İremushka’nın Panosu

Bir Bakmışsın Saat Hiç | Benden Sana

8 Mart 2019

Merhaba, epey bir ayrı kaldık bence. Sahalara geri dönme vakti gelmişti hatta geçiyordu. Yokluğumuzda bahar kapımızı çaldı. Güneşli havalar bana hep umut, mutluluk getirir. Siz ne düşünüyorsunuz?

Heyecanlı bir yanım vardır. Asla son bulmayan bir heyecan bu. Her şey bana bunu yaşatabiliyor. Bazen küçük bir kedi, bazen aldığım bir kıyafeti bir an önce giyme telaşı… Üzüntü de heyecanlandırır mesela beni ve ben buna bayılıyorum. Üzüldüğün anın bile keyfini çıkarma olayı…

Daha önce hiç denediniz mi?

Cevabınız ‘hayır’ ise aslında ömrünüzden çalmışsınız demektir. Seni üzen şey, güçlendirir eğer o bunu başaramazsa sen kendin kırıldığın yerden güçlenmelisin! Aksi takdirde sana bir tecrübe kazandırmaz ama senden çok şey alır, götürür.

Elbette hayatınızda “kayıp” diye nitelendirdiğiniz zamanlarınız olmuştur, hani vaktinizi harcadığınızı düşünüp pişmanlık duyduğunuz zamanlarınız. Aslında tam şu an aklınıza gelen kayıp adı altında topladıklarınızı düşünmeniz bile gerçek bir vakit kaybı!

İnsanların yaşadıkları ortam ve hayat şartları ile çevreye, insana, kısacası canlıya duyarlılığını hep aynı oranda düşünmüşümdür. Çoğu zaman da kaliteli zaman algısına sahip olmadıklarını. Gözlemlerimin sonucunu aktarmak için bu hafta yazımda saatin akıp gittiğini ve geçen zamanın geri gelemeyeceğini hatırlatmak istedim, sizlere.

“An”ı yaşıyor olmak ve daima ileriye bakabilmek önemli. Şimdiki sıkıntıları bir kenara koymak ve gülümsemeyi yüzümüzden eksik etmemek. Mutlu insanlar, mutlu bireyler yetiştirir, işte ancak bu şekilde huzurlu bir dünya oluşabilir.

Bunları bu kadar net bir şekilde kendi cümlelerime dökmem aslında geride bıraktığım üç yılım sayesinde 🙏🏼

İstanbul’a ilk geldiğimde insanların neden bu kadar koşaradım yürüdüğüne mantıklı bir açıklama bulamamıştım ya da minibüs şoförlerinin niçin bu kadar gergin olduklarına.

Sonra aradan zaman geçti ve İstanbul’daki üçüncü yılımı tamamladım. Artık bazı şeylere bir kılıf bulabiliyorum çünkü ben de acelem olmasa dahi hızlı hızlı yürüyor, çoğu zaman gergin hissettiğim için kendimi işlerime odaklayamıyordum. İnsanlar genelde buna bir çare bulmak için uğraşmazlar. Bence bunun sebebi diğer şıkkı değerlendirme fırsatı bulamadıklarından olabilir. Aksi takdirde kim isterdi ki bunca kalabalığın içinde kaybolmayı ya da yaşam kalitesini düşürmeyi.

Doğa & İnsan

Yapılan araştırmalara göre denize kıyısı olan yerlerde yaşamak insanın stresini azaltıyormuş. Kent sevdalıları için bile denize veya göle kıyısı olan bir yerde yaşamak yaşam enerjisini ve huzuru arttırıyor diye okumuştum bir dergide.

Bilimin “mavi” ve “yeşil”e olan ilgisi her ne kadar yeni olsa da, doğanın terapik gücünün kültürel farkındalığı epey eskidir. Şairler, Hristiyan Gizemciler ve doğaya tapan Paganlar hepsi doğanın gücünün farkında olup, doğayı yüceltmişlerdir. Bugünlerde, biz de yavaş yavaş bunun farkına varıyoruz.

Mesela daha birkaç hafta evvel bir grup araştırmacı ağaçların veya herhangi bir yeşilliğin çok olduğu bölgede yaşayan kadınların ortalama yaşam süresinin uzadığını kanıtlayan bir çalışma yayımladılar.

Çalışmanın yazarları, yeşil alanların neden sağlıklı bir yaşam imkanı sunduğuna dair potensiyel üç etmen öne sürdüler; spor yapma alanları sunması, sosyalleşme imkanı tanıması ve stresi azaltması.

Şimdi diyeceksiniz ki “İremushka, İstanbul’da deniz var ama insanlar hala gergin.” Onu da şöyle açıklamak istiyorum size;

Küçük yerlerde yaşanan sıkıntılar ile büyük yerlerde yaşananların arasında baya bir fark oluyor.

Daha önce karşılaşmadığımız türden çirkinlikte olayları, söylemleri büyük şehirde bir bir yaşıyor ya da duyuyoruz. İster istemez bu aklımıza yazılıyor ve bizi içten içe üzüyor. Çoğunlukla farkına varmıyoruz ama bu stresin acısını bir yerlerden mutlaka çıkarıyoruz. E olan da bize oluyor.

Aslında ömrümüzden ne güzel zamanları kaçırıyoruz. Bendeki fark vurdumduymaz olmam ya da umursamaz bir tavır sergileme çabasına girmem değil. Sadece üzülmeme değmeyecek, benden vaktimi çalacak şeyleri elimin tersi ile itmem. Bu hep böyle oldu benim için. İtemediğim zamanlarda da kendimi insanlara karşı tavrımda mutlaka sınırlandırdım. Bu ne demek derseniz de:

Herkes günlük yaşantısında türlü türlü sorunlar ile baş başa kalıyor. Sorunsuz gördüğünüz, sosyal medyadaki mutluluğun hep öyle devam ettiğini düşündüğünüz ben bile ne büyük çöküşler yaşıyorum zaman zaman. Ama insanlara tavrım değişmiyor. Benim derdim tasam kendime ait, bunlarla insanları germeye üzüntülerine üzüntü katmaya hiç gerek yok diye düşünüp kendi yoluma bakıyor, en önemlisi de kendime yetmeyi biliyorum.

Bir problemimi kendime anlatıp, sonrasında da kendi kendime çözüm bulduğum çok oluyor. Hatta genelde hep böyle oluyor. Çünkü insan ilk önce kendini bilmeli, mutlu etmeli ki sonrasında bunu çevresine yayabilsin. Enerjimin kaynağı da işte bu. Neden mi yorulmuyorum? Çünkü zaman akıp gidiyor ve zaten zamanı gelince sonsuz bir yolcuğa uğurlanacağım, işte o zaman bol bol dinleneceğim…

Ömür kotanız sınırsız değil, zamanınızın kıymetini bilin. Üzüldüğünüz şeyler için bir kere daha düşünün çünkü hep yaşananların tecrübe olduğuna inandım. Siz de bana inanın ve gülümseyin!

Hayat renkli, günler şeker 🍭

İrem Savaş

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

2 Yorum

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 8 Mart 2019 at 12:33

    İstanbul’da trafiğin sahil yolunda daha fazla olacağını tahmin etsem de her seferinde deniz kenarından gitmeyi E-5’de ya da otobanda beton yığınları arasında daha hızlı yol almaya tercih ederdim. Bursa’ya geldiğimde, bir şekilde yolun bu denize çıkmama durumu uzun süre beni rahatsız etti. Gün içinde durup dururken arabayı Mudanya-Trilye tarafına sürüp, vardığımda deniz kıyısına oturup iyot kokusunu ciğerlerime çekmişliğim de çoktur 😉 Kaç sene geçti hâlâ bu denizsiz şehire alışamadım…
     
    Şimdilerde çok bunaldığımda gene arabaya binip bir yerlere kaçıyorum fakat artık daha uzak mesafelere oluyor bu kaçış noktalarım.
     
    Ahh Bursa’nın denizi yok tamam ama unutmadan söyleyeyim haksızlık etmemek adına; benim başka bir doğaya kaçış noktam olan dağların en güzellerinden birine sahip bu şehir. Uludağ. Her mevsimde ayrı güzel…
     
    Neyse demem şu ki; ben de kendini doğada şarj eden insanlardanım 🙃
     
    Bu keyifli yazı için teşekkürler İremcim 😘😘

    • Cevapla İrem Savaş 8 Mart 2019 at 17:34

      Teşekkür ederim Didem ablacım ♥️
       
      Evet haklısın çünkü ne kadar yorucu olsa da en güzel şehirlerden birini güzel çağlarına ortak ettin, İstanbul…
       
      Kocaman öpüyorum!

    Cevap Yaz

    Girne Antik Liman
    Girne Antik Liman
    Öykü: Umarım Bu Gece Öldürülmem | Yazan: Didem Çelebi Özkan