Hâlâ

Enerji

24 Mart 2019

* Yazıyı yazarının sesinden dinlemek için alttaki ses dosyasını tıklayabilirsiniz.

Yazı: Enerji | Yazar: Didem Elif

Başım göğsünde, birbirimize sarılmış bir şekilde kıpırdamadan yatakta yatıyorduk. Tuhaf. Tenine dokunmaktan deli gibi utanıyordum. Onunla biraz evvel sevişen ben değildim sanki. Daha beş dakika önce, sevdiği adamı koşulsuz bir şekilde her hücresiyle sarmalayan kadın gitmiş, yerine utangaç bir kız çocuğu gelmişti.

Neden böyle olduğumu gerçekten hiç anlayamıyordum. Günlerce hayalini kurduğum an yeniden gelip çatmıştı işte ve onu düşününce bile kalbi deli gibi çarpan ben, soğuk bir tahtadan farksızdım o dakikada.

Sevişmek

Toplum olarak tabumuz olan, konuşmaktan en çekindiğimiz, görmekten en çok utandığımız cinsellik; ikimiz söz konusu olduğunda en utanmadığımız şeydi bizim için. Utanmaz, arsız ya da ahlaksız insanlar olduğumuz için değil; birbirimize sonuna kadar güvendiğimiz ve birbirimize sonuna kadar teslim olduğumuz için. Böylesine teslim olacak kadar güven duygusunu nerden buluyorduk? Hiçbir fikrim yok.

Birbirine kana kana susamış iki ruhun nihayet kavuşmasının ayiniydi bizimkisi. Her ne kadar dışarıdan bakıldığında, aceleyle dört nala at koşturur gibi görünsek de; bitmesini istemediğimiz, upuzun bir seramoninin içindeydik. Sadece bedenlerimiz değil, ruhumuz da çırılçıplaktı. Hatta seviştikçe ancak örtebiliyorduk edep yerlerimizi sanki. Birbirimizin karanlığında gördüğümüz ne varsa; ondan hiç korkmadan, karşısındakini asla yargılamayacak iki varlık gibiydik.

Göz Göze

Bütün bunları uzun zamandır farkındayım elbette. Onu sonsuza kadar sevebileceğimi ilk gördüğüm gün anladım. Benden ne isterse istesin hiç sorgulamadan ona verebileceğim, sonsuz bir sevgi. Ona dair beni en çok korkutan da bu değil miydi zaten? Onun bana yapacaklarından değil de, benim bana yapacaklarımdan korkmamış mıydım?

Daha ilk anda gözlerim gözlerinin içinde bambaşka bir yere doğru sürüklenmiş, bir anda kalbimin o derin denizine kocaman bir demir atılmıştı. Limanımdı. Evet o benim ateşlerin içinde yanarken bile huzur bulduğum limanımdı. Benimle olsa da, olmasa da; içimde son nefesime kadar ayrı tutacağım bir yer açmıştım ona. Bunu o bilmese de olurdu.

Daha sonraları ilk tanıştığımız gün için, gözlerinin içine bakarak konuştuğumu ve bunu etkileyici bulduğunu söyleyecekti. Oysa insanlarla konuşurken, gözlerine neredeyse hiç bakmam. Bunca zaman sonra bile değişmedi bu. Bakışlarım, istisnasız her zaman, karşımda konuşan kişinin dudaklarına takılır. Neden bilmem; sağır bir insanın dudak okumaya duyduğu ihtiyaç gibi, derin bir ihtiyaç duyarım buna. Ama haklıydı. O gün onun kesinlikle gözlerinin içine bakıyordum.

Masum

Öylesine masum görünüyordu ki. Kendiminki kadar iyi bildiğim, bu yüzden de kalıbımı basacak kadar emin olduğum, kimseyi asla üzmek istemeyecek masum bir yürek. Dünyaya art niyetle bakmayan; iyilikle, oyunla ve kolaylıkla baştan çıkabilecek, sevgi dolu küçük bir çocuk.

Çocuk diyorum ama, evlenme isteğiyle çıkmıştım, benden yaşça oldukça büyük olan Deniz’in karşısına. Ateş ile kısa bir süre içinde evlenmek istiyorduk ve nikah salonunda istediğimiz haftasonu için hiç boş gün yoktu. Eniştem yakından tanıdığı Deniz’in telefonunu verip, bizim için bir şeyler yapabileceğini düşünerek beni ona yönlendirmişti. Belediyeye ait bir binada, her gün mesai yaptığı masasının karşısında ilk defa otururken; ne Ateş, ne evlilik, ne nikah tarihi artık zerre kadar umrumda değildi.

Çay ya da kahve içmek isteyip istemediğimizi soran Hasan’la yaptığı konuşmayı, dehşet güzellikte yağlı boya bir tabloya bakar gibi büyülenmiş bir şekilde izliyordum. Hasan’a bu kadar güzel gülümserken ona ne demişti acaba? Elbetteki hatırlamıyordum çünkü hiçbir şey duymamıştım. Sahi ona o an ne söylüyor olabilirdi ki zaten? Belki de öylesine söylenmiş önemsiz bir kaç kelime. Duyguydu beni saran. Aralarındaki kültür, sınıf hatta ciddi yaş farkına rağmen Hasan’la olan ilişkisinin içtenliği o an beni çok etkilemişti.

Enerji

İstediğimiz tarihe nikah günü almamıza rağmen, düğüne on gün kala evliliği iptal etmek ve Ateş’ten ayrılmak… Zor bir süreçti. Son dönemlerde beni kimsenin anlamadığı bir yola girmiştim sonuçta. Her ne kadar kaybolmuş gibi hissetsem de evet bu yeni bir yoldu artık. Bu yolu yürüdükçe kendimle yeni baştan tanışacaktım.

Bütün bunları şimdi bir kez daha düşünürken, başım hala göğsünde hiç kıpırdamadan kollarının arasında yatıyordum. Tenini okşamak, kafamı kaldırıp yüzüne yaklaştırmak, dudaklarından onu defalarca öpmek, başını göğsüme yaslamak, ellerimi saçlarının arasında gezindirmek istiyordum. Onsuz kaldığım zamanlarda hayalinden kurtulamadığım bu sevişlerimin hiçbirini yapamıyordum.

Ruhum bedenime sözünü geçiremeyince, ona daha içerden varmak istercesine bir yol bulmak istiyordu. Sakince izliyordum ruhumu. Deniz’e teslim olduğum gibi ona da teslim oluyordum.

İşte o an; bedenimi milim oynatmadan, varlığına tüm benliğimde ulaşmaya çalıştım. Deniz sanki bunu hissetmiş gibi, birdenbire bana sıkıca sarıldı. Hiç beklemediğim bu ani sarılma beni serseme çevirmiş, o sersemlemeyle istemeden de olsa ondan kopmak istemeyen ruhum korkarak, tahtadan bedenime hızlıca geri dönmüştü. Hemen peşinden onun kolları da beni sıkmayı bıraktı. Bedenimle sarılmasına herhangi bir karşılık veremediğim gibi, enerjimi de geri çekmiştim. Bir iki saniyede olup bitmişti her şey ve işte yine iki yabancı gibi sarılmış bir şekilde yatakta yatıyorduk.

Her şey bir tesadüf müydü? Yoksa bütün gücümle ona doğru akıtmaya çalıştığım gözle görülmeyen varlığımı, içinde hissetmiş olabilir miydi? Ona gerçekten ulaşacak kadar enerjimi kullanabilmiş miydim? Böyle bir şey mümkün müydü? Şu an bunu ne ona, ne başkalarına soracak; ne de içimde ilk defa kontrol edebileceğimi hissettiğim enerjimi, yeniden yönetmeye çalışacak cesaretim vardı.

Didem Elif

Bu yazılar da ilginizi çekebilir

7 Yorum

  • Cevapla Yeşim 24 Mart 2019 at 12:27

    Sesinden dinlemek çok keyifliydi 🌸

    • Cevapla Didem Elif 24 Mart 2019 at 12:38

      Sağol canımcım 💛💛💛💕💕💕

  • Cevapla Ahmet Yonca 24 Mart 2019 at 12:52

    Enerji ❤️ Evrenin ve evrendeki her seyin ana maddesi. Einstein bile olayı E=mc2 diye açıklarken, enerjiyi her şeyin efendisi olarak ima etmiş. Her hareket ve düşünce, enerjinin sayesinde… Kötü enerji veya negatif enerji diye bir şey yoktur. Denizin kollarında sım sıkı yatarken bile ona hissettirdiğin kollarını geri çekme ve tahtaya dönüşme meselen bedeninin taleplerine karşı bir reaksiyon ve olağan bu durum korunma ve yaşama iç güdüsü taşıdığı için “pozitif tir”. Evlenmeyi istememek pozitiftir. Enerji bizim yaşamımızın her alanında pozitiftir. Ta ki beden ölümü tadıncaya kadar. Öldükten sonra insan artık Enerji ile yeniden bir küçük atom parçacığına dönüştürülür ve evrendeki atom çöplüğünde enerji olarak işleve tabi olur. O yüzden denize de düşsen, ateşe de sarılsan, yaşadıkça her enerji pozitiftir. (Yine paranoya yaptım sanki 🤣🙄😜)

    • Cevapla Didem Elif 24 Mart 2019 at 13:13

      Kesinlikle yorumunda merkezine aldığın enerji bu yazının ana meselesiydi. Pozitif, negatif kısmını bilemem ama enerjimizi nasıl kullandığımız önemli bence. Varlığımızı o enerji belirliyor. Seçimlerle ilgili elbette benim için de her karar kendi pozitifliği ve negatifliğiyle yaşanılası ve değerlidir.
       
      Teşekkür ediyorum yorumun için. Sevgiler.

  • Cevapla Didem Çelebi Özkan 27 Mart 2019 at 09:45

    Ahmet’in enerjinin pozitif bir his olduğu fikrine ben de katılıyorum. “Kötü enerji” diye bi’ şey bence de yok. “Kötü” diye hissettiğimiz bence enerjinin yokluğu. Hani insanlar hep der ya bu “yok enerjiler” karşısında; “Bütün enerjimi aldı. Artık ben de kendimi bitkin hissediyorum,” diye; ben de bir energizer tavşanı olarak bu duyguya sıklıkla kapılırım. Bu enerji yoksunları kara delik gibi sizde ne var ne yok çekerler ama işte kara delikler ya, kendilerinde yaşatmaya da devam edemezler o enerjiyi.
     
    Cinsellik ise – eğer doğru insanla ve doğru şekilde yapılıyorsa 😝- enerjiyi karşılıklı çarpıştıran en kuvvetli fenomen bana kalırsa.
     
    Gene her okuyanı başka bir uca savuran, her zihinde başka bir kurgu oluşturan güzel bir öyküydü kuzum. Kalemine sağlık 😘

    • Cevapla Didem Elif 28 Mart 2019 at 00:16

      Ah evet haklısın, ben onlara enerji yiyiciler diyorum. Malesef bazı insanların varlığı benim de bütün enerjimi alır. Ama doğru insanla sadece cinsellik değil her türlü beraberlik karşılıklı yükseltiyor insanı. Sohbet ederken bile söylediği bir cümle bambaşka bir açılım yapıyor senin üzerinde mesela. Birlikte büyüyorsun. Zaten her tür ilişki için geçerli olan bir şey varsa, birlikte büyüyemiyorsan kopuyorsun. Çok teşekkür ederim canım. Varlığının enerjisini çok özlemişim. ☺️🤗😘

      • Cevapla Didem Çelebi Özkan 28 Mart 2019 at 08:01

        Ben de senin enerjini çoookkk seviyorum bebek, kar topu gibi o enerjiyi çoğaltmamızı da 😘

    Cevap Yaz