Fizik ve Ben

Bilimin Kadınları

13 Mart 2019

Bilimin Kadınları
Herkese merhaba, bu hafta ben de diğer yazar arkadaşlarım gibi ”kadın” hakkında yazmak istedim. Kadın hakkında ne kadar yazsak ne kadar konuşsak azdır. Çünkü kadın özeldir. Kadınsız bir dünya düşünülemez. Kadın yaşamın her köşesindedir. Kadının olduğu yerde bereket vardır. Kadının olduğu yerde estetik vardır. Kadının olduğu yerde başarı vardır. Kadının olduğu yerde hayat vardır.

❗️Ve “Kadın” var oluşundan bu yana hakkettiği değeri ne yazık ki görememiştir.

Varlığı yok sayılmış, çoğu ülkede çoğu zaman ikinci sırada olmuştur. Erkeğin olduğu yerde hep arka planda kalmıştır. Bazı toplumlarda hayvanlardan bile sonra gelmiştir. Hakları yok sayılmıştır. Erkekler için sıradan olan bazı şeyler kadınlar için imkansız olmuştur. Bu da kadını, imkansızı başarabilmesi için güçlendirmiştir. Zamanla da kadının gücü artmıştır. Güçlü kadınlarımız, her sahada söz sahibi olmaya başlamıştır. Her alanda ismini duyduğumuz bir çok kadın ismi vardır. Bilimde de kadınlarımız varlığını hep göstermiştir. Bilimin sadece Einstein’i, Newton’u, Hawking’i, Tesla’sı, Musk‘ı değil,  kadınları da vardır. Size bu hafta bilimin kadınlarından bahsedeceğim.

Marie Curie

Polonyalı olan fizikçi ve kimyager Curie, Nobel Ödülünü alan ilk kadın bilim insanıdır. Uranyum elementiyle yaptığı deneyler sonucu radyoaktiviteyi keşfetmiştir. Toryumun radyoaktif özelliğini bulup radyum elementini ayrıştırmıştır. 1911 Kimya Nobel Ödülünü ve 1923 Fizik Nobel Ödülünü kazanmıştır.

❗️Nobel Ödülünü alan ilk kadın, iki kez Nobel Ödülünü alan tek bilim insanı olmuştur.

1. dünya savaşında röntgen cihazları yaparak savaştaki kadınlara bu teknolojiyi öğretmiştir. Aşırı radyasyondan dolayı kanserden ölmüştür. Bilim için ölen kadın olarak bilinmektedir.

Mileva Maric

Einstein’ın ilk eşi olan Maric, Avusturya Macaristan’ın Titan şehrinde doğmuştur. Einstein ile sadece erkeklerin gittiği Zürih Politeknik Üniversitesi’nde tanışmıştır. Disiplinli, çok çalışkan biriydi. Einstein ise disiplinsiz, asi bir öğrenciydi. Çok çalışkan ve zeki olmasına rağmen Einstein’a olan aşkı onun en büyük hatası oldu. Okula gitmeyi sevmeyen Einstein ile yaşadığı aşk yüzünden okuldan ve derslerinden koptu. Okulu bitiremeden hamile kaldı. Einstein okulunu bitirip mezun oldu. Maric ise hiçbir zaman mezun olamadı ve Einsten’in hep gölgesinde kaldı. Hayatı boyunca da mutsuz bir şekilde yaşadı ve öldü. Fakat Einstein’in kariyerinde resmiyette olmasa da çok önemli bir rol oynadı.

Josephine Cochrane

Cochrane, Amerika’da doğmuştur. Hali vakti yerinde bir kadındır. Bir gün hizmetçisi çok değerli tabaklarını yıkarken kırınca Cochrane çok sinirlenip bulaşık makinesini icat etmiştir. O zamanlar evde bulaşık makinesi kullanımı yaygın olmadığı için 1886’da icadını patentleyerek otellere sattı.

Grace Hopper

Amerikalı Hopper, bilgisayarın annesi olarak bilinir. Harward’da çalışan Hopper, ilk zengin donanımlı bilgisayarı geliştirmiştir. Yazıyı bilgisayar kodlarına dönüştüren COBOL’ı geliştirmiştir.

Rosalind Franklin

Franklin, Londra’da doğmuştur. En büyük haksızlığa uğrayan bilim kadınlarından biridir. Çünkü o DNA’nın sarmal ve ikili yapısını keşfetmiştir. Fakat ismi duyulmamış, birlikte bir projede çalıştığı ekip arkadaşları James Watson ve Francis Crick tarafından ihanete uğramış ve buluşuna sahip çıkılmıştır. DNA’nın keşfi ile ilgili çalışmalarda bu isimleri duymamıza rağmen asıl isim Rosalind Franklin’dir. Gördüğümüz gibi kadınlar sadece günlük yaşamlarında değil bilim çalışmalarında da haksızlığa uğramıştır.

Prof. Dr. Engin Arık

Arık, İstanbul Üniversitesi’nde Fizik-Matematik bölümünden mezun oldu. Pittsburgh Üniversitesi’nde master ve doktora yaptı. Türkiye’nin CERN’e girmesi için büyük mücadeleler vermiştir. TÜBİTAK’ın Arık’ın ısrarlarına kayıtsız kalması hatta “CERN’le ilgilenmiyorum,” demesi Arık’ı derinden üzmüştür. Arık, çalışma hayatı boyunca Toryum üzerinde yoğunlaşmıştır. Nükleer reaktörlerde Toryum’un kullanılması gerektiğini sürekli dile getirmiştir. Çünkü Toryum diğer elementlere göre daha temiz ve Türkiye’de ise bol miktarda bulunmaktadır. Toryum’un nükleer yakıta çevrilmesi ile ilgili bir prototip oluşturmuştur. 2007 yılında Isparta’da davet edildiği bir bilim kongresine bu prototipi götürme kararı alarak, bunu da arkadaşlarıyla paylaşmıştır. Ancak, Isparta’ya giderken meçhul bir şekilde kendisiyle birlikte 6 fizikçi ve mürettebattın da bulunduğu uçak düşmüştür. Kazadan sonra Arık’ın notları ve prototipi ortadan kaybolmuştur.

Bilge Demirköz

İstanbul Amerikan Robert Lisesi’nin ardından ODTÜ Fizik bölümünden mezun olmuştur. Daha lisedeyken TÜBİTAK proje yarışmasında matematik dalında Türkiye’de verilen ilk ödülü kazanmıştır. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde master yapmıştır. Doktora derecesini Oxford Üniversitesi’nden almıştır. NASA ile 4 yıl çalışmış. Ayrıca CERN’de çalışmıştır. Bir çok araştırma ve projede yer alarak dünya çapında farklı üniversitelerden ödüller almıştır.

Canan Dağdeviren

Son olarak Canan Dağdeviren…

Kendisi, hayran olduğum ve çok özendiğim biridir. İyi ki var. Türk kadınının bu yüzünü tüm dünyaya gösteren genç bir akademisyen kendisi. Türk gencine ise güzel bir örnek. 2007’de Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünü okumuştur. Dağdeviren, Sabancı Üniversitesi Malzeme Bilimi Mühendisliği Bölümünde mastır yapmıştır. Daha sonra Fullbright doktora bursuyla İllinois Üniversitesi’ne gitmiş, ardından Harvard ve şimdi hem MIT  hem Harvard’da çalışmalarını sürdürmektedir. Harvard’ın Genç Akademi Üyeliği’ne sahip tek Türk insanıdır.

Yazmaya devam edersem isim listesi uzayıp gider. Ne mutlu ki bu sayı az değil. Ne mutlu ki bilim insanları var, ne mutlu ki bilim kadınları var. Kadın şiddetlerinin, kadın cinayetlerinin olduğu bir dünyada kadın bilim insanları da var. Bu kadınların varlığı, biz kadınlara güç ve umut veriyor. Sadece ezilmiş kadınlarımız değil, eğitimli, başarılı kadınlarımızın da olduğunu bilmek bizi mutlu ediyor. Umarım bu kadınların sayısı daha çok artar. Genç kızlarımız bu kadınları rol model olarak görür ve onlara benzemeye çalışır.

Gelecek gençliktedir.
Gelecek tüm insanlığı yetiştirecek kadınlardadır.

Çiğdem Mertoğlu

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

12 Yorum

  • Cevapla Fizikçi Ahmet ve Şiirleri 13 Mart 2019 at 10:25

    Araştırmanız ve yazınız için teşekkürler.
     
    Dediğiniz gibi; “Ne mutlu ki bu sayı az değil.” Fakat daha çok araştırma yapmamız, üretim yapmamız ve en önemlisi hayal gücümüzü geliştirmemiz gerek. Bir şeyleri hayal etmeye başladıkça yeni kapılar açılıyor ve başka kişilere ilham kaynağı oluyor. Tek yapmamız gereken düşünmek ve inanmak.
     
    “Bir kadını eğitirseniz bir kuşağı eğitirsiniz.” – BRIGHAM YOUNG

    • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 18 Mart 2019 at 22:23

      Rica ederim Ahmet Bey, asıl ben teşekkür ederim yorumunuz için.
       
      Saygılarımla…

  • Cevapla Didem Elif 13 Mart 2019 at 16:42

    Hepsi güzel ancak Josephine Cochrane’ne bayıldım. Sinirlenip bulaşık makinesi icat etmek. İşte bu! Öfkemizi bile yaratıcılık için kullanmak ne akıllıca. Yine çok aydınlatıcı ve ilham veren bir yazıydı çok teşekkürler…

    • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 18 Mart 2019 at 22:25

      Çok doğru söylüyorsunuz Elif Hanım, keşke tüm sinir ve öfkemizi yararlı şeyler için harcasak… Asıl ben teşekkür ederim ilginiz ve yorumunuz için.
       
      Sevgilerimle…

  • Cevapla Mehmet Gökcük 13 Mart 2019 at 21:25

    Bazılarını az buçuk, bazılarını biraz daha fazla bilirdik ama hepsini beraberce yazmanız harika olmuş…
     
    Elbette ki dünyamıza müthiş katkılar veren kadınlar pek fazla…
    En fazlası da annemiz 🙂
     
    Yüreğinize, emeğinize sağlık…

    • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 18 Mart 2019 at 22:27

      Çok teşekkür ederim Mehmet Bey, anneleri unutmamak lazım tabi ki.
       
      Sevgi ve saygılarımla…

  • Cevapla Yasin Özumar 13 Mart 2019 at 22:20

    👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻 Çok beğendim.
     
    Çiğdem Hanım yazılarınızı büyük bir ilgi ile takip ediyorum.

    • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 18 Mart 2019 at 22:27

      Yorumunuz ve ilginiz için teşekkür ederim Yasin Bey.
       
      Sevgi ve saygılarımla…

  • Cevapla Ahmet Yonca 13 Mart 2019 at 22:26

    Aslında tanıtımın içinde kadın veya erkek yarışından ziyade, bugüne dek kadınların neden bilimle ilgilenemediğini yazmanızı isterdim.
     
    18. Yüzyıla kadar Avrupa’da “Kadın insan mıdır?“ diye tartışılıyordu. Çocuk yaşta dahi sadece cinsel amaçla kullanılmış, şiddet görmüş, bitmek bilmeyen savaşlar nedeniyle geçim derdinden, okumaya dahi vakit bulamamışlardır. Kadınlar özgürleşmeye başladığından beri ortaya çıkmaya başlıyorlar. Olaya beyin lobları ve hormonal destek ile bakacak olursak aslında kadınlar erkeklerden daha potansiyel güce sahip.
     
    Mileva sınıfın en başarılı öğrencisi iken Einstein ile birliktelik yaşayıp, okulundan olmasına rağmen onun “ Görelilik Kuram”ını yazan kişi olduğu bile söyleniyor. Okul Mileva ve Einstein için yeterli değildi, onlar fazlasının peşindeydi. Ki öyle de oldu ve başardılar… Ta ki Einstein kuzeni ile Milevayı aldatana kadar…

    • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 18 Mart 2019 at 22:28

      Yorumunuz ve öneriniz için teşekkür ederim Ahmet Bey.
       
      Saygılarımla…

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 13 Mart 2019 at 23:10

    Harikaydı 👌🏻 Olumlu örneklere o kadar ihtiyacımız var ki…
     
    Ben tabi gene ağlaya ağlaya son satırları okudum. Ne olacak benim bu sulu göz halim 🤦🏻‍♀️
     
    Son söz olarak şuna inandığımı söyleyebilirim; 21. yy her şeyin oldukça hızlı değişeceği bir çağ olacak. Future is Female* 🙃 En güzel yanı da artık kadınların eşitlik haklarına inanan erkek sayısı her dönemden fazla. Bunun da değişimi hızlandıracağına inanıyorum…
     
    * Bu sloganın uzun bir geçmişi olsa da, “gelecek kadındır”, alternatif liderlik biçimleri için kadın arketipine bakmamız gerektiği anlamına gelir. “Hayatımızdaki kadın enerjisinden ne öğrenebiliriz?” diye sorduğumuz anlamına gelir, duygusal olarak zeki olan bir dünyada yaşadığımız anlamına gelir. İşbirliği yapan bir dünya. Gloria Steinem’in zekice anlattığı gibi, birbirimize bağlı olduğumuz ve sıralanmadığımız bir dünya.

    • Cevapla Çiğdem Mertoğlu 18 Mart 2019 at 22:43

      Duygusallık iyidir Didemcim. Katılaşmış bir kalpten daha kötü bir şey olamaz bence. Beğenmene çok sevindim. Etrafta o kadar çok var ki olumsuz örnekler o yüzden olumlu örneklere çok ihtiyacımız var. Kesinlikle katılıyorum bu fikrine. Gelecek kadındır… :)))

    Cevap Yaz