirsin? Çekti kredi maaştan, kumar borçlarını kapadı. Annesi duruma çok kızdı, aldılar soluğu Sivas’ta. Ters tepti, Allahtan memleketleri var kucak açacak. Yasemin kaldı yalnız. Metropol vahşi, acımasız ve ürkütücü. Pek arkadaşı da yok. Olanlarda iş haricinde orada burada check-inde. Mekik dokuyor kızcağız evden işe, işten eve. Karşısına çıksa şöyle efendi biri… Kiminle tanışsa hemen istiyor oynaşmak, herkes uçkur peşinde… Zor, kadın olmak çok zor…

Adı Yasemin.

Çıldıracak manasız akan günlerden… Neyse ki bu hafta sonu güzel bir organizasyon var. Kız isteme merasimi. Bankadan arkadaşı Neslihan’ı istemeye gelecekler. Neslihan, kendisi gibi, asosyalden bir tık fazla. Bacı yok, akrabalar desen aralarında genç kız yok. Neslihan’ın “İnce Loris” gibi soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya sülalesinde üreme yok. O da otuz yaşında.

Otuzunda kadın. Yedi kişiyi evlendirirse cennete gideceğini düşünen mahalleden Safiye teyzesinin yedinci evlilik adayı. Garantici Safiye evlendirme ön çalışma etabına katılmakla kalmıyor, detaylı takip ediyor. Aksilik olur maazallah cennet kapıları kapanırsa başka hangi yolla girebilecek? Nah girersin sen bu fitnelikle… Evlendirdiğin kadar boşadığın var onlar ne olacak? Zannediyorsun ki yanlış doğruyu götürmüyor. Kitapsız Safiye!

Tüm hazırlıklar yapıldı, yelkenler açıldı fora… Safiye yerinde duramıyor, ustalık eserinin üzerine titriyor. Hem son işi hem de damat adayı mühendis. Neslihan bankacı. Görücü usulle evlenme teşebbüsü başlı başına bir tuhaf ya neyse… Zil çaldı. Damat adayı, elinde çiçek, çikolata ve gayet şık. Bildiğin ortalık yanıyor. Yakışıklılığa girmeyeceğim o kavram göreceli. Yanında anne ve babası. Yaşlılar ama gözler maşallah. Oturdular içeri, başladı merasim. Yaşlı baba konuşmaya başladı. Anne desen standart, etrafa gülücükler.

Damat adayında var bir haller, her yeri oynuyor…

Adam sürekli Yasemin’e bakıyor. Yasemin tesadüftür diye düşündü ama ne zaman gözünü kaldırsa yukarı, damat adayı bildiğin ekmeğini banıyor. Yasemin rahatsız oldu, ayağa kalkarak mutfağa gitti. Eeee Safiye bu yılların çöpçatanı, durumu çakozladı. Bu tarz dizileri tekrarlarıyla beraber üçer kez izleyen tecrübede biri kendileri, nasıl anlamaz.

Neyse ki tuzlu kahve ikramı, isteme derken merasim sonlandı. İsteme heyetini nezaketle uğurladılar. Organizasyonun en güzel yanı hasta ziyareti gibi kısa sürmesi. Evlilikte bir hastalık değil mi zati? Neslihan’ın anne babası kızlarına danışarak düşünmek için süre istedi. Safiye ağzı kulaklarında “Evlen gitsin. Nereden bulacaksın mühendis adam, gül gibi geçinirsiniz. Adam hem zengin bir sürü mal varlığı var bu devirde nerede bulacaksın? Kaç senedir çalışıyorsun yeter, evlen, yuvanı kur, çoluk çocuğa karış. Ben bekar olsaydım bir dakika düşünmezdim, kendime alırdım,” demez mi? Minnacık salonda yükselen kıkırdamalar…

Yasemin dönmek için taksiye bindi. Yaşanan hadise aklına gelince evinin yakınlarında inerek biraz yürümek istedi. Akşam karanlığında evine beş dakikalık mesafede hem biraz hava almak hem de kendi durumunu gözden geçirmek niyetindeydi. Yürümeye başladı peşine iki zibidi takıldı. Kıyafeti geldi aklına pişman oldu taksiden indiği için. Halbuki ne var kıyafetinde gayet nefis bir elbise. Allığı biraz fazla sürdü o kadar. Karanlık zaten kim nerede görecek hem görse ne olur. Zihniyet kötü… Hızlandırdı adımlarını bakkaldan az büyük marketin ışıkları hala yanıyordu. Köşeyi dönünce zaten oturduğu sokaktı. Markete gireyim belki giderler, evimi öğrenmesinler diye düşündü.

Yasemin korktu. Markete girdi.

Vedat baktı gülümsedi.

“Abla hoş geldin, nasılsın?
“Sağ ol Vedat sen?”

Bir yandan dışarıya göz ucuyla bakan Yasemin at hırsızı tiplerin gitmediğini gördü. Vedat bir terslik olduğu anladı.

“Abla iyi misin?”
“İyiyim.”
“Ne istediğini de söylemedin.”
“Söylemedim di mi? Süt istiyorum.”

Vedat dolaptan sütü aldı poşete koyacakken dışardakileri fark etti. Adamlar alalen Yasemin’e bakıyorlar.

“Dışardakiler tanıdık mı?”

Yasemin’in gözleri doldu. Bir şey söyleyemedi. Vedat hızlıca kasanına arkasına geçti kalın haydarı aldı eline.

“Lan şerefsizler!”

Vedat koşmaya başladı adamlar kaçmaya.

“Annesi kertenkeleler mahallemizin kızına he onun bunun çıkarttıkları!!”

Vedat, enteresan yaratıcı küfürlerle bağırınca sağdan soldan da gelenler oldu. Yasemin utandı.

“Abla polisi ara böyle olunca.”
“Tamam Vedat. Sağ ol.”
“Ne demek abla mahallemizin kızısın.”

Neslihan yapılan evlenme teklifine hemen cevap vermedi.

Karşı taraf mazeret bildirmeden vazgeçtiğini söyledi. Safiye, Neslihan’a “İşi Yasemin bozdu,” dedi. Neslihan öğlen vaktine kadar dayanabildi, sonrasında avazı çıktığı kadar bağırdı. Yasemin şaşırdı, cevap veremedi. Bankada kasvetli bir ortam oluştu. Mevduat sahipleri, çalışanlar, çaycı teyze ve güvenlik elemanı ne yapacaklarını şaşırdılar. Müdür üst kattaki odasından aşağı indi, sinirle baktı. Yatıştı ortalık, iki kadının da iş gelecekleri tehlikeye girdi. Yasemin, Neslihan sakinleşince konuşmaya çalıştı. Neslihan’dan yedi zılgıtı. Mesai bitti, olanları anlayamadan metrobüse bindi. Kalabalık bir sürü iğrenç koku, yüzüne yerleşen alık ifade…

Perişan günü duşla atlatmayı denedi, boşa… Morali bozuk, oluk oluk yaş aktı. Telefonuna baktı, mesaj gelmiş.

“Merhaba, ben Murat. Numaranızı Safiye Teyze’den aldım. Sizi gördüğümden beri aklım başımda değil. Tanışırsak çok mutlu olurum. Niyetim ciddi.”

“Her gün milletin paylaşımlarına bakıyorum; ‘Kocamla şuraya gidiyoruz, canım kocam bana sürpriz yaptı.’ Koca yüzükler yakın çekimle gözüme giriyor. Herkes evleniyor. Adama baktığın zaman mühendis. Neslihan’la zaten bir şey yaşamamış. Beni gördü, aşık oldu. Ne var ki bunda? Sanki çok samimiyim. Rezil etti beni kaltak! Suçum varmış gibi bağırdı çağırdı. Adamı ayartmışım! Belim ağrıyor artık. İşe gidiş geliş ayrı bir dert. Adam da öyle çirkin biri değil hani. Annem nasıl sevinir. Güven olur mu? Ya şıp sevdiyse. Yok be, o gün ben de baya güzeldim. Cevap versem mi? Ne diyeceğim;? Hem birinin cennete gitmesine vesile olmak var. Hadi oradan. Kendime hiç para ayıramıyorum. Kredinin bitmesine on ay var. Öyle kaba saba birine de benzemiyor. Baksana her yer sapık. Şu varoş mahalleden de kurtulurum. Yok olmaz. Neslihan’ın yüzüne nasıl bakarım? Kovulacağız, zaten bakamayacağım. Olmaz.”

“Merhaba, adım Yasemin.”

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

4 Yorum

  • Cevapla Tahsin Duman 1 Mart 2019 at 23:24

    Merhaba,
     
    Toplumumuzda kadına bakış açısını göz önüne seren etkileyici bir yazı olmuş.
     
    Kaleminize sağlık…

  • Cevapla Savaş Yıldırım 2 Mart 2019 at 02:16

    Teşekkür ederim. Etkileyici bulmanız ayrıca sevindirdi, eyvallah…

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 3 Mart 2019 at 16:04

    Tüm öyküyü sevdim, ama kadına uygulanan psikolojik şiddetin hem kadından hem erkekten gelişini işlemeni ayrı sevdim. En favori bölüm ise benim için bitirişti 😉 Ağır olabilecek bir konuyu boğucu bir dramla değil de espriyle anlatman ve sondaki ironi çok iyiydi 👌🏻
     
    Komedinin toplumsal sorunları anlatmakta yanlış bir seçenek olduğunu düşünenler kesinlikle “Olacak O Kadar” ile büyümemişlerdir bence 😉
     
    Elbette bu öykü komedi değil, daha çok kara mizah…
     
    Sonuç olarak, ben çok sevdim.
    Aklına, kalemine sağlık.

  • Cevapla Savaş Yıldırım 3 Mart 2019 at 22:12

    Harika yorumun icin ben teşekkür ederim. Kara mizah tarzında üçlemeden birincisiydi bu. Bakkal Vedat’a iki hikayede daha şahit olacağız 🙂

  • Cevap Yaz